Ayşegül Domaniç Yelçe

“Umudun Kadınları”

19 Ekim 2023
Merhabalar sevgili okurlar.

Bir grup engelli-engelsiz bağımsız kadın, Şubat 2022’ den beri, “Umudun Kadınları” adlı aylık bir dergi çıkartıyorlar. Yazılı ve sesli olarak yayımlanan derginin amacı; engelli kadınların, dezavantajlı kesimlerin ve genel olarak kadınların hak mücadeleleri konusunda farkındalık yaratmak.

Dergi, içeriğindeki yazılarla;

tüm kadınları ve toplumu bilinçlendirmeyi 

Umudun Kadınları Dergisi’nin 18. sayısında okuduğum, Emine Kamcı tarafından kaleme alınmış “Engele Engel Olmayan Bir Yer” başlıklı yazıda düne kadar adını hiç duymadığım bir kütüphanenin varlığından haberdar oldum.

Söz konusu kütüphane, Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK), ne yazık ki, İzmir’de. Yani benim gidebilmem pek mümkün görünmüyor. Bu özel kitaplık, yurdumuzda yaşayan görme özürlüler ile yurt dışında yaşayıp da Türkçe bilen görme özürlülerin yazılı kaynaklara erişimini sağlamak üzere; 11 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu gözlerini kaybeden eğitimci, yazar, çevirmen ve avukat Gültekin Yazgan önderliğinde 2004 yılında kurulmuş. TÜRGÖK; Türkiye’nin, görme özürlülerin eğitimleri ile kültürel gelişimlerine ücretsiz hizmet eden ilk ve tek Görme Özürlüler Kitaplığı. 

 

TÜRGÖK Türkiye’nin her yerine ayrıca İngiltere, Hollanda, Kıbrıs, Amerika ile Almanya’ya ücretsiz ve geri iadesiz hizmet veriyor. Hizmet ulaştırdığı görme özürlü üye sayısı altı bini geçmiş durumda. Tüm bu hizmetler, sayıları 400’ü aşan gönüllü destekçiler sayesinde üretiliyor. Amaç; görmeyen kişilerin Türkçe okur yazarlık oranını artırmak, eğitim ve kültürlerine katkıda bulunabilmek ve bu sayede yaşam kalitelerini yükseltmek. 

 

Yazının Devamını Oku

“Elinde olanlardan bahset can!”

15 Ekim 2023
Merhabalar sevgili okurlar.

Yaşamımız boyunca hepimiz farklı farklı engellerle karşılaşıyoruz. Kimimiz bu engeller karşısında hayata küsmeyi, kimimiz ise bu engellerle mücadele etmeyi seçiyoruz. 

“Üzülme! Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan ne mutlu sana! Elinde olmayanları söyleme bana. Elinde olanlardan bahset can!” demiş Hazreti Mevlana. Ne kadar da güzel söylemiş… Aslında hemen her insanın elinden diğerlerinden daha iyi yapabileceği bir iş gelebilir. İster engelli ister engelsiz olsun, yeter ki istesin…

Türkiye'de 4 ayrı spor federasyonu bünyesindeki 50 bine yakın lisanslı engelli sporcu başarılarıyla adlarından söz ettiriyor.

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu, 22 bin 312 ile, en fazla engelli lisanslı sporcuya sahip federasyon konumunda bulunuyor. Türkiye İşitme Engelliler Spor Federasyonu 11 bin 572 lisanslı sporcuyla ikinci sırayı alırken; Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’ nda 8 bin 510, Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonunda ise 6 bin 335 lisanslı sporcu mevcut. Sporcularımız geçen yıl Avrupa şampiyonalarında 41 altın, 39 gümüş ve 26 bronz; dünya şampiyonalarında ise 28 altın, 33 gümüş ve 36 bronz madalya elde ettiler.

İtalya'da düzenlenen Down Sendromlular Avrupa Şampiyonası SUDS 2023’te milli yüzücümüz Ada Zehra Anlatıcı 200 metre kurbağalama stilinde Avrupa Şampiyonu olarak, özel sporcular kadın branşında bir ilki başardı. Aynı şampiyonada Abdi İbrahim Vakfı bursiyeri milli yüzücü İrem Öztekin, dört gümüş ve bir bronz madalya kazanarak ikinci oldu. Henüz 16 yaşında olan milli yüzücümüz Ada Zehra Anlatıcı bu başarının kendisine gurur verdiğini, İtalya’da İstiklal Marşımızı okutmanın ve bayrağımızı en yukarıda göndere çektirmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Ve “Avrupa şampiyonluğumu ülkeme armağan ediyorum. “ dedi.

İstanbul'da düzenlenen 2022 Dünya Kupası'nın finalinde Angola'yı 4-1 yenerek ilk dünya şampiyonluğunu elde eden Ampute ​​​​​​​Milli Futbol Takımı, 16-18 Haziran 2023 tarihlerinde Polonya’nın Krakow kentinde düzenlenen Ampute Futbol Uluslar A Ligi’nde sahaya çıktı. İlk maçında İngiltere’ye 1-0 mağlup olan Türkiye; ikinci maçında İspanya’yı 4-0, üçüncü maçında ise Polonya’yı 3-0 mağlup ederek 2024 yılında Fransa’da düzenlenecek olan Ampute Futbol Avrupa Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı.

Futsal Milli Takımımız İtalya Padova’ da düzenlenen Down Sendromlular Avrupa Şampiyonası'nda altın madalya kazandı. Takım şimdi gözünü dünya kupasına dikmiş durumda. (Futsal 1930’da Uruguay’da ortaya çıkan bir spor dalı. Futbola benzese de kendine has kuralları var. Oyun hem iç hem de dış mekanlarda, basketbol sahası büyüklüğünde olan kortlarda yan duvarı kullanılmadan oynanıyor. Bu spor mini futbol ya da salon futbolu şeklinde de adlandırılabiliyor.)

6-12 Kasım 2022 tarihleri arasında  İspanya'nın Granada kentinde yapılan Para Masa Tenisi Dünya Şampiyonası'nda tek kadınlar sınıf 7 finalinde Hollandalı Kelly Van Zon' u ‘3-1’ le geçen

Yazının Devamını Oku

“Dünya Kız Çocukları Günü”

12 Ekim 2023
Merhabalar sevgili okurlar.

Dünyada her yıl milyonlarca kız çocuğu ayrımcılıkla mücadele ediyor; toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle karşı karşıya kalıyor; eğitim hakkı, sağlık hakkı gibi birçok temel hakka erişemiyor. 

Kız çocukları içinde daha kırılgan grupta olan mülteci kız çocukları ise eğitim hakkı, dil bariyeri ve maddi imkansızlıklardan dolayı daha fazla risk altında ve çocuk yaşta evlendirilme olasılıkları daha yüksek. Okullaşma oranlarına bakıldığında, bölgesel farklar yanında, kız çocuklarının okul hayatının ileriki yıllarında eğitim ortamlarından giderek koptukları görülüyor. Üstelik kız çocukları yaşanan yerel ve bölgesel çatışmaların birincil mağduru oluyorlar. 

11 Ekim tarihi Birleşmiş Milletler’ in (BM) kararıyla, 2011 yılından beri, kız çocuklarının gördüğü ayrımcılığa dikkat çekmek üzere “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak anılıyor. Bu özel günün amacı; kız çocuklarının güçlenmesi için yapılan sosyal, ekonomik, kültürel ve siyası yatırımların artırılması yoluyla var olan yoksulluk, şiddet, dışlanma ve ayrımcılığın önüne geçilmesini sağlamak.

Birleşmiş Milletler tarafından 2015 yılında düzenlenen “Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi” nde benimsenen ve 193 ülkenin onayladığı “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi” başlıklı bildiride belirlenen hedefler içerisinde de, “Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak; kadınların ve kız çocuklarının toplumsal konumlarını güçlendirmek” başlığıyla yer verilerek konuya verilen özel önemin altı bir kez daha çizilmiş oluyor.

Kız çocuklarının durumu ile ilgili temel parametre olabilecek göstergelere bakıldığında, Dünya Kız Çocukları Günü’nde çözüm bekleyen ciddi sorunların var olduğu görülüyor. Şüphesiz her sorun alanının bir diğerinden bağımsız olarak ele alınması ve çözülmesi mümkün olmuyor. Yaşanan sorunlar temel ve süregelen sorunlar olduğunda çözüme dair yaklaşımların da sistematik, ölçülebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor. 

Türkiye Dünya Kız Çocukları Günü’nün kabul edilmesinde öncülük eden ülkelerden birisi olmakla birlikte, halen kız çocuklarının yaşadıkları sorunlara köklü çözümler bulabilmiş değil. Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmeleri, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve güvenli barınma koşulları bakımından kız çocuklarının haklarının daha fazla ihlal edildiği gerçeği hâlâ geçerliliğini korumaya devam ediyor. Araştırmalar çocuk işçiliği yanında ev işlerinde de en çok kız çocuklarının emek sömürüsüne maruz kaldığını ortaya koyuyor.

 

Özetle; toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kız çocuklarının toplumsal, sosyal, kültürel, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik olanaklarından daha iyi yararlanabilmeleri için gerekli olan kaynakların her düzeyde sağlanması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

“Kadına şiddet” bir türlü bitmek bilmiyor…

8 Ekim 2023
Merhabalar sevgili okurlar.

 Kadına şiddet, ne yazık ki, yıllardır gündemimizden hiç eksilmeyen konuların başında geliyor. Ben de bu yazımda, Gazetemiz’ de çıkan haberlerden ve Filmmor Kadın Kooperatifi* verilerinden derlediğim “Eylül 2023 Kadın Cinayetleri” ne yer vermek istiyorum.

İşte geçtiğimiz Eylül ayında gerçekleşen, önlenebilir ancak önlenememiş kadın cinayetleri… Erkeklere ‘hayır’ demiş, kendi hayatları hakkında karar vermiş, şiddetsiz bir yaşam kurmak istemiş ancak yaşamları erkek şiddetiyle son bulmuş 31 kadın…

Meliha Uludağ 45, kızı Cansu Dönmez 19 yaşındaydı. Manisa’da birlikte yaşıyorlardı. İkisi de, 1 Eylül 2023’te, medyanın Meliha’nın ‘gönül ilişkisi’ olduğunu yazdığı erkek tarafından  sokak ortasında kurşun yağmuruna tutularak öldürüldü.

Özlem Küçükyılmaz  ve annesi Nazife Çetingök Karabük’te yaşıyorlardı. Özlem 45, annesi 62 yaşındaydı. Özlem’ in boşanma aşamasında olduğu kocası, 5 Eylül 2023’te, sokakta önlerini keserek ikisini de pompalı tüfekle öldürdü. Katilin 2008 yılında ilk eşini de öldürüp hüküm giydiği, cezasını çekip 2 yıl önce cezaevinden çıktığı öğrenildi. Ayrıca, Özlem Küçükyılmaz' ın bir önceki hafta eşinden şiddet gördüğü için KADES uygulamasını kullanarak polisten yardım istediği, ancak daha sonra şikayetinden vazgeçtiği belirtildi.

Nazlı Karakoyun Hatay’da yaşıyordu. Evliydi ve iki çocuğu vardı. 8 Eylül 2023’te, komşular çığlıklarını duyduktan sonra balkondan beton zemine düşerek yaşamını yitirdi. Kocası cinayet şüphesiyle gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.  

Fatma Yenigül 41 yaşındaydı. Kahramanmaraş’ta birlikte yaşadığı erkek, 9 Eylül 2023’te ‘bilinmeyen nedenlerden çıkan bir tartışma’ sonucunda Fatma’yı av tüfeğiyle öldürdü. 

Emine Başbuğ 40, kardeşi Çiğdem Demir 37 yaşındaydı. Emine’nin üç, Çiğdem’in iki çocuğu vardı. Emine’nin boşanmaya çalıştığı, bir dönem tehdit nedeniyle şikayet edip uzaklaştırma kararı aldırdığı erkek, 10 Eylül 2023’te, sokakta önlerini keserek ikisini de öldürdü.

Birsen Tunç

Yazının Devamını Oku

“Dünya Cerebral Palsy Günü”

5 Ekim 2023
Merhabalar sevgili okurlar.

Cerebral Palsy (CP) çocuklukta en sık rastlanan fiziksel engellilik durumu. İlerleyici olmayan CP, gelişimini tamamlamamış beynin; doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrası dönemde hasar görmesi nedeniyle oluşuyor. Travmaya uğramış beyine erken müdahale edilmesi ve hayat boyu rehabilitasyon uygulamasıyla önemli gelişmeler sağlanabiliyor. 

Prematüre doğum, düşük kilolu doğum, kanın pıhtılaşma problemleri, anne-bebek arasında kan uyuşmazlığı, gebelikte ya da doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması, beyin kanamaları, hamilelik döneminde annenin bebeğin sinir sistemini etkileyecek bakteriyel ya da viral enfeksiyon yaşaması, hamilelik döneminde annenin alkol, sigara, uyuşturucu ve/veya çeşitli ilaçlar kullanması, yaşadığı psikolojik sorunlar, akraba evlilikleri ve karın bölgesine gelen darbeler Cerebral Palsy’ ye neden olabiliyor. Ülkemizde her yıl 6000’ den fazla bebek Cerebral Palsy tanısı alıyor. 

Cerebral Palsy’li bebeklerde sıklıkla görülen belirtiler: 

Ayrıca, Cerebral Palsy’ ye birçok farklı durum eşlik edebiliyor. Bu nedenle CP’ nin multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması gerekiyor. www.worldcpday.org web sitesinde yayımlanan bir araştırmaya göre, Cerebral Palsy’ lilerin; 

Cerebral Palsy konusundaki farkındalığı artırmak, CP’li bireylerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla her yıl 6 Ekim tarihi “Dünya Cerebral Palsy Günü” (World CP Day) olarak anılıyor. Dünyada elli ülkede 450 sivil toplum kuruluşu tarafından desteklenen bu özel günde, pek çok kişi; Cerebral Palsy’ nin rengi rengi olan “yeşil” giysiler içinde, yeşil ışık yakarak CP  bilinirliğini artırmak için çalışıyor. 

Kuruluşundan bugüne kadar 30 binden fazla çocuğa hizmet veren Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı; Türkiye’de Cerebral Palsy konusunda referans kurum olarak, çalışmalarını Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri, Özel Metin Sabancı Özel Eğitim Okulları ve Aile Danışma Merkezi ile sürdürüyor. 

Vakfın amacı, Cerebral Palsy’li çocuk ve erişkinlere teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve eğitim hizmeti sağlayarak meslek sahibi olmaları ve hayata kazandırılmaları için yoğun çaba göstermek ve gerekli faaliyetlerde bulunarak insanlığın mutluluğu için çalışmak. 

1989 yılında kurulan Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı’nın bugünkü haline gelmesi için ilk adım, 1972 yılında Prof. Dr. Hıfzı Özcan’ın öncülüğünde, Kadıköy’de mütevazı bir binada Türk Spastik Çocuklar Derneği’nin kurulmasıyla atıldı. Bu tarihe kadar ülkemizde genellikle dağınık şekilde ele alınan ve bilimsel çalışmaların uzağında kalan Cerebral Palsy (CP), Derneğin kurulması ile dikkat çekici hale geldi. Önce, o günlerde hastanelerin çocuk nörolojisi bölümlerinde sayıları bir hayli artmış Cerebral Palsy’li (CP) çocukların aileleri bir araya getirildi. İlk kez “Spastik kime denir?” başlıklı bir broşür yayımlanarak, Cerebral Palsy (CP) ve türleri hakkında aileler bilgilendirilmeye çalışıldı. 

Yazının Devamını Oku

Akran zorbalığı

1 Ekim 2023
Merhabalar sevgili okurlar.

Akran zorbalığı, bir çocuğun bir veya daha fazla akranı tarafından tekrar tekrar ve kasıtlı biçimde kötü muameleye maruz kaldığı bir istismar türü. Yapılan araştırmalar; hayatın her döneminde görülebilen bu problemin, 7 - 15 yaş arasında daha yoğun olduğunu gösteriyor.

Okul çağındaki çocuklar arasında sıklıkla rastlanan akran zorbalığı giderek artıyor. Zorbalık denildiğinde yetişkinliklerin aklına çoğunlukla fiziksel zorbalık gelse de; sözel (isim takma) ve sosyal (dışlama, dedikodu çıkarma vb.) zorbalık en sık karşılaşılan akran zorbalığı türleri arasında. Tüm zorbalık türleri çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor.

Bu yıl haberler arasında rastladığım olaylardan bazı örnekleri sizlerle de paylaşmak istiyorum:

Find My Kids Konum Takip Programı (Çocuklarımı bul programı), bir konum takip programı. GPS telefon takip ile çocuğunuz nerede ve ne yapıyor hemen öğrenebiliyor, acil durumlarda size ulaşmasını sağlayabiliyorsunuz. 

Ebeveynlerin çocuklarının konumunu harita üzerinde anlık olarak takip edebilmelerini sağlayan mobil uygulama “Findnmykids” in, geçtiğimiz günlerde,  akran zorbalığı üzerine, Türkiye’deki kullanıcıları arasında gerçekleştirdiği araştırmadan çarpıcı sonuçlar çıktı. Binden fazla Findmykids kullanıcısı, ebeveynin katıldığı araştırmaya göre; Türkiye’de ilk, orta ve lise eğitimi almakta olan her beş çocuktan biri okulda akran zorbalığına maruz kalıyor. 

Araştırmaya katılan anne babaların yaklaşık %21’i çocuklarının okulda akran zorbalığının kurbanı olduğunu belirtiyor. “Çocuğumun başına gelmedi ama okulda bu tür olaylar yaşandığını biliyorum.”  diyen ebeveynlerin oranı %63. Tanıdığı birisinin zorbalığa uğradığını belirtenlerin oranı %13. %3’lük bir kesim ise kendi çocuğunun zorbalık yaptığı düşüncesinde. 

Söz konusu araştırmada siber zorbalık konusu da ele alınmış bulunuyor. Anne- babaların %71’i çocuklarının siber zorbalığa maruz kalmadığı görüşünde birleşirken, %6’sı çocuğunun siber zorbaların kurbanı olduğunu belirtiyor. Çocuğunun siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmeyenlerin oranı ise %23.

Araştırma sonuçları, ebeveynlerin büyük çoğunluğunun akran zorbalığı ve siber zorbalık konularında farkındalık sahibi olduklarına inandıklarını gösteriyor. “Çocuğunuz okulda ya da internet üzerinden zorbalığa maruz kalsa bunu fark edebilir misiniz?” sorusuna; ebeveynlerin %72’si ‘evet’ yanıtını verirken, %28’i ‘durumun farkına varamayabileceğini’  ifade ediyor. 

Yazının Devamını Oku

FSHD için devam eden klinik ilaç çalışmaları

27 Eylül 2023
Merhabalar sevgili okurlar.

 

 Fasiyo-Skapulo-Humeral Distrofi (Facioscapulohumeral muscular dystrophy- FSHD) henüz onaylanmış bir tedavisi bulunmayan ciddi, nadir, progresif ve hastayı güçten düşüren genetik bir hastalık. İskelet kasına yönelik yağ infiltrasyonu ile karakterize olan bu hastalık; yüz, skapula ve omuzlar, üst kollar ve karnı içeren musküler atrofiye yol açıyor. 

FSHD, genellikle, önce yüz kaslarında başlıyor. Kişi, kendisindeki bu değişikliği uzun süre anlayamayabiliyor. Göz ve yüz çevresi kasların incelmiş olması nedeniyle gözler iri, dudaklar çıkıntılı görülebiliyor. Bazı hastalar, hatırlatıldığında, gözleri kısmen açık uyuduklarını fark ediyorlar. Kişinin asıl yakınmaları ise, bir kolunu ya da kollarını kaldıramadığında başlıyor. Yüksekten bir şey almak, yukarı uzanmak zorlaşıyor. Kollarını kaldıramayan hastalarda dikkat çekici bir kürek kemiği çıkıntısı (skapula alata ya da kanatlaşmış kürek kemiği) görülebiliyor. Oldukça yavaş ilerleyen hastalıkta, daha sonraki yıllarda, yürüme zorluğu çekilebiliyor. Bu safhadaki beli geriye atarak yürüme şekli, omurgayı dik tutan kaslar ve karın kaslarının zayıf ve incelmiş olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle gövdeyi sağlamlaştıran egzersizlerin hastalığın başlangıcından itibaren yapılması büyük önem taşıyor. Günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirme yeteneğindeki ciddi düşüşler, üst ekstremitede fonksiyon kaybı, mobilite ve bağımsızlığın kaybedilmesi ile kronik ağrılar hastaların üzerindeki etkilerden en önemlileri. 

FSHD Society; Fasiyo-Skapulo-Humeral Musküler Distrofi hastaları, aileleri ve araştırma aktivistleri tarafından kurulmuş dünyanın en büyük, temel FSHD ağı. Bu ağ, 1991’de mutfak masasında kafa kafaya veren Daniel Perez ve Steve Jacobsen adlı iki hasta tarafından oluşturulmuş. Günümüzde, FSHD Society; ABD ve Kanada genelinde gönüllüler yönetiminde düzinelerce birime ve dünyanın dört bir yanında yer alan bağlı kuruluşlara sahip. Sıradışı bir personel ve gönüllü paydaş ortaklığını bünyesinde barındıran FSHD Society; eğitim sunmak ve erişim alanını büyütmek, bilimsel ve tıbbi araştırmalara fon sağlamak ve FSHD’ ye yönelik devlet ve sektör yatırımlarını artırmak için çalışıyor. 

FSHD Society tarafından her yıl düzenlenen FSHD World Alliance Toplantısı bu yıl 15-18 Haziran tarihlerinde Milano’da düzenlendi. Toplantı 15-16 Haziran’da klinisyenler ve ilaç firmaları, 17-18 Haziran’da ise hastalar ve hasta savunucularının katılımı ile iki etapta gerçekleştirildi. Toplantıları izleyen Koç Üniversitesi yetkililerine, kas hastalarını temsilen -kendisi de FSHD’ li olan- Aslı Erkan refakat etti. Kendisinden aldığım bilgilere göre: 

Birinci etapta farklı araştırma üniversitelerinin bilimsel çalışmalarının yanı sıra; Fulcrum Therapeutics’ in -geçen yıl 9 Nisan tarihli yazımda Sizlere’ e  başlayacağını bildirmiş olduğum- Faz3 klinik araştırmasını içeren REACH, Avidity Bioscience Faz½ FORTITUTE, ve ROCHE’ un Faz2 MANOEUVRE ilaç çalışmaları hakkında bilgi verildi. 

Hasta ve hasta savunucuları için düzenlenen ikinci etaba ise FSHD hasta savunucu kurumları uzmanları, farmakolojik ilaç şirketleri ve araştırmacıların ortaklaşa yönettiği bir işbirliği ve iletişim ağı programı olan Mercury Projesi damga vurdu. Bu ağ, terapi gelişim sürecini ve terapilerin dünya çapındaki FSHD hastalarına ulaştırılmasını yavaşlatan veya durduran  belirli zorlukların çözülmesine odaklanıyor. 

Dünyanın dört bir yanındaki FSHD hastalarının onaylı ve etkili FSHD ilaçlarına erişimi; klinik çalışmaların başarısızlık oranları, hasta maliyetlerinin karşılanmasını garanti etmeyen düzenleyici mevzuat eksikleri ve FSHD hastaları ile diğer paydaşların bu sorunları çözmek için etkili iletişim ve işbirliği kuramamaları nedeniyle tehdit altında.

Yazının Devamını Oku

“Engelsiz Sağlık İletişim Merkezi: ESİM”

24 Eylül 2023
Merhabalar sevgili okurlar.

Bir bireyin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendine yapması gereken işleri bedensel veya ruhsal yetilerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir eksiklik sonucu yapamaması olarak tanımlanan “Engellilik; farklı nedenlere bağlı olarak görme, işitme, ortopedik, zihinsel ve süreğen olmak üzere beş başlıkta toplanıyor.”

Dünyada engelliliğe yönelik uygulanan yasal düzenlemelerin yanı sıra, engelliliğe dikkat çekmek ve halkı bilinçlendirmek amacıyla bazı günler ve haftalar belirlenmiş durumda. Belirlenen haftalardan biri de “19-24 Eylül tarihlerindeki Uluslararası İşitme Engelliler Haftası”. 

İşitme kayıpları, doğumsal ve doğumsal olmayan birçok nedene bağlı olarak oluşmakta. Ebeveynler arasında akrabalık, kalıtsal bazı hastalıklar, annenin hamileyken kullandığı bazı ilaçlar ve geçirdiği hastalıklar, bebeğin doğum kilosunun düşüklüğü, yoğun bakım ünitesinde kalması ve bebeğe verilen bazı ilaçlar işitme kaybına neden olabiliyor. Ülkemizde yılda yaklaşık 1 milyon 200 bin bebek dünyaya geliyor ve her bin bebekten 2-3’ü ileri derecede işitme kaybı ile doğuyor. Çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar, kulak enfeksiyonları, kazalar ve kullanılan ilaçlar nedeniyle bu oran, geçici işitme kayıpları ile birlikte, % 6’ya kadar çıkıyor. 

Engellilikten korunmada taramalar, erken tanı için çok kullanılan ve en iyi sonuç veren yöntemler. Dünya Sağlık Örgütü işitme kaybına yol açan faktörlerin % 50’sinin önlenebilir olduğunu bildiriyor. Bu nedenle çocukların yeni doğan döneminde işitme taramalarından geçmesi; kızamık, menenjit, kabakulak ve kızamıkçık aşılarının zamanında ve eksiksiz yapılması büyük önem taşıyor.

Bebeklerde işitme kaybı erken dönemde tanımlanıp tedavi edilmediğinde, konuşma ve dil gelişimi zarar görüyor. İşitme kaybı saptanan çocuklardan işitme desteği alabilecek olanların belirlenmesi ve altı aydan önce gerekli müdahalelerin yapılması ile bu çocukların üç yaşında uygulanan dil gelişimi testlerinde normal sınırlara ulaşmaları mümkün olabiliyor. İşitme engeli erken dönemde tespit edilemeyen çocukların ise, bilişsel (kognitif) yeteneklerinin geliştirilmesi olanaksız görülüyor. 

29 Eylül 2000 tarihinde Ankara Zübeyde Hanım Doğum Hastanesi’ nde pilot program olarak başlatılan “Yenidoğan İşitme Taraması Programı” 2005 yılında AÇSAP (Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Hizmetleri) Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş; 2008 yılında ise 81 ilde Ulusal Program haline getirilmiş bulunuyor. Program halen 81 ilde, doğumun yapıldığı sağlık kurumlarında (kamu, özel, üniversite) uygulanıyor. 

İşitme sadece bebeklik döneminde değil çocukluk döneminin her evresinde büyük bir önem taşıyor. Zira işitme kayıpları, enfeksiyonlar, travmalar ve progresif işitme kaybı yapan genetik hastalıklara bağlı olarak doğum sonrası dönemde de ortaya çıkabiliyor. İşitme, eğitim ve iletişim için en önemli bileşen ve okul döneminde bu önem daha da artıyor. Kalıcı işitme kaybı yaygınlığının okul-yaşı nüfusta binde dokuza yükseldiği bildiriliyor. Bir ya da her iki kulakta kalıcı ya da geçici işitme kaybı, okul-yaşı çocukların % 14’ten fazlasını (yedide bir) etkiliyor. Tek taraflı işitme kayıplarında bile sınıf tekrar oranı % 37 olarak bildiriliyor.

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, Ulusal İşitme Taraması Programları Ülkemiz’ de de okul taramaları içerisinde yer almakta.

Yazının Devamını Oku