GeriAvrupa Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet

Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet

Türklere yönelik ilk ırkçı saldırı tarihi 1 Ocak 1981’e uzanıyor. İlk kurban ise Seydi Battal Koparan. 1969 yılında Almanya’ya gelen Seydi Battal Koparan, 5 çocuğu ve eşiyle Baden Württemberg Eyaleti’nin Ludwigsburg kentine bağlı Gündelsbach’ta yaşıyordu. 45 yaşındaki Koparan, 1980’i 1981’e bağlayan yılbaşı gecesi eve dönmeyen engelli oğlunu aramaya çıktı.

OĞLUNUN ‘Krone’ adlı lokale gitmiş olabileceği düşüncesiyle oraya girdi. ‘Krone’, aşırı sağcı ‘Stander Greif MC’ adlı motosiklet çetesi üyelerinin uğrak yeriydi. Oğlunun burada olduğu ve kötüye kullanıldığı şüphesi taşıyan Seydi Battal Koparan ile içerideki aşırı sağcı grup arasında tartışma çıktı.
Lokal sahibinin karısı, “Pis Türkler, çekip gidin buralardan” diye bağırdı. Baba Seydi Battal Koparan lokalden çıkıp gitti ve başka bir yerde bulduğu oğluyla eve giderken, 6-7 kişilik bir grup tarafından önü kesildi. Baba Koparan, oğlunun gözleri önünde demir çubukla dövülerek komaya sokuldu. Oğlunun ise iki dişi kırıldı. Hastaneye kaldırılan Seydi Battal Koparan 5 saat sonra öldü. Geride 5 çocuk ve bir eş bıraktı.
Motosiklet çetesinin üç üyesi tutuklandı, biri beraat etti. Biri 3.5 yıl, diğeri 1 yıl 9 ay hapis cezasıyla kurtuldu. Koparan’ın eşi ayda 900 Mark’la ailesini tek başına geçindirmek zorunda kaldı.

Bu olayı 22 haziran 1982’de Tevfik Gürel cinayeti izledi. 26 yaşındaki Tevfik Gürel, Hamburg yakınlarındaki Norderstedt’te diskoda bir Alman kızla yakınlık kurdu. Görgü tanıklarının ifadesine göre, Gürel, kızın rızasıyla ona sarıldı. Ancak diskodaki bir grup, “Yabancılar defolsun” diye bağırarak, Tevfik Gürel’e saldırdı. Ağır yaralanan Tevfik Gürel hayatını kaybetti.

Türklere yönelik ilk ırkçı cinayetANNE VE ÜÇ ÇOCUĞU ÖLDÜ
Aynı yıl Aşağı Saksonya Eyaleti’nin Wolfenbüttel kentinde 22 Kasım 1982’de bir Türk ailenin kaldığı evde yangın çıktı. Türk anneyle birlikte üç çocuğu can verdi. 3 kişi ağır yaralandı. Failler bulunamadı.
Bu olayı 26 Ağustos 1984’te Duisburg’da başka bir ağır yangın olayı izledi. Türklerin yoğunlukta yaşadığı Duisburg Wannheimer’da, Wannheimer Str. 301 numaralı evin giriş katında yangın çıktı. Yangın bir anda ahşap binayı sardı. Satır ve Turhan ailelerinden 7 kişi hayatını kaybetti. 20 kişi ağır yaralandı. Bir türlü aydınlatılamayan yangın olayında ırkçı motif hiç aranmadı. Spiegel dergisinin haberine göre evin duvarında gamalı haç işareti vardı.
Olaydan 10 yıl sonra bir mülteci yurdunu kundaklamakla suçlanan bir kadın, ifadesinde 1984’te Satır ailesinin evini de ateşe verdiğini söyledi. Kadın, başka kundaklama suçlarından mahkûm oldu ve birkaç yıl önce cezaevinde öldü. Mahkeme dosyalarında kadın için ‘Ruh sağlığı bozuk’ ifadesi yer aldı.
Olayın yeniden soruşturulması için “Initiative Duisburg 1984” adıyla bir girişim kuruldu.

KAFASINI TAŞLA EZDİLER
29 yaşındaki duvar ustası Mehmet Kaymakçı, 24 Temmuz 1985 akşamı Hamburg’da, iş yorgunluğunu atmak için ‘Bei Ronnie’ adlı bir lokale girdi. Polis raporuna göre lokalde Frank Uwe P., Mario B. ve Bernd M. adlı üç neonazi kendi aralarında siyaset tartışıyorlardı.
Üç neonazi, gece lokalden çıkan Mehmet Kaymakçı’nın peşine düştü. Hohe Liedt Str. sokağında Mehmet Kaymakçı’nın önünü kesip komaya sokuncaya kadar döven üç neonazi bununla da yetinmedi. Mehmet Kaymakçı’yı sokağın kenarındaki bir çalılığın arkasına çektikten sonra, Frank Uwe P. ağır bir beton parçasıyla Mehmet Kaymakçı’nın kafasını parçaladı.
Olay esnasında çıkan gürültü üzerine uyanan mahalle sakinleri polisi arayıp rahatsız edildikleri şikâyetinde bulundu. Olay yerine gelen polis ekibi, Frank Uwe P.’yi gürültü yaptığı şüphesiyle kimlik tespiti yaptıktan sonra serbest bıraktı.
Ertesi gün yoldan geçen bir bisikletli çalılığın arkasında Mehmet Kaymakçı’nın cesedini görüp polise haber verdi. Polis, gece kimlik tespiti yaptığı Frank Uwe P.’yi gözaltına aldı. Zanlının ayakkabılarında halen Mehmet Kaymakçı’nın kan izleri vardı.
Frank Uwe P., polis verdiği ifadede, “Evet biz yaptık. Türkleri korkutmak istedik” dedi. Bu vahşi ırkçı cinayet, ‘Lokal kavgası’ olarak nitelendirildi. ‘Hamburger Abendblatt’ gazetesi, cinayeti ‘üç işsiz gencin’ işlediğini yazdı.
Cinayetten önce Hamburg metrosunda “Türken raus” (Türkler defolun) diye Almanca ve Türkçe pullar yapıştırılmıştı.
Savcı Reich, Hamburg Eyalet Mahkemesi’nde görülen davada üç neonaziyi “ölümle sonuçlanan adam yaralama” ve “adam öldürmeye teşebbüsle” suçladı. Saldırıyı mahkemede en ince ayrıntılarına kadar anlatan ve Mehmet Kaymakçı’nın dayak ve tekmeler sonucu hayatını kaybettiğini söyleyen savcı Reich, cinayetin siyasi motifli olduğu konusunda tek bir söz söylemedi.
Oysa adli tıp raporunda, dayak sonucu komaya giren Mehmet Kaymakçı’nın hırıltılar çıkardığı için beton parçasıyla kafasının ezildiği belirtiliyordu.
Poliste, adam yaralama ve nazi sloganları atmaktan dosyası bulunan Frank Uwe P., mahkemede cezaevi koşullarından, “Burada da Almanlar yabancılar tarafından eziliyor” diyerek şikâyet etti. Mahkeme, üç neonaziden ikisine 8’er yıl, birine ise 7 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme kararında, saldırının sinsi bir ırkçı saldırı olduğuna dair hiçbir ifade yer almadı. Mehmet Kaymakçı’nın öldürüldüğü yerde bugün ne bir anıt ne de bir tabela var.
Mehmet Kaymakçı cinayeti Hamburg’da ilk ırkçı cinayet değildi. 1980 Ağustosu’nda ‘Deutsche Aktionsgruppe’ (Alman Eylem Grubu) adlı neonazi örgüt üyeleri Vietnamlı mültecilerin kaldığı bir evi kundakladı ve iki Vietnamlı hayatını kaybetti.

Türklere yönelik ilk ırkçı cinayetBEYZBOL SOPALARI VE BALTA SAPIYLA SALDIRDILAR
Tarih: 21 Aralık 1985 Yer: Hamburg. 26 yaşındaki Ramazan Avcı, yanında kardeşi ve bir arkadaşıyla Land- wehr otobüs durağında bekliyordu. Durağın yanı başındaki lokalden 5 neonazi hakaretlerle bu üç Türk’e saldırdı. Üç Türk kendilerini savunmak için gaz spreyi sıktı. Neonaziler bunun üzerine lokale koşup beyzbol sopalarıyla geri döndüler. Ramazan Avcı, kardeşi ve arkadaşı kaçarak kurtulmak istedi. Neonaziler üç Türk’ü otomobille takibe aldı. Avcı’nın kardeşi ve arkadaşı son anda otobüse binerek hayatlarını kurtarırken, bir otomobil kaçmakta olan Ramazan Avcı’ya çarptı. 30 kadar neonazi yerde yaralı yatan Avcı’ya beyzbol sopaları ve balta sapıyla vurarak, komaya soktular. Ağır yaralı hastaneye kaldırılan Ramazan Avcı, üç gün sonra, 24 Aralık 1985’te hayatını kaybetti.
Ramazan Avcı’nın cenaze töreni sırasında neonaziler bir Türk babayla yanındaki iki çocuğunu bira şişeleri ve zincirle yaraladı.
Polis, olaydan hemen sonra 5 neonaziyi ellerinde suç aletleriyle birlikte yakalayıp gözaltına aldı. Ancak 5 neonazi de ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Savcı önce cinayetten dava açtı, sonra cinayet suçlaması geri çekildi. Saldırganlardan dördü adam öldürmekten 3 ile 10 arasında cezalarla kurtuldu.
Ramazan Avcı öldürüldüğünde eşi hamileydi ve çocuğunu göremeden öldü. Olayın unutulup gitmesine karşı eşi bir girişim kurdu ve Ramazan Avcı olayını yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı. Girişim sonucu olay yerine yakın yerdeki meydana Ramazan Avcı adı verildi. Irkçı saldırıların artması Türkleri tedirgin etti. Bir grup Türk, “Bündnis Türkischer Einwanderer” (Türk Göçmenler Birliği) adıyla bir girişim kurdu. Girişim, Mart 1986’da yayımladığı bildiride, “Biz, artan yabancı düşmanlığı ve ırkçı saldırılara birlikte, demokrasi kuralları içinde karşılık vermek istiyoruz. Biz, Hamburg ve Almanya’nın her yerinde Alman halkıyla birlikte, onur, güven, barış, dostluk ve dayanışma içinde yaşamak istiyoruz” denildi.

Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet
EVİ KUNDAKLAYIP İZLEMEYE GİTMİŞ
Tarih: 17 Aralık 1988 Yer: Schwandorf. Bavyera’nın 26 bin nüfuslu Schwandorf kenti. 19 yaşındaki Josef Saller adlı ‘azılı bir neonazi’, 16 Aralık’ı 17 Aralık’a bağlayan gece şehir merkezinde Türk ailenin kaldığı evi ateşe verdi.
Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet
‘Nationalistischer Front’ (Milliyetçi Cephe) adlı örgüt yanlısı Josef Saller, olaydan önce evin yanındaki duvara üzerinde gamalı haç işareti bulunan ‘Türken raus’ (Türkler defolun) yazılı pul yapıştırdı. İtfaiye yangını söndürmeye çalışırken, saldırgan seyirci olarak polisin dikkatini çekti. Yangında 49 yaşındaki Osman Can, 43 yaşındaki eşi Fatma Can ve 12 yaşındaki oğulları Mehmet Can ile Alman komşuları Jürgen Hübener yanarak can verdi. 12 kişi cam ve balkonlardan atlayarak yaralı ve ağır yaralı hayatlarını kurtardı.
Saldırgan neonazi Josef Saller mahkemede, “Yabancılardan nefret ediyorum” dedi. Ağır kundaklama suçundan 12 yıl hapse mahkûm olan saldırgan, 2001 yılında cezaevinden çıktı ve “Yaptığımdan pişman değilim” dedi. Neonaziler onu bir kahraman gibi kutladı.Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet

 

‘KANAKE’ DEYİP BIÇAĞI SAPLADI

Tarih: 12 Mayıs 1989 Yer: Berlin. 25 yaşındaki Ufuk şahin, Wilhelmsruher Damm Caddesi’ndeki evinde Murat P. adlı arkadaşıyla akşam çay içtikten sonra dışarıda bir tur atmak istedi. İki arkadaş evden çıktı. Karşıdan, yanında kız arkadaşıyla gelen Andreas Sch. adlı bir Alman, “Bu yabancılar buraya geleli, güvenlik kalmadı. Bak onlardan iki ‘Kanake’ geliyor” diye laf attı. İki arkadaş cevap vermeden yollarına devam etti. Ancak Andreas Sch. arkalarından, “Yabancılar defolun” diye bağırarak tekrar sataştı. Ufuk Şahin, şimdiye kadar hiç karşılaşmadığı katiline, “Biz de insanız, sen de. Ne demek bu şimdi” dedi. Andreas Sch. cebindeki sustalı bıçağı çıkarıp Ufuk Şahin’e sapladı. Şahin hayatını kaybetti.
Polis, saldırganın evinde aşırı sağla ilişkisine dair bir ipucu bulunmadığı sonucuna vardı. Ufuk Şahin’i yabancı olduğu için öldürdüğünü söyleyen saldırgan, 5 yıl hapis cezasıyla kurtuldu. Şahin, geride eşiyle birlikte 2 yaşında bir çocuk bıraktı. Neonaziler, Ufuk Şahin’i anma töreninde de olay çıkardı.

17 YAŞINDAKİ NİHAT’I SIRTINDAN BIÇAKLADILAR
Tarih: 28 Aralık 1990 Yer: Hachenburg. Rheinland Pfalz Eyaleti. Berlin Duvarı’nın yıkılıp iki Almanya’nın birleşmesinden sonraki ilk ırkçı saldırı. Kurbanı ise maalesef yine Türk. Neonaziler, 17 yaşındaki Nihat Yusufoğlu ve ailesinin kaldığı evin karşısını buluşma yeri haline getirmişti. 20 yaşındaki Alexander Tieze, neonazi grubun elebaşı olarak polis tarafından biliniyordu. Neonaziler olaydan haftalar öncesinde Yusufoğlu ailesine hakaretler ve tehditler savurmuştu. Olay günü 6 neonazi evin önüne gelerek, “Kanaken raus” (Kanaklar defolun) diye slogan attı. Nihat Yusufoğlu kardeşiyle birlikte dışarı çıkıp, neonazileri evin önünden göndermek istedi. Ancak saldırgan Alexander Tieze, Nihat Yusufoğlu’nu itişip kakışma sırasında sırtından sapladığı bıçak darbesiyle öldürdü.
Çok açık bir ırkçı saldırı olmasına rağmen, savcı ve mahkeme olayı ırkçı ya da aşırı sağ bir saldırı olarak görmedi. Alman basını, savcıyı, cinayeti ‘siyasi olmayan aptal bir gencin işlediği cinayet’ gibi göstermekle suçladı. Saldırgan 6 yıl cezayla kurtuldu.

‘ALMANCA KONUŞUN ALMANCA’
Tarih: 13 Kasım 1991 Yer: Adenauerplatz. 19 yaşında, Berlin doğumlu, Sophie Charlotte Lise öğrencisi Mete Ekşi, arkadaşlarıyla Adenauerplatz meydanında Türkçe sohbet ediyordu. Onlara daha sonra kardeş oldukları anlaşılan üç Alman, “Türkçe değil, Almanca konuşun, Almanca” diye laf attı. Bunun üzerine Türk gençleriyle üç Alman kardeş arasında başlayan tartışma, kavgaya dönüştü. Mete Ekşi başına aldığı beyzbol sopası darbesiyle komaya girdi. 17 gün hastanede yoğun bakımda yatan Mete Ekşi, 13 Kasım 1991’de hayatını kaybetti. Öldürücü darbeyi vuran 25 yaşındaki Michael Sch., bir Türk kadınına tecavüzden cezaevinde yatıp çıkmıştı. Mahkeme ırkçı bir saldırı olduğu iddiasını reddetti. Michael Sch. ‘ölüme yol açan adam yaralama’ suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla kurtuldu. Bu saldırıdan yaklaşık iki ay önce neonaziler Hoyerswerda kentinde gündüz vakti seyircilerin alkışları arasında bir mülteci yurdunu ateşe vermişti. Hoyerswerda saldırısı yabancı düşmanı saldırıları tetikledi.

Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet
MÖLLN FACİASI
Tarih: 23 Kasım 1992 Yer: Mölln. Hoyerswerda ve başka kentlerde mülteci yurtlarına saldırılar, polisin bu saldırıları kontrol altına alamaması neonazileri cesaretlendirdi. 22 Kasım’ı 23 Kasım’a bağlayan gece 19 yaşındaki neonazi Lars Christiansen ve 25 yaşındaki Michael Peters, Schleswig Holstein Eyaleti’nin küçük bir kasabası olan Mölln’de Türklerin oturduğu iki evi molotof kokteyli atarak kundakladı. Saldırganların ilk ateşe verdiği evde oturanlar yangından kaçarak kurtulmayı başardı. Ancak saldırganlar molotof kokteylini ikinci evin giriş kapısına attıkları için kaçıp kurtulma imkânını da önlemişlerdi.
51 yaşındaki Bahide Arslan, torunları 14 yaşındaki Ayşe Yılmaz ile 10 yaşındaki Yeliz Arslan alevler içinde feci şekilde can verdi. Üç kişi ağır yaralandı. Saldırganlar, iki evi ateşe verdikten sonra polisi telefonla arayıp “Heil Hitler” (Yaşasın Hitler) diyerek kundaklamayı haber verdi.
Mahkeme, 19 yaşındaki Lars Christiansen’i olgun olmadığı gerekçesiyle 10 yıl gençlik cezasına çarptırdı. Christiansen, 7.5 yıl hapis yattıktan sonra çıktı. 25 yaşındaki Michael Peters yetişkinler yasasından yargılandı. Ancak mahkeme sanıkların saldırıyı planlamadıkları değerlendirmesinde bulundu ve ömür boyu hapse mahkûm olan Michael Peters 14 yıl yattıktan sonra serbest kaldı

PEŞLERİNE DÜŞTÜ, OTOMOBİLLE ÇARPTI
Tarih: 27 Aralık 1992 Yer: Meerbusch. Olay, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nin Meerbusch yakınındaki 57 numaralı otobanda oldu. 20 yaşındaki Şahin Çalışır ve iki arkadaşı otomobilleriyle giderken, polis tarafından aşırı sağcı olarak bilinen Klaus E. peşlerine düştü. Klaus E., Şahin Çalışır’ın aracına vura vura sıkıştırdı. Şahin Çalışır ve iki arkadaşı arabadan inip kaçmaya çalışırken, Klaus E. arabasını Şahin Çalışır’ın üzerine sürdü ve çarparak öldürdü. Mahkeme olayda ırkçı bir motif görmedi ve Klaus E.’yi ‘ihmalkârlıkla adam öldürme ve trafiği tehlikeye atma’ suçlarından 15 ay hapis cezasına çarptırdı. Saldırgan cezaevinden yazdığı mektupta, “Bir daha asalak asalak dolaşamayacaklar” diye yazdı.
Olay sırasında Klaus E.’nin yanındaki kişi, aşırı sağ Halk ve Vatan için Alman Ligi adlı örgütün aktif üyelerindendi.

KAFASINA GAZ TABANCASI DAYADILAR
Tarih: 9 Mart 1993 Yer: Mühlheim/Ruhr. 56 yaşındaki Mustafa Demiral yolda yürürken aşırı sağcı ‘Republikaner’ (Cumhuriyetçiler) partili iki neonazi tarafından hakarete uğradı. Aralarında tartışma çıktı. İki aşırı sağcı gaz tabancasını idam edeceklermiş gibi Mustafa Demiral’ın kafasına dayadı. Kalp hastası olan Mustafa Demiral kalp kriz geçirdi ve olay yerinde öldü. İki aşırı sağcı ‘ölümle sonuçlanan adam yaralama’ suçundan 4’er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu saldırı da resmi istatistiklere ‘yabancı düşmanı motifli’ olarak girmedi.

Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet
KURTARDIĞI KIZI ASLI, ALMANYA GÜZELİ SEÇİLDİ
Tarih: 18 Şubat 1994 Yer: Darmstadt. Hessen Eyaleti’ne bağlı Darmstadt kentinde yaşayan 5 kişilik Bayram Ailesi’nin akşam kapısı çaldı. Kızı Aslı Bayram kapıyı açtı. 29 yaşındaki Alman komşuları, “Çok gürültü yapıyorsunuz” diye bağırıyordu. Sesi duyan 50 yaşındaki baba Ali Bayram kapıya geldi. Saldırgan hazırlıklı gelmişti. 9 mm çapındaki silahını çıkarıp Ali Bayram’a ateş etti. Ali Bayram, kızı Aslı’yı kurtarmak için kenara itti ve kurşunların hedefi oldu. Ali Bayram ölürken, Aslı Bayram kolundan yaralandı. Bayram Ailesi saldırganı neonazi olarak tanıyordu.
Ali Bayram’ın eşi mahkemede saldırganın aylar önce, “Pis Türkler, ya çekip memleketinize gidersiniz ya da ben sizi öldürürüm” diyerek kendilerin tehdit ettiğini anlattı. Mahkeme, saldırıda ırkçı motif ve cinayetin planlı olduğu iddialarını reddetti. Saldırgan 9 yıl cezayla kurtuldu. Ali Bayram, Amadeu Antonio Vakfı’nın 1990’dan bu yana tuttuğu ırkçı motifle öldürülenler listesinde yer alıyor. Ali Bayram’ın olay sırasında 12 yaşında olan ve yaralı kurtulan kızı Aslı Bayram, 2005’te hukuk öğrencisi olarak Almanya güzeli seçildi.
Türklere yönelik ilk ırkçı cinayet
Aslı Bayram, ‘Anne Frank’in Hatıra Defteri’ adlı tek kişilik oyunda, Hitler zulünden kaçan Anne Frank’i oynamıştı.

False