Ecehan Ersöz

CES 2021 fuarında öne çıkanlar

19 Ocak 2021
Her sene Ocak ayında Las Vegas’ta düzenlenen dünyanın en büyük Tüketici Elektroniği Fuarı CES (Consumer Electronic Show), bu sene salgın şartları uyarınca sanal bir şov ile dijital etkinlik olarak gerçekleşti.

Elektronik sektörünün önde gelen firmalarının, çeşitli tanıtım videoları ve video-konferans basın toplantıları ile lansman çalışmalarını sergilediği fuar yine pek çok ilginç ürüne ev sahipliği yaptı. Pandemi teknolojilerinin artışı da dikkat çekti.

Fuarda farklı özellikleri ile öne çıkan ürünlere gelin göz atalım.

LG, CES 2021 tanıtım konuşması için Reah Keem adındaki sanal influencerı tercih etti.  LG’nin derin öğrenme teknolojisinin kullanıldığı tanıtım videosunda Reah Keem, gerçek bir insandan ayırt edilemeyecek videosu ile LG’nin CES 2021 açılışını yaptı.

Uzunca bir süredir özellikle moda dünyasında marka iş birliklerine imza atan dijital influencerlar artık farklı sektörlerde de kullanılacak gibi görünüyor. Dijital influencerların kendi sosyal medya hesapları bile bulunuyor. Benzer durum sanal bir bestekar ve DJ olan Reah Keem içinde geçerli. Bir instagram hesabına sahip olan Reem, diğer dijital influencerlar gibi insansı bir hayat sürüyor.

LG’nin, CES fuarında sanal influencer kullanımı ile markaların kendilerine ait sanal influencer tasarlamaları konusunda çalışmaların artacağını düşünüyorum.

Keem, etkinlikte yer aldığı bölümde, LG tarafından Aralık ayında tanıtılan LG CLOi UV-C robot serisinin tanıtımını yaptı. Özellikle COVID-19 sonrasında artan hijyen standartları doğrultusunda, geliştirilen robotlar, oteller ve restoranlar gibi insan trafiğinin yoğun olduğu mekanlarda da kullanılacak. Pandemi robotları olarak da tanımlayabileceğimiz bu yeni seri robotlar, dezenfekte işleminde ultraviyole C (UV-C) ışığını kullanacak.

Cadillac eVTOL Uçan Taksi

Amerika Birleşik Devletleri’nin en eski araba üreticilerinden General Motors, Cadillac markalı otonom uçan arabalarının tanıtımını yaptı. Araç bireysel yani tek kişilik taşıma yapabiliyor. Araçta 90kW gücünde elektrikli motor ve GM’in Ultium bataryalarının görev yapacağı belirtildi. Firma General Motors’un geleceğinde uçan arabaların önemli yer tutacağını da vurguladı.

Yazının Devamını Oku

Sanatın teknoloji yolculuğu

12 Ocak 2021
Sanat, geçmişten günümüze kadar, içinde yaşadığımız dünyayı anlama, anlamlandırma ve kendini ifade etmede bizlere sınırsız imkanlar sunar. Bir sanat eseri içerik, malzeme, sanatçının görüşü, hissettikleri ve tüm bunları aktarma biçimi bağlamında ortaya çıkar. Teknoloji, hem sanatın yeni mecralar, formlar kazanmasına hem de sanatçının yöntem ve araç çeşitliliğine büyük katkı sağlıyor. İster doğaya, ister insana ait olgular, bu sayede zihnimizde yepyeni ufuklara doğru yol alıyor, ilham kavramı zenginleşirken, sınırlar genişliyor.

Dijital araçların ve mecraların etkisiyle hayal etme ve uygulama yöntemleri, özgün ifade biçimleri yakalama imkanı artıyor. Dijitalleşme ile sanatçının ve sanat eserlerinin doğasında yaşanan bu değişmeler sayesinde müzelerin ve sergi alanları da hem genişliyor hem de ilgililer ile etkileşim de artıyor.

Sanat ve teknolojinin birlikte yazdığı gelişim hikayeleri, geçmişten günümüze internet olmadan önce de farklı yöntemlerin, malzemelerin, teknolojilerin gelişimi ile yazıldı hep. Tarihteki bazı aşamaları hatırlayacak olursak; fenerin icadının luminizmi etkilemesi, plein air akımının empresyonizme yön vermesi, Joseph Nicephore Niepce’in icat ettiği fotoğrafçılığın yaratıcılığı nasıl etkilediği, 17.yüzyılın büyük dehası, sanatçı ve bilim insanı Leonardo da Vinci’nin düşünceyi keşfetmesi, keşfi materyale dönüştürme hikayesinde mikroskop ve teleskopun icadı, Andy Warhol’un ünlü serigrafi baskıları veya Stelarc’ın performans çalışmaları gibi örnekleri sayabilirim.

Yeni Medya Sanatının Doğuşu

Teknolojiyi yaratıcı süreç ve üretimin önemli bir parçası olarak gören yeni medya sanatı kavramı ise 1960’lı yıllardan beri varlığını sürdürmeye devam ediyor. Yeni medya; bilgisayar prodüksiyonu ve uygulamaları, internet, sanal gerçeklik ve video sanatı teknolojilerle besleniyor. Yenilikçi gelişmeler, sanatçıların farklı beceri ve araçları birleştirebilecekleri ve sunabilecekleri yeni bir alan açıyor ve bu alan her geçen gün gelişmeye ve büyümeye devam ediyor.

Günümüzde sanat için 3D modelleme, Illustrator veya Photoshop gibi birçok farklı bilgisayar programının kullanımı mümkün. Fakat dijital sanat sadece yazılımların veya grafik editörlerinin kullanımından ibaret düşünülmemeli. Örneğin ses sanatı da dijital unsurlar ile birlikte duyusal algı ve deneyimler bakımından içinde birçok artistik ifadeyi barındırıyor. İlaveten frekans ile görsel eserler yaratılabiliyor.

Bir diğer ilginç örnek ise nefesin sanat çalışmalarında kullanılması. Helen Collard ve Alistair MacDonald’ın çalışması Ohmerometer II (2018), ziyaretçilerin nefeslerinin titreşimi ile müzik yaptıkları ve desenler ortaya çıkardıkları interaktif bir eserdi.

İlaveten bilgisayar sanatının potansiyellerini keşfeden Jodi, Phillip David Stearns ve Jon Rafman gibi sanatçılarda oldukça başarılı çalışmalara imza atıyorlar.

Japon tasarımcı Yuri Suzıki’de gerçekleştirdiği çalışmalarda teknolojiyi oldukça üst düzeyde kullanıyor. Will.i.am ile yaptığı “

Yazının Devamını Oku

Moda sektöründe Fijital Defile trendi

5 Ocak 2021
Teknolojik gelişmelerin moda sektörüne katkısı, pandemi sürecinin de etkisiyle dijital ve fizikselin buluşması “fijital” kavramı ile şekilleniyor. Fijital, İngilizce Phygital (Physical + Digital) kelimesinin dilimizdeki karşılığı. Bir nevi hem fiziksel hem dijital stratejilerin ilişkilendirilerek kurgulandığı yani ikisi bir arada diyebileceğimiz bir yöntem olarak tanımlanıyor fijital. Fakat fiziksel ortamda gerçekleştirilen bir etkinliği fijital olarak tanımlayabilmenin, onu dijitalde sadece yayınlamaktan çok daha fazlası olduğunun altını önemle çizmek gerek.

Pandemi etkisi ile yıl içinde yaşananların, moda sektöründe hem olumlu hem de olumsuz etkileri oldu. Bir yandan defile iptalleri ve seyircisiz gösterimler gerçekleşirken diğer yandan da maskeli koleksiyonları ile etkinlik planlamada yeni yöntem arayışları gündeme geldi. Tüm bu gelişmelere baktığımızda moda, koronavirüs sonrasında en çok farklılaştığını göreceğimiz sektörlerden biri olmaya aday.

Peki markalar yeni ortama uyum için hangi stratejilerle ilerliyorlar?

Chanel’in Disco Konsepti ile dijitalde ilginç bir yaklaşım sundu. Markanın kreatif direktörü Virginie Viard, dijital bir şov sunma amacıyla ustası Lagerfeld'den ilham alarak onun arkadaşları ile katıldığı disko gecelerinden yola çıktı. Paris'in o dönem tercih edilen mekanlarından Les Bain Douches ve Le Palace'da Lagerfeld’e eşlik eden bu grubun tarzı ve stilleri koleksiyonun çıkış noktası oldu. Sadece dijital olarak tanımlayabileceğimiz defilenin tanıtımı ise vurucu bir müzik eşliğinde siyah beyaz bir video ile yapılmıştı.

Fakat en başta da belirttiğim gibi bir etkinliği fijital olarak tanımlayabilmek, onu dijitalde tasarlamak veya yayınlamaktan çok daha fazlası. Defilenin fiziksel ortamdaki tasarımının yanında izleyicilere dijital ortamda nasıl sunulacağı, hangi sosyal mecraların kullanılacağı, etkileşimin nasıl sağlanacağı, işi fijital boyuta taşıyor.

Yazının Devamını Oku

En güzel 2021 hediyesi: Belirsizlikle Barış

29 Aralık 2020
Hem dünya hem de bizler için bir dönüm noktası olarak tarihe geçen 2020 yılına veda etmemize sayılı günler kaldı. Hepimiz yeni umutlara, hedeflere ve hayallere beyaz bir sayfa açmak için heyecanla 2021’in gelmesini bekliyoruz.

Fakat 2020’in 2021’e miras bırakacağı birçok konu tabii ki de bize sürpriz olmayacak. Bu sebeple her ne kadar pozitif beklentilerle yeni yıla girsek bile bana göre kendimize verebileceğimiz en güzel hediye “belirsizlikle barışmak” yani ona karşı bir “hazır bulunuşluk” kazanmak.   

Bir süreçteki tüm bileşenleri bu hazır bulunuşluğa uyarlayalım ki, uyum sağlamamız o derece kolay olsun.

Peki nasıl bir yaklaşım sergilemeliyiz ki uyum sağlama konusunda esnekliğimizi koruyabilelim?

İş dünyası için Belirsizlikle Barış: Senaryo ve Hayal Gücü Bazlı Çevik Çalışma Kültürü:

İş hayatımda görev aldığım stratejik planlama ve strateji planlama departmanlarının en asli görevi senaryo bazlı çalışmaktır.  Genelde 3 seviye senaryo üzerinden hangi durumda ve koşulda nasıl bir aksiyon alınacağına dair kapsamlı çalışmalar yapılır, teknolojik yatırımlardan, insan kaynağına veya departman bütçelerinde kadar kırılımlı bir şekilde olası durumlara ilişkin detaylar belirlenir. Önümüzdeki süreç bu çalışmayı daha da önemli kılıyor. Neden derseniz, senaryolar şirketlere esneklik sağlıyor ve yazının en başında bahsettiğim “hazır bulunuşluk” haline zemin hazırlıyor. Burada bahsettiğim önceden hazır bulunmak yani belirsizliğe dair farklı olasılıklara göre çeşitli tahminlerde bulunmak.

İlaveten günümüzde oldukça ön plana çıkan “çevik işletme” kültürü bu stratejik önem taşıyan senaryo bazlı strateji geliştirme ile de birebir ilişkili.

Zira iş dünyasında giderek artan belirsizlik ortamı, korona virüsle de ilişkili olarak varlığını sürdürüyor. Bu ortamda bulunan şirketler, yaşayan birer organizma olarak bu ortama uyum sağlamak durumundadır. İşte bu kabiliyet “çeviklik” olarak tanımlanıyor. Kurumsal anlamda çeviklik yaklaşımı ile kazanılması gerekli olan üç temel nitelikse şöyle;

* Uyarlanabilirlik

Yazının Devamını Oku

Eğlence sektörüne dijital vizyon

22 Aralık 2020
Yaşadığımız korona virüs süreci ile tüm sektörlerin olumsuz etkilenmesi devam ediyor. Bu sektörlerden en çok etkilenenler arasında ise eğlence sektörü yer alıyor. Korona virüs tedbirleri arasında yer alan sosyal mesafe kavramı, eskisi gibi dans etmeye ve eğlenmeye engel teşkil ediyor. Bu sebeple de birçok işletme kapalı durumda. Sektörün dinamiklerine baktığımızda ise konser, organizasyon iptalleri, mekan kapatılmaları sonucunda işletme sahibinden sanatçılara, tasarımcıdan tedarikçilere kadar bir çok paydaş gelir kaybı ile baş başa kalmış durumda.

Tüm bunlar yaşanırken eğlencenin dijitalleşmesi, yaşanan karantina süreçleri ile birlikte daha çok gündeme geldi. Sosyal medýa canlı yayınları ile konserler dijitalle buluştu ve bizlere zorlu günlerde moral kaynağı oldu. Bu vesile ile biz eğlenceye giderken birden eğlence evlerimize gelmeye başladı. Aslına bakılırsa sektörün geleceğine yönelik küresel bazlı araştırmalar da evde eğlence trendinin zamanla daha da artacağını gösteriyor. 

Büyük resme baktığımızda eğlence sektörünün yüzleşmekte olduğu sorunlara bütünsel bakabilen, sosyal medya canlı yayınlarının ötesinde bir konsept ile

eğlencenin doğasına yeni bir iş modeli ve soluk nasıl getirilebilirdi?

İçinde bulunduğumuz çağ, esnek düşünmeyi ve mevcut durumlara uygun yeni yaklaşımlar geliştirmeyi ve deneyimler tasarlamayı hayatımızın bir parçası yapmamız gerektiğini sanki bize öğretmeye çalışıyor. Girişimcilik ruhu ve mevcut iş modelini hem müşteri hem de sektör ihtiyaçları açısından analiz ederek yeni bir bakış açısıyla tasarlamak, kilit nokta konumunda.

Şartlar ne olursa olsun vazgeçmeden, bizi var eden tutkumuza sahip çıkarak, onu mevcut koşullar dahilinde, tüm bileşenleri ile gözden geçirerek analiz etmek ve tabi ki teknoloji ile yakalanabilecek sinerjiyi keşfetmek. 

Denemek, düşünmek, hayal etmek ve hayal ettirmek bitmedikçe her sorunu farklı bir yolla aşmaya yönelik alternatifler geliştirmek mümkün hale geliyor. 

Tema Parklı Karma Eğlence Kültürü

İşte bu bakış açısı ve dijital bir vizyon ile dünyanın ilk dijital eğlence parkını yarattı.

Yazının Devamını Oku

“Yeni Normalli” dijital çağda kariyer keşfi

15 Aralık 2020
Kariyer hepimizin hayatının oldukça merkezinde yer alan bir kavram. Bu sebeple hem yaşamımızın kalitesini etkiliyor hem de yaşadığımız her türlü değişimden önemli ölçüde etkileniyor.

Kariyer denildiğinde aklımıza ilk olarak genelde bir kişinin işi geliyor. Kavrama biraz daha geniş perspektiften baktığımızda, bir kişinin mevcut durumundan planladığı bir konuma ulaşmak için sürdürdüğü çalışmaları kapsadığını görüyoruz. Bu süreç içerisinde kariyer planlamasını barındırır ve kişinin, kendisine yapacağı her yatırım bu yolculuğa katkı sağlama amacındadır. Oysa her insan meslek hayatına dair belirli planlar yapsa da, bu planları hedeflenen noktada tutmak her zaman mümkün olamıyor. Bu sebeple kariyer değişimi ya da güncelleme ihtiyacı eskisine nazaran çok daha fazla kişinin gündeminde yer alıyor.

Kariyer değişimi ya da keşfi yolculuğuna birçok farklı sebeple çıkılabiliyor.

Bunların en başında mevcut görevde kendini çok fazla ifade edememek, işi kendisiyle özdeşleştirememek, kendine dair bazı özellikleri belli bir zaman sonra keşfetmek geliyor. Bu yola çıkmak için ise illa başarısız olmak gerekmiyor. Zaman zaman bireyler başarı sağlayıp yükselseler dahi, kişinin yaptığı işle sevdiği iş arasında bir bağın olmaması uzun vadede sorunlara yol açabiliyor.

Neredeyse son 10 yıldır ise durum biraz daha farklılaştı ve kariyer yolculuğuna yeni unsurlar eklendi. Artık kariyerlerimizi ve işimizi koşullarımızdan çok memnun olsak bile sürekli sorgulamak, gözden geçirmek durumundayız. Bu zorunluluğun temelinde dijital çağın getirdiği değişim yatıyor. İlaveten bu yıl itibari ile hayatımıza giren covid-19’da hem dijitalleşmeyi artırması hem de yarattığı yeni normallerle kariyer anlamında güncellenme ihtiyacını daha da artırmış bulunuyor. Özellikle “yeni normal” kavramı, geçmişe bir sünger çekmeye aday olunca, pandemi ile değişen yaşam şartlarımız, çalışmanın doğasının özellikle mekânsal anlamda değişince, anneler için çocuklar ile geçirilmesi gereken zaman artınca, bazı sektörlerde yaşanan maddi sıkıntılar nedeniyle iş kayıpları yaşanınca, alıştığımız konfor alanımızdan çıkmak ve kariyer anlamında farklı açılımlar yakalamak ihtiyacı ortaya çıkıyor.

Problemi doğru tespit etmek

Kariyerinizde köklü bir değişiklik veya güncellemeler yapmak en hayati kararlar arasında yer alıyor.  Bir karar adımı atmadan önce etraflıca düşünmek şart ki sonrasında pişmanlık gelip kapınızı çalmasın. Fakat bu konuda yaşadığım tecrübelere dayanarak söylüyorum ki değişime karar verenlerden ziyade değişime karar vermeyenler pişmanlıkla daha çok baş başa kalıyor. Kariyer değişikliğini veya yeni kariyer arayışlarına vesile olan nedenleri ise kişisel, teknolojik ve Covid19 kaynaklı olmak üzere 3’e ayırabiliriz.

O zaman nasıl ilerlenmesi gerektiğine bir bakalım.

Bir problemi en doğru şekilde nasıl ortaya koyarız? İlk olarak kendimize doğru soruları sormamız gerekiyor. Zira doğru sorular doğru cevapların anahtarıdır. Bu sayede günlük rutininizde farkına varmadığınız birçok bileşeni bir araya getirerek, hayatınıza ve kariyerinize dair büyük resme ve değişimin etkilerine odaklanabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Sosyal mesafe döneminde robot trendleri

8 Aralık 2020
Geçen seneden bu yana süregelen korona virüs salgını neredeyse bir yılını doldurmaya yaklaşıyor. Sürecin en başından itibaren vurgulanan ve virüsün yayılımını tamamen durdurmasa da önlemler anlamında halen en etkin yöntemler arasında belirli bir mesafeyi korumak yer alıyor.

Virüsün insandan insana çok hızlı bulaşması sebebiyle zorunlu olarak uyulması gereken "sosyal mesafe" kısıtlaması, teknolojinin de katkısı ile birçok farklı konuda yeni çözüm arayışlarına yol açtı. Bu durum bir yandan insanların birbirleri arasındaki mesafeyi artırırken diğer yandan da robotlarla insanlar arasındaki mesafeyi kısaltmaya başladı ve birçok alanda robotların devreye girmesine neden oldu.

Salgın öncesinde perakende sektöründen eğlenceye kadar hayatımızın birçok alanında aktif rol almaya başlayan robotlar için korona virüs salgını ile birlikte sağlık sektörü oldukça gözde hale geldi.

Salgının yoğun görüldüğü ülkelerden başta hastanelerin, kamuya açık alanların ilaçlanmasında, kuralların uygulanmasını sağlamada ve kişiler arasındaki sosyal mesafeye uyumu denetlemek için kullanılıyorlar.

Araştırmalara göre küresel robot pazarının 2020 yılında 100 milyar dolara ulaşması ve yaklaşık %26 oranında birleşik büyüme ile 2025 yılında 210 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Bu büyümede korona virüs salgını vesilesi ile robotlara, drone'lara ve yapay zekaya olan ilgili artışının da payı büyük..

Korona virüs, robotların görevlerini artırdı

Tüm dünyada farklı bölgelerde robotların devreye girdiği oldukça değişik uygulamalar görüldü.

Londralı robot firması dünyanın ilk robot mutfak Moley Kitchen’ı tanıttı. Bu robot sadece yemek pişirmekle kalmıyor sonrasında mutfağı temizleme görevini de üstleniyor.

Mexico City’de Ulusal Sağlık Merkezinde LaLuchy isimli robot, Covid19 hastalarının konsültasyonunda sağlık görevlilerine yardımcı oldu.

Yazının Devamını Oku

Geçmişten geleceğe otonom araçlar

1 Aralık 2020
Geleceğin sürüş deneyimini şekillendirecek otonom teknolojiler konusu, otomotiv sektöründe otonom araçlar ile karşımıza çıkarken, hastane hizmetlerinden lojistiğe, perakende sektörüne hatta ev aletlerini dahil olduğu birçok alanda da otonom robotlar uygulamalarında karşımıza çıkıyor. Bu yazımda sizlere otonom araçlardan bir sonraki yazımda da otonom robotların geleceğinden bahsedeceğim.

Otonom araçlar ile ilgili çalışmaların geçmişi 1920-1930’lu yıllara kadar gidiyor. Aslında ilk otonom araçlarının düşünülmesi, 1925 yılında mucit Francis Houdina tarafından, Manhattan sokaklarında radyo kontrollü aracını sürmesiyle ortaya çıkıyor. 

1939 yılında, General Motors New York Dünya Fuarı’nda “Futurama” sergisinde otonom araç tasarım fikrini ilk kez halk ile paylaşmış oldu.

1980’de Bundeswehr Universitesi Profesörü Ernst Dickmanns ve ekibinin tasarladığı Mercedes-Benz minibüs, trafiğe kapalı alanda saatte 63 km hıza ulaşıyor.

1991’de Amerika Birleşik Devletleri Kongresi, USDOT’a “1997 yılına kadar otomatik bir araç ve otoyol sistemi gösterme” talimatını veren ISTEA Ulaşım Yetki Belgesini kabul etti.

2004’te ABD ordusu tarafından DARPA Grand Challenge açıklamış ve otonom araç alanındaki yenilikçiliği teşvik etmeye katkı sağlamıştı.

Donanım ve sensörlerin gelişmesi ile 2010 yılında Google’ın da bu sektördeki yerini alması ve birçok büyük firmanın yatırımlarını bu alana yapması üzerine otonom araçların gelişimi hızlanmaya başladı.

Benim için ise bu alan 2006-2007 yıllarında tamamladığım İstanbul Teknik Üniversitesi yüksek lisans tezim olan “Otonom Robotlarda Kalman Filtresi Tabanlı Eş Zamanlı Lokalizasyon ve Haritalama” ile girdi. O günlerde otonom araçlar ve robotlar konusu daha ziyade teknik düzeyde takip edilirken geçen 13 senelik zarfında ise gündelik hayatımızın oldukça merkezine yerleşmiş durumda.

Otonomi ve Otonom Sürüş Teknolojileri

Yazının Devamını Oku