GeriBükre İkizer Her Şey Olması Gerektiği Gibi…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Her Şey Olması Gerektiği Gibi…

Her Şey Olması Gerektiği Gibi…
Abone Olgoogle-news

"Hayat akışı içinde birçok olay, durum, sorun, telaş ve başka başka birçok şeyle uğraşırken oradan oraya savrulup duruyoruz. Aldığımız kararlar, ağzımızdan çıkan kelimeler, verdiğimiz reaksiyonlar, eyleme geçtiğimiz zamanlar ve hatta bir şey yapmadığımız anlar hayat akışımızı değiştiriyor. "

Evet tabii ki bizler olayların gidişatlarına yön verebiliyoruz, birbirimizi (olumlu/ya da olumsuz) etkileyebiliyoruz. Ve büyük oranda iyi niyetli olduğumuz ve kendimiz ya da karşımızdaki kişi için iyi olduğuna emin olduğumuz şeyleri yaptığımız bir gerçek. Bu süreçler içinde bazı konularda iyi kararlar aldığımızı bazılarında da başarısız olduğumuzu gözlemliyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım bir yerden sonra her ne olacaksa o oluyor ve buna kesinlikle engel olamıyoruz. Bir şey olacaksa ne yaparsak yapalım durduramıyor, bir şey olmayacaksa ne yaparsak yapalım olduramıyoruz. Her şey tam olarak olması gerektiği gibi oluyor.

Peki nasıl olsa sonunda her şey nasıl olacaksa öyle oluyor diye hiçbir şey yapmamak mı bu işin doğrusu? Cevap tabii ki HAYIR. Bu konu hassas ve bir o kadar da önemli bir konu ve kesinlikle dengeli bir birleşimle değerlendirilmeli. Yeterince çabalamak, çalışmak, önlem almak, emek sarf etmek, korumak, kollamak her ne lazımsa yaptıktan sonra gerisini oluruna bırakma ve o raddede kaygıya, korkuya, paniğe düşmeden her ne olacaksa bizim hayrımıza olacağına tam güvenme durumunda olmaya ‘her şey olması gerektiği gibi’ kafası diyebiliriz.

Örneğin gündemimizin en büyük konusu salgın hastalık ele alındığında, ‘aman canım nasıl olsa her şey olacağına varıyor’ diyerek maskesiz gezip, hiçbir hijyen kuralına uymadan, kırgınlığı olan arkadaşınızla görüştükten sonra hastalığa yakalanmak kader kapsamına girmiyor. Örnekleri arttırırsak; sevdiğiniz ve uzak kaldığınız kişiyi uzaktan sevmek, hiçbir sorumluluk almamak, adım atmamak, anlaşmaya ya da konuşmaya çalışmamak sonra da sizi sevmesini, anlamasını ve adım atmasını beklemek maalesef kaderle değil sizinle ilgili. Yine çok istediğiniz bir işle ilgili başvuruda bulunmamak ya da yeterli olmayan özelliklerinizi geliştirmemek, o işe ulaşmak için doğru adımları araştırmamak, zorlu basamakları çıkmayı göze almamak ve sonra bu iş olmadığı için oturup üzülmek gibi. Kaderci olmakla kadere inanmak arasında ince ama önemli bir çizgi var. Her gün ‘piyango bileti bana çıksın’ diye dua edip hiçbir zaman bilet almamak gibi.

İnsanlar sorumluluklarını almak yerine söylenmeyi tercih edip, başlarına gelen her şeye de ‘demek ki böyle olması gerekiyormuş’ gibi açıklamalar yapıştırmayı pek severler. Buradaki büyük ve talihsiz yanlış anlaşılmayı bir an önce açıklığa kavuşturmak lazım. Evet tabii ki ‘her şey olması gerektiği gibi’, evet kader diye bir şey var, evet birçok şeye yön verebilir, değiştirebilir ya da etki edebilir gibi düşünüyoruz ama maalesef birçok konuda da elimiz kolumuz bağlı. Bu durumda dengeli bir yaklaşımla, önce sorumluluğu tamamen üzerimize alıp, elimizden gelen her şeyi yaptığımıza emin olduktan sonra konuyu kadere bağlasak nasıl olur hiç düşündünüz mü? Belki o zaman hayat çok daha yaşanır, gereksiz yanlış anlaşılmalar ve haksız suçlamalar son bulur, mutlu günlerin sayısı artarak çoğalır, umutlu sabahlarımız aydınlanır, her şey daha kolay, anlaşılır, sağlıklı ve muhteşem olur. Denemeye değmez mi? Ne dersiniz?

Siz yeter ki elinizden geleni yapın. Gerisi zaten olması gerektiği gibi olacak. Olan her ne ise hayrımıza olduğunu bilmek, her şey için şükretmek, olumlu ya da olumsuz sonuçtan gerekli dersleri almaya ve verilen mesajı anlamaya çalışmak sonraki adım. Önce elimizden geleni yapalım.

Bükre İkizer

False