Toplumsal barışı dinamitlemeyin

Toplumsal barışı dinamitlemeyin

Danimarka’da aşırı sağcı ‘Stram Kurs’ (Sıkı Yön) lideri Rasmus Paludan’ın Müslümanların kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’i parlamento binası önünde yakmasını tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.

Haberin Devamı

Toplumsal barışı dinamitlemeyin
Sıkı Yön yandaşlarının İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakmalarını tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Danimarka’da Hz. Muhammed’in başında bombalı karikatürünün yayınlanmasını tasvip etmek de kabullenmek de mümkün değildir.
Fransa’da Charlie Hebdo dergisinde Hz. Muhammed karikatürlerinin yayınlanmasını tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Fransa’da eski adı Ulusal Cephe (FN) olan aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen’in yıllardır İslam düşmanlığı üzerinden oy avcılığı yapmasını, hatta Fransa’nın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna bile göz dikmesini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Hollanda’da adında özgürlük sözcüğü geçen aşırı sağcı Hollanda Özgürlük Partisi’nin (PVV) lideri Geert Wilders’in, “Hollanda’da camiler kapatılsın. Ezan okunması yasaklansın. Okullarda İslam dini dersleri yasaklansın” şeklindeki politikasını tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Wilders’in, “Ülkemizi İslam’dan arındırmamız lazım. İslam Hollanda’ya ait değildir. İslam, nefret ve terörle eşittir” şeklindeki açıklamalarını tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Avusturya’da adında özgürlük sözcüğü yer alan ‘Avusturya Özgürlük Partisi’ (FPÖ) lideri Norbert Hofer’in, “Ben koronavirüsten korkmuyorum. Kur’an koronadan daha tehlikelidir” şeklindeki çirkin söylemini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Almanya’nın Hanau kentinde 4’ü Türk, göçmen kökenli 9 kişinin aşırı sağcı ırkçı bir Alman tarafından öldürülmesini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Almanya’da sağ popülist Almanya için Alternatif’in (AfD) önde gelen isimlerinden Beatrix von Storch’un “Grup tecavüzcüsü Müslüman erkek sürüsü” söylemini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
AfP’nin eski lideri ve onursal Başkanı Alexander Gauland’ın “İslam, öyle Katolik ve Protestan Hıristiyanlık gibi normal bir din değildir. İslam, detaylı ideolojik bir yapıdır” açıklamasını tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Alman televizyonunda ‘hiciv’ programı kalkanının ardına sığınarak Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a belden aşağı söylemleri içeren şiirle hakaret edilmesini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
*
Özgür düşünen, özgürlük sevdalısı, demokrasiyi, hukuk devletini, düşünceyi ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunan sağduyulu bir yurttaş ve bir basın mensubuyum.
Ama başkalarına hakaret, barışı, toplumsal barışı tehlikeye sokmak, insanları, dinleri, ırkları, tenleri nedeniyle dışlama, aşağılama özgürlüğünün arkasına sığınılmasana da sonuna kadar karşıyım.
Barış içinde birlikte yaşamın dinamitlenmesine de öyle.
İslam barış dinidir.
İslam sevgi dinidir.
İşte o yüzden Fransa’nın Nice kentinde 14 Temmuz 2016’da, Fransızların Ulusal Günü’nde Tunus kökenli radikal bir kamyon sürücüsünün sahil şeridinde eğlenmekte olan insanların üzerine kamyonu sürerek 86 kişiyi öldürülmesini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Paris yakınlarındaki bir okulda öğrencilere düşünceyi ifade özgürlüğünü anlatmak amacıyla Charlie Hebdo dergisindeki Hz. Muhammed karikatürlerini gösterdiği için Çeçen kökenli radikal bir sapığın kafasını keserek Fransız öğretmeni öldürmesini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Bu saldırıdan birkaç gün sonra yine Fransa’nın Nice kentinde Notre Dame Kilisesi’nde Tunuslu bir radikalin bir kadının kafasını keserek, iki kadını da bıçaklayarak öldürmesini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Avusturya’nın başkenti Viyana’da terör örgütü DEAŞ sempatizanı olduğu saptanan Kuzey Makedonya ve Avusturya vatandaşı bir saldırgan tarafından 4 kişinin kurşunlanarak öldürülmesini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Bu radikallerin Pakistan’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve başka ülkelerde insanları katletmelerini tasvip etmek de kabul etmek de mümkün değildir.
Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslümanlar da Türkiye’de politik sorumluluk taşıyanlar da bu tür saldırıları her seferinde sert bir biçimde kınamaktalar.
Zaten doğru olanı da budur.
Ancak nedense bu çoğu kez Avrupa medyasında yer almamakta.
Bu yüzden de radikaller, DEAŞ ve El Kaide teröristleri tarafından işlenen bu cinayetlerin faturası her seferinde tüm Müslümanlara ve tüm İslam dünyasına kesilmekte.
Bizler kim tarafından işlenirse işlensin, bu tür saldırıları da cinayetleri de katliamları da kınıyoruz.
Hem de şiddetle.
Ve her zaman olduğu gibi “Toplumsal barışı dinamitlemeyin” diyoruz.
“Bizlerin huzurunu dinamitlemeyin” diyoruz.

Haberle ilgili daha fazlası: