Hande Can

Hande Can

hande@gouroux.com.tr

Pantone, 2026’nın rengini açıkladı

12 Aralık 2025
Pantone Renk Enstitüsü, 2026 yılının rengini “Cloud Dancer” olarak açıkladı. Enstitü, beyaza yakın olan bu tonu “Sakinlik, netlik ve yenilenme hissi uyandırıyor” diye tanımlıyor.

‘Cloud Dancer’ın dekorasyondan modaya kadar geniş bir yelpazeye uyum sağlaması, her renk tonuyla yan yana gelebilmesi ve ister minimal, ister başka tonlarla kombinlenerek diğer renklere ayna tutması tasarımcıları mutlu etse de gelen tepkilere bakılırsa yılın renk seçimi tüketici beklentisini pek karşılayamadı.
Her sene seçtiği renk tonuyla trendleri belirleyen Pantone’nin bu seneki seçimi “korkaklık” olarak yorumlandı.
Grafikerler, iç mimarlar ve moda tasarımcıları ise o yorumları yapanlarla aynı fikirde değil.
Ekonomik kriz, hızla tükenen hammadde sıkıntısı ve satışlardaki gerileme, Pantone’yi güvenli bölgede kalmaya zorlamış olabilir.
Beyazın asaletini ve yılın bu tonunu hayatımızın her alanında rahatlıkla kullanabileceğimizi düşününce ticari bir seçim olduğunu görebiliriz.
Kısacası 2026 minimalizm yılı olacak gibi duruyor, ilk adımlarını da renk seçiminden görebiliyoruz.

20. yıla müthiş iş birliği

Yazının Devamını Oku

Kışın katmanlı giyime hazır mıyız?

28 Kasım 2025
Kendimi bildim bileli çok üşürüm...

Ergenlikle başlayan alerji seviyesi biyolojik yaşımla doğru orantılı bir şekilde arttıkça, otuzlara doğru bir de üzerine yün ve angora alerjisi eklenince kış her zaman kabusum olmuştur.
Kazak giyince kaşınıyorum, ince giyinince donuyorum şeklinde sürekli kendini tekrar eden kısır bir döngü içinde ilişkimiz var.
Çocukken hep bize lahana gibi kat kat giyinmeyi öğrettiler. O katmanların üzerimizdeyken kan ter içinde ‘Hadi çıkın, sokakta oyun oynayın biraz’ derlerdi.
Böyle gözüne far gelmiş tavşan gibi oldum hep iki kat sarılı, sadece nefes alabilmem için burnumun ucu ve gözümü açıkta bırakacak şekilde yüzümü sıkı sıkıya kapatarak Michelin bebeği gibi bağlandıklarında. Ne büyük hata...
Kışın üşümeden aynı zamanda da şıklığından ödün vermeden giyinebilmek hiç zor değil. Problem katmanlı giyinmeyi yanlış biliyor olmak.
Teknoloji sadece dijital alanda gelişmiş değil, özellikle teknik kumaşlarda çok ciddi fark yaratan ürünler hatta markalar var.
İnce, şık ve doğru bir termal içlik ile tüm kışı kendinizi oldukça zarif ve ince hissederek geçirebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

H&M ve yeni Après-Ski iş birliği

14 Kasım 2025
Havanın güneşli ve ılık gittiğine aldanmayın. Yetkililer bu kışın son senelerin en soğuk ve karlı kışlarından biri olacağını söylüyor.

Benim gibi yazkolik bir insanın bu habere mutlu olması imkânsız diye düşünürken çok sevdiğim iki markanın iş birliği haberi bir anda kafamdaki kara bulutların dağılmasına sebep oldu.

Kışı sevmiyorum doğru ama dağda olmayı ve snowboard yapmayı çok seviyorum. Tüm gün kayılan günün ardından après-ski diye tabir edilen günün en eğlenceli saatleri ise dağın en motive edici saatlerine denk geliyor.

H&M, lüks kayak yaşam tarzı markası Perfect Moment ile iş birliği yaparak, après-ski ve ötesi için şık bir koleksiyonla pistleri stille buluşturuyor.

Dolgu montlar, triko ürünler, aksesuvarlar ve çarpıcı parçalarla Perfect Moment’ın performans odaklı kayak giysileri güçlü bir şıklık ortaya çıkarıyor.

Koleksiyonun yıldız parçası kapüşonlu bordo suni kürk puffer. Markanın alametifarikası olan siyah beyaz desenli trikoları ise hem dağda hem de şehirde hafta sonu şıklığı için ideal. Perfect Moment H&M koleksiyonu, dünya genelinde seçili mağazalarda, Türkiye’de ise İstinye Park ve hm.com’da satışta.

KATMANLI GİYİNME KURALLARI

Hazır gündemimiz kış sezonu ve kayak mevsimiyken en önemli noktalardan biri olan katmanlı giyinme kurallarına değinmeden geçmek olmaz.

Üst üste giyinmekten ziyade doğru ve teknik ekipmanla az ama asla üşümeyeceğiniz katmanlarla giyinebilmek kış stilinin püf noktasını oluşturuyor.

Yazının Devamını Oku

Stil doğuştan mıdır, sonradan mı gelişir?

7 Kasım 2025
Her insan belli evrelerde kendini, zihnini ve stilini yeniler.

Fotoğraf arşivinize girdiğinizde, çok eskilere gitmenize gerek yok, 1 sene öncesinde bile görünümünüzde kuvvetli farklılıklar görmeniz olası.

Çocukken annemiz oluruz.

O ne giydirirse, onun bizim adımıza karar verdiği karaktere bürünürüz.

Ergenlikle birlikte iş yavaş yavaş değişmeye başlar. Ama iyi ama kötü kendi stilimizi oluşturmaya başlamanın çatışmalarla dolu ayak sesleri duyulmaya başlar.

Şanslı olup vizyonlu bir ailede yetişenler için işler keyifli, fakat bu konuda en ufak bilgisi olmayan (ki olmak zorunda değil) bir ailede büyüyenler için durum daha meşakkatli. Çünkü stilini oturtmak için deneme-yanılma ile dolu geçecek upuzun yıllar kendisini hazır olda bekliyor demektir.

Stil her 10 senelik yaşamsal evrelerde kendini mutasyona sokmayı dener. Modanın hep 10 senede bir kendini yenilemesi gibi. 30’lara doğru yavaş yavaş oturmaya başlar.

Bir kadının en güzel yaşları 40’larda başlar” diye boşuna dememişler.

Kendini, stilini, hayata karşı duruşunu bulmuş kadın, genellikle 40’lı yaşların başlangıcına denk geliyor.

Yazının Devamını Oku

Sanat fuarında yüzümüzü güldüren isim

31 Ekim 2025
Geçen hafta Paris, Art Basel ile dünyanın her yerinden gelen sanatseverlerle doldu taştı.

Moda ve sanat kuşkusuz ayrılmaz ikili, hatta Pop Art’ın mucidi Andy Warhol’un “Moda, sanattan daha sanattır” sözü bunun en net tanımlayıcısı. Mesela resmin moda tasarımcılarına ilham olan dalların başında geldiği söyleniyor.
Yves Saint Laurent ve Schiaparelli ünlü ressamların eserlerini tasarımlarına yansıtan tasarımcılardan sadece bazıları.
Moda fotoğrafçılarının uzun sürelerdir Art Basel gibi sanatın nabzını tutan en prestijli fuarlarda eserlerini sergilediğini görüyoruz.
Bu sene fuara katılanlar arasında tanıdık bir isim görmek gurur verdi.
Moda fotoğrafçısı Lara Sayılgan sanatçısı olduğu Vision Art Platform ile bir başka önemli sanat fuarı olan “Asia New Paris”e katılanlar arasındaydı. “Unborn Lotus” ve “Opuntia My Love” adlı interaktif eserleriyle sanatseverlere eserin bir parçası olma imkânı sunan sanatçı, fuarda büyük beğeni topladı.
Umarım yakın zamanda Art Basel’de de kendisini görme imkânımız olur.

Bu sezonun yıldızı: Trikolar

Triko kazaklar bu sezon hiç olmadığı kadar popüler. Hırka, elbise, kazak ne olduğunun önemi yok yeter ki kaşmir ve düz renk olsun. Yeni nesil trikolardan olan scardigan ise sezonun başrol yıldızı. Atkı (scarf) ve hırka (cardigan) kelimelerinin birleşiminden oluşan scardigan hırkanın rahatlığını, atkının sıcaklığıyla birleştirerek sezonu şimdiden domine ediyor. Havaların soğumasıyla birlikte güçleşen şık kalabilme dürtüsüne kolaylık sağlayan bu model jean ve aksesuarla birlikte kombinlendiğinde hiç kuşkusuz günün en büyük kurtarıcılardan.

Yazının Devamını Oku

Moda endüstrisi sesimize kulak veriyor mu?

24 Ekim 2025
2026 ilkbahar/yaz moda haftalarında kreatif direktör değişiklikleri ile yeniden yaratılan marka kimlikleri kadar dikkat çeken başka bir detay daha vardı: Koleksiyonların son derece süslü, vücudu kalıplara sokan, teatral, imgeselleştirilmiş ve fantezinin işlevselliğe üstün geldiği tasarımlarla karşı karşıya geldik.

Bu da zihnimizde şu soruyu oluşturuyor: Moda endüstrisi kadınları dinliyor mu?

Günümüzün temposunda gündüz farklı, gece farklı kıyafet giymeye ayıracak vakit ortadan kalktı.

Kadınlar özgürlükle zarafetin kesiştiği, rahat fakat feminin, uniseksten uzak ve kadınlığı vurgulayan tasarımlara hasret kalmış durumda.

Gardıroba eklenmesi gereken klasikleşmiş formları bulup çıkarmak ise ciddi bir özveri gerektiriyor.

2025 sonbahar/kış koleksiyonlarında bu formları bulunca “Endüstri sonunda sesimize kulak verdi” diye düşünmeye başlamıştım. 2026 ilkbahar/yazında ise aynı istikrarı göremeyince hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur.

Yüksek moda markalarındaki oyuncu değişiklikleriyle yeniden canlandırılan koleksiyonların her biri ayrı bir zarafet sembolü, fakat fiyat skalasına baktığımızda alınabilme ihtimalinin de bir o kadar düşük olduğunu görüyoruz.

Asgari ücretin 22 bin 104 TL olduğu ülkemizde Chanel’in Matthieu Blazy tasarımına ait gelenekselleşmiş düz beyaz gömleğine 5 bin dolar yani yaklaşık 200 bin TL vermek imkânsız.

Ayrıca imkân olsa bile o ücretler verilmeli mi, bu da bambaşka bir tartışma konusu...

Yazının Devamını Oku

Gerçek lüks onarılabilendir

10 Ekim 2025
İstanbul, sanatla iç içe ve yoğun geçen bir eylülü geride bıraktı.

Ekim ayında da nefeslerimizi kesen etkinliklerle, bu şehirde yaşıyor olmanın keyfini süreceğiz.
Dünyaca ünlü birçok sanatçı, tasarımcı, sergi ve film galalarına ev sahipliği yapan İstanbul, çok önemli bir gezici etkinliğe daha kucak açtı.
Altı kuşaktır süren bir mirasın ve zanaatkârlığın geçmişten bugüne nasıl taşındığını anlatan “Hermès in the Making” sergisi, Hermès’in neden dünyanın en köklü ‘maison’u olduğuna şahitlik etmenize olanak sunuyor.
“Hermès In The Making”, 12’nci gezici sergisi ile izleyiciyi zanaatkârlarla diyalog kurmaya davet ediyor.
Efsanevi Birkin çantasının tasarımcısı, Hermès’in elden ele devredilerek yaşayan tasarımlarının ve el işçiliğinin yaratıcısı Jean-Louis Dumas, “Gerçek lüks onarılan ve gelecek nesillere aktarılabilendir” demiş. 1837’den beridir de markanın her bir dikişi, her bir kesimi, her bir el boyaması sabrın ve ustalığın sessiz manifestosundan yola çıkıyor.


Yazının Devamını Oku

Tarihin en önemli moda haftasına tanıklık ediyoruz

3 Ekim 2025
Aylardır süren yüksek moda evlerindeki stratejik hamleler ve kreatif direktör değişiklikleriyle devam eden modanın satranç oyunu, 2026 ilkbahar/yaz koleksiyon sunumlarının yapıldığı moda haftalarıyla son buluyor.

Tarihte ilk kez Milano ve Paris’te moda evi ve kreatif direktör eşleşmeleri, çocukken oynadığımız eşini bul oyununa benzedi:
Matthieu Blazy/Chanel, Dario Vitale/Versace, Pierpaolo Piccioli/Balenciaga, Louise Trotter/Bottega Veneta, Michael Rider/Celine, Demna Gvasalia/Gucci, Glenn Martens/Maison Margiela, Jonathan Anderson/Dior, Jack McCollough&Lazaro Hernandez/Loewe, Duran Lantink/Jean Paul Gaultier, Miguel Castro Freitas/Mugler, Meryll Rogge/Marni ve Simone Bellotti /Jil Sander.
Daha önce hiçbir dönemde bu kadar köklü değişikliklere şahit olmamıştık.
Henüz Chanel’i izlemedik, fakat şimdiye kadar merakla beklediğimiz defileler arasında Jonathan Anderson ve Louise Trotter sezonun en iyi tasarımlarına imza atarak moda otoriterlerinden iyi not aldı.
Özellikle Louise Trotter, hayranlık uyandıran tasarımları ve Bottega’ya getirdiği yeni formları ile şimdiden arzu nesnesi parçalara imza atmayı başardı.
Dior uzun zamandır kaybettiği kanı hiç kuşkusuz geri kazanmışa benziyor.
Jonathan Anderson’ın Loewe’deki tasarım anlayışı Monsieur Dior’un klasiklerine yeni bir bakış açısı getiriyor.

Yazının Devamını Oku