İsmail Er

Tombala!

4 Ekim 2009
RÜŞTÜ Reçber kalede: Birinci çinko! Çağlar, 11. dakikada kalede Rüştü’yü görünce 46 metreden vurdu kaleye. Şaka gibi. Acaba bu cesareti nereden buldu? Mustafa Denizli, ilk kez doğruya yakın bir 11 çıkardı sahaya. Tello son anda sakatlık engeline takılmamış olsa, ideal kadroyu izlerdik.
Tribünlerin protestolarına rağmen ilk kez iyi futbol oynamaya çalıştı Beşiktaş.
Kolay değil, böylesi bir ortamda oynamak. Beşiktaş, karşısında kötü bir Denizlispor bulmasına rağmen tepkiler yüzünden bir türlü rahat edemedi. Çok önemli bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Tabata’nın golünden sonra Beşiktaş yedek kulübesinde oturanların yarısı sevindi, yarısı üzüldü... Bu, takımın geleceği için büyük tehlike.
Canavarı sen yarattın
Başkan Demirören’e yapılan kötü tezahüratta Beşiktaş’ı takım olmaktan çıkaran Mustafa Denizli’nin de payı var.
Hocam, takım içinde bir canavar yarattın: İkinci çinko!
Başkanların kaderidir, takım kötü giderken tepki görürler. Onursal başkan Süleyman Seba, 100. yılda şampiyonluk gören Serdar Bilgili, göreve getirdikleri teknik direktörlerin, hatalı transferlerin kurbanı oldu. Mustafa Denizli de yönetimlerin darağacını hazırlayanların son örneği.
Ne hakkın var!
Başkan Yıldırım Demirören’in tek suçu, teknik direktörünü dinlemesi. Sayın başkan, Denizli’nin bütün isteklerini yerine getirdin, talep ettiği her oyuncuyu aldın. Ama buna rağmen o hatalarda ısrar etti ve tribünlerin tepkisi de bu yüzden oluştu. Bu galibiyet hiç kimseye pansuman bile olmaz.
Mustafa Hocam, bu taraftarı, 106 yıllık kulübün başkanına, yönetimine ve takımına düşman etmeye ne hakkın var?
Denizli ve tombalaaa!
MAÇIN EN KÖTÜSÜ: Taraftar.
Yazının Devamını Oku

Taşdelen

20 Eylül 2009
TAŞI delen suyun kuvveti değil damlaların sürekliliğidir. İnönü Stadı’nda her zamanki istikrarlı taraftarın önünde, yine farklı bir 11 var. İyi ya da kötü bugüne kadar neden birarada oynatmadın demezler mi. Çıkabilecek en iyi kadro sahadaydı. Siyah beyazlı ekipte orta saha ve forvet birbirine yapışık oynadılar. Sanırım yeni bir sistem. Bir tek halay çekmedikleri kaldı. Top sıkıştı. Nerdeyse patlayacak! Kartallar’ın net diyebileceğimiz bir gol pozisyonu oluşmadı. Bayrampaşa’da yaptığımız halı sahalarda bile böyle futbol yok. İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’a ihbarda bulunup siyah beyazlı takımın sağ ve sol kanat oyuncuları bir an önce ortaya çıkartılıp bulunmalı! İnönü’de Kayserispor karşısında takımını hazırlamayan Denizli’de iyice sorgulanmalı.
* * *
Bobo ve Nobre orta sahaya gelip top alırken karşılarında Tabata, Tello, Ernst’le çarpışıyorlar. Hocam elinde hazır Tello varsa bu takımda formayı önce Tello’ya vereceksin diğerlerini de etrafına dizeceksin. Oyundan alınacak en son oyuncuydu. Hele Yusuf Şimşek asla unutulmamalı diyeceğim ama gören yok! Geçen yılki oyun sisteminin üstüne çıkacak oyuncu mu var ki Yusuf kale arkasında ısındırılıyor. Bu tip oyuncuların etinden kemiğinden zekasından ölene dek yararlanmalı!
* * *
10,5 Tabata ile Fink’in değişmesi yanlış. Fink savunma ağırlıklı orta saha oyuncusu. En son düşünülecek değişiklik. Futbol dört bilinmeyenli denklem değil.
Alt yapıda Furkan gibi oyuncuları görmeden kulübün bedava yolladığı İbrahim Kaş’ın arka arkaya iki maçta aynı çalımı yiyip iki gole neden olmasının izahını Denizli Hocamız yapmalı. Ya oyuncuları çok iyi tanıyor ya da sistemi ezberletemiyor! Karşılaşmayı izlerken tribünlerden Denizli’ye bağıran yaşlı bir amca “Hocam uyuma. İftarı açtık ama heyecanlandıracak bir poziyon açamadık”
* * *
Kayserispor’da 90 numara genç Furkan Özçal’ın görünmeyen ama çok önemli bir oyuncu olduğunu bu maçta izledik. Kayserispor klasik 4-4-2 sistmi ile 90 dakika yer aldı. Beşiktaş ilk yarıda 4-1-2-2-1 ikinci yarıda da 4-1-2-1-2 düzeninde oynadı (4-3-3’ün değişik versiyonu). Daha doğrusu oynamaya çalıştığında kimse ne olduğunu anlayamadı. Bende! Kayserispor’un maçın başından itibaren her türlü olayda yere yatarak kalkmamaları zaman çalmaya yönelik oynamaları seyir zevkini bozdu ve tribünleri müthiş tahrik etti.
Yazının Devamını Oku

Korkarsan vurulursun

13 Eylül 2009
TÜRK futbolunun efsane futbolcusu Metin Oktay’ı ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz, ruhu şad olsun... Hocam silgin kaleminden önce bitiyorsa yanlışın daha çok demektir. Derbiye başlarken 4-2-3-1 sistemiyle oynayan iki takımdan Galatasaray kadro ahengini en çok yakalayan, teknik kapasitesi yüksek ve hücum başarısı tartışılmaz bir takım izlenimi verirken Beşiktaş ise 11 açıklandığında hala belirli bir kadrosu olmadığını gösterdi. Beşiktaş’ın sahaya çıkan bu kadrosunun kazanması için çok kontrollü ve kontratak oynaması gerekmiyor mu!
* * *
Beşiktaş’ın maça başlayan 11’inde ilk dört haftada gol atmış hiçbir oyuncunun olmayışı ilginçti... Daha da enteresanı benim yazmaktan usandığım dünya futbolunun arenası İspanya’dan gelen Nihat Kahveci kesinlikle santrafor değil. Çünki futbol yaşamında Nihat hiç forvet oynamadı. Ve hoca hamle yaptı desinler diye üç santrafor da kulübede!.
* * *
Maça çok arzulu hırslı ve tempolu başlayan sarı kırmızılılar golü de çok erken buldu. Sezon başından beri kornerden en çok gol atan Galatasaray takımına karşı siyah beyazlı ekibin  aldığı en küçük bir tedbir yok. Olmadığı gibi sol bek İsmail Köybaşı’da durması gereken yerde değil, Rüştü’de!.
Kısacası acemice yenilen bir gol. Diğer pozisyonlara baktığımızda da Beşiktaş’ın geri dörtlüsü kamera şakası gibi! Mustafa Hoca, 10,5 diye tutturdun alınsın diye neler yaptın, aldırdın da.. Ancak problem orda da değilmiş ki, Fink gibi dümdüz ve sıradan oyuncu ile erken değiştirdin! Bu takımla teknik anlamda olmazsa olmaz tek oyuncu Tello olduğu unutulmasın. Ama burada önemli olan diğer Tello’ları bulabilmek.
* * *
Beşiktaş’ın pardon Denizli’nin o kadar çok yanlışları varki hangisini yazsam. Takıma öyle sistem aşılamış ki, siyah beyazlı formayı giyenler sahada oynar gibi duruyor. Ama sonucu etkileyecek hareket sıfır.
* * *
İkinci golde Rüştü’nün asistini ilerleyen haftalarda Rijkaard’ın kesinlikle değerlendireceğini zannediyorum. İkinci yarıda oyuna giren kurtarıcı rolündeki müthiş transfer “Fink”i sahada ararken, kendimi kaybetmekten yoruldum. Allah’tan, G.Saray’ın iki milli yorgun savaşçısı Arda-Elano aynı anda oynasa olabilecekleri düşünmek bile istemiyorum.
* * *
Hocam, hayat üç buçukla dört arasındadır. Ya üç buçuk atarsın, ya da dört dörtlük yaşarsın.
Ölüme dik yürünür, Savaşa mağrur, insan ancak korkarsa savaşmaktan, işte o an vurulur.
Yazının Devamını Oku

Hedefsiz kaptan

29 Ağustos 2009
KAŞ bizim alt yapının Kaş’ı, ama kiralık. Kaş yapayım derken göz çıkarmışız da haberimiz yeni oldu.

 

Stat İnönü, kadroya bakıyorum sahaya çıkan 18’de üç adet sağ bek yedeği var. Demek ki, A2 takımından kadroya alınacak hiçbir oyuncu yok. Ben iyi olmasını istemem mi! Yapılan yanlış transferler ve yanlış zihniyet sıkıntı oluşturuyor. Galatasaray maçına 1 hafta, Şampiyonlar Ligi’ne 10 gün var. Hatırlatayım dedim.

 

Siyah beyazlı takımın yönetimine kaptan Denizli yurt içi ve dışındaki yeni sezon büyük hedefler için 50 milyon Euro’ya kadar harcama yaptırdı ama takımda hala kalite yok. Benim gibi İnönü Stadı’nda maçı izleyenler Gaziantepspor ile Beşiktaşlı futbolcular arasında farkı göremedi. Kaptan bizim gördüklerimizi unuttuğu için fark etmiyor..

 

90 dakika içinde parmakla gösterilecek tek önemli dakika 62’de oldu. Nihat Kahveci ofsaytta olmasına rağmen ofsayt olmayan Serdar Özkan’ın önüne koşarak takımını bir golden etti. Hedefsiz kaptan Denizli hamle yapmış olmak için Mert Nobre’yi ve Ekrem Dağ’ı 70’ten sonra oyuna aldı.. Nobre’nin özellikle sahanın en çok koşan adamı Serdar Özkan ile değiştirilmesi yanlışlar ötesiydi. Ernst’in değiştirilmesine tribünler bile isyan etti. Denizli bu değişiklik ile sanki yorulduğunun mesajının veriyordu. Delik tenis raketi görünümündeki, bal yapmaz arı Fink’e bu kadar sabretmenin ne anlamı vardı bilemiyorum. Kargalar belki de futboldan anlamazlar ama ona kadar saymayı çok iyi bilirler.

 

Hedefi olmayan kaptanın gemisine hiçbir rüzgar yardım etmez, hele hele kargalar hiç kılavuzluk etmezmiş.

Yazının Devamını Oku

Dahiyane hareketler

23 Ağustos 2009
MUSTAFA hoca maç öncesi sahaya çıkacak ilk 11’i açıkladığında şaşırmayan oyuncunun olduğunu sanmıyorum. Deneme yanılma yöntemi ile takım oluşturulursa, ancak bu kadar kötü olur. Beşiktaş karşılaşmaya üç ön liberolu, santrforsuz, forvetlerle gol arayan bir sistemle başladı. Mustafa hoca herhalde “Hamle yaptı” desinler diye önemli oyuncuları, özellikle de Nobre’yi yanında oturtuyor.
* * *
32’nci dakikada ilk kornerini, 36’ncı dakikada ikinci kornerini kullanıyor Beşiktaş... 41’inci dakikada da ilk autunu atıyor Gençlerbirliği. İki kupalı ve geçen sezona göre takviyeli Beşiktaş’ın düştüğü duruma bakar mısınız...
* * *
6.5 milyon Euro’luk İsmail Köybaşı kulübede, 1 milyon Euro’luk Rıdvan Şimşek kulübede, acaba hangi maçta oynayacak bu genç arkadaşlar! Futbolcu yedek kulübesinde mi yoksa sahada mı yetişir, anlamış değilim. Hem maç, hem de genç futbolcu kazanamayacaksın Mustafa hoca! Bu düşüncelerimi ilk yarıda yazdım; ikinci devrede ne bir harf ekledim, ne de çıkardım.
* * *
Görüyorumki 46’ıncı dakikada Nobre ve Rıdvan oyunda...
Sevgili Yıldırım başkan kendi parasını görev verdiği teknik adamların isteği doğrultusunda, düşünmeden Beşiktaş’ın transferi için harcarken, Mustafa hoca da sahada düşünmeden bozuk para gibi takımı harcıyor.
Sevgili Başkan da adrenalin fazlalılığından locada yerinde oturamıyor. Gençlerbirliği’nin yeni transferi Harbuzi ayarında bir oyuncu Beşiktaş’ta yok. Tello örneği ortadayken iyi bir izleme komitesi oluşturulmuş olsa böyle mi olur?
Bu Gençlerbirliği bu sezon hem çok keyif verir, hem de geçen sezonlarda yaşadığı sıkıntıları kesinlikle yaşamaz.
Böyle giderse Allah, önce sevgili başkana, yönetime ve en önemlisi 12’nci adama sabır ve kolaylıklar versin.
Yazının Devamını Oku

Onbuçuk!

18 Ağustos 2009
SİYAH beyazlı formanın arkasına “Kızılay” amblemini koyarak insanlığa verdiği değeri, yüksek paralara değişmeyen Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören ve yönetimini yürekten kutluyorum. Beşiktaşlılık duruşu da bunu gerektirir.

* * *

‘Cemaatsiz camii’ görünümündeki dünyanın en güzel futbol mabedini boş bırakan Beşiktaş’ın en önemli silahı 12’inci adama UEFA kriterlerinin Futbol Federasyonu tarafından çok sıkı uygulandığını hatırlatmadan geçemeyeceğim. Lütfen dikkat! Mütevazı bir bütçeyle kurulan transferin sönük takımı Antalyaspor, beklenenin aksine sahaya iyi yayılan, ayağa oynayan ve organize hücum yapan bir görünümdeydi. Şifo’ya ve yardımcısı Şenol Fidan’a bravo.

* * *

Beşiktaş’a gelince... Altı savunma ağırlıklı, üç forvet ve bir pasör özellikli oyuncu ile maça başladı. Mustafa Hoca’nın, savunma ağırlıklı iki ön libero ile oyuna başlaması, iki stopere güvensizliğinden mi, kaynaklanıyor! Geçtiğimiz hafta önünde oynayan Bobo’nun savunmaya yardım etmeyişinden kaynaklanan ve kendini ekonomik kullanamayan İsmail Köybaşı’nın 11’de olmaması enteresan bir tercihti. Maçın seyircisiz oynanması, sadece hazırlık dönemi geçirmeyen Nihat Kahveci’ye yaradı. İlk yarıdaki tek net gol pozisyonunda, Nobre’nin topu kaleci Ömer’in kafasına nişan alması taammüden adam öldürmeye teşebbüsten tutuklanmasına neden olabilirdi.

* * *

Beşiktaş’a hani onbuçuk numara lazım ya! Tello, Yusuf bu işi çok rahat yapar da, golü kim atacak! Altını çizerek ikaz ediyorum. Beşiktaş’a kesinlikle iyi bir santrfor gerek. 11 numarayı mumla aradık. Derbiler ve Şampiyonlar Ligi başladığında iş işten geçmiş olmasın, benden söylemesi. Bu iki farklı galibiyet kimseyi aldatmasın. Sorun büyük. Bizlerin görüp de başkalarının göremediği, gerçek onbuçuk numara Tello’nun yarattığı öyle bir pozisyon vardı ki, kim olsa golü atardı. Hele attığı gol Mustafa Hoca’nın aradığı numaranın tarifini yapıyordu. Hakem İlker Meral, gereğinden fazla düdük çalmasına ve kötü günlerinde olan yardımcılarına rağmen iyi maç yönetti.

Yazının Devamını Oku

Servet’in intikamı!

13 Ağustos 2009
HEZİMET Shevchenko’nun oyuna girişi ile başladı. Futbolseverler hatırlar Shevchenko geçmişte, Servet Çetin’i Milan’da oynarken Fenerbahçe’ye attığı goller ve hareketleriyle bitirip ve kulübü ile yollarını ayırmasına neden olmuştu. Servet sahneye çıktı ve kendisini yollayan Shevchenko’yu sahadan silerken, attığı golle de yanıtını verdi. 7 dakikaya 3 gol sığdıran milliler Terim’in sistemi ile coştular. Atılan 3 golle, Ayhan Arda, Sercan, Hamit maçın kahramanları arasında yerlerini aldılar.

Türk Milli Takımı oyuncuları 2010 Dünya Kupası Grup Elemeleri’nde yapacağı 4 karşılaşma öncesinde fizik üstünlüğü olan Ukrayna karşısında tekniği, hırsı, inancı, kondisyonu ve fiziğini son damlasına kadar kullanarak izleyenlere umut aşıladılar.

Mesaj verdi

Ay yıldızlı kadroda önemli eksiklikler olmasına rağmen alternatif oyuncular beklenenin üstünde bir performans sergiledi. İlk yarı üç gollük pozisyon bulan Milli Takım’dı. İlk yarıda kaleci Volkan’a baktım o da kulübeye teknik direktör Fatih Terim’e gözünü dikmiş “işsizlik”ten yakınıyordu. Bir top geldi defansın arasından yükselirken ıskaladı. İkinci yarıda ise 59’ncu dakikada kornerden gelen ortayı kontrollü olarak uzaklaştırdı. Dükkanını kazasız kapattı. Rakip Ukrayna’da liglerin yarısı oynanırken, sezon başı hazırlıkları ile ilk maçlarına çıkan ay yıldızlı ekip futbolla ilgili konuşulacak ne varsa sahaya yansıttı. Özellikle Ayhan Akman’ın performansı, Arda’nın bileğindeki zerafet, Tuncay’ın ritmi, Nihat Kahveci’nin isteği, Nuri Şahin’in zekası, Sercan’ın çabukluğu ve Hamit’in tecrübesi dün akşam bir başkaydı. Gökhan Gönül’ün sağ kanattaki ustalığı olağanüstüydü. Oynayan ve kulübede kalan tüm oyuncuları kazanma inançları ile bütünleşmişti.

Ukrayna Milli Takımı’nın oyuncuları devam eden liglerinin ortasında ay yıldızlalar ise başlangıcında olmalarına rağmen bitmek bilmeyen enerjilerini kullandılar.. Dün sahada mücadele eden ay yıldızlı futbolcular patronları Terim gibi inandıklarını ortaya koyarken mesaj verdiler: “Bize inanın, Güney Afrika’da ki finallerde yerimizi hazırladık.”
Yazının Devamını Oku

Güzel adam

3 Ağustos 2009
BÜYÜK maçlarda gözler ister istemez sahada büyük oyuncu arar.

Real Madrid, Manchester United ve Barcelona gibi devler Cristiano Ronaldo, Kaka gibi yıldızlara o astronomik paraları boşuna vermiyor.

Süper Kupa’da, maçın adına yaraşır bir oyuncu aradık, ama maalesef yoktu. İki gün önce Ankara TSYD Kupası’nda da dün akşamkine benzer maçlar izledik. Biraz Fenerbahçeli Alex, tekniğiyle öne çıkıyordu ama diğerleri hep birbirinin aynıydı. Beşiktaş her zamanki gibi çok iyi mücadele etti, rakip kalede gol pozisyonları buldu, ancak ürettiği pozisyonun iki mislini de kendi kalesinde gördü. İyi ki kalede Rüştü vardı, yoksa Fenerbahçe daha ilk yarıdan maçı kopartıp farka gidebilirdi. Beşiktaşlılar şu gerçeği sanıyorum bir kez daha görmüştür; koşan takıma puan vermiyorlar! Beşiktaş artık Quaresma’yı mı, yoksa Deco’yu mu alır bilemem ama, bu ikisinden birinini veya en az onlar kadar teknik bir oyuncuyu mutlaka kadrosuna katmalı. Yoksa, yeni sezonda kimse gözyaşına bakmaz!

Holosko neden kenardaydı

Mustafa Denizli geçen sezon kazanılan kupalarda ön planda olan Holosko’yu nedendir bilinmez, uzun süre oyuna almamakta direndi. Yürümekten aciz Bobo 90 dakika sahada dururken, Holosko tam 80 dakika kenarda oturdu.

Ferrari tipik İtalyan savunmacı, ama yanındakileri anlayamadık. Sivok öyle bir penaltı yaptırdı ki, unutulmaz. Beşiktaş’ın acilen İbrahim Toraman ve İbrahim Üzülmez’e ihtiyacı var. Erhan Güven’in Toraman’dan, İsmail Köybaşı’nın da Üzülmez’den öğrenmeleri gereken o kadar çok şey var ki...

Fink, Cisse’yi mumla arattı

Bonservisi elinde gezerken bulunan Alman Fink, adeta zorla gönderilen Cisse’yi mumla arattı. Fink’in varlığı ile yokluğu belli olmadı. Sakat olmasına rağmen ilk 11’de forma giyen Yusuf yine şık hareketleriyle takımın en çok alkış alan isimlerinden biri oldu. Eğer direkten dönen o kafa şutu gol olsaydı, rahatlıkla maçın adamı olabilirdi.

Hakemler, maaşları artmasına rağmen düdüklerini çalmakta güçlük çekiyorlar. Yunus Yıldırım Atatürk Olimpiyat Stadı’nda ezildi. İlk yarıda kaleci Volkan’ın Yusuf’a yaptığı penaltılık hareketi göremedi. O pozisyonda düdüğünü çalsaydı tabela farklı olurdu. İkinci yarıda da Fink’in gole giden Güiza’ya yaptığı sert harekete kart çıkarmayışı, affedilir gibi değildi.

Yazının Devamını Oku