İsmail Er

Simao'nun tatile ihtiyacı var

21 Ekim 2011
TÜRKİYE'yi UEFA Kupasında temsil eden Beşiktaş dün Ukrayna'nın güçlü ekiplerinden D.Kiew'e son saniyede yediği kafa golü ile 1-0 mağlup olarak umutlarını İstanbul'da yapacağı iki maça bıraktı.

Süper Ligde Kayserispor'a evinde yenilerek moral çöküntüsü içine giren Beşiktaş Lobanovski Stadında eksik kadrosuna rağmen başarı ile mücadele etti. Kaleci Cenk'in kurtarışları Egemen'in mücadelesi ön plana çıkarken D.Kiew emektar golcüsü Shavchenko ile skor aradı.      

UÇ SAVUNMA OYUNCUSU

Üç savunma ağırlıklı orta sahada dirençli bir görüntü sergileyen siyah beyazlı ekipte Ernst ve Necip'in katkıları dikkat çekti. Carvalhal, Stoke City maçından kadroda sadece Rüştü ve Fernandez'in yerine Cenk ve Ernst'i oynatma düşüncesi sahaya olumlu yansıdı.

SİMAO'NUN TATİLE İHTİYACI VAR

Önde Quaresma, Guti, Simao gibi üçlüyü taşıyamayan Beşiktaş Quaresma, Simao ikilisini nasıl tayıyor o tartışılır. Guti gibi Simao'nun da hemde uzun bir tatile ihtiyacı var. Simao'nun yerine alt yapıdan Mertcan yada Muhammed oynatılsa gelecek kuşakların önünü açacağı umudundayım.

MUSTAFA PEKTEMEK ŞART

Edu'ya gelince..Almeida yokzsa kesinlikle Mustafa Pektemek oynatılmalı. Almeida varsa yinede Pektemek oynatılmalı. Hilbert'ten Anakent Belediye Başkanı işgaliye vergisi almalı. Boş yere para kazanıp karşılığını vermediği için!

DİREKTEN DÖNDÜ

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş’ı Carvalhal yıktı!

30 Eylül 2011
Beşiktaş UEFA Kupası E Grubunda Stocke City takımı karşısında Fransız hakemin hatalı kararı ile yenilmesine rağmen fark yapabilirdi.

Büyük takımlar hangi turnuva olursa olsun sahaya çıkar yüreğinin gittiği yere kadar yol alır..Beşiktaş antrenörü Carvalhal geldiği günden bu yana bir taraftan teknik Direktör Tayfur Havutçu’nun sistemini koruyarak yoluna devam etmek isterken bir taraftan kendisini Türkiye’ye getiren menajerin oyuncularını oynatmak için her türlü yöntemi deniyor.

Antrenman, hazırlık maçı ve karşılaşmaları yakından izleyen birisi olarak futbol yaşamında bu kadar ağır bu kadar teknikten uzak Edu gibi isim görmedim. Ruhunu teslim etmiş. Daha öncede söyledim bu performansı ve kilosuna rağmen Levent Erdoğan Güreş takımında bile ibrikçi olarak yer bulamaz.

Nerde ne zaman oynamış..Bilen yok..Almeida, Quaresma, Guti, Fernandez, İbrahim Toraman, Rüştü gibi kariyer yapmış oyuncuların arasında iyi bir staj dönemi geçirmeye gelmiş.

İngiltere’de Stocke City takımı karşısında aldığı her pası çöpe atan Edu’nun 90 dakika saha içinde tutulmasına tahammül eden Carvalhal’ın iyi niyetinden şüphe ediyorum. Antrenmanlarıda izlediğim Mustafa Pektemek, UEFA’ya ismi bildirilmeyen Mehmet Akyüz, alt yapıdan Hasan Türk, Kadir Arı, Mertcan Demirer, Muhammed Demirci, Edu’nun oynadığı futbolun fazlasını sahaya vereceklerine inanıyorum. Edu’nun Stocke City takımı karşısında takım arkadaşlarına ve izleyen bizlere verdiği eziyet karşısında antrenör Carvalhal’ın acil önlem alması gerekir. Aksi takdirde Carvalhal için önlem alınmalı!..

Tayfur Havutçu’nun sezon başında takıma uygulattığı sistem ve taktikten uzaklaşan Carvalhal ‘ı, Metris’te bulunan Futbol Komitesi Eski Başkanı Serdal Adalı adına Cengiz Zülfikaroğlu frenlemeli.   Aksi takdirde felaket önlenemez!..Benden söylemesi…

Yazının Devamını Oku

Ülkem şike ve temizlik

4 Eylül 2011
BU ülkede Bankaları batırdılar..

Koca koca fabrikaların kapılarına kilit vurdular..

Üniversitelerde sürüyle doçenti kendi kafalarına uymadı diye profesör yapmadılar..

Ülkemin eski askeri erkanı her on yılda bir ihtilal yaparak ülkenin çöküşünü hazırladılar..

 

Ülkemin en ünlü televizyon anchormanı ve sanatçılarının sex kasetleri çıktı, ünvanlarına ünvan kattılar. Bir kanaldan diğerine transfer yaparken milyonlarına milyon kattılar.(Hepside İstanbul'un ünlü tepelerinde oturuyorlar..Hemde bizim gibi gece gündüz haber peşinde koşanların alınterlerini harcadılar. Siyasetten spora kadar uzmanlık olmayan alanlarda ahkam kestiler. Ama iş şike ve teşvik olayına gelince seslerini kestiler.)

 

Çok önemli takımların şampiyonluk kaderleri ile oynayan hakemler için besteler yapılmasına rağmen ülkemin Federasyonlarını yönetenler üç maymunu oynadı...

1959 yılından bu yana ülke futbolunda parmakla gösterilecek başarı sayısı ikiyi geçmez. Adı sanı duyulmayan futbolcuları star diye milyon dolarlar ödeyerek zorla izlettirdiler..

Yazının Devamını Oku

M.Ali Aydınlar ve Kaddafi'ler!

25 Ağustos 2011
TÜRK futbolu kurulduğu dönemden bu zamana kadar içine düştüğü pislik ya örtüldü ya da unutturuldu.

Federasyonlardan kulüp başkanlarına kadar tek adamlık sistemi ile ülkenin vazgeçilmezi olduklarını düşündüler..Düne kadar önemli iş adamları ülkemizi yönetenlere müdahaleye, Futbol Federasyonunu da kulüp başkanları idare etmeye alışmıştı..Ama artık taşlar oynamaya başladı...Kimse vazgeçilmez değildir, ta ki demokratik bir uygulama içine girene kadar!..

Kurumsallaşmadan, kendi medyaları, kendi yayıncı kuruluşları ve kendi yorumcuları ile ülke futbolunu yönetmeye kalkanların sonu her zaman Kaddafi gibi olmuştur. Böyle devam ederse olmayada devam edecektir..Düşünsenize istedikleri gazeteciye istedikleri haberi yazdırıyor istedikleri yorumcuya menfaatleri doğrultusunda müdahalede bulunuyorlar!..

Çok üzülüyorlar..Üzülecekler..Çırpınıyorlar..Hatta bu kadar yaşanan rezalete yüzsüzlüğü elden bırakmıyorlar...Siz değilmiydiniz  bu yaşanan olayların müsebbibi Mahmut Özgener federasyonunda Türk futbolunun çıtası yükseldi, marka değeri arttı diyenler..Demek ki işin içinde iş vardı..Belki herkesin böylesine çirkinlerden haberi vardı da at gözlüğü ile takip edildi. Ya da çok korkuttular kimse sesini ve nefesini çıkaramadı. Onların menfaatini etkileyecek haberler onaylanmadan sayfaya konmazdı..Neyse şimdi herkes kendi işini yapacak da rahat nefes alacağız.

MIŞ MIŞ MIŞ…

Ülke futbolu ve geleceği adına olumlu kararlar alan Futbol Federasyonunu yerden yere vuruyorlar. Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligine alınmaması neden son güne bırakılmış mış!...

Zaten düşürülme şifreleri günlerce önceden verilmesine rağmen pusuya yatıp "Federasyonu yağlama" içine girenler istedikleri kararlar çıkmayınca şok yaşamalarına anlam veremedim.

İNSANOĞLU ŞAŞAR

Türk futbolu ve Milli takım'a tarih boyunca Haluk Ulusoy ülkemize dünya üçüncülüğü yaşatarak başarı kazandırdı... M.Ali Aydınlar ve yönetimi ise temizlik dürüstlük açısından Türk futbolu için beyaz sayfaların açılmasını sağladı..İnsanoğlu bazen şaşar..Çıkan yasadan çok yayıncı kuruluşun vereceği milyon dolarları düşünenlerin sonu Metris olmamalıydı!...

Yazının Devamını Oku

Taşlar oynamaya başladı!

16 Ağustos 2011
Türkiye’de yıllardır oturmuş taşlar oynamaya başladı.

Bankalarla başladı, askeri erkan ile sürdü,  iş dünyası ile devam etti.
En son futbol dünyasında patladı. M.Ali Aydınlar yönetimi bugüne kadar görev yapmış Futbol Federasyonlarının göz yumduğu şike ve teşviklere rest çekerek cesurca kararlara imza atarak Türk futbolunda temizlik harekatı için düğmeye basmıştır.

Bundan böyle adaletli olan ve adaletli oynayan takımlar kazanacak. Futbolda artık huzur ve dürüstlük dönemi başladı. Fakat ülkemizde hakkında soruşturma açılıp iddianameler yazılan sürüyle iş adamı ve tanınmış kimlikler varken futbolun önemli isimlerinin linç edilmesine seyirci çıkanlar unutmasınlar bir gün onlara da adalet lazım olacak..

Şöhret olma meraklısı ve kendilerine savcı süsü veren iki günlük kimliklere delillerin servis edilip kamuoyuna açıklanmasının da hesabı sorulmalı. Unutmayın bugün onlara yarın sizlere. Şunu da söylemeden geçmeyeceğim. Eğer bu ülkede ahlaksızca, şerefsizce davranışın içinde kim bulunursa bulunsa adalet önünde cezalandırılmalı. Ama suçsuzluğu kanıtlanmamış insanları linç etme zihniyetlerin hesabı şike ve teşvik olayına karışanlar gibi hesap sorulmalı!.. 

Yazının Devamını Oku

Adalı, Havutçu, Aziz Yıldırım

21 Temmuz 2011
ÜLKEMİZDE önce bankalar, ardından iş adamları sonra medyanın belirli bölümü şimdide, Spor, pardon futbol dünyası sorgulanmaya başlandı...

Savcı Mehmet Berk, yeni yasa tasarısını içeren tüm bilgi ve belgeler doğrultusunda Metris'te yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Fakat yagılama süresinin uzaması kimilerine göre siyasal bir yargı futbol dünyasını sorguluyor düşüncesinde!..

Emekli babam tüm bu yaşanan gelişmelerden sonra geçmişten bugünümüze bağlantı kurdu. Neler anlattı neler..Asılan devlet adamlarından gençlere kadar..Eskiler anlatıyorsa doğrudur..Çünkü onlar yaşamışlar yaşayarak öğrenmişler..

Yargı nedir, kimlerdir...!

4 Şubat 1926'da idam edilen Cumhuriyet tarihinin en önemli Devlet adamlarından İskilipli Atıf hocanın ipini çekenlerin hukukla ve adaletle ilgisi olmadığını biliyor muydunuz. Devlete ne kılıç çekmiş nede küfretmiş. Kılık kıyafet kanunundan 3 yıl önce yazdığı kitap yüzünden darağınca sallandı..Mahkeme heyeti; Reis: Kel Ali (Çetinkaya  Afyon Mebusu), Savcı: Necip Ali Küçüka (Denizli Mebusu), Azalar: Kılıç Ali ve Reşid Gâlib (Antep ve Aydın Mebusları)…

17 Eylül 1961'de idam edilen Adnan Menderes'i yargılayanlar hukukçu ve adalet adamı değil, Milli Birlik Komitesi üyeleri değil miydi. Salim Başol'un "Sizi içeri tıkan güç böyle istiyor" sözleri hala belleklerde..

İnsanların adalet diye peşinden gittiği adaletten nasibini almamış insanların bir tek cümleleri ile yok edilen pırıl pırıl kimliklerin nasıl eritildikleri anlatıldıkça tüylerim ürperir.

Bu ülkede şiir yüzünden Başbakan R.Tayyip Erdoğan kodese tıkılmadı mı...Hangi adaletle hangi yargıyla!...

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yargının siyasallaşmaması gerektiğini belirterek, `Geçmişte Adnan Menderes`i de Deniz Gezmiş`i de idam eden, 16 yaşındaki çocuğun yaşını büyütüp asan da yargının siyasallaşmasıydı.` dedi ve ekledi “Anayasa değişikliği içi zehirli dışı şeker olan hapa benziyor, vatandaşın çocuklarının geleceği ve yargının siyasallaşmaması için bu hapı yutmaması gerekir” dedi. 1960 darbesiyle idam edilen Başbakan Adnan Menderes'e değinen Kılıçdaroğlu, `Yargı siyasallaşırsa bunun faturasını toplum öder. Ne demek yargının siyasallaşması, geçmişte Menderes`i idam ettik o yargı siyasal mıydı? Siyasaldı. Deniz Gezmiş`i idam ettik o yargı siyasal mıydı? Siyasaldı. 16 yaşındaki çocuğun yaşını büyütüp idam ettik o yargı siyasal mıydı? Siyasaldı.` diyerek önemli mesaj verdi.

Yazının Devamını Oku

Rıdvan değil diğer baronlar nerede!

14 Temmuz 2011
Önceki gün arkadaşım, sporda emektar meslektaşım Meriç Tunca çok güzel bir konuya değindi...

Gerçekten Ergenekon davasından daha çok etki yaptı. Şimdi Türk halkı Savcı Mehmet Berk'in kararlarını can kulağı ile dinliyor. Çünkü belgeler konuşuyor..

Türkiye değil sadece Avrupa'nın gözü kulağı Beşiktaş Adliyesi'nden çıkacak kararları bekliyor..

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım başta olmak üzere, Türk futbolunun ünlü isimleri ya tutuklanıyor, ya gözaltına alınıp, soruşturuluyor..Ana haber bültenleri birinci haber olarak "şike, şike" diye anonslar geçerek, canlı yayınlar yapılıyor. Siyasi gündemde ekran ekran koşturup ahkam kesenlerin, spor dünyasındaki şoktan sonra sanki dilleri tutulmuştur diye düşünüyorum..

Geçtiğimiz yıllarda ekranlarda futbolun baronları olarak meydana çıkanlar nedense yer yarıldı içine girdi...

NTV Spor'da Rıdvan Dilmen, Lig TV'de Şansal Büyüka, TV8'de Faik Çetiner, TRT'de Sergen Yalçın ile yazılı medyada boy gösteren Atilla Gökçe, Mehmet Demirkol, Uğur Meleke, Uğur Dündar ve ismini sayamadığım bir çok spor yorumcusu, spor düşünürü, spor etikçisi birden bire ne oldu da, ortadan kayboldular... Erman Toroğlu bir şeyler söylemeye çalışıyor, çabalıyor ama bir yerde tıkanıp kalıyor... Ama yine de diğerlerine oranla arslanlar gibi kükrüyor... Ses var... Hıncal Uluç ise olayın magazinsel tarafından adalete intikal etmiş şike ile ilgili tek kelime yok!...

Yıllardır bu ülkede 2002 Dünya üçüncülüğü kazanan oyunculara elini cebine atarak özel olarak cip alan Haluk Ulusoy hakkında söylenmedik söz bırakmayan, Avrupa kupalarından elenen Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor gibi büyük kurumların oyuncularını yerden yere vuranlar, Türkiye'ye gelen teknik adamlara ders vermeye kalkan sporun akil insanları ne oldu da ortadan kayboldular merak ediyorum..

Türkiye'de son yıllarda sergilenen kötü futbol ve çarpık transfer karmaşasında at gözlüğü takarak kulüplere dağıtılan paraları Türkiye'de marka değeri yükseldi diye lanse eden, Türk futbolunun çöküşüne "Kral çıplak" deme cesaretini göstermeyenleri mumla arıyorum...

Acaba ne oldu.. Baronlar devri bitti mi!... Başkanlar ve yöneticiler yaz kış, yağmur çamur futbol kulüplerini takip eden muhabirlerle yüz göz olmayı sevmezler..Çünkü o emekçiler zor şartlarda fotoğraf çekerler, zor şartlarda haber yaparlar. Onlar gazetelerin genel yayın yönetmenleri ve servis müdürleri ile muhataptırlar... Geçtiğimiz yıl stat çevresine yaklaştırılmayan ve hakarete uğrayan muhabir ve foto muhabirlerinin dramları yazılsa 365 günü aşan romanlar yazılır..

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş'ın Gökhan Gönül'ü yok

24 Haziran 2011
Takımın, tıpkı Fenerbahçeli futbolcu gibi ileri ve geri oynayabilen güçlü bir oyuncuya ihtiyacı var. Acilen Bosingwa ya da önemli bir isim transfer edilmeli. GEÇEN sezon UEFA Avrupa Ligi’nde Türkiye’yi başarı ile temsil ederek 14 müsabaka oynayan ve Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanan Beşiktaş’ta yeni sezon heyecanı 28 Haziran’da start alacak. Schuster’in bıraktığı kadroyu ayakta tutmayı başaran teknik direktör Tayfur Havutçu gerek sistemi, gerekse akıllı yönetimi ile kupayı kazanmanın mutluluğunu yaşatırken, başkan Yıldırım Demirören ve yönetimi tam yetki vererek yeni dönem için takımı kendisine teslim etti. Tayfur Havutçu’nun Schuster döneminde tespit ettiği eksikler de yönetim tarafından bir bir karşılandı.

Sağ bekte sorun

Havutçu’ya göre en büyük sıkıntı savunmanın sağ ve sol kanatlarında yaşandı. Özellikle sağ bekte sorun olması siyah beyazlı taraftarları çileden çıkarıyor. Beşiktaş’ın, Fenerbahçeli Gökhan Gönül gibi ileri ve geri oynayabilen güçlü bir oyuncuya ihtiyacı var. Ekrem’in geçen yıl sakatlığından dolayı kötü performansı ortada. Acilen Bosingwa ya da önemli bir oyuncu alınmalı. Ali Tandoğan’dan sonra sağ kanadın yeri dolmadı. Teknik direktör Tayfur Havutçu, sıkıntı çektiği sağ ve sol kanada Tanju’yu monte edebilir ya da Trabzonspor’da iken sol bek oynayan Egemen’i yerleştirirse takımın havası yerine gelir.

Köybaşı’nı çözemedik

Aksi halde İsmail Köybaşı ile çok sıkıntı çekilir. Sol kanatta geçen yıl İbrahim Üzülmez’den sonra verilen şansları bir türlü değerlendiremeyen İsmail Köybaşı’nın defans mı ofans mı oynadığını kendi dahil kimse çözemedi. Sol kanada Milan’daki Thiago Silva tipinde önemli oyuncu gerek.

Eksikler ortada

Beşiktaş yeni sezona yönetimsel, takım ve taraftar olarak umutlu hazırlanırken, geçen yıl saha içinde eksikliği görülen kaleci, sağ ve sol kanatların etkisiz olması düşündürüyor. Avrupa Ligi’nde mücadele edecek olan Beşiktaş futbol takımında, Rüştü ve Cenk’in yanı sıra mutlaka rekabet havası oluşturacak güçlü bir file bekçisine daha ihtiyaç olduğu şüphesiz.

Takımda stoper bolluğu var

BUNA karşılık Beşiktaş’ta stoper mevkiinde ise çok sayıda oyuncu var. Takımda İbrahim Toraman, Sivok, Sidnei, Ersan Gülüm, Egemen Kormaz, Ferrari gibi isimlerin çokluğu dikkat çekiyor. Orta sahada şu anda sadece ofansif anlamda yüksek kaliteli Fernandes, Simao, Guti, Quaresma fizik ve kondisyonun yanısıra teknik olarak üst düzeydeler. Guti’nin geçen yılki kötü temposunu unutturması gerek, aksi takdirde Havutçu’nun yanından kulübede yerini ayırtır. Forvette ise “Geleceğin Ferdinand”ı olarak gösterilen Bebe ve dünyanın sayılı forvetlerinden biri olan Almeida’nın varlığı teknik ekibe rahatlık veriyor.

Hazır olsunlar

Ancak böylesine büyük oyuncularla donatılmış bir ekip sağ ya da sol kanattaki arızalar yüzünden yeni dönemde sorun yaşarsa, başta Başkan Demirören, yönetim ve teknik heyet hayal kırıklıklarına şimdiden hazır olmalı.
Yazının Devamını Oku