GeriProf. Dr Cem Fıçıcıoğlu K Vitaminin Sağlımızdaki Yeri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

K Vitaminin Sağlımızdaki Yeri

K Vitaminin Sağlımızdaki Yeri
Abone Olgoogle-news

"Son zamanlarda yapılan çalışmalar K vitaminine bakış açımızı oldukça genişletmiştir. "

  • Uzun zamandır kemik dansitesi ve beraberinde kalp sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu biliyorduk.
  • Bir çalışmada 55 yaş ve üzeri bireylerde, en fazla miktarda K2 vitamini alan grupta, 10 yıl içinde koroner kalp hastalığı nedenli ölümler %57 oranında, herhangi bir nedenle ölüm oranı ise %26 oranında daha az görülmüştür.
  • 2017’de yapılan bir çalışmaya göre en yüksek miktarda K vitamini alan kişilerde kemik kırığı %22 oranında daha az görülmüştür.
  • K vitaminin faydalarını optimize etmek için daha çok yol keşfedilmiştir.
  • Bu durum araştırmacıların daha biolojik-aktif K vitamin formülleri oluşturmalarını sağlamıştır.

Gıdalarda bulunan K Vitamini

  • Bilim insanları gıdalarda bulunan farklı K vitamin formlarını ve miktarlarını belirlemişlerdir.
  • Bu çalışmalar tüketmemiz gereken K vitamin tipleri hakkında önemli bilgiler içermektedir.
  • Aynı zamanda araştırmalar, sağlanabilecek en üst seviyede kemik ve kardiyovasküler sistem sağlığı için gerekli K vitamin form ve miktarlarının yalnızca gıdalar ile alınmasındaki kısıtlılığı da ortaya çıkarmıştır.

K Vitamin Formları

          Gıdalardaki K vitamini formu iki çeşittir:

  • K1 Vitamini (veya phylloquinone) genellikle yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.
  • K2 Vitamini natto veya fermente soya ve yumurta, et, süt, peynir gibi hayvansal gıdalarda bulunur.

K2 Vitamininin çeşitli rakamlar ile belirtilen MK-4, MK-6 ve MK-7 gibi birkaç altı tipi vardır.

  • MK; menaquinonların kısaltması olup, organik yapıları açısından farklılıklar gösteren K vitamin formlarıdır.
  • Epidemiyolojik bir çalışma göstermiştir ki MK-7 ve MK-9 gibi bazı menaquinon formları koroner kalp hastalığını önlemede en güçlü formlardır.
  • MK-7 uzun etkili bir K vitamin formu olup yıllardır besin takviyesi olarak bulunmaktadır. MK-9 ise yalnızca kısa bir süre önce takviye formunda kullanıma girmiştir.

K Vitamininin Besin Olarak Alımındaki Kısıtlılık

  • Araştırmalar tüm bu K Vitamini formlarının yalnızca besinler aracılığıyla sağlanmasında problemler olduğunu göstermiştir.
  • Besinlerdeki K1 vitamininin biyoyararlanımı düşüktür . Bunun anlamı; çok miktarda yeşil yapraklı sebze tüketseniz bile yeterli K1 vitamin emiliminin sağlanamayacağıdır.
  • K2 vitaminin en yüksek konsantrasyonda bulunduğu besinler ise insanların fazla tüketmekten kaçındığı doymuş yağ oranı yüksek yiyeceklerdir . İnsan klinik çalışmaları göstermiştir ki ideal K2 seviyelerine ulaşılabilmesi için kişinin aşırı miktarda peynir tüketmesi gerekmektedir. Üstelik bu besinlerin düşük-yağlı olarak üretilenlerinde ise genellikle ya az miktarda K2 vitamin içeriği bulunmakta ya da hiç bulunmamaktadır.

Takviye ile K vitamini alımının artırılması daha etkili ve pratik bir yoldur. Peki çeşitli K vitamin tiplerinin günlük tüketimindeki ideal dozlar nelerdir?

Yeni Çalışmalar, Yeni Dozajlar

İnsanlarda yapılan yeni birkaç klinik çalışma, yeterli K vitamin desteğinin kemik ve kardiyovasküler sağlık üzerine önemli derecede etkisi olduğunu göstermiştir.

K1 Vitamin Dozu

1 yıl süren, randomize kontrollü bir çalışmada, kalpteki kan akımını sağlayan 4 kapaktan biri olan aort kapağında kalsifikasyon bulunan erişkinlerde K1 vitamini takviyesinin etkisi değerlendirilmiştir , Bunun gibi dejeneratif kalp kapak hastalıkları ilerlemesi durumunda kalp fonksiyonunda bozulmaya ve kalp yetmezliğine neden olabilmektedir.

Çalışmaya katılan bireyler ya günlük 2000 mcg K1 vitamini ya da plasebo almışlardır. K1 vitamini alanlar fayda görmüş ve görüntüleme yöntemleri ve biyokimyasal parametleri baz alınarak aortik kapak kalsifikasyonlarının ilerlemesinde azalma saptanmıştır. K1 vitamini takviyesi ile hastalığın ilerlemesi yarıdan fazla oranda gerileme göstermiştir.

Bu dikkat çekici bir sonuçtur. Bu seviyelerde K1 vitamin alımı için kişinin günde 14 kap ıspanak tüketmesi gerekmektedir.

Aortik stenoz, kalbin aort kapağının daralması durumudur. Bazı kişilerde bu durum konjenital defekt (biküspid kapak gibi) olarak görülse de çoğunlukla ilerleyen yaşa bağlı olarak gelişen kapaktaki kalsifikasyon (kireçlenme) ile görülür.

Yaşa bağlı aortik stenoz genellikle 60’lı yaşlarda başlar ve erken tedavisi daralmanın ilerleme riskini düşürmektedir. Tedavi edilmeme durumunda ise kalp yetmezliği ile sonuçlanabilir.

Tek kesin çözümü ise cerrahi olarak kapağın onarımı veya değişimidir. Kapak değişiminde heyecan verici yeni yaklaşım ise açık kalp cerrahisine ihtiyaç duyulmadan uygulanan Transkateter Aortik Kapak Replasmanı (Transcatheter Aortic Valve Replacement – TAVR) yöntemidir. Ancak TAVR yöntemi bazı hastalar için daha yüksek inme riski taşımaktadır.

K2 Vitamin Dozu – MK-4

Araştırmalar K2 vitamininin MK-4 formunun kemik sağlığı üzerine faydalarından maksimum şekilde yararlanacak dozu bulmakta yardımcı olmuştur.

2 yeni çalışma, sağlıklı postmenopozal kadınlarda günde 1500 mcg MK-4 dozu ile plaseboyu karşılaştırmıştır . Postmenopozal kadınlar, kemik kütlesinde azalma, osteoporoz ve buna bağlı kemik kırığı riski artışı konusunda yüksek risk grubundadırlar.

İki çalışma da Vitamin K2 alan grupta kemik kütlesinde anlamlı derecede artış saptamıştır. Bu kadınlarda yeni kemik oluşumunun belirteci olan aktif osteokalsin seviyeleri daha yüksek saptanmıştır.

Çalışmalardan birinde MK-4 alan grupta ek olarak önkol kemik mineral dansitesinde stabilizasyon sağlandığı, plasebo grubunda ise çalışmanın yapıldığı yıllar içinde kemik kütlesinde ilerleyici bir kayıp gözlenmiştir.

K2 Vitamin Dozu – MK-7

Başka bir araştırma grubu ise 244 sağlıklı postmenopozal kadını 3 yıl boyunca takip etmiş ve K2 vitamininin MK-7 formunun kemik ve kardiyovasküler sağlık üzerine etkisini incelemişlerdir. Araştırmaların bulguları iki ayrı yayın olarak yayınlanmıştır.

Katılımcılar günlük olarak ya 180 mcg MK-7 ya da plasebo almışlardır. Yine araştırmacılar takviye alan grupta kemik ve kardiyovasküler sağlık parametrelerinde iyileşme gözlemlemişlerdir.

Ek olarak inaktif / aktif osteokalsin oranı %58 daha iyi saptanmıştır (yalnızca aktif osteokalsin kemik oluşumunda etkilidir). Ayrıca kemik mineral içeriği, kemik mineral dansitesi ve kemik gücü MK-7 alan grupta belirgin olarak artmış izlenmiştir.

Geniş Spektrum K Vitamini

  • K vitamini, K1 ve K2 olmak üzere iki genel formda bulunan esansiyel bir vitamindir.
  • Araştırmalar K Vitamininin yalnızca kan pıhtılaşmasında değil, aynı zamanda kemik ve kardiyovasküler sistem sağlığı için de önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır.
  • Araştırmalar ayrıca kemik ve kalp sağlığı için gerekli olan ideal K1 ve K2 dozlarının netleşmesine de yardımcı olmuştur.
  • K vitamini içeren besinlerdeki yüksek yağ oranı ve düşük biyoyararlanım nedeniyle yeterli K vitaminini diyet ile sağlamanın problemleri mevcuttur.

K Vitamini ve Pıhtılaşma: Bilmeniz Gerekenler

K vitamini her ne kadar normal kan pıhtılaşma sisteminin önemli bir parçası da olsa, takviye olarak alındığında kalp krizi veya inme gibi anormal veya sağlıksız derecede pıhtılaşma ile ilişkili hastalıkların riskinde bir artışa neden olmamaktadır.

Çalışmalar; çok yüksek dozda verilen K vitamininin bile güvenilir olduğu ve yan etki göstermediğini desteklemektedir.

Ancak K Vitamini takviyesi başlarken dikkat edilmesi gereken çok önemli bir şart vardır. Warfarin (piyasa ismiyle Coumadin) gibi güçlü antikoagulan ilaçlar etkilerini K vitamini bağımlı yolakları bloke ederek ve böylece vücudun bazı önemli pıhtılaşma faktörlerinin üretimini engelleyerek gösterirler. Bu ilaçlar atriyal fibrilasyon, kalp kapak hastalığı, derin ven trombozu ve/veya pulmoner emboli gibi hastalıklarda kullanılırlar.

K vitamini warfarin ve benzeri ilaçların pıhtılaşmayı önleyici etkilerine antagonist (zıt) bir etkide bulunur. Dolayısıyla bu gibi hastalarda yüksek dozlarda K vitamini alımı bu ilaçlarının istenen klinik etkilerini azaltarak pıhtılaşma riskini artırır.

Warfarin (Coumadin) ve benzeri ilaçları kullanan hastalar, K vitamini takviyesi kullanmadan önce mutlaka bu ilaçları reçete eden doktorlarına danışmalıdırlar.

Ancak K vitamini Rivaroxaban (Xarelto), Dabigatran (Pradaxa) veya Apixaban (Eliquis) gibi yeni nesil oral antikoagulan ilaçlarla herhangi bir etkileşime girmemektedir. Bu yeni nesil oral antikoagulan ilaçlar venöz pıhtıları önleyici etkilerini K vitamininden bağımsız olarak thrombin veya Faktör Xa üzerinden gösterirler. K vitamini bu ilaçlarla etkileşim riski olmaksızın güvenle kullanılabilir. Ayrıca bu yeni nesil ilaçlara bağlı olası kanama riskine karşı antidot olabilecek yeni ilaçlar da mevcuttur. Pradaxa’ya bağlı hayatı tehdit edecek miktarda kanamaya antidot olarak Praxbind (idarucizumab) bulunmaktadır. Xarelto ve Eliquis’in fazla miktarda kanama etkilerine karşı ise Mayıs 2018’de Andexxa (andexanet alfa) onay almıştır.

K2 vitamini takviyesi arteriyel sertliği azaltarak arterlerin esnekliğini korur ve kan damar sağlığına olumlu etki eder. Plasebo ve K vitamininin karşılaştırıldığı bir çalışmada plasebo alanlarda damar sertleşmesinin daha da arttığı, K vitamini alanlarda ise %6 oranında damar sertleşmesinde azalma gösterilmiştir.

En çok faydayı ise çalışma başında damar sertliği ileri seviyede olan hastalar görmüştür. Bu sonuç göstermiştir ki K vitamini yalnızca damar sağlığını korumakla kalmayıp, mevcut damar rahatsızlığını iyileştirmeye de yardımcı olmaktadır.

Yeni K2 Vitamin Alt Tipleri

K2 vitamini içeren besin kaynakları aynı zamanda MK-6 ve MK-9 gibi diğer MK formlarını da sağlamaktadır. Henüz bu formların çoğu için klinik çalışma yapılmamış olsa da gözlemsel çalışmalar birçok faydası olduğunu belirtmektedir.

Spesifik K vitamin formlarının tüketiminin koroner kalp hastalıkları üzerine etkisini araştıran, 16000’den fazla bireyin takip edildiği bir çalışmada daha fazla K vitamini tüketenlerde kalp hastalığı riskinin düştüğü gözlenmiştir. Bu etkilerin çoğu uzun MK formları olan MK-7 ve MK-9’a bağlanmıştır.

Ayrıca araştırmada 49-70 yaş aralığındaki bireylerde günlük tüketilen her 10 mcg K2 vitamininin, koroner kalp hastalığı oranında %9’luk düşüş sağladığı sonucu çıkmıştır.

K Vitamininin Kemik ve Kan Damarlarındaki Rolü

  • K vitamininin kan pıhtılaşma faktörlerinin üretimindeki önemli rolü ile normal pıhtılaşmanın sağlanmasındaki etkisi iyi bilinmektedir. Ancak araştırmalar kemik ve kan damarları üzerine etkilerini yeni yeni ortaya çıkarmaktadır.
  • Kemik ve kan damalarlarında bulunan K vitamini-bağımlı birkaç protein keşfedilmiştir. Bu demektir ki; bu proteinlerin işlevlerini yerine getirebilmeleri için vücutta yeterli düzeyde K vitamini bulunması gerekmektedir.
  • K vitamini, yeni kemik oluşumunda görev alan ve genel iskelet sağlığının belirteci olarak da kullanılan aktif osteokalsin hormonunun üretiminde oldukça önemli rol oynamaktadır.
  • K vitamini kalsiyumun kemikte depolanmasını da desteklemektedir.
  • Kan damarlarında ise tam ters etki sağlayarak fazla kalsiyum birikimlerinin oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Atardamarlardaki kalsifikasyonlar ileri yaşlarda sıklıkla görülmekle birlikte damar sertleşmesi, aterosklerotik plak oluşumu ve artmış kalp ve böbrek hastalığı riski ile ilişkilidir.

K vitamini ve Kardiyovasküler Hastalık

Diğer birkaç çalışma K vitamininin kardiyovasküler sağlık üzerine yararlarını göstermiştir.

K vitamin alımının araştırıldığı 564 postmenopozal kadını kapsayan bir çalışma, daha yüksek K2 vitamin değerlerinin koroner arter kalsifikasyonunu önleme ile ilişkili olduğunu göstermiştir . En fazla K2 vitamini alanlarda, en az alanlara göre %20 oranında daha az kalsifikasyon  (kireçlenme) izlenmiştir.

55 yaş ve üzeri 4807 yetişkinin 10 yıl süreyle izlendiği bir diğer çalışmada ise , K2 vitamin takviyesini en çok alanlarda, en az alanlara göre bazı olumsuz kardiyovasküler sonuçların daha az görüldüğü saptanmıştır.

Takip süresince en çok K2 vitamini alan grupta, yeni tanı alan kardiyovasküler hastalık oranı %41 oranında daha az görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçlarında en can alıcı nokta ise; en fazla miktarda K2 vitamini alan grupta koroner kalp hastalığı nedenli ölümlerin %57 oranında, herhangi bir nedenle ölüm oranının ise %26 oranında daha az görülmüş olmasıdır.

Azalmış Kırık Riski

Bazı çalışmalar farklı formlarda K vitamini takviyelerinin, katılımcılarda, yeni kemik oluşumu ve genel kemik sağlığı belirteci olan osteokalsin durumunu iyileştirdiğini göstermiştir.

Ancak asıl sorulması gereken soru; artmış K vitamini alımının kemik kırıkları oranını düşürmede etkisi olup olmadığıdır.

2017 yılında Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışma tam da bu soruyu sormuştur. Araştırıcılar 81000 bireyden derledikleri verilerle geniş bir meta-analiz yapmışlardır. Sonuç olarak en yüksek oranda K vitamin takviyesi alan grupta %22 oranında daha az kırık saptanarak, K vitamininin kırıklara karşı koruyucu etkisi doğrulanmıştır.

Ayrıca araştırmacılar doz ve etki ilişkisini de ortaya koymuş ve günlük tüketilen her 50 mcg K vitamininin, kırık oranda %3’lük düşüş sağladığını belirtmişlerdir.

Özet

  • K vitamini kan pıhtılaşmasında rol oynamasının yanı sıra sağlık açısından birçok faydası olan esansiyel(tüketilmesi gereken temel) bir besindir.
  • Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki yeterli miktarda K vitamini alımı ideal kemik, kalp kapağı ve damar sağlığı için oldukça önemlidir.
  • Yeni çalışmalar, yeni K vitamini formlarının yaş ile bağlantılı sağlık problemleri riskinde azalma ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
  • Bu bilgiler ışığında bilim adamları, faydası olan MK-6 ve MK-9 bileşenleri yanı sıra K1, MK-4 ve MK-7 içeren geniş spektrumlu K vitamini formülleri oluşturmaktadır.

 

False