New York Moda Haftası sessiz sedasız geçti, fakat Milano ve Paris moda haftaları için beklenti büyük ve heyecan dorukta.
Yüksek moda evleri sıkıntılı geçen sezonlar ve düşüşe geçen cirolar yüzünden nefesini tutmuş çıkacak koleksiyonlara gelecek tepkileri bekliyorlar.
Birçok kreatif direktör bu sezon moda haftası takviminde bulunmayı planlamadıklarını, koleksiyon çıkarabilmek için yeterli sürelerinin olmadığını dile getirdi.
Aslına bakarsanız istekleri son derece mantıklı, fakat moda evlerinin bağlı olduğu gruplar için durum farklı.
Grupların bazı markaları kesinlikle takvimden çıkılmayacağını, mağazaya konacak ürün göstermek zorunda olduklarını ve yeni tasarımcıların çözüm türetmeleri gerektiğini net bir dille ifade etti.
Milano Moda Haftası başladı ve Balenciaga koltuğundan kalkıp, düşüşüne engel olunamayan Kering Grubu’na ait Gucci’nin koltuğuna oturdu.
Yaptığı hamle Gucci için yeni bir kapı açıldığının habercisi olarak yorumlanabilir.
Apple uzun zaman sonra ilk kez iPhone 17 Pro ile tasarımda radikal bir değişim yaptı.
Kamera iyileştirmeleri, pil ömrü, ön kameranın selfie’ler için daha iyi hale getirilmesi ve tasarımıyla ilgi gördü bu yeni telefon.
İnceliğiyle elde taşımaya kıyamayacağınız kadar zarif görünümlü iPhone Air de hayatımıza girmiş oldu.
Lansmanın hemen akabinde Dua Lipa’nın konser backstage’inde turuncu iPhone 17 Pro Max’le selfie çekmesiyle marka resmen ikinci lansmanını yaptı, bence bu daha etkiliydi.
Turuncu, lüksün, fark edilmenin ve statünün sembolüdür.
Hermes’in o ikonik kurumsal tonu, bazı lüks araba markalarının turuncusu, pop kültürünün kraliçesi Taylor Swift’in yeni albüm ismi “Orange Era” ve şimdi de iPhone Pro 17 turuncusu...
Bu sene ise her zamankinden daha şatafatlı bir eylül ile karşı karşıyayız.
Çünkü tüm yılların potpuri niteliğinde ne arasanız bulabileceğiniz bir sezon.
Hızlıca sezon trendlerinin olmazsa olmazlarını sıralayayım.
◊ Kış sezonunun en favori rengi “Hot Chocolate” ile tepeden tırnağa kahverengi giyinseniz bile trend yakalayıcısı oluyorsunuz. Ama küçük bir tüyo vereyim, bebek mavisi veya toz pembeyle, kahve tonları daha elegan görünmenizi sağlayacaktır.
◊ En basit kombinler doğru ayakkabıyla bambaşka yere yükselir. Bu sezon ayakkabıların dönemi. Özellikle çorap çizmeler, tokalı derby modeli spor ayakkabılar, dramatik tasarımlı stilettolar, sivri burunlar, kırmızılar ve metal detaylı botlar çok moda.
◊ 2000’lerin ruhu geri geldi. Birçoğumuzun geri gelmesinden tedirgin olduğu düşük belli tasarımlar dönerek 2000’lerin fashionista’larına saygı duruşunda bulunuyor. Kısacası düşük bel pantolonlara ve eteklere merhaba.
◊ Denim ve kemer birlikteliği yeniden trend haline geliyor. Jean’lerinizi kemerle stilize etmenin tam zamanı.
◊ Fırfırlar, danteller ve barok tasarımlara yer açma vakti.
Geçtiğimiz birkaç sezondur esen ultra mini eteklerin rüzgârı midi boyun zarif silüetlerine teslim olmaya başladı.
Sezona göz atmaya başladığımızda tüm lüks markaların koleksiyonlarında yer verdiğini gördüğümüz pileler, kısa trikolar ile kombinlendiğinde 60’ların ruhunu geri getiriyor.
Her fırsatta elegan ve klasik gardırobun stilin demirbaşı olduğunu dile getirmemdeki asıl amaç, gardıropları bu parçalar çerçevesinde oluşturmaya teşvik etmek.
Sürekli değişen trendleri göz önünde bulundurunca, klasik parçaların yeniden merkezimize oturması uzun süreler alabiliyor.
Hazır zarafet temsilcisi, her daim klasik ve asla modası geçmeyecek tasarımlar yeniden moda olmuşken, sezonu akıllıca değerlendirmenizi tavsiye ederim.
Şu an bu rakamlar 92 milyon tonun üzerinde ve bunların sadece yüzde 10’u geri dönüştürülebiliyor.
Avrupa Birliği bu yıl itibarıyla tekstil atıklarının ayrı toplanmasını zorunlu hale getirdi. Fakat saniyede bir kamyon dolusu tekstil atığının çöp olması karşısında hangi yaptırım verimli olabilir ki?
Hızlı modanın ortaya çıkardığı mikrotrendler ve bu trendleri arzu nesnesine dönüştürmek için görevlendirilmiş pazarlama ekipleri dünyanın düzenini yerle bir etti.
Tüketiciye “ihtiyacı olmadığı halde” alma ihtiyacı hissettirmeleri, sürekli tüketen bir toplumun oluşmasına zemin hazırladı.
Şu an dünyada bizden sonraki altı nesle yetecek kadar kıyafet bulunuyor.
İngiltere’de yapılan araştırmalar, bir kıyafetin en fazla yedi kere giyildiğini, sonrasında çöpe gönderildiğini tespit etmiş.
Ortalama gelire sahip her kişi, haftada en az bir ürün satın alıyor.
Dünya nüfusunun 8 milyar olduğunu düşünürsek ortaya çıkan tablo gerçekten korkunç.
Bir zamanların efsane Hollywood oyuncusu ve aerobik eğitmeni Elizabeth Sparkle (Demi Moore), cinsiyetçi bir yapımcı tarafından yaşı sebebiyle kovuluyor ve yerine genç yetenekler aranıyor.
Kovulması üzerine gençleşmek için gizemli bir yönteme başvuran Sparkle’ın yaşadıkları filmin ana konusu.
Dediğim gibi, bundan sonrası izlemesi hiç kolay değil. Psikolojik olarak sorgulattığı konular ise cabası.
Bir kadının ilgi odağını kaybetmesi, genç ve diri bedenini sarkmış memelere, yaşlanmış bir yüze, pörsümüş popoya ve selülitli bacaklara teslim etmesi hiç kolay değil.
Her kadını kimlik krizine sokan, özellikle kendinden daha gencine tercih edilmişsen hayatla barışmanı son derece zorlayan bir süreç.
Hiçbir kadının psikolojisini buna hazırlaması mümkün değil. Menopozla gelen darbe zaten bir kadının en büyük kırılma noktası.
Film, kendini kabul etmek yerine dış görünüşe tapmanın tehlikelerini anlatan olağanüstü bir yapıt.
Mağazalarda reyonları sezon geçiş koleksiyonları doldurmaya başladı. Yani çok kısa sürecek ama bir o kadar da keyifli sonbahar stilleri kapımızda.
Parmak arası üzerine giyilecek ince montlar, beyaz jean üzerine giyilecek trikolar, süetler ve hasır çantaları kombinlemenin tam zamanı.
Fakat şöyle bir öneride bulunayım, sezon geçişlerinde bir kere giyeceğiniz trend parçalar yerine zamansız parçalara yönelin.
Yatırımlık parçaları yıllarca giyebilirsiniz ve her mevsime uyarlayabilirsiniz.
Pahalı gibi görünseler de yıllara böldüğünüzde gardırobunuza dahil ettiğiniz en akıllı yatırım olacakları için iyi düşünüp almanızda fayda var.
Lüks modada alarm çanları çalıyor
Dünyanın en büyük lüks tüketim markalarının grubu LVMH ve Kering üst üste düşüş açıklamaya başladı.
LVMH’in düşüş rakamları milyar dolarları bulmuş durumda.
Tekne ayakkabıları
Amerikan preppy stilinin üniformalarından olan tekne ayakkabıları, Miu Miu ile sokak modasının en aranan modeli oldu.
1950’lerde Amerika’da Ivy League kampüslerinde, yazlık kasabalarda ve elit kesimin girebildiği kulüplerde polo tişört ve chino pantolon altına giyilen tekne ayakkabıları o zamanlar statü sembolüydü.
Şimdi ise yeniden podyumların en çok dikkat çeken tasarımlarından.
Gelecek sezonda sıkça göreceğimiz bu zamansız modeli göz ardı etmemenizde fayda var.
Peluş anahtarlıklar