GeriEzgi ACAR ŞİRİN Aldatılan Olmak…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aldatılan Olmak…

Aldatılan Olmak…
Abone Olgoogle-news

"İlişkilerde bazen boşluklar olur. Kendimizi hayal ettiklerimizin içinde bulamadığımız zamanlar, karşılanmayan beklentiler, umduğumuz ile gördüğümüzün farklı olduğu durumlar… "

Böyle zamanlarda ilişkilerin asıl ihtiyacı olan yeniden yapılanmak ve değişmektir. Ama çoğu zaman bu sağlanamaz. Bunun yerine ilişkide farklı hikayeler başlar.  Her şey otomatikleşir mesela. Ya da yeniye olan ihtiyaç büyük bir karar ile yapılandırılır, bunlarda genellikle toplumsal öngörülen yapılması gerekenler listesinden olur. Bazen de işler farklı seyreder, dayatmalar, diretmeler, kötü cümleler, birliktelik için uygun olmayan çözüm önerileri, kabul edilemeyecek çözümlerin ısrarı, sevgilinin sorgulanması, kimin ilişkiden giden kimin kalan olacağı beklenmeye başlanması sonun bir parçası olur. En zor sonlardan biri ise var olan ilişki sonlandırılmadan giden heyecanların başkasında aranmasıdır. Aldatma da aldatılan olmak ise çok zordur!

Aldatılan partner çoğu zaman ilişkideki boşlukları bilir, ama nasıl baş edeceğini bilemez. Karşısından bekler çoğuz aman, ama karşısındaki orada değildir. Zordur bu durum. Bir de ilişki başından beri partnerinin ekseninde dönmüşse eğer, gidişine de anlam veremez. İlişkiye bakıp boşlukları konuşamadan bir gidişin gizlice yaşadığı yasında bulur kendini. Ve çoğu zaman yine de geçmişin hatırına kocaman sarılır ilişkisine, gidemez. Çünkü sorun konuşulmamış, masaya yatırılmamış, eksikler görülüp yenilikler ve değişimler yaşanmamıştır. Ne büyük bir yalnızlıktır aldatılan olmak. Elinizde yarım, yamuk yumuk bir ilişki ve kendiniz kalakalırsınız.

Aldatma hikayelerinin yükleri ağırdır. Aldatan yaptıklarıyla yolun sonunda yüzleşir, aldatılan ise öğrendiği anda. Bazen zihnindeki olasılıklar arasındadır, bazen ciddi ciddi farkındadır, bazen ise büyük bir şaşkınlığa düşer öğrendiği anda. Gözden geçirir tüm yaşanılanları. Aldatma hikayesinin tüm detaylarını bilmek ister. Zihnine yerleştirmek ister her karesini. Kendi hayatında neye karşılık geldiğini anlamaya çalışır. Ve ne çok yalan olduğunu anlar hayatında. Gerçeklere hem çok ihtiyaç duyar hem her öğrendiği, fark ettiği şeyde yeniden kırılır, dağılır. Kocaman bir ilişki sorununda çok yalnız hisseder. Bu yalnızlığın öfkesi de tüm yaşadığı karışık duyguların öfkesi de çok keskindir. Tüm susulanları konuşmak ister. Çok konuşmak ve çok anlamak. Ama bu süreçte de yalnız başınadır. Zaten partnerinin bu konuşma ve anlama hikayesinde var olamamasından yaşanmamış mıdır tüm bu olanlar?

Böyle zamanlarda ne zaman başladı derim, ne zaman başladı ilişkinizde boşluklar? Ne zaman ayrıştınız? Nasıl anlamadınız ya da neleri anladınız? İlişkiyi konuşurum aldatma yerine. Zira ilişkiyi konuşmanın tam da vaktidir. Ne bitmiştir, neye ihtiyaç duyulmuştur, neler görmezden gelinmiştir; ilk bunları yatırırız masaya. Karar vermeye hissedilen vakte kadar konuşuruz. Gitme, kalma, yeniden başlama kararı, hangisi olursa olsun karar vermek zor ama gereklidir.

Ve sonra yeniyi konuşuruz, nelerin yenilenmesi gerektiğini. Yeniden bir inşa başlar zihinlerde. Değişmeye olan korkumuz, değişebildiğimizde en büyük destekçimiz olur kendimize. Kendinizde ve ilişkilerinizde değişimden hiç korkmamanız dileğiyle…

False