GeriEzgi ACAR ŞİRİN Aldatan Olmak...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aldatan Olmak...

Aldatan Olmak...
Abone Olgoogle-news

"İlişkiler “buldum!” diye başlar bazıları için, bazıları kılı kırk yarar. Bazıları partnerini hem kendi hem de çevresi çok beğensin ister, bazılarının ise hisleridir yol göstericisi. Herkes kendinde olmayan bir parçasını, çok olmak istediği bir halini arar, tamamlanmayı, ihtiyaçlarının karşılanmasını, bakım almayı arzular. İki kişinin bir zihne hizmet etmesi de pek mümkün değildir. Dolayısıyla ne arıyorsak bulduğumuz hep daha fazlasıdır. Çünkü karşımızdaki bizi tamamlamak üzerine kurgulanmış değildir. Kendisi vardır. İşte aşkın gözünün körlüğü geçince o diğeri kalır gözlerimizin önünde. Ve tam da yaşamımızın ortasındadır artık.."

Hayatımızın merkezine koyduğumuz kişi ile uyumlanabilirsek her şey şahane. Ama bunu başaramadığımız takdirde; karşımızdakinin ilişkideki kusurlarına, beğenmediğimiz özelliklerine, olumsuz taraflarına odaklanıyor ve ilişkiyi çatışma alanından hiç çıkarmıyoruz. İlişkiyi partnerimizle aramızda sürekli dayattıklarımız ve zorladığımız, beklediğimiz ve talep ettiklerimiz üzerinden şekilleniyor ve sürdürüyoruz. Hatta karşımızdakini yok sayıyor, hep olmasını istediğimiz haliymiş gibi davranıyoruz. Tüm bu süreçlerin zorluğundan ve ağılığından kaçıyor ve kendi ihtiyaçlarımızın peşinde koşarken buluyoruz kendimizi. Bazen ise tehlikeli bir kapıyı zorluyor ve bunları bulmanın yeni bir kimsede ilişkide olduğunu umuyoruz, hem de var olan ilişkimizi sonlandırmadan! Ayrılık gerçekleşmiyor, bir son yaşanmıyor, yaşanılamıyor. O son hamle hep öteleniyor, yarına bırakılıyor belki akla bile getirilmiyor. Çünkü yeniden birini tanımak çok zor, var olan partnerinin sevdiği tarafları da var, onca yaşanmışlık en büyük bahane sebebi, eee sorumluluklar, evlilik kurumuna imza atılmış bir kere, çevrenin ne diyeceği de çok önemli, toplumsal bir sıradanlık hali çoğu zaman. Karşımızdakini mi kendimizi mi geniş ailemizi mi kamusal alanı mı kandırdığımızı bilmediğimiz bir kandırmaca hali olması tüm yaşananların.

Önceleri aldatan heyecana kapılır, yeni olan başını döndürür, biraz suçluluk duyar, biraz yapabiliyor olmanın gücünü ele alır. Sonra olaylar biraz karışır. İki tarafa da yapılması gereken yatırımlar artar. Bazen kendiliğinden ortaya çıkar aldatma, bazen ipuçları bırakılır ortaya çıkartılsın diye. Sonunda bir şekilde saçılır etrafa. Ya bitirilemeyen ilişki sonlanır, ya evlilik teklifi ortaya çıkar, ya evlilik iyileştirilir, belki yeni bir çocuk hayal edilir. Bir şeyler eklenir bir şeyler çıkartılır. Ama doğru sorular sorulmamışsa olayların sıcaklığında, doğru cevaplar bulunmamışsa çoğu zaman tekrarlar hayat döngüsü yaşanılanları. Aldatan yine kendini aynı sarmalda bulur. Yine aldatır. Yeniden yaşanılır tüm olanlar.

Nedir bu aldatanın ihtiyacı? Neden yapar bunu? İlişkide ne eksiktir?

Aldatanın hikayesi de getirdiği ilişkilere dayanır. “Ben ne gördüm” demeli aldatan? “Bu nasıl normal oldu hayatımda?” “Ben var olan ilişkimde neyi bulamıyorum?” “Bulamadığım benim hikayemin neresiyle ilgili?” “İlişkimden alamadıklarımı bir diğerinde aramamın sebebi ne?” “Var olan ilişkimde dürüst müyüm?” “Beklentilerimi ve isteklerimi açıkça ortaya koyuyor ama karşılık mı bulamıyorum?” “Yoksa bunları tamamen dürtüsel olarak mı gerçekleştiriyorum?” “Karşımdakine hiç söyledim mi istek ve arzularımı?” “Partnerime dürüst müyüm?” “Kendime dürüst müyüm?” “Saygı duyuyor muyum kendime ve partnerime?”  Ve dahası…

Soru sormayan cevap bulamaz, anlamlandıramaz. Cevapları bulan kendini bulur. Bulduğunda da ya ayrılacak gücü ya ilişki de kalacak enerjiyi bulur. İlişkisine saygı duymayan da hiçbir ilişkide var olamaz. Döner dolanır, hatta başa döner ama yine dönmekten yılmaz. Kendinize bakmaktan korkmayın, ilişkinize bakmaktansa asla!

Haftaya aldatılan olmak…

 

False