GeriEbru Alper Bitmeyen Kabus: Vajinal Mantar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bitmeyen Kabus: Vajinal Mantar

Bitmeyen Kabus: Vajinal Mantar

"Kaşıntı, akıntı, kızarıklık… Bu üçlüyü tanımayan kadın yoktur sanırım. Mantar enfeksiyonu, kadınların yakından tanıdığı, günlük hayatı güçleştiren ve kronikleştiği zaman da kelimenin tam anlamıyla çekilmez olabilen bir vajinal enfeksiyondur. Psikolojiyi bozar, ilişkileri etkiler, kabusun ta kendisidir."

Vulvovajinal mantar enfeksiyonları, vajinal akıntı ve kaşıntının en sık rastlanan nedenlerinden biridir. Candida türlerinin neden olduğu kaşıntı, kızarıklıkla karakterize bir enflamasyondur. Kadınların yüzde 25’inde normal vajen florasında zaten bulunabildiklerinden, cinsel yolla bulaşan hastalık olarak kabul edilmez. En belirgin semptomu kaşıntıdır. Vulvada yanma, irritasyon, kızarıklıkla birlikte, cinsel ilişki sırasında acı olması ve bol miktarda beyaz akıntı da sıklıkla görülür.

Üreme dönemindeki kadınların yüzde 9’u, 12 ay içinde 4 ya da daha fazla mantar enfeksiyonu atağı yaşarlar ki, buna rekürran ya da kronik mantar enfeksiyonu diyoruz.

Candida albicans, vulvovajinal candida enfeksiyonlarının yüzde 80-90’ından sorumludur. Vajinaya bağırsak ve perine yoluyla bulaştığı düşünülmektedir. Çünkü bağırsaktan izole edilen mantar türleri vajinadakiyle benzerlik gösterir. Daha az sıklıkla da vajinadaki bir rezervuardan kaynaklanır. Zannedildiği gibi ortak tuvalet kullanımından geçmez.

Candida türlerinin vajinada kolonize olup sessiz kalabildikleri düşünülürse, aktif enfeksiyon nasıl ortaya çıkar? Semptomatik hastalık, mikroorganizmanın çoğalması ve yüzeyel mukoza epiteline penetre olmasıyla ilişkilidir. Bu durum da kişinin bağışıklık yanıtına ve mantarın virülansına bağlıdır.

Mantar enfeksiyonu ataklarının ortaya çıkması her zaman belirli bir nedene bağlanamasa da, bazı kolaylaştırıcı faktörler vardır: Diyabet, antibiyotik kullanımı, yüksek östrojen düzeyleri, bağışıklığın baskılanması, genetik yatkınlık, doğum kontrol hapları ve cinsel ilişki.

Şikayetler başladığı zaman doktora başvurmak, varsa başka enfeksiyon etkenlerinin tespit edilmesi ve gerekli tedavinin tam olarak yapılabilmesi için gereklidir. Tabii ki enfeksiyonun sık tekrarladığı durumlarda sorunu tanımak kolaylaşacağından, hemen tedaviye başlanabilir. Bazen alerjik reaksiyonlar, kimyasalların yarattığı irritasyon, kontakt dermatit de benzer şikayetlere neden olabilir.

Kronik vajinal mantar enfeksiyonunun tedavisinde ilk basamak, öncelikle –varsa- kolaylaştırıcı faktörleri elimine etmek ve yanlış bir alışkanlık varsa ortadan kaldırmaktır. Doğum kontrol hapları kullanılıyorsa bırakılmalı, antibiyotik tedavisiyle birlikte vajinal laktobasil düzeyinin devamlılığını sağlamak için özel fitiller verilmelidir. Bağışıklığı etkileyen tedaviler ya da hastalıklar, kortizon gibi ilaçlar, yüksek kan şekeri düzeyleri mantar enfeksiyonu için kolaylaştırıcı olabilir.

Genital bölgenin temizliği konusu da tartışmalıdır. Bu bölgede kullanılacak temizlik maddelerinin pH’ı 4-4.5 civarında olmalıdır. Normal duş jelleri ya da sabun kullanımı uygun değildir. Aşırı temizlik aktiviteleri vajinanın doğal ortamı ve dengesini sağlayan laktobasil oranını azaltacağından, vajinal duş yapılması önerilmez.

Mantar için verilen ilaç tedavilerinin 4-10 hafta arasında devam ettirilmesi, floranın dengesini koruyan ürünlerin (fitil-jel) uzun süreli kullanımı, zararlı ve mantar ataklarını tetikleyen durumlardan kaçınılması, sentetik çamaşır giymekten kaçınılması ve şeker hastalığı varsa, bunun kontrol altına alınması gerekir.

Son dönemde jinekolojide lazerin kullanımının giderek artması sonucunda, kronik tekrarlayan mantar enfeksiyonunun tedavisinde de kullanımı gündeme gelmiştir. Lazerin vajina florası üzerindeki biomodülasyon etkisi burada ilaçlarla sağlamaya çalıştığımız doğal dengenin kurulmasını destekleyerek mantarın elimine edilmesine yardım eder, enfeksiyonun şiddeti ve sıklığının azalmasını sağlar. Etkinliği elbetteki kişisel farklılıklara bağlı olarak değişebilir.

False