Yalçın Bayer: Bir yaz davetinde ‘darbe’ fısıltıları...

Güncelleme Tarihi:

Yalçın Bayer: Bir yaz davetinde ‘darbe’ fısıltıları...
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 15, 2021 07:00

O akşam Marmara Ereğlisi’nden Maslak’a gelerek bir davete katılmıştım. Klarnet seslerine telefonla gelen “Abi darbe oluyormuş” haberi karıştı.

Haberin Devamı

Bir cuma günüydü; yani 15 Temmuz 2016... Bir yaz daveti almıştım. Ünlü müteahhit Ali Ağaoğlu, bir hafta kadar önce telefon ederek, “Bir Trakyalı olarak sizi önemli bir konsere davet ediyorum” dedi... “Hayrola” demeye kalmadan, Hüsnü Şenlendirici’nin konseri olduğunu söyledi. “Ben kendisini çok seviyorum” dedi; “Özel davetlerime çağırırım hep...”

“Tam senin havalar” diye de takıldı. Ali Ağaoğlu aslında Karadenizli ama klarnet üzerine epeyce bilgisi ve merakı olduğu anlaşılıyor. Ertuğrul Özkök ve Güneri Civaoğlu’nun da geleceğini söyledi.

Neyse, 15 Temmuz akşam üzeri Marmara Ereğlisi’nden Maslak’a geldik; 1453 My World projesinin tanıtımı için bu etkinliği düzenlediğini söyledi Ağaoğlu... O günlerde olumsuz çevre yönüyle tartışılan bir projeydi 1453... İzlemekte ve görmekte yarar olduğunu düşündük. Projenin ortakları arasında Katarlıların da bulunduğu gazetelerde yazıldı.

Haberin Devamı

Kalabalık bir meslektaş grubu yanında reklam ve halkla ilişkiler dünyasından tanıdık bir sürü isim de vardı davette. Ertuğrul Özkök gelememişti.

‘İHTİLAL OLUYOR’...

Gündüzden siyasi havanın biraz sıkıntılı olduğu anlaşılıyordu. FETÖ’cülerle ilgili çeşitli söylentiler duyduğumuzu söylemeliyiz...

Vatan’da bir dönem haber müdürlüğü yapan Barlas Yurtsever, Ağaoğlu grubunda İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı’ydı. İkramda konuklara “Tam bir çiçek pasajı dünyası yarattık” dedi. Klarnet sesi arasında telefonla gazeteci dostumuz Kadir Can’ın sesi çıktı karşımıza. Pamukova Çilekli köyünden arayan Can ile Cumhuriyet ve Hürriyet’te birlikte çalışmıştık. İyi fotoğraf sanatçısıdır. İşsizlik nedeniyle bölgede bir arkadaşıyla çilek üretimi yapmaya başlamıştı; ne yapsın!

Saat 21.05’leri gösteriyordu. “Abi, askerler Boğaz Köprüsü’nü kesmiş, giriş-çıkışları kontrol altına almış... Darbe oluyormuş!” demesi bizi gerçekten heyecanlandırdı ve de korkuttu. Birkaç dakika sonra benzeri söylentiler herkesin internetinden ortaya dökülmeye başladı. Biz sakin davranmaya çalışırken, ortalık bir anda karıştı. 300’e yakın davetli bir şekilde sıvıştı, arabasına atlayan evine yöneldi. Beni evime götürecek gazeteci dostumuz bile ortadan kayboldu. Hürriyet binası basılmıştı; karşı koyan arkadaşlarımıza bir şey olmamasına sevinmiştik bu arada.

Haberin Devamı

SAKIN DIŞARI ÇIKMA

Koruma polisimizi arayarak durumumu anlattım, ne yapabilirim diye. Bana “Bekle, iki-üç dakika sonra geri döneceğim” cevabını verdi. Koruma Şubesi ile konuştuktan sonra “Sakın sokağa çıkmayın, gazeteye de evinize de gitmeye kalkmayın, gelişmeler iyi değil, şubenin talimatı da böyle” dedi. Biz de Barlas Yurtsever’le projenin müdürlüğünün yürütüldüğü büroda, tek televizyondan gelişmeleri izlemeye başladık. Tabii bilgi almak bakımından yetersizdi; gelişmeleri tam izleyemiyordum, eve gitmeliydim.

Bir süre sonra şoför beni aradı ve “Geliyorum” dedi. Büro görevlisi bir genç kız ise rahatsız olan annesine bir an önce ulaşmak istiyordu. Neyse ikimiz arabaya bindik; şoför bizi İstinye’ye inerek Etiler-Ulus istikametine götürebilirdi.

Haberin Devamı

BORSA ÖNÜNDEKİ GRUP

Yola çıktığımızda, Tarabya Yolu’nda İstanbul Borsa binasının önünde yürüyen kalabalık bir grupla karşılaştık. Birkaçının elinde uzun namlulu silahlar olduğunu fark ettik. Rengimizin değiştiğini hissediyordum. Yere yatmamız konusunda uyarıldık.
Ben de iki koltuğun arasındaki boşluğa uzandım. Şoför bir anda orta refüjün üzerinden karşı yola atlattı otomobili...

Bu kolay bir şey değildi; ‘ölümden döndük’ diye kendimizi teselli etmeye başladık. TV izlediğimiz Maslak 1453 bürosuna döndük ama yanımızdaki kızımız bir an önce annesine ulaşmak istiyordu. Çünkü annesi sık-sık telefon ediyordu. Yeniden yola çıktık, bu kez Barbaros’a giden yolun daha güvenliği olduğunu düşünerek Levent’e saptık ve büyük endişe arasında evlerimize ulaşabildik. Gerçekten başarılı bir yolculuk yapmıştık!

Haberin Devamı

ÖYLE BİR BOMBA SESİ Kİ

Asıl korkumuz o anda başladı; bir bomba sesiyle Dolmabahçe Sarayı’nın bombalandığını düşündüm. Öyle bir bomba sesiydi ki, balkona çıkmaya dahi cesaret edemedim. Elektrikleri söndürdüm hemen. Birkaç dakika sonra Kanlıca’da yemekte bulunan bir tanıdığım aradı, “Burada askeri bir savaş uçağı köprünün altından geçti, burnunu havaya doğru yükseltti hemen. Allah korudu, köprüye çarpmadı” dedi. Olacak şey değil diye düşündük. Hava Kuvvetleri Komutanı’nın damadı diye yansımıştı kamuoyuna.

Sabaha kadar endişeli bir bekleyiş içindeydik.

ESKİ DARBELER VE MALUM  ÇETE!..

Biz 27 Mayıs’ı daha çocukken yaşamış, 21 Şubat’ta Aydemir’in darbe teşebbüsünü taze bir gazeteci iken Cumhuriyet’in ahşap binasında ‘teleks’ başında izlemiştik... 12 Mart ve 12 Eylül’ü de yakından yaşamıştık. Bu darbelere bir program ve plan dahilinde kalkışılmıştı.

Haberin Devamı

FETÖ’cüler ‘derin’ bir yapı ile mücadele ediyor, senaryolar oluşturuyorlardı. 16  Nisan Anayasa referandumu ile rejim melezleştirilmek mi isteniyordu? İktidar olağanüstü kararnameler yolunu açmıştı. Devlete sızan malum ‘çete’, 15 Temmuz kalkışmasına nasıl cesaret edebilmişti? Yoksa iktidar kendi asli sorumluluğunu ihmal mi etmişti? AKP iktidarı kendi özeleştirisini bugüne kadar niye yapmadı? Askeri bürokrasi kaynaklı kalkışmayı yazmak, tamamı cemaat beslemesi olarak bilinenle, darbeye teşebbüs ederken, milletin sokağa çıkarak isyanı püskürtmesi Türk toplumu için önemli bir başarı değil midir?

BAŞI BOZUK BİR YAPI

Siyasetin, iktidarı ve muhalefeti ile bir olup, TBMM’ye sahip çıkması, ‘çete’nin ne kadar başı bozuk bir yapıya büründüğünün açık delili değil midir? F. Gülen ‘dinsel tacirlikleri’nden başka bu ülkeye ne kazandırmıştır?

Özetle 15 Temmuz darbe kalkışmasının 5’inci yıldönümünde artık bu işin bilançosunun ortaya koyulması gerekmiyor mu?

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!