Ayşegül Domaniç Yelçe

“Çünkü İyilik Bulaşıcı”

14 Ocak 2022
Merhabalar sevgili okurlar.

Komşusu açken tok yatmayı içine sindiremeyen bir ülkenin insanlarıyız biz. Ben çocukken mahallenin bakkalına uğrayıp zor durumdaki komşusunun veresiye defterindeki borçlarını ödeyen mahalle sakinleri vardı. “Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek” şiarıyla davranan bu iyi insanlar kimdi bilmezdik. Son zamanlarda, dijital teknolojilerin sunduğu olanakların da sayesinde, bu güzel geleneğimizin Askıda Yemek uygulamaları ile mahallemizin ötesine rahatlıkla taşınabildiğine şahit oluyoruz.

Bugün size böyle bir girişimden,Toktutmak Elimizde Derneği’nden (TOKTUT) söz etmek istiyorum. Derneği kuran Boğaziçi Üniversitesi mezunu ve öğrencisi yedi gencin yolu üniversitenin kampüsünde kesişmiş. Motivasyonları zor durumda kalanları sağlıklı tutabilmek için günlük gıda gereksinimlerinin karşılanmasını sağlamak olmuş. Sıcak yemeğe ulaşamayan vatandaşların ihtiyaçları üzerine kafa yoran bu yedi genç ilk olarak 2020 bahar aylarında COVID-19 nedenli uzun eve kapanma dönemlerinde yalnız yaşayan yaşlılara sıcak yemek paylaşımı ile işe girişmişler. Mart 2020’de sivil bir oluşum olarak yola çıkan TOKTUT, bir yıl içinde dernekleşmiş, gerekli valilik izinlerini almış ve daha geniş kapsamlı bir kampanyayı hayata geçirmiş.

Kampanya kapsamında, belirlenen ihtiyaç sahiplerine pandemi standartlarına göre günlük olarak hazırlanmış ve paketlenmiş taze yemekler ulaştırılıyor. Projeye katkı sağlamak isteyenler TOKTUT web sayfasından askıya yemek bırakıyor. Etli ana yemek, pirinç pilavı, ayran, ekmek ve tatlıdan oluşan öğünler 15 gün boyunca askıda birikiyor ve askı süresi dolduğunda toplanan sayıda yemek yine 15 gün içinde gıdaya erişimde en fazla zorluk çeken gruplara öncelik verilerek düzenlenen haftalık program çerçevesinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Dernek öncelikli grupları şöyle sıralıyor: açlık sınırındaki aileler, gelirini kaybeden işsiz bireyler, tek başına yaşayan yoksul yaşlılar, sokakta kalan evsizler, göçmen kadın ve çocuklar.

Dağıtımların ardından, yemek bırakanlara iletilen e-postada askı numaralarına karşılık gelen teslimat hakkında detaylı bilgiler veriliyor.

Dernek dağıtımların en etkin şekilde gerçekleştirebilmesi için belediyeler, muhtarlıklar, yerel sosyal yardım merkezleri, sivil toplum kuruluşları ve sosyal sorumluluk projeleri kapsamında özel sektör firmaları ile işbirliği içinde çalışıyor. Projede halen 82 ihtiyaç merkezine 6 mutfak ile hizmet verilirken; 17 belediye, 11 sivil toplum kuruluşu, 73 kurumsal destekçi, 320 gönüllü ve 5.000’in üzerinde bireysel bağışçı ile işbirliği yapılmakta.

TOKTUT yetkilileri bu kampanyaya girişirken Birleşmiş Milletler'in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları başlığıyla ilan ettiği hayati önem taşıyan 17 küresel sorunu da incelemişler. Kampanya bu sorunlardan beşi ile yakından ilgili: Yoksulluğa Son, Açlığa Son, Eşitsizliklerin Azaltılması, Sorumlu Üretim ve Tüketim, Amaçlar için Ortaklık.

Derneğin internet sitesinde (toktut.org) çeşitli destek türlerini incelemek mümkün. Bireysel ya da toplu bağışların yanısıra STK işbirlikleri, kurumsal sosyal sorumluluk projesi, kurumsal destek, hammadde ve gıda yardımı, toktut mutfağı ve ihtiyaç merkezi önerebilir; dağıtımlar için gönüllü olabilir; lise veya üniversite öğrencisi iseniz farklı destek türlerini keşfedebilirsiniz. Ayrıca özel gün sertifikaları ve taziye yemekleri ile sevdiklerinize anlamlı bir armağan sunabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

“Şiddet” in yerine “Sevgi” yi koyamaz mıyız?

31 Aralık 2021
Merhabalar sevgili okurlar.

Bugün zorlu geçen bir seneyi geride bırakıyoruz. 2021, tüm dünyanın Covid pandemisi ile boğuştuğu bir yıl olarak geçecek tarihe.  

2021’le birlikte hayatımızdan çıkmasını dilediğim ilk şey, tabii ki, pandemi. Onun hemen ardından yaşamımızdan tamamen silinmesini istediğim en önemli eylem, “şiddet”. 2021 yılında, ne yazık ki, basın organlarında şiddet konulu bir habere rastlamadığımız gün hiç olmadı. Yalnızca Aralık 2021’de okuduğum haberlerden bazılarını hem hatırlamak hem sizlere de hatırlatmak istiyorum. 

“Kadına şiddet”, şiddetin en sık rastlanılan türü. Örnek vermek gerekirse;

* Konya’da ikamet eden Tunahan M. evi terk eden eşi Nuran M.’ yi takip ederek Antalya’da sokak ortasında bıçakladı. Bu saldırı sonucunda Nuran M. ağır yaralandı.

* İstanbul’da lüks bir sitenin asansöründe genç bir kıza tecavüz edilmeye çalışıldı. Neyse ki genç kız zanlı ile boğuşarak bu iğrenç girişimden kurtulmayı başardı. 

* İzmir’in Buca ilçesinde Feyzo Duran, birlikte yaşadığı Aysel Perkgün’ ü 104 bıçak darbesiyle yaraladı. 

* Bursa’da Mehmet Yıldız, boşanma aşamasındaki eşi Aygün Yıldız’ı sokak ortasında tabancayla üç el ateş ederek öldürdü. 

* Balıkesir’in Edremit ilçesinde, cezaevinden izinli olarak çıkan R.K. karısını evdeki av tüfeğiyle öldürdü.

Yazının Devamını Oku

91 üretici ve girişimci kadının kurduğu çok özel bir kooperatif

29 Aralık 2021
Merhabalar sevgili okurlar.

Dün kızıma alışılmışın dışında bir yılbaşı hediyesi geldi. Hediye baskı tekniği ile özel olarak üretilmiş bir şaldı. Paketin içinden bir Mardin sabunu ve geri dönüşümlü saman rengi kâğıt üzerine basılmış bir hikâye çıktı. Şalı üreten kadının hikâyesiydi bu…  

Hikâyenin sahibi, 42 yaşında Iraklı bir kadındı. Üniversite eğitimini abisi karşı çıktığı için birinci sınıfta bırakmak zorunda kaldığını, ancak evlendikten sonra eşiyle birlikte yeniden üniversiteye devam etmeye başladıklarını aktarıyordu. Tüm hayalleri tek tek gerçek olurken savaşın şiddetlendiğini ve her şeyi bırakarak Türkiye’ye gelmek durumunda kaldıklarını anlatan kadın, Çorum’da karşılaştıkları iyi insanların da yardımı ile, azmederek yeni bir hayat kurabilmeyi başardıklarını söylüyordu.  

Kahramanımız; Çorum’da önce Türkçe eğitimlerine katılarak dilimizi öğrenmiş, daha sonra yolu “Leap Natural Ahşap Baskı ve Doğal Boyama Atölyesi” ile kesişmiş. Dikiş konusunda da becerikli olan genç kadın, Atölye’ de kendisini profesyonel dikiş alanında geliştirmeye karar vermiş ve böylece düzenli gelir elde etmeye başlamış. Emeği ile kendisini ve ailesini desteklemek, savaş yıllarından sonra onu yeniden ayağa kaldırarak rahat nefes almasını sağlamış. 

Bu hikâye beni çok etkiledi ve Leap Natural Ahşap Baskı ve Doğal Boyama Atölyesi’ni araştırmak, daha detaylı bilgi sahibi olmak istedim. Bu amaçla, Atölye görevlilerinden Kardelen Hanım’a ulaştım.  

“Leap Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi”; LEAP Derneği (önceki ismi ile RET Derneği)’nin 2015 yılında “Kadınların Sosyo-Ekonomik Güçlenmesi” Projesi kapsamında açtığı mesleki eğitim atölyelerine düzenli olarak devam eden kadın üretici ve girişimciler tarafından sürdürülebilir, adil, paylaşımcı ve demokratik bir iş modeli olarak kurulan bir kadın kooperatifi. Kooperatif, LEAP Derneği’nin 2015 senesinde Mardin’de gerçekleştirdiği bir projenin üç aylık “Gelir Getirici Aktivite” bileşeninden doğmuş. Katılımcı kadınların edindikleri mesleki ve profesyonel becerilerini sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürme kararlılığı ve azmi, üç aylık bu proje bileşenini sürdürülebilir bir markaya ve kooperatife dönüştürmüş. Güncel olarak Mardin’de “Doğal Sabun Atölyesi” ve “Ahşap Baskı ve Doğal Boyama Atölyesi”, Kilis’te “Doğal Oyuncak Bebek Atölyesi” ve Şanlıurfa’da “Doğal ve Yerel Gıda Atölyesi” olmak üzere dört farklı atölyede toplam 91 üretici ve girişimci kadın çalışıyor. GİRİŞİMCİ KADINLAR 

Söz konusu marka ve kooperatif aracılığıyla üç farklı şehirdeki 4 farklı atölyede toplam 91 üretici ve girişimci kadının ürünleri ve hikâyeleri müşterilerle buluşturuluyor. Bu yolla kadınların sosyo-ekonomik olarak güçlenmeleri, daha iyi yaşam koşullarına erişmeleri, kadınlar arasında kız kardeşlik bağlarının kurulabilmesi ve sosyal uyumun desteklenmesi sağlanmış oluyor. Kamusal alanda daha görünür hale gelen kadınlara mesleki eğitimler sunmanın yanı sıra Girişimcilik, Pazarlama ve Ürün Tasarım Eğitimleri de veriliyor. 

LEAP Derneği’nin teknik ve uzman desteği ile kurulan “Leap Natural” Markası aracılığıyla, kadınlar; ürünlerinin yalnızla üretim sürecine değil hammadde tedariki, kalite kontrol, pazarlama, dijital pazarlama, sipariş ve stok yönetimi, depo yönetimi, müşteri ilişkileri gibi üretim ve pazarlama akışının tümüne dahil oluyorlar. Kadınlar bu anlamda bir “Kursiyer” veya “Çalışan” konumunda olmaktan ziyade, “Girişimci” ve “İşin Sahibi” olmaya teşvik edilmiş bulunuyorlar. Bu sayede kadın üreticiler, 2016 yılından bu yana kesintisiz devam etmekte olan atölyelerde (2016 Mardin Atölyeleri, 2018 Kilis Atölyesi, 2021 Şanlıurfa Atölyesi) kendilerini geliştirme ve kendi kurdukları marka aracılığıyla sürdürülebilir gelir elde etme olanağına kavuşmuş durumdalar. KİLİS DOĞAL OYUNCAK BEBEK ATÖLYESİNDE ÜRETİLEN BEBEKLER 

Karbon ayak izinin azaltılması, insan sağlığına uygunluk ve sürdürülebilirlik, Leap Natural Atölyeleri’ nde üretim, tüketim ve pazarlama döngüsü için vazgeçilmez öneme sahip. Bu nedenle, hammadde seçimlerinden ürünlerin müşterilere ulaştırılmasına kadar, tüm süreçlerde çevreye olan etkinin en aza indirgenmesi ve sürdürülebilir yöntemlerin tercih edilmesi amaçlanıyor. Leap Natural ürünlerinin hiçbiri kimyasal veya sentetik katkı maddeleri içermiyor. Ürünlerde yalnızca doğal ve insan sağlığına uygun maddeler kullanılıyor. Hammadde seçimi ve temini yapılırken yerel kaynaklar ve zenginliklerin değerlendirilmesine önem veriliyor. Hammadde satın alma süreçlerinde de özellikle kadın üreticiler ve doğaya saygılı üretim yapan ya da ürünler satan küçük işletmeler, aile işletmeleri ve tedarikçiler tercih ediliyor. Sıfır atık konusuna verilen önemle, ürünlerin paketlemeleri hem müşterilere güvenle ulaşmasını sağlayacak şekilde hem de tamamıyla geri dönüştürülebilir kâğıt ve cam malzemelerle gerçekleştiriliyor. İnsan emeğine saygı ilkesine dayanarak, üretici ve tüketici arasındaki bağın güçlendirilmesi ve toplumda sorumlu tüketim alışkanlıklarının desteklenmesi amacıyla atölyelerde üretim yapan kadınların hayat hikâyeleri ürünlerle birlikte hediye ediliyor. Atölyelerde kadın üreticiler tarafından yerel hammaddelerden doğal ve sıfır atık prensibine dayalı olarak üretilen özel tasarım ürünlerin satışından elde edilen gelir, âdil ticaret yaklaşımı kapsamında tümüyle atölyelerin üretici kadınlarına aktarılıyor. 

Yazının Devamını Oku

“Temel Hak ve Hürriyetler Bağlamında Erişilebilirlik”

26 Aralık 2021
Merhabalar sevgili okurlar.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde, İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama ve Araştırma (ENUYGAR) Merkezi’nin öncülüğünde çok önemli olduğunu düşündüğüm bir sempozyum düzenlendi.  Engellilikte erişilebilirlik konusunda çalışan farklı disiplinlerden bilim insanlarını bir araya getirerek bilgi birikimlerini ve deneyimlerini paylaşmalarını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen sempozyumun konusu, “Engelli Haklarında Güncel Durum 2021: Temel Hak ve Hürriyetler Bağlamında Erişilebilirlik” idi. 

Söz konusu sempozyumda birbirinden önemli bildiriler sunuldu. Ben bugün sizlere, özetle, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Pervin Bezirci’nin “Bilgiye Erişim: İstanbul Üniversitesi ‘Engelsiz Kütüphane Sistemi’ Örneği” ve İstanbul Gelişim Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Gül Yücel’in “Kütüphane Olarak Kullanılan Tarihi Binalar için Erişilebilirlik Düzenlemeleri” başlıklı bildirilerinden söz etmek istiyorum.  

Doç. Dr. Pervin Bezirci’ye göre, bilgi ve iletişim teknolojilerinin ilerlemesi ile birlikte tüm eğitim kurumları gibi akademik kütüphaneler de köklü bir değişim yaşıyor. Araştırmacıların sürekli değişen ihtiyaçlarını karşılamak için akademik kütüphaneler yeni roller üstlenmek durumunda kalıyorlar. Bilgi kaynaklarını bünyesinde barındıran kültürel bellek kurumları olan kütüphanelerin, bilgi kaynaklarını araştırmacıların ihtiyaç ve beklentilerine uygun şekilde sunabilmek için, altyapı olanaklarını teknolojik gelişmelere uygun biçimde geliştirerek hizmet vermeleri gerekiyor. Yeni nesil kütüphaneler teknolojik gelişmeler sayesinde değişik formatlarda zengin koleksiyonları etkin ve hızlı bir biçimde, zaman ve mekân sınırlaması olmaksızın araştırmacılara ulaştırabiliyor.  

Engelli bireylerin de bilgiye erişim sağlayan teknolojilerden yararlanabilmeleri gerekiyor. Bilimsel bilgi üretme sürecinin olduğu kadar bilgiye erişimin de ana bileşenlerinden biri olan kütüphaneler, engelli bireylerin aradıkları farklı formatlardaki bilgiye engelsiz olarak ulaşabilmelerinde hayati öneme sahip.  

İstanbul Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Engelsiz Bilgi Merkezi (EBM), kullanıcıya e-posta ile veya yüz yüze verilen erişilebilir bilgi hizmetini online olarak da sunabilmek amacıyla Engelsiz Kütüphane Sistemi’ni oluşturmuş bulunuyor. Engelli araştırmacılar, bu sayede, istedikleri eserlere zaman ve mekân sınırlaması olmadan internetten ulaşabiliyorlar. Bu sistem kütüphaneye üye olan tüm engellilere istedikleri yayınlara erişebilme ve diledikleri şekilde (online dinleme-okuma veya indirme) kullanabilme olanağı veriyor. Engellilerin hiç kimseye ihtiyaç duymadan istedikleri yayınlara doğrudan ulaşabilmelerini sağlayan sistem içeriğindeki erişilebilir yayınların sayıları artarak devam ediyor. Engelsiz Kütüphane Sistemi arşivi de gün geçtikçe genişliyor. 

Doç. Dr. Pervin Bezirci’nin bildirisinde akademik kütüphanelerde dijital dönüşüm ve bilgi teknolojilerinin gelişmesi ile paralel olarak artış gösteren dijitalleşme projelerinin engelli kullanıcılar ve araştırmacılar açısından önemi anlatılıyor. Teknoloji ile uyumlu engelsiz bilgiye erişim hizmetine örnek bir uygulama olarak da “İstanbul Üniversitesi Engelsiz Kütüphane Sistemi” süreçleri hakkında bilgi veriliyor. 

Yazının Devamını Oku

“Döngüyü Kırmak: Erişilebilir Sinema” Projesi

22 Aralık 2021
Merhabalar sevgili okurlar.

Puruli Kültür Sanat, kültürel belleğe ve birikime uzun vadede değer katacak kalıcı projeleri hayata geçiren bir kültür operatörü. Yaygın dolaşıma dahil olmayan sanatın mümkün olduğu kadar fazla kişiye ulaşması amacı ile çalışıyor.  

“Puruli”, Anadolu’nun eski medeniyetlerinden Hititler tarafından kutlanan bahar festivalinin adı. İnanışa göre, Fırtına Tanrısı Tarhu ejderha İlluyanka’ya yenik düşer ve ülkede kıtlık baş gösterir. Bunun üzerine Tarhu, ejderhayı yenmek için diğer tanrılardan yardım ister. Tanrıça İnara, ejderhayı alt etmek için bir festival düzenler. Bu festivalde, Fırtına Tanrısı ejderhayı yener ve ülkeye yeniden bolluk gelir. Bundan sonra Hitit halkı her yıl düzenlenen Puruli festivali ile doğanın yeniden canlanmasını kutlar. 

Puruli Kültür Sanat; Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle, AB Başkanlığı tarafından uygulanan Sivil Toplum Destek Programı III. Dönem kapsamında “Döngüyü Kırmak: Erişilebilir Sinema” başlıklı bir proje gerçekleştiriyor. Nisan 2021’de başlayan proje çalışmaları Temmuz 2022’ye kadar devam edecek. 

Proje kapsamında Türkiye’de ve Avrupa’da sinemaya erişim alanında çalışan Sivil Toplum Örgütleri bir araya getirilerek çeşitli lobi faaliyetleri, atölye ve raporlama çalışmaları gerçekleştiriliyor. Kamu spotu, anket gibi çıktılar aracılığı ile engelli bireylerin sinema etkinliklerine katılımının önündeki engellerin tanımlanması ve konuya çözüm getirilmesi hedefleniyor. Ayrıca, engelli bireylerin sinemada temsillerini güçlendirmeye ve Türkiye’de erişilebilir kültürel etkinlikler düzenleyen kurumlarla iş birliği kurmaya yönelik faaliyetler gerçekleştiriliyor.  

Polonya’dan Socio-Cultural Society of Koszalin’in iş birliği ile yürütülen projenin iştirakçileri; İngiltere’den Carousel Project, Almanya’dan KLAPPE AUF! Kurzfilmfestival, Belçika’dan Extra & Ordinary People asbl ve İspanya’dan Associació Inclús. Kendi ülkelerinde erişilebilir film festivali düzenleyen bu kurumlarla, kişilerin sinemaya eşit koşullarda erişebilmesi için fikir alışverişi yapılıyor ve çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılıyor. 

Proje kapsamında sinemada erişime dair kısır döngüyü kırmak için yapılacak faaliyetlerden biri, bir sertifikasyon programının tanımlanması ve tanıtılması olacak. Bu doğrultuda “Erişilebilir Mekân Sertifikası” nın kriterleri projenin ortakları ve iştirakçileri ile sinema ve erişilebilirlik alanında çalışan aktörlerin ve temsilcilerin katkılarıyla tanımlanacak. Sertifikasyon sürecinin ana hatlarını çizmeden önce, Avrupa ülkelerinin bu konudaki uygulamaları üzerinde bir araştırma yapılacak. 2022 yılında yapılacak bir atölye çalışmasının ardından da sertifikasyon sürecinin kriterleri ortaya konulacak. 

Engelli bireylerin sinemaya erişimini sağlamak için yapılacak faaliyetlerden bir diğeri ise, “Erişilebilir Gösterimler için Minimum Kota” olacak. Bu faaliyetle, gösteri mekânı sahiplerinin ve dağıtım şirketlerinin gösterimlerinin belirli bir yüzdesini erişilebilir hale getirmelerinin yasal olarak zorunlu kılınması amaçlanıyor.

Bu amaç doğrultusunda Puruli Kültür Sanat tarafından, Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle, Sivil Toplum Destek Programı III altında gerçekleştirilen

Yazının Devamını Oku

Bir çocuğun yüzündeki gülümseme…

18 Aralık 2021
Merhabalar sevgili okurlar. 2021 hepimiz için zor bir yıl oldu. Pek çok sağlık problemleri ve beklenmedik kayıplar yaşadık. Yeni bir yıla merhaba demeye hazırlanırken, 2020’den beri süre gelen pandeminin neden olduğu acıların sona ermesini, sağlıklı ve mutlu günlerimize geri dönmeyi umuyoruz.

Zorlu geçen günleri geride bırakırken, dezavantajlı çocuklarımızı sevindirmek acılarımızı biraz olsun hafifletebilir. Zira bana göre, bir çocuğun yüzündeki gülümseme dünyada görebileceğimiz en güzel manzaralardan biri… 

LÖSEV İyi Şeyler Dükkânı’ndan alınacak yeni yıl hediyeleri; her yıl olduğu gibi bu yıl da bizlere ve sevdiklerimize unutulmaz bir anı olurken, lösemi ve kanserle savaşan çocukların da umudu olacak.

1998 yılında kurulan Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV), lösemili ve kanser hastası çocuk ve yetişkinlere yardımda bulunan bir kurum. LÖSEV “Anne Uğraş Atölyesi” ise çalışmalarına küçük bir masanın etrafında, lösemili çocukların annelerinin ve kanserli yetişkinliklerin rehabilitasyonu amacıyla başladı. “LSV Dükkân”, annelerin maharetli ellerinde bir markaya dönüştü. Üretime seramik, magnet, ve bez bebekle başlayan anneler; doğal yiyeceklerden nikah şekerlerine saf ve katkısız çikolatadan oyuncaklara kadar yüzlerde ürünle üretime devam ediyor. LSV Dükkân’ ın satışlarından elde edilen gelirin tamamı lösemili çocukların ve yetişkin kanser hastalarının tedavi, eğitim ve sosyal ihtiyaçları için kullanılıyor. Yeni yılda hem sevdiklerini mutlu etmek hem de lösemili çocukların ve yetişkin kanser hastalarının yüzündeki gülümsemeye katkıda bulunmak isteyenler, LÖSEV’ in “İyi Şeyler Dükkânı”, LSV Dükkân’dan alışveriş yapabilir ya da online olarak sipariş verebilirler.

Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı (TSÇV) Cerebral Palsy’li çocuk ve erişkinlere teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve eğitim hizmeti sağlayarak meslek sahibi olmaları ve hayata kazandırılmaları amacıyla çalışan bir kurum. TSÇV’ nin de mutlu günlerde sevdiklerimizi sevindirebileceğimiz hediyeler alabileceğimiz, aynı zamanda bir çocuğun hayallerine dokunmasına yardımcı olabileceğimiz bir dükkânı var. Arzu ederseniz TSÇV’ den “Sertifika Bağışı” yapmak da mümkün. 

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Hizmet Vakfı, Otizm ve Spektrum Bozukluğu olan çocukların erken tanısının koyulması, özel eğitim ile topluma kazandırılmasına öncülük edilmesi ve bunun yurt çapında yaygınlaştırılması amacıyla çalışan; kâr amacı gütmeyen ve kamu yararını gözeten bir sağlık ve eğitim kurumu. Otizm Spektrum Bozukluğu, yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan gelişimsel bir farklılık. Her 44 çocuktan birinin Otizm tanısı aldığı tahmin ediliyor. Otizmli çocukların erken yaşlarda tanı almaları ve onlar için özel geliştirilmiş eğitim programlarından yararlanmaları hayati önem taşıyor. Otizmli çocukların tek çaresi olan eğitim olanaklarına ulaşmalarına, sevdiklerimize Tohum Dükkânı ürünlerinden alarak destek olabiliriz.

Türkiye Kas Hastalıkları Derneği (KASDER), kas hastalığıyla yaşayan bireylerin sağlıklı kişilerle aynı sosyal standartlarda yaşayabileceği bir Türkiye yaratılmasına katkıda bulunmak amacıyla çalışıyor. Dernek, bu amaç doğrultusunda; kas hastalarının sosyal yaşama tam ve etkin katılımını sağlamak, kas hastalarını doğru bir şekilde bilgilendirmek ve yönlendirmek, toplumu nöromusküler hastalıklar konusunda bilgilendirmek ve kas hastalarının yaşam kalitelerini yükseltmek için çalışıyor. Çoğu ekonomik açıdan dezavantajlı durumda olan kas hastası çocukları sevindirmek için KASDER ’e ‘Sertifika’ bağışında bulunabilir, onlara umut olabiliriz.

Yeni bir yıla girerken, bizler kadar şanslı olmayan kardeşlerimizin yüzlerinde yaratabileceğimiz bir tebessümden daha çok ne mutlu edebilir ki bizi?

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

Yazının Devamını Oku

“Yerel Eşitlik Eylem Planı”

14 Aralık 2021
Merhabalar sevgili okurlar.

Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından yerel düzeyde cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadının ve ayrımcılığa uğrayan diğer grupların statüsünün güçlenmesi için izlenmesi gereken yol haritasını belirlemek üzere stratejik bir çalışma yapıldı. Bu çalışma sonucunda hazırlanan “Yerel Eşitlik Eylem Planı”, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in ev sahipliğinde düzenlenen lansmanda açıklandı. 

Herkes için temel bir hak olan eşitlik ilkesinin yaşamın her alanında etkili bir biçimde uygulanması, eşitlikçi bir toplumun geliştirilmesi ve mevcut eşitsizliklerin giderilmesinde belediyelere önemli bir görev düşüyor. Bu sorumluluğun bilincinde olan Mersin Büyükşehir Belediyesi, eşitlikçi yerel yönetim anlayışının 3 yıllık (2021-2022-2023) hedeflerini ortaya koyan Yerel Eşitlik Eylem Planı ’nı hazırladı. Plan, gerçekçi ve uygulanabilir olması amacıyla, iç ve dış paydaş toplantılarında elde edilen talep ve beklentiler dikkate alınarak oluşturuldu.  

Belediye’nin daire başkanları ile şube müdürlerine, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı personelinin tamamına ve Belediye’nin tüm birimlerinden seçilen çalışanlara “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” eğitimi verildi. Toplamda 231 çalışan bu eğitimden yararlandı. Plan hazırlık sürecinde; 3 yüz yüze çalıştay, derneklerle yüz yüze 8 odak çalışması, 5’i tematik 102 çevrimiçi toplantı gerçekleştirildi. Mersin ilindeki kadın dernekleri, LGBTİ+ dernekleri, ayrımcılığa uğramış diğer grupların dernekleri, üniversiteler, ilgili odalar, yaşlı dernekleri, engelli dernekleri ve mülteci dernekleri ile görüşülerek talep ve beklentileri alındı.  

Yerel Eşitlik Eylem Planı ’nda, cinsiyete duyarlı belediyecilik anlayışı ile; toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık oluşturulması, şiddetin önlenmesi, kadının ve ayrımcılığa uğramış diğer grupların güçlenmesine yönelik hizmetler sunulması, kadınların sosyal hayatlarının iyileştirilmesi, kadın emeğinin değerlendirilmesi, kırılgan grupların desteklenmesi, belediye yönetiminde kadınların aktif olmalarının sağlanması hedeflendi. Bu hedefler doğrultusunda Eğitim, Sağlık, İstihdam, Kentsel Hizmetler, Şiddet, Katılım ve Kurumsal Kapasitenin İyileştirilmesi konularında Mersin’deki kadınların ihtiyaçlarına yönelik kısa ve orta vadeli etkin çalışmalar gerçekleştirilmeye başlandı.  

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin eşitlik çalışmaları kapsamındaki bir diğer hedefi ise, kendi eğitici havuzunu oluşturarak Mersin’de eşitlik temelli eğitimleri yaymak. Böylelikle; kadının ve ayrımcılığa uğramış diğer grupların güçlenmesi, haklarının korunması, kentte eşitlik farkındalığı oluşması sağlanmış olacak. Ancak, bu planın gerçekleşmesi için Belediye’nin tüm birimlerinin yanı sıra, Mersin’deki kadın ve ayrımcılığa uğramış diğer grupların temsilcilerinin de desteği ve iş birliği gerekiyor. 

Mersin Belediyesi’nin amacı; belediye yönetiminde ve hizmet sunumunda temel bir insan hakkı olan toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, kimsenin cinsel kimliği, yaşı, engeli ve sosyo-ekonomik durumu nedeniyle dezavantaj yaşamadığı, kırılgan grupların güçlendiği ve toplumun aktif bireyleri olarak hizmetlere erişimde ve kararlara katılımda rol aldığı, toplumsal birlikteliğin eşitlikçi ve kapsayıcı bir anlayışla desteklendiği, sevgi, barış ve demokrasi kenti olmak.  

“Kentimizin Geleceği, Halkımızın Mutluluğu İçin” sloganı ile hayata geçirilen Yerel Eşitlik Eylem Planı, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu Kadın ve Aile Hizmetleri Daire’si bünyesinde oluşturulan Toplumsal Cinsiyet Şefliği tarafından hazırlandı. Plan kapsamında paydaş beklentilerinin ve çalıştay raporlarının analizleri sonucu oluşturulan hedefler, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Göstergeleri olan eğitim, sağlık, istihdam, kentsel hizmetler, şiddet ve katılım alanlarında ele alındı. Plan’ da ayrıca, kapsayıcı kamusal hizmet tasarımı amacıyla, belediye çalışanlarına yönelik eğitim ve faaliyetlerin yer aldığı ‘Kapsayıcı Hizmet Sunumu İçin Kurumsal Kapasitenin İyileştirilmesi’ hedefleri bulunuyor.  

Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere, ayrımcılığa uğrayan tüm gruplar için büyük önem taşıyan

Yazının Devamını Oku

“Bilim ve Teknolojide Engelli Kız Çocuklar”

11 Aralık 2021
Merhabalar sevgili okurlar.

Toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını yaygınlaştırmak ve kadınların her alanda güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla 2009 yılında kurulan Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, yürüttüğü ulusal ve uluslararası projelerle ve hak temelli eleştirel medya okuryazarlığı konusundaki öncü çalışmalarıyla tanınıyor.  

Dernek, son yıllarda, kız çocuklarının insan haklarını güçlendirmeye yönelik faaliyetlere ağırlık veriyor ve onları bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM)* alanlarına yönlendiren geniş kapsamlı projeler uyguluyor. 

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, geçtiğimiz günlerde Türkiye’deki İsviçre Büyükelçiliği’ nin desteği ile engelli kız çocukların STEM alanlarına yönlendirilmesi ve onların bu alanda iş ve meslek sahibi olmaları için yüreklendirilmeleri amacıyla bir atölye çalışması düzenledi. 8 Aralık’ta İsviçre Büyükelçiliği rezidansında yapılan atölyeye; down sendromlu, otizmli, serebral palsili, görme engelli, koklear implant kullanıcısı ve nadir hastalığı bulunan toplam altı kız çocuğu refakatçileri ile birlikte katıldı. Engelli hakları aktivisti Ayşe Sarı’nın gözlemci olarak yer aldığı, omurilik felçli bilgisayar mühendisi Gamze Yılmaz’ın ‘rol model’ olarak mesleki deneyimlerini paylaştığı atölyede katılımcılara; STEM alanlarında öncü çalışmalara imza atmış, uzay bilimlerinden bilgisayar yazılımına fizikten tıbba kadar pek çok meslekte başarılı olmuş engelli kadınlar tanıtıldı.  Gamze Yılmaz

Toplumsal cinsiyet bakış açısıyla engelli kız çocuklara odaklanan ve Türkiye’de bir ilk olan “Bilim ve Teknolojide Engelli Kız Çocuklar” atölyesinde basit deneylerden oluşan STEM uygulamaları yapıldı. Atölyenin kolaylaştırıcıları Uçan Süpürge Derneği’nden Selen Doğan ve Sinem Sefa Akay, STEM Maker’ ı ise Sezer Abak idi.  

İsviçre’nin Türkiye Büyükelçisi Jean-Daniel Ruch atölyenin ilk bölümünde yaptığı konuşmada, bu etkinliğin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ile 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nün ortasına denk gelmesinin anlamlı olduğunu ifade etti. Kadınların STEM mesleklerinde yer almalarının önemini vurgulayan Büyükelçi, engelliler için yaşamın her alanında yapılması gereken düzenlemelerin lütuf değil hak olduğunun altını çizerek, “Engelliler kendileri için iyilik yapılmasını değil, haklarının verilmesini istiyorlar” dedi. 

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selen Doğan; kız çocukların eğitimde ve meslek seçiminde yetenekleri ve hayalleri doğrultusunda karar veremediklerini, toplumsal cinsiyet rol kalıplarının onları belli alanlardan dışladıklarını söyledi. Mesleklerin cinsiyetlendirilmesinin fırsat eşitsizliğini derinleştirdiğini belirten Selen Doğan; örneğin, öğretmenlik, hemşirelik gibi meslekler kız çocuklara uygun görülürken, mühendisliğin erkeklere daha çok yakıştırıldığını ifade etti. Küçük yaşlardan itibaren oyun ve oyuncak seçiminde ailelerin cinsiyetçi tutumunun etkisinin de büyük olduğunu söyleyen Doğan, bilimsel buluşlara imza atan pek çok kadın bulunduğunu ancak onların kendilerini kanıtlamak için erkeklerden daha çok çalışmak zorunda kaldıklarını; üstelik bunu toplumsal cinsiyet rollerinin dayattığı ev, aile ve çocuk bakımı işleri ile bir arada yürütmek durumunda olduklarını belirtti. 

Selen Doğan’ın da ifade ettiği gibi kız çocuklara biçilmiş toplumsal cinsiyet rolleri onları bilim ve teknoloji alanında hayal kurmaktan, üretmekten ve yeteneklerini ortaya koymaktan alıkoyuyor. Ancak gelişen dünyada bilim ve teknolojinin önemi arttıkça, kız çocukların bu alanlarda eğitime ve mesleğe yönlendirilmeleri daha da önem kazanıyor. Kız çocukların ve kadınların potansiyellerinin farkına varılması ve desteklenmeleri onların güçlenmelerini sağlayacak. STEM bu anlamda uygun bir strateji.  

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, çalışmalarını kız çocukları meslek seçiminde bilim ve teknoloji alanlarına yönlendirmek amacıyla sürdürmeye devam ediyor. STEM konusunda gerçekleştirdikleri birçok başarılı proje ile kız çocukların kendilerini ifade edebilmelerine öncülük ediyor, onları pozitif bilimler konusunda desteklemek ve yüreklendirmek için eğitim ve etkinlikler düzenliyor. Engelli kızlarla STEM odağında çalışmanın kendileri için yeni ve öncü bir adım olduğunu ifade eden Dernek yetkilileri, bu alandaki çalışmalarını genişleterek sürdüreceklerini söylüyorlar. 

Yazının Devamını Oku