• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Sivas, dört gözle Demirağ Özel Endüstri Bölgesi’ni bekliyor

    - Sivas’ı teşvikler açısından 6’ıncı bölgeye aldırmak için seferberlik ilan edeceğiz.

    Eken’e Başkanvekili Cengiz Akpolat, Başkan Yardımcısı Yüksel Aksoy, yönetim kurulu üyeleri Burak Yaray, Ümit Yerlikaya, Şener İpek, Babür Şardaş, İdris Ocak, Güngör Güler, Basri Çoban ve İsmet Ülker de destek verdi.

    STSO Başkan ve yönetiminin bu hedefi, vali, belediye başkanı ve milletvekillerinden de destek gördü. Eken, kentin desteğinin arkasında olduğu bilinciyle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) düzenlediği “Ekonomik Şura”da konuyla ilgili raporunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sundu.

    “Ekonomik Şura”da Sivas’a sürpriz bir destek de Kayseri Sanayi Odası’ndan geldi:

    - Sivas’taki Nuri Demirağ Organize Sanayi Bölgesi, özel teşvik kapsamına alınsın.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şubat ayında Sivas’ta halka hitap ederken mesajını verdi:

    - 40 bin kişinin istihdam edileceği Demirağ OSB’yi özel teşvik bölgesi ilan etmeyi planlıyoruz.

    31 Mart yerel seçimlerinden kısa süre önce kente giden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da, Nuri Demirağ OSB alanında incelemede bulunup, Sivas Valisi Salih Ayhan’dan bilgi aldı. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kente verdiği müjdeyi perçinledi:

    - Bu alanda özel teşvik uygulaması yapacağız. Burayı Türkiye açısından yüksek teknoloji üretebilen, katma değer üretebilen bir sanayiye kavuşturmak istiyoruz..

    TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da STSO’yu iki hafta önceki ziyaretinde desteğini ortaya koydu:

    - Hem Cumhurbaşkanımız hem de Sanayi Bakanımız, Sivas’ı endüstri merkezi yapacak özel teşviklerden bahsettiler. Biz de bu konunun takipçisi olacaz.

    STSO Başkanı Eken, konuyu gündemde tutma kararlılığını sürdürdü. Önceki hafta Sivas Valisi Ayhan, Belediye Başkanı Hilmi Bilgin’le birlikte Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank’ı ziyaret edip beklentilerini yineledi:

    - Nuri Demirağ OSB’nin özel endüstri bölgesi ilan etmenizi bekliyoruz.

    Geçen hafta “Forum İstanbul 2023 Platformu”nun kurucusu Şeref Özgencil, Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak ve Direktörü Özlem Özgencil’le birlikte Sivas Kongresi’nin 100’üncü yılı nedeniyle düzenlenecek “Orta Anadolu Ekonomi Forumu” için kente gittiğimizde STSO’ya da uğradık.

    Eken ve STSO Yönetim Kurulu üyeleri iddialarını dile getirdi:

    - Demirağ OSB, özel endüstri bölgesi ilan edilip, teşvikler de o doğrultuda artarsa Sivas, yatırımcı açısından daha cazip hale gelecek.

    STSO, “özel endüstri bölgesi” sözünü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan almayı başarıp, resmen ilan edilişini beklemeye koyuldu.

    Sivas Bilim-Teknoloji Üniversitesi de, kentte yüksek teknolojiye dönük yatırımlara katkı sağlamaya hazır görünüyor.

    Sivas Kongresi’nin 100’üncü yılında kentin sanayi çıtasının yükseleceği anlaşılıyor...

    SANCAK’TAN BMC TURU SÖZÜ ALDILAR

    SİVAS Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Mustafa Eken ve yönetim kurulu üyeleri, BMC’nin ortağı Ethem Sancak’ın Forum İstanbul 2023 Platformu Başkanı şapkasıyla kente yaptığı ziyareti fırsata çevirmeye odaklandı:

    - Bir heyet halinde BMC tesislerini gezmek isteriz. Belki Sivas’tan BMC’ye üretim yapacak arkadaşlarımız çıkar.

    Sancak, talebe olumlu yaklaştı:

    - Biliyorsunuz Altay Tankı’nı üreteceğiz. Tankta 40 bine yakın parça var. Söz konusu parçaları Sivas’tan da üreten çıkabilir.

    YATIRIMI SÜREN 27 ŞİRKET VAR

    SİVAS Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Mustafa Eken’e kentteki organize sanayi bölgelerindeki durumu sordum, anlattı:

    - Sivas merkezde iki OSB’miz var. Üretimdeki firma sayısı 155. Yatırıma devam eden firma sayısı da 27.

    16 firmanın yatırımına ara verdiğini belirtti:

    - Ayrıca 20 firmanın yatırımı da henüz proje aşamasında bulunuyor.

    İlçelerdeki iki OSB’yi anımsattı:

    - Şarkışla OSB ve Gemerek OSB ile birlikte şehrimizde
    4 OSB var.

    Kentin son 4 yıllık ihracat seyrini paylaştı:

    - Sivas’tan 2015’te 171 milyon dolar, 2016’da 179 milyon dolar, 2017’de 182 milyon dolar, 2018’de de 172 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti.

    Kentten 86 ülkeye ihracat yapıldığını belirtip, ekledi:

    - Ağırlıklı ihraç ürünlerimiz doğal taş, maden, tekstil, hazır giyim ve otomotiv yedek parçası.

     

    Yazının devamı...

    Beykoz, tersine beyin göçünün cazibe merkezi oluyor

    Dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün tersine beyin göçü konusunda mesajlar verdiği günlerdi. Serdar Uysal, Harvard Üniversitesi’ndeki küçük bir grup arkadaşıyla sohbet ederken kararını verdi:

    - Türkiye’ye dönüp araştırmalarımızı ülkemizde yapma zamanı geldi.

    Döndüğünde hangi üniversitede hedeflediği çalışmaları yapabileceğini düşünürken, yine Harvard’daki arkadaşlarıyla buluşup plan yaptı:

    - Tersine beyin göçü ile ilgili bir proje hazırlayalım.

     Hazırlanan proje Nihat Ergün’e sunuldu. Ergün, Uysal’a projeyi dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a da anlatma fırsatı yarattı. Erdoğan, rotayı çizdi:

    - Hayal ettiğiniz araştırma kampüsü Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nde kurulabilir.

    Erdoğan, Bezmialem Vakıf Üniversitesi (BVU) Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmet Akça’ya hedefi verdi:

    - Yurtdışındaki akademisyenlerimizin dönüp araştırmalarını yürütebilecekleri bir merkez kurmanızda fayda var.

    BVU’nun Beykoz’daki Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nün kuruluş adımları böyle atıldı. Serdar Uysal, Ağustos 2014’te Türkiye’ye döndü. Kampüs olarak tarihi Beykoz Kışlası seçildi. Enstitü Müdürlüğüne mikrobiyoloji uzmanı Prof. Mehmet Ziya Doymaz getirildi.

    Akça, bir süre önce davet etti:

    - Beykoz’daki Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitümüzü, oradaki araştırma ekibini, laboratuvarlar ve araştırma merkezimizi görmeniz lazım.

    Kampüste Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Rümeyza Kazancıoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. İbrahim Tuncay, Yaşambilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Doymaz, Enstitü Müdür Yardımcısı Dr. Serdar Uysal, Dr. Ahmed Aly, Dr. Metin Refiki, uzman araştırmacı Osman Akçakır, üniversite Genel Sekreteri Zeynep Gökçen’le buluştuk.

    Prof. Doymaz, enstitünün 45 milyon liralık yatırımla kurulduğunu belirtti:

    - Yatırımın 10 milyon lirasını o dönem Kalkınma Bakanlığı karşıladı. 35 milyon lirasını da üniversitemiz harcadı.

    Laboratuvarları gezerken şu bilgiyi paylaştı:

    - Her öğretim üyemize cihazlarına 1 milyon liralık yatırım yapılmış bir laboratuvar ayırdık.

    Enstitünün tersine beyin göçü hedefine işaret etti:

    - Dünyanın dört bir yanında araştırmalarına devam eden Türk bilim insanlarının ülkemize dönmesine vesile olmayı amaçlıyoruz.

    İddialarını ortaya koydu:

    - Ülkemizin biyolojik araştırmalar alanında en önemli merkezlerinden biri haline gelmeyi hedefliyoruz.

    Enstitüye dünyadan öğretim üyesi, araştırmacı çekmek için The Nature dergisine ilan verdiklerini belirtti:

    - 30-40 civarında başvuru oluyor. Aralarından 10 kişiyi mülakata alıyoruz.  Mülakatı geçene iş teklifi yapıyoruz.

    Yardımcısı Uysal araya girdi:

    - Doktorasını yurtdışında yapmamış hiç öğretim üyesi almıyoruz buraya.

    Beykoz Yaşambilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü laboratuvarları cihaz altyapısı açısından dünyaca ünlü birçok üniversiteden geri kalmıyor.

    Öğretim üyeleri ve araştırma ekibinin iddiası, enstitünün zamanla araştırmalarıyla öne çıkacağını gösteriyor...

    150 MİLYON DOLARLIK ENDÜSTRİYEL ENZİM İTHALATINI FRENLER Mİ

    BEZMİALEM Vakıf Üniversitesi Beykoz Yaşambilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Serdar Uysal, Türkiye’nin ekmek mayası dahil endüstriyel enzim ithalatına dikkat çekti:

    - Türkiye, 150 milyon dolarlık endüstriyel enzim ithal ediyor. Karma ürünlerle enzim ithalatı 300 milyon doları buluyor.

    Uzmanlık alanının biyokimya ve protein biyokimyası olduğunu belirtti:

    - Rekombinant yöntemlerle bakteri ve mayalarda endüstriyel enzim üretimi üzerinde çalışıyorum.

    Enstitünün tanıtımı için hazırlanan sunumdan Dr. Uysal’ın diğer çalışması dikkatimi çekti:

    - Biyobenzer moleküller (hepatit B virüsü aşısı) üretimi.

    Dr. Uysal şimdilik net mesaj vermese de, enstitüde endüstriyel enzim konusunda önemli sonuçlar alabilecekleri anlaşılıyor.

    Uysal’ın çalışmaları zamanla Türkiye’nin 150 milyon dolarlık endüstriyel enzim ithalatını frenleyecek noktaya ulaşır mı?

    ZAMANIN YÜZDE 80’İ ARAŞTIRMAYA AYRILIYOR

    BEZMİALEM Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Rümeyza Kazancıoğlu, Beykoz Yaşambilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nün üniversitenin mevcut çalışma düzeninden farkına işaret etti:

    - Burada öğretim üyesi arkadaşlarımız daha çok araştırmaya odaklı çalışıyor. Hasta trafiği olmuyor.

    Müdür Prof. Mehmet Z. Doymaz, enstitü ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

    - Burada zamanının yüzde 80’ini araştırmaya ayıran 8 öğretim üyesi görev yapıyor. Her araştırmacıya bir doktora sonrası, 2 lisans üstü öğrenci ve bir teknisyen kadrosu veriliyor.

    Şu noktanın altını çizdi:

    - Yeterli bir başlangıç (start-up) fonu ve laboratuvar alanı sağlanıyor. Laboratuvarda en son teknolojiye sahip ekipman ve cihazlar bulunuyor.

     

    Yazının devamı...

    Etrafındaki insanları, çevreni ve iş yapma biçimini acil değiştir

    - 16 Temmuz’da “İzmir Girişimcilik Zirvesi 2019”u düzenliyoruz. Merkezi ABD’de olan Samumed’in İzmirli kurucusu Osman Kibar’ın da sunum yapacağı zirve, girişimciliğe odaklanmayı tetikleyecek.

    Sivas seyahatimle çakıştı, “İzmir Girişimcilik Zirvesi”ne katılamadım. Özgener, zirveden bir gün sonra tekrar aradı:

    - Zirvenin gerçekleştiği 1000 kişilik salon doldu, katılmak isteyenlerin bir bölümüne yer açamadık. Yani, çok büyük ilgi oldu.

    Bunun üzerine Hürriyet Ege Bölge Temsilcisi Deniz Sipahi’den köşesine aldığı, habere yansıttıkları notlarının kalan bölümünü istedim. Özgener’in İzmir’i girişimciliğin başkenti yapma hedefiyle ilgili mesajının altını çizdim:

    - İzmir, girişimcilik ve inovasyon açısından büyük bir potansiyele sahip. Bu amaçla İzmir Girişimcilik Merkezi’ni kurduk. İzmir’deki 8 üniversite, 13 organize sanayi bölgesi, 2 serbest bölge, 4 teknoloji geliştirme bölgesi ve STK’lar arasında koşturan tüm girişimcileri doğru yere tek seferde yönlendirecek bir eko sistem yaratmak istiyoruz.

    Ardından Intel’de Türkiye ve daha sonra globalde üst düzey yöneticilik günlerinden tanıdığım, halen Eczacıbaşı Holding ve Zorlu Holding’de Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Ayşegül İldeniz’in sunumuna baktım:

    - Uzaktan bir göktaşı bizim şirketlerimize doğru geliyor. 1950’lerde 60 yıl olan ortalama şirket ömrü giderek kısalıyor. Sadece değişebilen şirketler, kurumlar var olabilecek.

    İldeniz’in inovasyonla ilgili şu yaklaşımı dikkatimi çekti:

    - Ya etrafınızdaki insanları ya çevreyi ya da iş yapma biçiminizi acil şekilde depiştirmenizi gerektiren sinyal demektir inovasyon.

    Göktaşından kurtulmak isteyen şirketlere önerisini ortaya koydu:

    - Yöneticilerinizi acilen kendinize benzemeyen insanlardan oluşturun.

    Herkesin aynı olduğu yerde farklılık çıkmayacağını vurguladı:

    - Çok farklı ve çatlak seslerin olması sonuç verir. Çok daha genç ya da çok daha yaşlı kişileri de kuruma katmak gerekir.

    İldeniz, Intel’deki deneyiminden gelecek teknolojileri ile ilgili beklentilerini de aktardı:

    - Yapay zeka, 30 yıl içinde siz daha ne isteyeceğinizi bilmeden sizin yerinize düşünür hale gelebilecek.

    Akıllı gözlüğü anımsattı:

    - Hiç bilmediğiniz konuda kulağınızda ya da gözlüğünüzdeki gereçle onu yapıyor olabileceksiniz. Ya da hiç bilmediğiniz bir dili cihaz anında kulağınıza çevirecek.

    Bilgisayarların bugünkülerin milyonlarca katı işlem görebileceğini kaydedip, sordu:

    - Bunlar ilginç görünebilir ama nasıl bir dünya bekliyor bizi?

    Yanıtı şöyle verdi:

    - Tamamen bağlı olduğumuz, bizim fazla bir şey bilmemizi gerektirmeyen bir dünya olacak. Ancak muhakeme yeteneğimiz giderek azalacak.

    İldeniz’in şu mesajına kaç şirket, kurum, kuruluş, siyasi parti kulak verir acaba:

    - Yöneticilerinizi acilen kendinize benzemeyen insanlardan oluşturun. Çok farklı ve çatlak seslere kulak verin.

     

    Yazının devamı...

    Selçuklu’nun kalbi Osmanlı’nın vicdanı Cumhuriyet’in aklı

    - 4 Eylül 2019’da, Cumhuriyet’e giden yolun sarsılmaz duruşunun tüm dünyaya haykırıldığı ve milli mücadelenin ateşinin yakıldığı Sivas Kongresi’nin 100. yılına tanıklık edeceğiz.

    Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kentte o dönemde 108 gün konakladığını anımsattı:

    - Çalıştaydan çıkacak ortak akılla, 2019 başından itibaren Sivas’ta neler yapacağımıza, hangi adımları atacağımıza karar verelim.

    26 Aralık 2018’de “Ortak Akılla Yarınlara” sloganıyla çalıştay gerçekleşti. Ekonomiden eğitime, tarımdan kültür ve turizme kadar birçok alanda Sivas’ın çıtasını yukarı çıkarmaya dönük öneriler sonuç raporuyla ortaya konuldu. Vali Ayhan, bir de kitapçık hazırlattı:

    - Sivas Kongresi’nin 100. Yılı Etkinlik Kitapçığı.

    Kitapçığın ilk sayfasında Sivas Kongresi’nin gerçekleştiği bina ve Atatürk’ün şu sözü yer aldı:

    - Burada bir milletin kurtuluşunu hazırlayan kararlar verildi.

    Vali Ayhan, kitapçıktaki sunuş yazısında şu noktanın altını çizdi:

    - Kongre ile Türk milleti kendi kaderine yön vermiş, vatanın bölünmez bütünlüğü zihinlere kesin şekilde yazılmıştır. İlimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda büyük rol üstlenmiştir.

    Şeref Özgencil’in kurduğu, Başkanlığını Ethem Sancak’ın, Direktörlüğünü Özlem Özgencil’in yürüttüğü “Forum İstanbul 2023 Platformu” da Sivas Kongresi’nin 100’üncü yılını dikkate alarak kentte eylül ayı başında bir forum düzenlemeyi planları arasına aldı:

    - Orta Anadolu Ekonomi Forumu...

    Ethem Sancak, Şeref Özgencil ve Özlem Özgencil, “Orta Anadolu Forumu” programını anlatmak üzere Sivas Valisi Ayhan, Belediye Başkanı Hilmi Bilgin, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Eken ve yönetim kurulu üyeleriyle görüştü.

    Ayhan, görüşme sırasında çalıştay raporundan şu bölümün altını çizdi:

    - Sivas için uygun bir kalkınma modelinin oluşturulması ve kalkınma sağlanırken sosyolojik yapının korunması, göçün önlenmesi, kentin ihtiyacı ve potansiyelini ortaya koyan bilimsel araştırmaların sağlanmasının kalkınma için önemli bir adım olduğu ortaya çıktı.

    Bu bölümden hareketle atılacak adımları da yine rapordan paylaştı:

    - Sivas’ın rekabet gücünü artıracak çalışma ve yatırımların yapılması, serbest bölge veya endüstri bölgesi çalışmalarının yapılması.

    Ayhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şubat ayında kentte halka hitabında kullandığı tanıma işaret etti:

    - Sivas, Selçuklu’nun kalbi, Osmanlı’nın vicdanı, Cumhuriyet’in aklıdır...

    Vali de, Sivaslı da bu tanımı sıklıkla kullanır oldu:

    - Selçuklu’nun kalbi, Osmanlı’nın vicdanı, Cumhuriyet’in aklıyız...


    ‘GÜNEŞİN ALTIN YUMURTASI’ İÇİN KOL KOLA GİRDİLER

    MALATYA Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, geçen hafta aradı:

    - 5 yıl aradan sonra bu yıl Kayısı Festivali’ni yapıyoruz. “23. Uluslararası Malatya Kültür Sanat Etkinlikleri Kayısı Festivali ve Fuarı” 17-21 Temmuz’da gerçekleşecek. 16 Temmuz akşamı da kortejimiz olacak.

    Demirören Medya ve CNN Türk’ün proje ortakları arasında yer aldığı “Orta Anadolu Ekonomi Forumu” görüşmeleri için Sivas’a giderken Forum İstanbul Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak’a teklif ettim:

    - Sivas ve Malatya komşu. Sivas’tan dönerken Malatya’ya uğrayıp kayısı yürüyüşüne katılsak.

    Sancak, hizmet aldığı iş jetinin kaptanlarına rota değişikliğini bildirdi:

    - Malatya’ya da uğrayacağız.

    Sivas’taki görüşmelerden sonra Malatya’ya geçtik. 16 Temmuz akşamı 20.00’de Öğretmenevi önünde başlayan korteje katıldık, 15 Temmuz Meydanı’ndaki toplanma alanına kadar yürüdük. Meydanda kurulan sahneye Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, Battalgazi Belediye Başkanı Osman Güder, Doğanşehir Belediye Başkanı Vahap Küçük, Hekimhan Belediye Başkanı Turan Karadağ, Akçadağ Belediye Başkanı Ali Kazgan, Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu başta olmak üzere parti ayırımı gözetilmeksizin ilçe belediye başkanları davet edildi.

    Malatya Valisi Aydın Baruş, Gümrük ve Ticaret eski Bakanı Bülent Tüfenkci, AK Parti MKYK Üyesi, Malatya Milletvekili Öznur Çalık, 2. Ordu Kurmay Başkanı Tuğgeneral Hançeri Sayat, Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Ahmet Kızılay, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Aysun Bay Karabulut, Malatyalı İşadamları Derneği (MİAD) Başkanı Yunus Akdaş ve MİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Adnan Başdemir de sahnede yerini aldı.

    Gürkan, “Güneşin Altın Yumurtası” olarak nitelediği kayısının Malatya için değerini, katkısını vurgulayıp, sahnedeki görüntüye işaret etti:

    - Kayısı festivaliyle şehirdeki birlik, beraberlik, dirlik, düzen temayüz etti. İşte en güzel fotoğraf budur.

     

    Yazının devamı...

    Enflasyon tek haneye inecek, faiz ciddi düşecek

    CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, dün İstanbul’daki Vahdettin Köşkü’nde gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleriyle S-400 alımı ve Akdeniz’deki gelişmelerle ilgili bilgilendirmesinin ardından soruları yanıtlarken sözü kısa da olsa ekonomiye taşıdı, kredi derecelendirme kuruluşlarına yüklendi:

    - Fitch çıkıyor, terbiyesizlik yapıyor. S&P, kendileriyle alakamız yok ama çıkıp kendine göre terbiyesizlik yapıyor. Yok efendim kredi derecelendirme kuruluşu olarak notumuzu düşürüyor.

     Not indirimlerinin ekonomik silah gibi kullanıldığını belirtip, şu mesajı verdi:

    - Biz onların notlarına bakmayız. Onların not düşürmesi bizi o kadar da ilgilendirmiyor. Yeter ki benim milletim notumuzu düşürmesin.

    Yıllık enflasyonun haziran ayı sonunda yüzde 15.7’ye indiğini anımsattı:

    - Yıl sonuna kadar hedefimiz enflasyonu tek haneli rakama düşürmek. Faiz oranlarında da yıl sonuna kadar belli bir hedefimiz var ve bunu da başaracağız.

    Bu konuda söylediklerimizi özellikle kayda almamızı istedi:

    - Faizi ciddi manada düşüreceğiz. Faiz düştüğü anda enflasyonun da ciddi manada düştüğünü göreceksiniz.

    Ekonomiyle ilgili sözlerini şöyle noktaladı:

    - Hedeflerimizi belirledik, adımlarımızı da buna göre atacağız.

    Enflasyon hem mevsimsel, hem de baz etkisiyle yönünü aşağı doğru çevirdi. Bunu haziran sonunda yıllık enflasyonun yüzde 15.7’ye inmesiyle gördük.

    Enflasyonun yönünü aşağı çevirmesiyle birlikte Merkez Bankası’nın da faiz indireceği yönünde beklenti oluştu.

    Piyasa 50-300 baz puanlık indirimi konuşurken, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya görevden alındı, yerine yardımcısı Murat Uysal getirildi.

    Bu sürpriz değişiklikle birlikte faizde indirim beklentileri daha da güçlendi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü mesajı beklentiyi perçinledi:

    - Faizi ciddi manada düşüreceğiz...

    MİLLİ PARAYLA ALIŞVERİŞE MAALESEF GEÇİLEMEDİ

    CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’la sohbet sırasında bir meslektaşım sordu:

    - S-400’lerin bedeli ABD Doları ile mi Ruble ile mi ödendi?

    Erdoğan, şu yanıtı verdi:

    - Bu alımla ilgili olarak maalesef Ruble’ye tam manasıyla geçemedik. Bu konuyla ilgili Merkez Bankalarımızın ortaya koyduğu tavır, bu işin gecikmesine neden oldu. Liderler olarak biz yerli paramıza geçiş yapalım istiyoruz. Ama bu bürokratik oligarşi diyoruz ya işte bu noktada onlar devreye giriyor. Bunu aşacağız.

    TÜRKİYE OLMAZSA F-35’İN MALİYETİ 7-8 MİLYON DOLAR ARTAR

    CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın verdiği nota baktı:

    - Türkiye’yi eğer F-35 projesinin dışına çıkarırlarsa, uçak başına maliyet 7-8 milyon dolar artacak.

    Bu noktada şu soruyu sordu:

    - Maliyetin uçak başına 7-8 milyon dolar artmasından kim zarar görecek?

    Yanıtını şöyle verdi:

    - Elbette proje ortağı diğer 8 ülke zarar görür. Proje ortağı ülkeler aslında bizim dışarıda bırakılmamıza sıcak bakmıyor.

    Akar, Hollanda’yı anımsattı, Erdoğan paylaştı:

    - Hollanda bu durumdan çok rahatsız.

     Ardından ekledi:

    - Öyle kolay değil Türkiye’yi F-35 dışında bırakma kararını vermek. Böyle bir durumda ABD, “Ortaya çıkacak yükü ben karşılayacağım” demekle karşı karşıya kalır.

    Türkiye’nin ödediği 1.4 milyar doları anımsattı:

    - Tabi bu arada bizim ödediğimiz parayı da iade edecekler...

    38 İLDE 885 ŞİRKETİN 58.9 MİLYAR LİRASINI YÖNETİYOR


    15 TEMMUZ hain darbe girişiminin yıldönümü vesilesiyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal’a devraldıkları FETÖ bağlantılı şirketlerle ilgili son durumu sordum, anlattı:

    - 38 ilden 885 şirkette kayyımların yetkileri TMSF’ye devredildi. Fon, bu şirketlere kayyım olarak atandı. Ayrıca TMSF 123 şirkette pay kayyımı konumunda bulunuyor.

    Şirketlerin verilerini paylaştı:

    - Bu şirketlerin aktif büyüklüğü 58.9 milyar lira, öz kaynakları toplamı 22.5 milyar lira. Ciroları ise 8 milyar liraya yaklaşıyor. Kârları ise 1 milyar liraya yakın düzeyde bulunuyor.

    Personel sayısına işaret etti:

    - Söz konusu şirketlerde 44 bin 540 kişi çalışıyor.

    Şirketlerin satışının gündeme gelip gelmediğini merak ettim, şu yanıtı verdi:

    - Bugüne kadar 4 şirkette hisse, 1 şirkette ise ticari ve iktisadi bütünlük satıldı. Diğerleri için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Ayrıca yasal düzenlemeye de ihtiyaç duyuluyor. Yasal düzenleme sonrası şirketlerin satışı konusunda aksiyon alacağız.

    Gülal, TMSF’nin devraldığı şirketlerle ilgili başarısının altını da çizdi:

    - TMSF’ye devrinden bugüne kadar şirketlerin öz kaynakları yüzde 10, ciroları yüzde 24, aktifleri yüzde 16 büyüdü, kârlılıkları da arttı.

    3’üncü yıldönümünde 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı direnirken şehit düşenleri rahmetle anıyorum...

    Yazının devamı...

    Dev torba ihracatında kilo başı 3 Euro’ya çıktı Hindistan’a da yerleşti

    - Balıkesir’deki fabrikamızda duvardan duvara halı tabanı ile 800 kilodan 2 tona kadar kapasitesi olan büyük boy torba üretiyoruz. Üretimin yüzde 90’ı ihracata gidiyor.

    Söz konusu torbaların madenden çimentoya farklı ürünler için kullanıldığını düşündü:

    - İşbir Bulk Bag UK (İngiltere), İşbir Bulk Bag US (ABD), İşbir Bulk Bag İsrael başta olmak üzere yurtdışında şirketlerimiz var.

    Büyük boy torba ihracatında ulaşılan boyutu irdeledi:

    - İşbir Sentetik’in ihracatı 40 milyon Euro civarında.

    Hammaddesi ithal olan üründeki katma değeri ölçmeye çalıştı:

    - İhracatta kilo başına fiyatımız 3 Euro. Bu da ülkemizin ortalama 1.5 dolar olan kilo başına ihracatına göre iyi sayılır.

    Torbaların şu özelliği üzerinde durdu:

    - İçine konulan ürün zaman zaman statik elektrik üretebiliyor, yangın riski oluşuyor. O nedenle elektriği topraklayan sistem geliştirdik.

    Hindistan’da iş yapan bir Türk şirketinin yöneticileri, İşbir’in bu ülkedeki işbirliğine vesile olmuştu:

    - Hindistan’daki şirket küçük torba üretiyor. Onlar büyük torba işine girmeyi düşünüyorlar, biz de Hindistan’a. Anlaşırsak ortak üretim yapabiliriz.

    Derken 1.5 yıl önce Hindistan’daki “büyük boy torba” yatırımı 8 milyon Euro’ya gerçekleşti. Ortakları pazarlama işini İşbir Sentetik’e bıraktı. Hindistan’da işlerin hedefe uygun seyri üzerine Gültepe, holding yönetim kuruluna raporunu verdi:

    - Hindistan’da ikinci faz yatırımı da gündeme alabiliriz.

    3 ayda bir Hindistan’a giden Gültepe, son seyahatinden dönerken İşbir’e ilk girdiği günlere uzandı:

    - 1989’da ODTÜ’den mezun oldum, 1991’de İşbir Sünger’e girdim. 1996’da Genel Müdür oldum. O günlerde İşbir Sünger’in cirosu 8 milyon dolardı. Yatak üretimi yoktu.

    2018’deki rakamları gözden geçirdi:

    - Geçen yıl İşbir Sünger, İşbir Yatak ve İşbir Ziraat 350 milyon liralık toplam ciroya ulaştı.

    2013’te İşbir Holding CEO’su olduğunu anımsadı:

    - 2018’de İşbir Sentetik’in cirosu da 450 milyon lirayı buldu. Yani, grup ciromuz 800 milyon liraya ulaştı.

    Grubun fabrikalarını listeledi:

    - Ankara Sünger Fabrikası, İzmir Sünger Fabrikası, Ankara Yatak Fabrikası, Ankara İşbir Ziraat, Balıkesir Sentetik Fabrikası.

    Grup cirosu için hedefini koydu:

    - Artık milyar lira sınırını aşmanın zamanı geldi.

    Sünger, sentetik, yatak derken 2008’den sonra “büyükbaş hayvan yatağı”na da giren grup ihracatın da katkısıyla hedefe kısa sürede ulaşacak gibi görünüyor...

    YERLİ SIĞIR YATAĞI İLE FİYAT 4’TE 1’E İNDİ

    İŞBİR Holding CEO’su Metin Gültepe’nin İşbir Sünger Sanayi A.Ş.’nin Genel Müdürlüğü döneminde Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nden (TİGEM) bir ekip, ellerinde bir numune ile şirketin kapısını çaldı:

    - Bu gördüğünüz süt sığırcılığında kullandığımız “hayvan yatağı”. İnek bunun üzerinde yatınca süt verimi artıyor. Şu anda bu yatakları ithal ediyoruz. Yerlisini yapabilir misiniz?

    Gültepe, numuneyi aldı, ekibine inceletti, yanıtı verdi:

    - Biz bu yatağı üretiriz.

    İşbir Sünger ekibi, atık süngerleri değerlendirecek şekilde çalışmalarını yaptı, 120x180 metre boyutunda “süt ineği yatağı”nı üretti. İlk örnekler üretildiği günlerde TİGEM 2 bin adetlik alım için ihale açtı. Gültepe, ihaleyi notları arasına şöyle aldı:

    - O günlerde ithal ürünün fiyatı 600 lira idi. Biz 140 lira teklif ettik ve ihaleyi aldık. TİGEM’in maliyeti 4’te bire inmiş oldu. Biz o fiyattan kâr da ettik.

    Derken grup “hayvan yatağı” üretimini yeni bir iş alanı olarak seçti:

    - Bu vesileyle İşbir Ziraat’ı kurduk. Halen yılda 20 bin “hayvan yatağı” üretiyoruz. Kazakistan ve Özbekistan’a ihracata da başladık.

    OKULUMA DOKUNMAYIN

    1984-1989 döneminin ANAP’lı Bakırköy Belediye Başkanı Naci Ekşi, 1988’de Bağcılar’da yaptırdığı bir okulla ilgili mektup gönderdi:

    - O dönemde Bakırköy sınırları içinde olan Bağcılar’da ailemin ve çevremin katkısı ile 32 derslikli bir okul binası yaptırıp Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağışladım.

    Okula isminin verilmesi konusunda bir şartı olmadığını belirtti:

    - Zamanın İstanbul Valisi Nevzat Ayaz, açılışta okula benim adımın (Dr. Kemal Naci Ekşi Anadolu Lisesi) verilmesi kararı alındığını açıkladı.

    Binanın 2008’e kadar hizmet verdiğini vurguladı:

    - İstanbul deprem yönetmeliği değişince devlet o binayı yeniden yaptı, benim ismimi muhafaza etti.

    Okulun 31 yıl boyunca başarıyla hizmet yürüttüğünü kaydetti:

    >- Milli Eğitim, yeni dönemde benim adımın bulunduğu okulu Kız İmam Hatip Okulu’na dönüştürüyor.

    Yakın bölgede 4 imam hatip okulu olduğuna dikkat çekti:

    - Değişiklikle birlikte okula Ümmü Michen adının verilmesi kararlaştırılmış. Benim adımı da daha uzaktaki bir ilkokul binasına taşıyorlar.

    Böyle bir değişikliğe razı olmadığına işaret edip, şu çağrıyı yaptı:

    - Okuluma ve ismime dokunmayın, beni üzmeyin.

    Yazının devamı...

    Kadınlar doğum yaparken ormanda tura çıkabilir mi

    Kadın doğum sancısıyla kıvranıp, korku ve stres yaşarken sanal gözlük, koku aparatıyla birlikte devreye girdi. Kadın sanal gözlük, kulaklık ve koku aparatı desteğiyle ormanda gezintiye çıktı. Bir yandan kuş cıvıltıları duyarken, diğer taraftan yemyeşil ağaç ve bitki örtüsünün kokusunu hissetti.

    Doğum tamamlanıp, bebeğini kucağına aldığında duygularını paylaşırken şu saptamayı aktardı:

    - Sanal da olsa ormanda gezinmek iyi geldi. Sancıyı daha az hisseder oldum. Korku ve stres de azaldı.

    Vircon Group kurucuları Furkan Taçyıldız, Kerim Kaya ve Okan Şencan’dan dinlediğim ayrıntılar, yazdığım sahneyi beynimde canlandırdı:

    - “Akıllı Doğumhane” adlı bir projemiz var. İstanbul’da bir kamu hastanesinin doğum bölümünde pilot olarak kullanılıyor.

    Kerim Kaya, “Akıllı Doğumhane”nin nasıl çalıştığını anlattı:

    - Sistem bir sanal gerçeklik yaşatan gözlük, ona uyumlu kulaklık ve bizim gözlüğe eklediğimiz bir koku aparatından oluşuyor. “Akıllık Doğumhane”, kadınları normal doğuma ikna etmede işe yarıyor.

    Sistemin 700’ü aşkın doğumda denendiğini belirtti:

    - Doktorlar, hemşireler ve sistemi kullanan kadınlarla yaptığımız anketlere göre, ağrıyı hissetme yüzde 61 azalıyor. Bununla birlikte stres ve panikte de azalma görülüyor.

    Vircon’u Ömer Kaya ve Onur Şencan’ın da yer aldığı 5 ortak olarak 2016’da kuran, daha sonra hukukla ilgili start-up’la yola çıkan Mümtaz Hacıpaşaoğlu’nu da yanlarına alan Kerim Kaya, Furkan Taçyıldız ve Okan Şencan’a sordum:

    - “Akıllı Doğumhane” diye adlandırdığınız sistem nereden aklınıza geldi? Dünyada örnekleri var mı?

    Kerim Kaya yanıtladı:

    - Yanık tedavileri sırasında kullanılan bazı sistemleri biliyoruz. Yanık olayında da ağrı, sızı dayanılmaz olabiliyor. Oradan yola çıkarak biz de doğumda kullanılan sistemi geliştirdik.

    Ardından İngiltere ve Fransa’ya ihraç ettikleri çağrı merkezlerine dönük “yapay zeka” uygulamalarına geçti:

    - Geliştirdiğimiz uygulama, çağrı merkezini arayanların sesinin frekansını, hangi saniyede yükseldiğini, panikte olup olmadığını saptayabiliyor. Ses tonunda, kullandığı kelimelerde arayan kişi için riskli bir durum şüphesi oluştuğunda emniyetten yardım istenebiliyor. Bu şekilde olası kazaların önüne geçiliyor. Bunu dünya markası bir otomotiv grubu kullanıyor.

    İhracatı duyunca parasal boyutunu öğrenmek istedim, paylaştı:

    - Geçen yıl 1.8 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik.

    Vircon’un 3 kurucusunu Furkan Taçyıldız’ın babası Kadir Taçyıldız’ın şu sözü üzerine tanıma fırsatı buldum:

    - Bizim Furkan, arkadaşlarıyla birlikte “yapay zeka” alanında güzel işler yapıyor.

    “Akıllı Doğumhane”yi, çağrı merkezlerine dönük uygulamayı dinleyince baba Kadir Taçyıldız’ın heyecanını anladım.

    1.8 milyon dolarlık “yapay zeka ihracatı” da başarı yolunda yürüdüklerini ortaya koyuyor...

    MALATYA’DAKİ TEKNOKENTTE OFİS AÇIYOR

    VIRCON’un kurucuları Kerim Kaya ve Okan Şencan, ortakları Furkan Taçyıldız’ın Malatyalı olduğunu anımsatıp, sürdürdü:

    - Malatya İnönü Üniversitesi’nin bünyesindeki teknokentte bir ofis açıyoruz. Bugünlerde devreye girecek.

    İstanbul’daki merkezlerinin teknokentte olup olmadığını merak ettim, Kerim Kaya anlattı:

    - İstanbul’daki teknokentlerde hem yer sıkıntısı var, hem de kiralar, yer bedelleri çok yüksek. O nedenle bir ar-ge merkezi gibi çalışan şirketimiz teknokentte olsun diye ısrarcı davranamadık.

    İnönü Üniversitesi teknokentindeki ofise dönük planlarını paylaştı:

    - Ofisimiz İnönü Üniversitesi’nde yapay zeka teknolojilerine ilgisi olan öğrencilere eğitim desteği vereceğiz.

    ‘KIRMIZI ÇİZGİ’Yİ BİZ YAPTIK

    VİRCON’un kurucuları Kerim Kaya ve Okan Şencan, Hürriyet Gazetesi ile Vodafone Türkiye’nin 8 Mart 2018’de hayata geçirdiği projeyi anımsattı:

    - Hürriyet ve Vodafone, birlikte “cinsiyetci dile karşı kırmızı çizgi” kampanyası yaptı. O projedeki “kırmızı çizgi” uygulamasını biz hayata geçirdik. Gazetenin haber ve köşe yazılarında eski alışkanlıkla cinsiyetci dil kullanıldığında, internette o kelime veya cümle kırmızı çizgi ile işaretlendi. Farkındalık yaratılıp, cinsiyetci dilin önüne geçilmeye çalışıldı.

     

    Yazının devamı...

    Tezgâh konuştu, operatörün parça hızı 4 saniyeye indi

    - Kiraladığımız tezgâhların takibini dijital ortamda yapmamız lazım.

    Tezmaksan ekibi, bunun üzerine “Üretimin anası, üretimin kalbi” sayılan takım tezgâhlarının takibi için yazılım geliştirdi. Basit versiyonlarla başlayan yazılım, bu yılın nisan ayında daha farklı bir noktaya ulaştı. Hakan Aydoğdu, yazılımın özelliğini şöyle tanımladı:

    - İthal edip sanayicilere kiraladığımız takım tezgâhı artık konuşabiliyor. Hatta makinelerle de konuşabiliyor. Tezgâh, kendisini kullanan operatörün davranışlarını da kaydedebiliyor.

    Tezgâhın operatör davranışını kaydetmesinin yansımasını müşterilerden birinden aldığı şu örnekle kavradı:

    - Operatör, tezgâhta işlenen parçaları 12 saniyede bir değiştiriyordu. Bu süre 4 saniyeye kadar indi. Demek ki operatör tezgâhın kendisini izlediğini anlayınca temposunu yükseltti.

    Aydoğdu, yazılım işine yüklenmek üzere şirkette ilgili birimin kadrosunu güçlendirirken babasının Tezmaksan’ı ilk kurduğu günlere uzandı:

    - Babamların döneminde ülkemizde takım tezgâhı sektöründe Taksan, Tezsan gibi şirketler öne çıkmıştı. Babam onların bayiliklerini yaparken, daha sonra testere üretimine girdiler. Ancak, zamanla ülkemizin takım tezgâhı üretiminde kendi markasını yaratmasının kolay olmadığı görüldü.

    Takım Tezgâhları Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (TİAD) başkanlığını da kısa süre öncesine kadar yürüten Aydoğdu, başkanlığı döneminde Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’nin isteği üzerine sektörle ilgili bir rapor hazırlattı.

    Rapordan çıkan sonucu şöyle özetledi:

    - Takım tezgâhının beynini kontrol ünitesi oluşturuyor. Dünyada kontrol ünitesinde öne çıkan 4-5 büyük şirket var.  Mümkün olsa da ülkemizde bazı şirketler kontrol üretimi işine girebilse.

    Ünlü şirketlerden birinin takım tezgâhının yüzde 80’ini Kayseri’de ürettirdiğini belirtti:

    - Takım tezgâhında katma değeri kontrol ünitesi ve servomotor oluşturuyor. Onları da yabancı şirket dışarıdan getiriyor.

    Büyükdede’yle şu düşüncesini paylaştı:

    - Örneğin Koç Grubu Arçelik üzerinden belki servo motor işine girebilirdi. Takım tezgâhı kontrol panelini de Aselsan ve Vestel gibi şirketler belki üretebilir.

    Türkiye’de 1.3 milyar dolarlık takım tezgâhı kullanıldığı üzerinde durdu:

    - Farkındayız, ithalatçı bir sektörüz. Ama durum ortada. Sektörün ihracatı da 15 milyon dolar civarında seyrediyor.

    Raporu incelerken, takım tezgâhı kiralama işine dikkat etti:

    - Bizim gündeme getirdiğimiz kiralama, “leasing”ten (finansal kiralama) farklı. Bildiğimiz basit kiralama işi. Tezgâhı kiralayan taraf giderini vergiden düşebiliyor. Riskler kiralayan üzerinde kalıyor.

    Aydoğdu ile Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) ödül töreninde karşılaştık, daha sonra buluşup sohbet ettik. Takım tezgâhını konuşturan yazılım geliştirmelerinin önemli bir adım olduğunu gördüm.

    Ancak, şu konu kafama takıldı:

    Takım tezgâhının 4-5 dünya devinden biri, 1.3 milyar dolarlık Türkiye pazarına doğrudan üretime gelmeyi neden düşünmez?

    Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığı, “üretimin anası”nı ülkemize yatırıma çekemez mi?

    27 ŞİRKET EMLAK KATILIM’A STOK BİLDİRİMİ YAPTI

    TÜRKİYE Emlak Katılım Bankası Genel Müdürü Deniz Aksu, mayıs ayı sonlarına doğru buluştuğumuzda gayrimenkul sektörü için şu mesajı verdi:

    - 14 geliştiricinin stokları için çalışma başlattık. Bu çerçevede varlığa dayalı sermaye piyasası araçlarını devreye sokmak için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvurduk.

    Bildirilen konut stoku için temel kriteri paylaştı:

    - Birincil koşul, kat mülkiyeti tapusu.

    Stoklarla ilgili şu veriyi aktardı:

    - SPK’dan izin çıkar çıkmaz 15 milyar liralık bir sermaye piyasası ürünü gündeme gelebilir.

    Aksu’yla geçen hafta Arslan Şirketler Grubu’nun Kuveytli iş ortakları için düzenlediği buluşmada karşılaşınca sordum:

    - Gayrimenkul sektöründeki stokları eritmeye dönük çalışmanız nasıl gidiyor?

    Şu yanıtı verdi:

    - Bir yandan SPK’dan karar beklerken, diğer taraftan stoklar üzerinde çalışıyoruz. Bize stokları için başvuran geliştirici sayısı 27’yi buldu.

    Sayının artabileceğini belirtti:

    - Proje geliştirici konusunda bir sınırımız yok. Kriterlerimize uyan geliştiricilerin stoklarına bakacağız, üzerinde çalışacağız.

    Bakalım Emlak Katılım Bankası, stokları eritmek için nasıl bir yol izleyecek?

    Yazının devamı...