GeriAvrupa Almanya görene kadar 10 kişiyi öldürdüler: NSU
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Almanya görene kadar 10 kişiyi öldürdüler: NSU

Almanya görene kadar 10 kişiyi öldürdüler: NSU

Hem devlet hem de istihbarat birimleri tarafından görmezden gelinen, failleri aramak yerine ‘döner cinayetleri’, ‘mafya hesaplası’ olarak nitelendirilip ‘Almanya’nın sağ gözü kör’ dedirten, davası bile yıllarca süren Nasyonel Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü.

Tarih: 9 Eylül 2000. Yer: Nürnberg. İki çocuk babası Enver Şimşek, Hessen Eyaleti’ndeki Schlüchtern kentinde çiçekçilik yapıyordu. Hollanda’dan aldığı çiçekleri Almanya’da pazarlıyordu. Nürnberg’de mobil çiçek standındaki bir çalışanı izinli olduğu için o gün Nürnberg’e gitti. Eskiden, Hitler’in nazi partisinin genel kurulunu yaptığı meydanda, Liegnitzer caddesi üzerinde araçtan çiçekleri çıkarıp tezgâha yerleştirdi. Katilleri saat 12.45 ile 14.15 arasında geldi. Biri 6.35 mm çapında bir silahla, diğeri 7.65 çapında ‘Ceska 83’ tipi silahla Enver Şimşek’in kafasına ve vücuduna ateş etti. Sekiz kurşunla ağır yaralanan Şimşek, iki gün hastanede yaşam mücadelesi verdi, ancak kurtarılamadı.
Enver Şimşek, yıllarca Almanya’yı dolaşarak Türk avına çıkan, sekizi Türkiye kökenli 10 kişiyi öldüren ve 11 yıl sonra ortaya çıkacak olan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütünün ilk kurbanıydı.

Alman polis ve savcılığı, ırkçı saldırı şüphesini gündemlerine bile almadı. ‘Çiçek mafyası’ veya Enver Şimşek’in bir düşmanı olduğu yönünde soruşturma yürüttü. Şimşek’in ailesi zanlı muamelesi gördü. Hatta polis, ailenin kaldığı eve böcek yerleştirerek gizlice dinledi. Enver Şimşek’in gizli bir sevgilisi olduğu tezgâhıyla aile sıkıştırıldı. Polis ve savcılık Enver Şimşek cinayetini aydınlatmak için karanlık alanlarda dolaşırken, ırkçı neonazi katiller 13 Haziran 2001’de, saat 16.30 sıralarında yine Nürnberg’de Gyuler caddesi üzerindeki terzi dükkanına girdiler. 49 yaşındaki Abdurrahim Özüdoğru kafasına sıkılan iki kurşunla yere yığıldı. Katiller iz bırakmadan hızlıca dükkândan çıkarak bisikletle kaçtı. Saat 21.15’te dükkânın önünden geçen biri Abdurrahim Özüdoğru’nun kanlar içinde yerde yattığını görüp polise haber verdi. Özüdoğru, Enver Şimşek cinayetinde kullanılan, ‘Ceska 83’ tipi silahla sıkılan, biri yüzünden, diğeri şakağından giren iki kurşunla öldü.

Almanya görene kadar 10 kişiyi öldürdüler: NSU

İKİ HAFTA SONRA HAMBURG’DA
Özüdoğru cinayetinden iki hafta sonra, katiller Hamburg’daydı. Tarih: 27 Haziran 2001. Yer: Schützenstr. Günlerden çarşamba. Saat öğlen 12.00’ye yaklaşıyordu. 31 yaşındaki Süleyman Taşköprü, soyadını taşıyan marketi babasından yeni devralmıştı. Babası kısa bir alışveriş için dışarı çıkmıştı. Pusudaki katiller tam bu sırada geldi. Biri bir el ateş etti. Kurşun Taşköprü’nün sol yanağından kafasına girdi. İkincisi yere düşen Süleyman Taşköprü’nün kafasına arkadan iki el daha ateş etti. Babası markete döndüğünde Süleyman Taşköprü henüz ölmemişti. Nefes alıyordu. Bir şeyler söylemek istedi. Ama gücü yetmedi. Acil servis geldiğinde ise artık çok geçti. 3 yaşında bir kızı olan Taşköprü, henüz 31 yaşında hayata veda etti.
Enver Şimşek cinayetinde kullanılan iki silah, Taşköprü cinayetinde de devredeydi. Ama polis ve savcılık halen bir ırkçı motif şüphesini araştırma ihtiyacı duymadı. Taşköprü hakkında Hamburg’da gece kulüpleriyle, haraç veya uyuşturucu mafyasıyla bağlantısını kurmaya çalıştı. Süleyman Taşköprü’nün annesi Hatice Taşköprü, cinayeti NSU terör örgütünün işlediği ortaya çıkmadan önce öldü. Babası ise Türkiye’ye döndü.

KATİLLER POŞETLE GELDİ
Taşköprü cinayetinden iki ay sonra katiller yeni bir metotla Münih’te vurdu. Tarih: 29 Ağustos 2001. Yer: Münih, Ramersdorf, Bad Schachener Caddesi. ‘Frischmarkt’ (Taze pazar) marketi. Marketin 100 metre ötesinde trafik polisi şubesi var. Sabah saat 10.30. Marketi işleten 38 yaşındaki Habil Kılıç, raflara mal yerleştirirken, iki kişi içeri girdi. Birinin elinde poşet vardı ve poşeti Habil Kılıç’a doğrultarak, hızla içinde sakladığı ‘Ceska 83’ tipi silahın tetiğini çekti. Kurşun Habil Kılıç’ın kafasına isabet etti. Kılıç buna rağmen kafasını rafın arkasına saklamaya çalıştı. Katil bu kez kafasının arkasından bir el daha ateş etti. Marketi hızla terk eden saldırganlar bu sefer geride kovan bırakmamıştı. Kovanlar poşetin içinde kalmıştı. Saat 10.50 sıralarında markete giren bir müşteri Habil Kılıç’ın cansız yerde yattığını görünce, polise haber verdi. Habil Kılıç olay yerinde öldü. Geriye karısıyla 12 yaşındaki kızını bıraktı.

Almanya görene kadar 10 kişiyi öldürdüler: NSU

 ÖNCE IRKÇI, SONRA DEĞİL
Tarih: 10 Ağustos 2002. Yer: Sulzbach, Saarland Eyaleti. 19 yaşındaki Ahmet Sarlak, karnına ve göğsüne aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralandı. Ertesi gün de hastanede hayatını kaybetti. Saldırgan Carlos N.’nin evinde arama yapan polis gamalı haçlı bir bayrak buldu. Savcı, olaydan kısa bir süre sonra saldırıyı yabancı düşmanı motifli olarak niteledi. Üç ay sonra hazırlanan iddianamede saldırının yabancı düşmanı motifli olduğuna dair tek bir ifade yer almadı. Ahmet Sarlak’ın kavgada öldüğü belirtildi. Neonazi Carlos N. 6 yıl hapis cezasıyla kurtuldu.
Bir yıl içinde dört Türk’ü öldüren seri katiller, 2004’e kadar cinayetlerine ara verdi. Polis, seri katil ya da katillerin ölmüş ya da yeni bir yuva kurarak, normal bir hayata katılmış olabileceği veya bir başka suçtan içeriye düştüğü varsayımlarını yaptı. Ancak cinayetler durmadı. Suç aleti ‘Ceska 83’, 25 Şubat 2004’te Rostock kentinde yeniden devreye girdi. 25 yaşındaki Mehmet Turgut, Hamburg’da yaşıyordu. Arkadaşlarını ziyaret amacıyla Rostock’a gitmişti. Döner büfesi işleten arkadaşı o gün bir işi nedeniyle Mehmet Turgut’u büfeye bıraktı. ‘Mr. Kebab Grill’ adlı büfe Rostock’ta Toitenwinkel semtinde Neudierkower Weg adlı çıkmaz sokaktaydı. Katiller sabah saat 10.15’te büfeden içeri girdi. Habil Kılıç cinayetinde olduğu gibi suç aleti ‘Ceska 83’ tipi silah poşet içinde saklıydı. Aynı metotla Mehmet Turgut’un kafasına üç el ateş edildi. Geride kovan da bırakılmadı. Büfenin sahibi geldiğinde, Mehmet Turgut ağır yaralı yerde yatıyordu. Ambulansla hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetti.

Almanya görene kadar 10 kişiyi öldürdüler: NSU
Beate Zschaepe

DİKKATSİZLİĞİ KURTARDI
Hep küçük iş yeri sahibi Türkleri hedef alan seri katiller, Almanya’da yaşayan Türk toplumu arasında derin endişe ve korku yarattı. Rostock’taki cinayetin üzerinden bir yıl geçmeden, 9 Haziran 2005’te katiller yine Nürnberg’de ortaya çıktı.
Scharrer caddesi üzerindeki döner büfesine giren iki katil, 50 yaşındaki İsmail Yaşar’ı kafası ve vücuduna sıktıkları 5 kurşunla öldürdü. İsmail Yaşar’ın 15 yaşındaki oğlu ise saldırı sırasında döner büfesinin hemen karşısındaki okulda dersteydi.
Bir kadın görgü tanığı polise tuhaf hareketleriyle dikkat çeken iki bisikletli, daha önce de süpermarkette sinema yıldızı Sara Gilbert’e benzeyen bir kadın gördüğünü anlattı. Görgü tanığı kadın bu üç kişiyi de polise çok iyi tarif etti. Polis robot resimler çizdi. Ama halen cinayetlerin arkasında Hollanda’da bir uyuşturucu mafyası aranıyordu. Polis, mafyayla bağlantı kurabilecekleri umuduyla Nürnberg’de bir süre İsmail Yaşar’ın döner büfesini işletti. Ancak bir mafya bağlantısına ulaşamadı.

SoKo BOSPORUS KOMİSYONU
Alman polisi bir türlü aydınlığa kavuşturulamayan seri cinayetler yüzünden yoğun baskı altındaydı. 2005’te Nürnberg’de SoKo Bosporus adlı bir özel komisyon kuruldu. Komisyonun başına ise okuldan eve gelirken kaybolan ve bir daha bulunamayan kız çocuğu ‘Peggy olayını aydınlattığı sanılan Wolfgang Geier’ getirildi. Emniyet Müdürü Geier’in Peggy olayından sorumlu tuttuğu zihinsel engelli Ulvi Kulaç, 2 yıl hapis yattıktan sonra suçsuz olduğu anlaşıldı ve serbest bırakıldı. Türkiye’den polislerin de görev aldığı, yüzü aşkın polisin görev yaptığı SoKo Bosporus Komisyonu, seri cinayetlerle ilgili hiçbir ipucu bulamadan 2008’de lağvedildi.

Almanya görene kadar 10 kişiyi öldürdüler: NSU
Uwe Böhnhardt, Uwe Mundlos, Beate Zschaepe

‘TÜRK MAFYASI’ DEDİLER
Nürnberg’de İsmail Yaşar cinayetinden 6 gün sonra katiller yine tetiğe bastı. Bu kez olay yeri Münih’te bir çilingir dükkanıydı. Yunanlı Theodoros Boulgarides, dükkânı bir ortağıyla beraber açalı daha iki hafta olmuştu. Katiller, 15 Haziran 2005 akşamı saat 18.30’da Yunanlı Theodoros Boulgarides’in Trappentreu caddesi üzerindeki dükkânına girdiler ve kafasına sıktıkları kurşunla öldürdüler. Caniler iki kız çocuğu babası 41 yaşındaki Boulgarides’i Türk sanarak öldürmüşlerdi. Boulgarides’i dükkânda ortağı ölü olarak buldu. Boulgarides cinayetini yerel Alman medyası ‘Türk mafyası yine vurdu’ başlıklarıyla verdi.
Olayın üzerinden bir yıl geçmeden seri katiller Dortmund’da can aldı. 4 Nisan 2006 Salı günü büfeye giren katiller, poşetin içinde sakladıkları ‘Ceska 83’ silahla Mehmet Kubaşık’ı vurdu. Birinci kurşun duvara isabet etti ve Kubaşık, “Ben silahsızım” anlamında ellerini havaya kaldırdı. İkinci kurşun sağ gözüne girdi. Üç çocuk babası Mehmet Kubaşık başına sıkılan ikinci kurşunla hayatını kaybetti. Kubaşık’ın öldüğünü de bir müşteri fark etti.
Mehmet Kubaşık cinayetinin ikinci günü katillerin hedefi bu kez Kassel internet kafe işleten 21 yaşındaki Halit Yozgat oldu. Kafeye giren katiller, kasadaki Halit Yozgat’ı başına sıktıkları iki kurşunla öldürdüler.
Cinayet işlendiği esnada kafede Hessen Eyaleti gizli servisinde neonazilerden sorumlu Andreas Temme, internette porno filmi izliyordu. Kendi memleketinde ‘Küçük Adolf’ olarak bilinen Andreas Temme, polisin tanık çağrılarına da yanıt vermedi. Polis, internetteki izden gizli servis yetkilisi Temme’ye ulaştı. Temme’nin evinde yapılan aramada Hitler’in ‘Kavgam’ adlı kitabından bölümler ve seri cinayetler üzerine bir kitap bulundu. Silahtan anlayan Temme, hiçbir ses duymadığını, kasada kimseyi görmeyince, ücreti tezgâha bırakıp gittiğini anlattı. Gizli servis yetkilisi Temme’nin seri cinayetlerdeki rolü bir türlü aydınlatılamadı. Görevinden uzaklaştırılan Andreas Temme, Karlsruhe Valiliği’ne atandı.

TESADÜFEN ORTAYA ÇIKTI
Türk avına çıkan neonazi seri katiller, 25 Nisan 2007’de Heilbronn kentinde devriye gezen iki polis memurunu polis arabasının içinde arkadan vurdu. 22 yaşındaki polis Michele Kiesewetter öldü. 24 yaşındaki polis Martin A. ağır yaralı kurtuldu. Karavanla Almanya’yı dolaşan, cinayet, terör saldırısı ve banka soygunlarına bisikletle gidip, tekrar bisikletle karavana kaçarak saklanan, böylece kendilerine turist süsü veren bu iki neonazi katil, 4 kasım 2011’de başarısız bir banka soygunu sonucu yakayı ele verdi. Polise teslim olmamak için karavanı ateşe verip intihar eden Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’un 14 yıldır aranan azılı neonaziler olduğu belirlendi. Karavanın yandığı anda NSU’nun üçüncü elebaşı Beate Zschaepe, Zwickau kentindeki hücre evini ateşe verdi. Yanan karavan ve hücre evinde ortaya çıkan silahlarla belgeler, kamuoyunda şok etkisi yarattı. Sekizi Türk 10 kişiyi öldüren, 3 terör saldırısında 43 kişiyi yaralayan, 15 banka soygunu gerçekleştirenlerin ‘NSU’ adlı terör örgütünün 14 yıldır aranan elebaşları olduğu anlaşıldı.
Münih’te 5 yıl süren NSU davasında hiç konuşmayan Beate Zschaepe, ağırlaştırılmış ömür boyu hapse mahkûm oldu. Cinayetlerde kullanılan silahı temin etmekten yargılanan Ralf Wohlleben 10 yıl, Carsten Schultze ve Holger Gerlach 3’er yıl, Andre Eminger ise 2.5 yıl gibi cezalarla kurtuldu. Beate Zschaepe hariç şimdi üçü de serbest.

Almanya görene kadar 10 kişiyi öldürdüler: NSU
Kassel Valisi Walter Lübcke, 2 Haziran 2019’da evinin terasında başına sıkılan kurşunla öldürüldü. Katil zanlısı olarak yakalanan neonazi Stephan Ernst’in seri cinayetlerin sorumlusu NSU ele başlarını tanıdığı ortaya çıktı.

HANAU’DA 4’Ü TÜRKİYE KÖKENLİ, 9 KİŞİ ÖLDÜ
22 Temmuz 2018’de İran asıllı Hitler hayranı ırkçı David Sonboly, Münih’i kana buladı. Kendini ‘Ari’ ırkından gören 18 yaşındaki ırkçı, Münih Olympia alışveriş merkezinde binanın üzerinden insanları hedef alarak ateş açtı. Dördü Türkiye kökenli 9 kişi öldü. Selçuk Kılıç (15), Can Leyla (15), Sevda Dağ (45) ve Batı Trakyalı Hüseyin Dayıcık (17) ırkçı saldırıda hayatını kaybetti. Bu saldırı ırkçı bir saldırı olarak resmi kayıtlara girdi.
Almanya’da Türklere karşı en son saldırı, 19 Şubat 2020 Çarşamba günü Hanau’da gerçekleştirildi. Irkçı Tobias Rathjen, Türklerin işlettiği üç nargile kafeye silahlı saldırı düzenledi. Olayda 4’ü Türkiye kökenli 9 kişi hayatını kaybetti. Olayın hemen ardından evine giden ırkçı neonazi, annesini de öldürdükten sonra intihar etti.
Bu saydığımız saldırılar dışında aydınlatılamayan daha çok sayıda şüpheli yangınlar ve cinayetler var. Berlin’de 2012’de 4 Nisan’ı 5 Nisan’a bağlayan gece bir grup göçmen kökenli gence sokak ortasında ateş açıldı. 22 yaşındaki Burak Bektaş hayatını kaybetti, iki arkadaşı ağır yaralandı. Katil ya da katiller halen bulunamadı. Polis ve savcılık saldırının ırkçı motifli olabileceği görüşünde. Almanya giderek tehlikeli bir boyut kazanan ırkçı, aşırı sağ grup ve örgütlerin üzerine daha sıkı gitmek zorunda. Aksi takdirde Almanya daha çok şok saldırılarla karşı karşıya kalabilir.

False