• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Sağlıklı beslenip açlığı önleyelim

    * Sağlıklı beslenme ile açlığa son verilmiş bir dünya.

    Bu temanın belirlenmesinin nedenini irdeledi:

    - Bir yanda açlık, diğer yanda obezite sorunu var.

    FAO’nun verilerine baktı:

    - Dünyada yılda 4.5 milyar ton gıda üretiliyor. Bunun 1.5 milyar tonu atılıyor.

    Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki duruma dikkat etti:

    - Gelişmiş ülkelerde artan gıdalar mutfaktan çöpe gidiyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise nakliyede kayıp yaşıyor.

    Dünyadaki toplam gıda kaynaklarının insan tüketimine oranıyla belirlenen endeksi inceledi:

    - Yerküre insan beslenme endeksinin en az 1 olması gerekiyor.

    4.5 milyar ton gıda maddesinin 1.5 milyar tonunun çöpe gittiğine işaret edip, endeksin mevcut düzeyinin altını çizdi:

    - Her insanın günlük 2000 kalori alacağı gıdayı tüketmesi gerekiyor. 3 milyar ton gıda maddesini 7.7 milyarlık dünya nüfusunun yıllık kalori ihtiyacına bölünce 0.85 çıkıyor.

    Bunun ne anlama geldiğine odaklandı:

    - “Yerküre beslenme endeksi” şu anda 1’in altında. Bu, dünyanın açlığa doğru yol aldığını gösteriyor.

    TÜGİS yönetimi ve sektör temsilcileri ile birlikte çözüme kafa yordu:

    * Üreticiler olarak gıda maddelerinin kalorifik değerinin yüzde 10 artırılması için çalışacağız.

    * Halen yüzde 70 bitkisel, yüzde 30 hayvansal gıdalarla besleniyoruz. Bitkisel beslenme oranının yüzde 80’e çıkması gerekiyor.

    * Dünyada gıda üretimi 5 milyar tona çıkarılacak, çöpe giden bölümü 750 milyon tona indirilecek.

    * Bunlar yapılabilirse 2050’de 10 milyar nüfusa ulaşacak dünyamızda, “Yerküre insan beslenme endeksi” 1.02’ye çıkabilecek.

    Dünyada ekilmeyen alanların büyüklüğünü düşündü:

    - Çoğu Afrika ve Güney Amerika’da bulunan 300 milyon hektar tarım alanı kullanılmıyor. Bu alan kullanılırsa üretimde artış sağlanır.

    TÜGİS ve TOBB Gıda Meclisi üyeleri ile sektörün geleceğe dönük yol haritasını çizerken en temel noktalarda birleşildi:

    - Daha besleyici ürünler üreteceğiz.

    - Üretim aşamalarında çevreye zarar vermemeye özen göstereceğiz.

    - Fiyatlar erişilebilir olacak.

    Tüketici için de şu temel tavsiye benimsendi:

    - Yeterli ve dengeli beslenelim.

    - Hareketsiz yaşamı terkedelim.

    Buzbaş, çalışmayı noktalarken FAO’nun belirlediği ana temayı yineledi:

    - Sağlıklı beslenme ile açlığa son verilmiş bir dünya...

    GIDAYA YILDA 400 MİLYAR LİRA GİDİYOR

    TÜRKİYE Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ve TOBB Gıda Meclisi Başkanı Necdet Buzbaş, sektörün verilerine baktı:

    * Türkiye’de 83 bin gıda üretimi yapan tesis ver. Küçük satış noktaları dahil gıda ticareti yapanlarla birlikte sektördeki şirket sayısı 600 bini buluyor.

    * Gıda sektöründe yıllık 400 milyar lira dönüyor. Bunun 150 milyar lirasını gıda sanayinin cirosu oluşturuyor.

    Sektörün ihracatını irdeledi:

    - Gıda sektörünün ihracatı 12 milyar dolar. Ülkemizin tarım ihracatı da 18 milyar dolar.

    Kilo başı ihracat geliri karşılaştırması yaptı:

    - Fındık ihracatında kilo başı gelir 2.5 dolar dolayında. Çikolatada ise kilo başı ihracat geliri 8 dolara ulaşıyor.

    VERGİ KAÇIRAN VE KAÇAK İŞÇİ ÇALIŞTIRAN BİZE ÜYE OLAMAZ

    “SÜRDÜRÜLEBİLİR Gıda Zirvesi” öncesi TÜGİS’in merkezinde Necdet Buzbaş’la buluştum. Sendikanın üye sayısını merak ettim, paylaştı:

    - Bir ara 130 üyemiz vardı. Eledik, 60’a indirdik.

    Sendikayı şöyle tanımladı:

    - Butik sendikayız.

    Bu tanımı anlatmak için geçmişe döndü:

    - Geçmişte bizde de grup sözleşmeleri yapılırdı. Gün geldi, büyük şirketler ile KOBİ’ler ayrı düştü. Gaziantep’teki un üreticisi, “Toplu sözleşmelerde ücret pazarlığını bizim bütçelerimizi düşünerek yapın” derken örneğin rahmetli Sabri Ülker de, “Gaziantep’e göre belirlenecek ücrete biz İstanbul’da kimseyi çalıştıramayız” diye itiraz edip sendikadan çekildi.

    Bunun üzerine TÜGİS’in tüzüğünü değiştirdiklerini vurguladı:

    - Artık her iş yeri için ayrı ayrı sözleşme görüşmesi yapacağız.

    Böylelikle butik işveren sendikası modeline geçtiklerini belirtip, üyelik koşulları üzerinde durdu:

    - TÜGİS’e üyelik için aidat ödemek yetmez. Etik kurallarımız var. Örneğin vergi kaçıranı, kaçak işçi çalıştıranı almayız.

    AKHİSAR, ZEYTİN HASAT ŞENLİĞİ’Nİ İPTAL ETTİ

    AKHİSAR Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Ulusoy, Ticaret Borsası Başkanı Alper Alhat ve Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akbuğa bir araya gelip karar aldı:

    - 18-19 Ekim’de Zeytin Hasat Şenliği olacaktı. Hasat üretici için büyük önem taşıyor. Ancak, ülkemizin sınır güvenliği her şeyden daha önemli. Hasat şenliğini iptal ediyoruz. Mehmetçik terörle mücadele ederken bizler de üreticimizle birlikte onların yanındayız. Mehmetçiklerimizin başarıya ulaşıp sağ salim dönmelerini diliyoruz.

     

    Yazının devamı...

    159 milyar liralık teşvikin 95 milyarı ithal makineyi mi kapsıyor

    - 2002’de makine ihracatımız 1.7 milyar dolardı.

    Geçen 16-17 yılda sektörün ihracatının 10 kat arttığını gördü:

    - İhracatımız 17 milyar dolara ulaştı. Ülkemiz toplam ihracatının yüzde 10’unu sektörümüz gerçekleştiriyor. ABD’de bu oran yüzde 12’dir.

    Sektörün toplam büyüklüğü üzerinde durdu:

    - Makine üretimi yapan 17 bin şirket var. Sektörün toplam cirosu 110 milyar lira. İstihdam 250 bin kişi dolayında.

    Sonra ABD-Çin arasındaki makine ticaretine uzandı:

    - ABD, 400 milyar dolarlık makine ithal ediyor. Bunun 125 milyar dolarlık bölümünü Çin’den alıyor. ABD’nin Çin’den makine alımının bu boyuta ulaşması, Çin’deki ABD yatırımlarından kaynaklanıyor.

    Türkiye’deki ABD, Alman şirketlerinin yatırımlarının benzeri etkiyi gösterdiğini irdeledi:

    - ABD, Eskişehir’deki TEİ’den GE’nin ortaklığının açtığı kapıyla alım yapıyor. Bosch Rexroth da aynı etki ile başta Almanya olmak üzere Avrupa ve dünyaya ihracat yapıyor.

    Bu örneklerden yola çıkarak şu yorumu yaptı:

    - Ülkemize gelen uluslararası yatırım, ihracatımızı da önemli ölçüde tetikliyor.

    Yanı sıra makine sektörünün de yurtdışına yatırıma gitmesi gerektiğini düşündü:

    - Örneğin Rusya, 45 milyar dolarlık makine ithal ediyor. 9 milyar dolarlık da ihracatı var. Yani, 36 milyar dolarlık açık söz konusu. Coşkunöz’ün, Dalgakıran’ın Rusya’da yatırımı var. Başka üreticilerimizin de gitmesi iyi olur.

    Yurt dışında yatırımda devletin rolüne dikkat etti:

    - Devlet, yurt dışına yatırım yapanları desteklemeli.

    Yeni tesis ve fabrika yatırımlarında ithal makine alımlarının çok önde olduğunu şu hesapla ortaya koydu:

    - Geçen yıl 159 milyar liralık yatırım teşvik belgesi verilmiş. Bu yatırımlar için alımı söz konusu olan ithal makine bedeli toplam 16.7 milyar doları (95 milyar lira) buluyor. Yani, bir anlamda ithal makine de teşvikten yararlanmış oluyor.

    Bu hesap üzerine şüpheci bakış sergiledi:

    - Yani, ithal makine korunuyor.

    Ağustos sonu itibariyle sektörün ihracatını gözden geçirdi:

    - Makine sektörü ihracatı 13.2 milyar dolar düzeyinde. Miktar artışı yüzde 14.5 ama değer artışı yüzde 4.8 düzeyinde.

    İhracatta kilo başı değeri analiz etti:

    - Sektörümüzün kilo başı ihracat geliri geçen yıl 6.1 dolardı. Şimdi 5.6 dolar civarında.

    Pazardaki genel eğilimi analiz etti:

    - Makine fiyatla değil, itibarla satılır...

    İç pazarda “itibar çıtası” ihalelerdeki ithal saplantısı yüzünden hedeflenen düzeyde olmayan sektör, yabancıda beklediği güveni yakalayabilir mi?

    KAMU İHALESİNDE YABANCI YERLİYİ 6-7’YE KATLIYOR

    MAKİNE İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu, Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) üzerinden 2015’ten bu yana yapılan ihalelerdeki yerli alım seyrine baktırdı, şu sonuç ortaya çıktı:

    2015: Yerli malı lehine fiyat avantajı uygulanacağı belirtilen 8 bin 347 ihale açıldı. Yerlinin kazandığı ihale sayısı 711’de kaldı.

    2016: Yerli malı lehine fiyat avantajı uygulanacağı belirtilen 10 bin 651 ihale açıldı. 1179’unu yerli kazanabildi.

    2017: Yerli lehine fiyat avantajı uygulanacağı bildirilen 11 bin 836 ihale yapıldı. Yerli, 1420’sini alabildi.

    2018: Yerli lehine fiyat avantajı uygulanan 12 bin 333 ihale açıldı. 1676’sını yerli kazanabildi.

    2019’un ilk yarısı: Yerli lehine fiyat avantajı bildirilen 5 bin 865 ihale yapıldı. Yerlinin kazandığı ihale sayısı 795’te kaldı.

    Karavelioğlu, son birkaç yıl üst üste kamu ihaleleri için, “Yüzde 15 pahalı bile olsa yerlisini alın” genelgeleri yayınlandığını anımsayıp, şu yorumu yaptı:

    - Kamu ihalelerinde yerli malı lehine çok önemli bir tercih düzelmesi görülmüyor.

    İSTANBUL İKİ ÖNEMLİ ULUSLARARASI ZİRVEYE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR

    TASARRUF Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal’a dün sabah sordum:

    - Sizin de İcra Kurulu Üyesi olduğunuz Uluslararası Mevduat Sigortacıları Birliği’nin 7 Ekim’de başlayan toplantısı sürüyor mu? Yabancı konuklardan “Barış Pınarı Harekatı”ndan tedirgin olan var mı?

    Gülal yanıtladı:

    - 85 ülkeden 250’ye yakın katılımcı var. Hepsi toplantının bitimine kadar burada. Toplantı 11 Ekim’de bitiyor.

    Ardından Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Kamar’ı aradım:

    - “8. ASEAN Değerli Taş ve Mücevher Birlikleri Konferansı”na ev sahipliği yapıyorsunuz. 9 Ekim’de başlayan konferans nasıl gidiyor?

    Kamar, şu yanıtı verdi:

    - Konferansa 35 ülkeden katılımcı var. Ayrıca fuarımız da başladı. Fuara 400 dolayında yabancı ziyaretçi geldi. “Barış Pınarı Harekatı” nedeniyle tedirginlik yaşayan yok.

    Sonra ekledi:

    - Mehmetciğimizin teröre karşı sınırlarımızı aşan mücadelesinden zaferle çıkması için dua ediyoruz. Beraberinde ekonomimizi güçlü kılmak için de işimizi yapıyoruz.

    Yazının devamı...

    Yolcu beraberi altın için 3 kilo sınırı koyun kaynağını sormayı

    - Lüks tüketim aracıdır, kötü gün dostudur.

    Türkiye’nin yıllık altın ticaretinin 11 milyar dolar dolayında olduğunu belirtti:

    - İhracatımız yıllık 4-4.5 milyar dolar dolayında seyrediyor. Turistlere yurt içinde 3.5 milyar dolarlık satış yapıyoruz. 3-3.5 milyar dolarlık altın da iç pazarımızda kalır.

    Türkiye’nin mücevher üretiminde Çin ve Hindistan’ın ardından dünya 3’üncüsü olduğunu kaydetti:

    - Dubai’de hiç üretim yok ama ihracatı 15 milyar dolar. Mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılırsa mücevher ticaretinin bölge merkezi oluruz.

    Buna kapıyı açacak taleplerinden birini ortaya koydu:

    - Şu anda ülkemize yolcu beraberinde altın getirmek tümüyle serbest. Ancak, kimse getiremiyor. Çünkü kaynağı soruluyor.

    Mücevher İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Emil Güzeliş araya girdi:

    - Valizinde 10 milyon doları Türkiye’ye getirenin beyanı yeterli oluyor. Kaynağı sorulmuyor. Altında kaynak soruluyor.

    Kamar ilgili bürokrat ve bakanlara sunduğu öneriyi paylaştı:

    - Yolcu beraberi getirilecek altın miktarı 3 kilo ile sınırlansın ama kaynak sorulmasın. Bu adım atılırsa altın ticaretimiz, ihracatımız büyür.

    Türkiye’de yılda 400 ton altın işleyecek kapasite olduğunu vurguladı:

    - Şu anda yıllık 250 ton altın işliyoruz. Mevzuatta beklediğimiz düzenlemeler yapılırsa 400 tona çıkarız.

    Bu noktada ABD ile 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine değindi:

    - ABD’ye mücevher ihracatımızı 3 ayda 300 milyon dolardan 1 milyar dolara, 1 yılda 2 milyar dolara çıkarabiliriz. Bu, ABD’nin Türk mücevherine uyguladığı yüzde 5.6 gümrük vergisi sıfırlanırsa olur.

    İhracatta kilo başına gelire dikkat çekti:

    - Türkiye’nin kilo başına ihracat geliri 1.07 dolar. Mücevher ihracatında ortalama 3 bin dolar.

    2020’de mücevher ihracatının 6 milyar dolara ulaşabileceğini kaydedip, ekledi:

    - 2023 için 12 milyar dolar olan ihracat hedefimiz rahatlıkla tutar.

    Kamar,  dış ticarette milli para üzerinde durulurken altını da dikkate almak gerektiğini savundu:

    - Ticaret savaşlarında en büyük koz “swift” problemi. Dolayısıyla para yerine geçebilen altın, ticaretteki ana araçlardan biri olabilir.

    Yolcu beraberi 3 kilo altında kaynağı sormamak için öncelikle OECD ikna edilip adım atılabilir mi?

    İran’la ticarette özel sektörün altını kullanmasının ABD ile yarattığı sıkıntı dikkate alınarak, uluslararası kurallara en uygun adım atılabilir mi?

    500 MİLYAR DOLARLIK MÜCEVHER ZİRVESİN

    MÜCEVHER İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Kamar ve Yardımcısı Emil Güzeliş, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin (ASEAN) 8 ülkeden oluştuğunu belirtti:

    - ASEAN Değerli Taş ve Mücevher Birlikleri’ne 5 yıl önce gözlemci üye olarak katıldık. Yıllık konferanslarını İstanbul’a getirmek için 3 yıl uğraştık.

    Kamar, konferansın 9-12 Ekim’de Türkiye Tanıtım Grubu’nun da desteği ile gerçekleşeceğini vurguladı:

    - Konferansı fuara denk getirdik. Ayrıca katılımcı ülke sayısını da 35’e çıkardık. Böylelikle 500 milyar dolarlık mücevher pazarını yönetenler İstanbul’da buluşacak.

    ASEAN ülkelerinin mücevher ticaretine işaret etti:

    - ASEAN ülkeleri 9.9 milyar dolarlık mücevher ihraç edip, 4.1 milyar dolarlık da ithalat yapıyor. Bizim bu ülkelere ihracatımız 45 milyon dolar. Gidecek çok yolumuz var.

    ŞEHİR MİLLİYETÇİLİĞİ İLE ENERJİ TÜKENMESİN

    ADANA Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç’la “Lezzet Festivali” standlarını gezip Adana Valisi Mahmut Demirtaş’la kahve içtik. Demirtaş, bir listeyi paylaştı:

    - Adana Kebabı’na 2003’te, şalgama 2015’te coğrafi işaret alındı. Sırada 30 ürün ve lezzetimiz daha var.

    Ardından Ahmet Örs’ün yönettiği, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve TÜRYİD Başkanı Kaya Demirer’in katıldığı paneli izledik.

    Fatma Şahin, şu mesajı verdi:

    - Şehir milliyetçiliği ile enerjimizi tüketmeyelim. Sofranın birleştirici yanından yararlanalım. Gastronomi zenginliği kentin cazibesini artıyor. Biz UNESCO listesine girince bunu gördük.

    Lütfü Savaş, Hatay’ın 2017’de UNESCO listesine girdiğini vurguladı:

    - 3 şehir birlikte “Gastronomi Rotası” oluşturalım.

    Zeydan Karalar, UNESCO listesinde ön elemeyi geçtiklerini belirtti:

    - Adana mutfağı kebaptan ibaret değil.

    Kaya Demirer, şu öneriyi sundu:

    - Yabancı mutfak şeflerini davet edin. O şefler, mutfak elçiniz olur. Nitekim Arzak, Ali Nazik Kebabı’nı listesine koydu.

    Yazının devamı...

    Yollarımız turistik tesislerin güzelliğine ayak uyduramıyor

    - Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’la bir araya gelip Bodrum’u konuşacağız.

    Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Turizm eski bakanlarından Bahattin Yücel, Maça Kızı’nın ortağı Sahir Erozan, mimar Gökhan Avcıoğlu, Ersin Pamuksüzer, Karnas Vineyards’ın sahibi Selva İşmen, Global Yatırım Holding Sözcüsü Gökhan Özer, Ay-Sir Turizm ve İnşaat AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Yılmaz, Contemporary İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, Finans Kulüp Başkanı Önder Halisdemir’in aralarında bulunduğu grup Bodrum Belediye Başkanı ile buluştu.

    Aras, söze itirafla girdi:

    - Turistik tesis varlığı açısından gayet iyi durumdayız. Çok önemli markalar var. Ancak, tesislerin dışı, yollarımız o güzelliklerle uyumlu değil.

    Süren inşaatlara dikkat çekti:

    - Yarımada büyük bir şantiye gibi.

    Nüfus yapısına değindi:

    - Bodrum’da değişik katmanlar yaşıyor. Doğma büyüme Bodrumlu olan da var, emekli olup buraya yerleşenler de. Öyle talepler geliyor ki, “Mandarin’in plajı bize de açık olmalı” diyenler oluyor.

    Bu talepler için planlarını paylaştı:

    - Belediye olarak bizim vatandaşlarımızın denize rahat girecekleri plajlar oluşturmamız gerekiyor.

    Gökhan Avcıoğlu araya girdi:

    - Turgutreis’te halka açık plaj için bir çalışma yapmıştık.

    Masadakiler belediyenin yıllık bütçesini sordu, Başkan yanıtladı:

    - 350 milyon liralık bir bütçemiz var. Yüzde 60’ı personel giderlerinden oluşuyor. Tahsilat oranımız yüzde 30’lara kadar inmişti. Yüzde 68’e çıkardık.

    Masadakiler bütçeyi yetersiz buldu:

    - Bodrum’un yaz nüfusu dikkate alınarak kaynak sağlanması gerekir.

    Hamdi Akın, şu öneriyi sundu:

    - Dünyada önde gelen bir kuruluştan hizmet alıp Bodrum için yol haritası çizdirin. Bunun kaynağının yarısını yeni kurulan Turizm Ajansı, yarısını da biz karşılayalım.

    Ardından ekledi:

    - Günde 1000 dolar harcayan turistleri çekmenin yollarını aramalıyız.

    Sahir Erozan, cazibeyi artıracak adımlar atılması gerektiğini kaydetti:

    - Bodrum’da güneş, deniz, kum turizmine sanatı da eklemek çeşitlilik yaratabilir.

    Ali Güreli, destek verdi:

    - Bodrum’a iyi bir çağdaş sanat müzesi yapılması gündeme alınabilir.

    Aras, konuşulanları tek tek not alırken Oğuz Satıcı grubun adını koydu:

    - Her şey Bodrum için.

    Bahattin Yücel, şu mesajı verdi:

    - Bodrum, öncelikle turizm türüne karar vermeli. Kitle turizmi mi isteniyor, daha üst sınıf turist çekilmesi mi düşünülüyor.

    Yabancı gözüyle çizilecek yol haritası, Bodrum için farklı kapılar açabilir mi?

    ATATÜRK O AİLEYE NEDEN İNÖNÜ VE TEMELLİ’Yİ SEÇTİ

    CUMHURİYETİMİZİN kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, soyadı kanunu ilk çıktığında İsmet Paşa’yı karşısına oturttu:

    - Sen İnönü’de zafer kazandın. Soyadın İnönü olsun.

    O anda şu ayırımı yapmayı seçti:

    - Yalnız, İnönü soyadı senden itibaren başlayacak. Anne ve babanın soyadı İnönü olmayacak.

    Ailenin büyükleri için formülünü aktardı:

    - Aileyi çok da birbirinden ayırmayalım. Eskişehir’in İnönü ilçesi ile Ankara’nın Temelli ilçesi sırt sırta gibidir. Anne ve babanın soyadı da Temelli olsun.

    Bu soyadı öyküsünü 1963-1971 dönemi Malatya Belediye Başkanı Turgut Temelli’nin oğlu, Malatya Eğitim Vakfı (MEV) Yönetim Kurulu Üyesi Tevfik Temelli’den dinlemiştim. Tevfik Temelli, Atatürk’ün soyadı titizliğinin nedenini de şöyle açıklamıştı:

    - Atatürk, İsmet Paşa’ya soyadı ile ilgili kararını, “Çocukların elbette senin soyadını alacak. Ancak, ailenin diğer fertlerinin senin soyadını nüfuz amaçlı kullanmalarının önüne geçmek lazım” sözleriyle açıklamış.

    Cuma sabahı MEV’e emeği geçenlerden Abdullah Bingöl’den üzücü mesajı aldım:

    - Tevfik Temelli’yi kaybettik.

    Mesajı alınca soyadı öyküsünü anımsadım.

    Tevfik Temelli’ye Allah’tan rahmet diliyorum.

    Mekanı cennet olsun...

    TURİSTE İÇERİDE YAPILAN SATIŞLAR İHRACAT SAYILIR MI

    HİZMET İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Akbalık, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) kurucu Başkanı Okan Oğuz, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) eski başkanlarından Turan Sarıgülle, İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) eski Başkanları Nuri Artok, Süleyman Orakçıoğlu, Hikmet Tanrıverdi, Finans Kulüp Başkanı Önder Halisdemir, TİM eski Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Ersoy Ulubaş, Malatya Eğitim Vakfı (MEV) eski Başkanı Prof. Mesut Parlak’ın olduğu masada birliğin önemine işaret etti:

    - Ülkemizde hizmet sektörünün yarattığı döviz geliri 40 milyar dolara ulaşıyor.

    Orakçıoğlu, perakende sektörünün Türkiye’ye gelen turiste yaptığı satışlara dikkat çekti:

    - Bankalararası Kart Merkezi (BKM), kredi kartı verilerinden turistlerin yaptığı alışverişi rahatlıkla ayırt edebilir. Böylece, perakende sektörünün içeride yarattığı döviz geliri ortaya çıkar.

    Perakende sektörünün turiste içeride yaptığı satış ihracat sayılabilir mi?

     

    Yazının devamı...

    Malatya’ya ikinci okulu anne-babası adına yaptırıyor

    - Şu anda Malatya’dayım. Vali Aydın Baruş’un makamında hayırlı bir işe imza atacağım.

    Ardından “hayırlı iş”in içeriğini aktardı:

    - Yeşilyurt ilçemizde 700 öğrencinin eğitim göreceği bir Anadolu Lisesi yaptıracağım.

    İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tatlı ile imzaladıkları, Vali Baruş’un “Olur” imzasının bulunduğu sözleşmeden okulun adını okudu:

    - Nazife-Mustafa Küçükaslan Anadolu Lisesi.

    3 milyon lirasını karşılayacağı okulda anne ve babasının adının birlikte yaşayacağını belirtti:

    - Vatana, millete hayırlı olmasını diliyorum.

     Sonra 30 yıl önceye uzandı:

    - Malatya’da ilk yaptırdığım okul bundan 30 yıl önce faaliyete geçmişti.

    Söz konusu okulun adının “Yusuf Kenan Anadolu Lisesi” olduğunu vurguladı:

    - Okulumuzda halen 288 öğrenci eğitim görüyor. Annemin ve babamın adını taşıyacak 16 derslikli Anadolu Lisesi ile birlikte öğrenci kapasitemiz 1000’e çıkmış olacak.

    Telefonu kapatıktan sonra Yusuf Kenan Küçükaslan’ın “İğne ile İpliğin Dansı” kitabından hayat öyküsüne yeniden baktım:

    - Anam beni Malatya’da kabak tarlasında çalışırken doğurmuş (1936).

    Babası, en yakın arkadaşı tarafından dolandırılınca parasız kalıp üzüntüsünden 52 yaşında vefat etmiş:

    - Babam vefat ettiğinde ben 6 aylıkmışım. Anam bize hem analık, hem babalık yaptı. 1953 yılında 17 yaşındayken İstanbul’un yolunu tuttum.

    İstanbul’da terzi çırağı olarak işe başladı, meslekte ilerleyince Londra’da eğitim fırsatı yakaladı:

    - Londra’da “Tailor and Cutter Academy”yi bitirdim. Böylece “Doktor Terzi” oldum.

    Kitabında terziliğini yaptığı isimlere göz attım:

    - 5’inci Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, MHP lideri Alpaslan Türkeş, iş insanları Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Erdoğan Demirören, ünlü aktörler Ayhan Işık, İzzet Günay...

    83 yaşındaki Yusuf Kenan, imzaladığı sözleşmeye göre Yeşilyurt’taki Anadolu Lisesi’nin yapım bedelinin yüzde 50’sini karşılayacak.

    17 yaşında ayrıldığı memleketi Malatya’ya bir okul daha kazandırmış olacak...

    TURİZMDE TANITIMA BÖLGESEL KURULLAR MODELİ DAHA UYGUN

    TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi (TİM) Hizmet İhracatı Sektör Konseyi Başkanı Ahmet Akbalık, “Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı”nın kurulmasını sağlayan mevzuat çıkmadan kısa süre önce Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a bir mektup gönderdi. Mektuba şöyle girdi:

    - “Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı” gibi bir oluşumu çok yerinde buluyoruz.

    Beklentisini ortaya koydu:

    - Söz konusu oluşum ancak bölgesel alt kurullar sayesinde başarılı olabilir.

    Bu yaklaşımı şu örnekle güçlendirdi:

    - Ülkemizdeki turizm destinasyonlarının sorunları, ihtiyaçları çok farklı. Şanlıurfa Göbeklitepe ile Mardin’deki çok kültürlü dokunun ya da Antalya ile Karadeniz’in tanıtımı için aksiyon planları birbirinden farklı olmak zorunda.

    Ardından ekledi:

    - Tamamen merkezi bir oluşum, yereldeki dinamiklere hâkim olamaz. Bu yapı bölgesel bilgi akışından beslenmedikçe başarı sağlayamaz.

    Dünyadan örneklere dikkat çekti:

    - Fransa’daki Nice, Cannes ve İspanya’nın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren bölgesel ajansları ve başarılarını gözlemlemek mümkün.

    Sektörün 2016-2017’de ciddi zarar ettiğini anımsattı:

    - Turizm sektörünün gelişimi için her türlü fedakârlığa hazırız. Ancak getirilen model, sektör üzerinde önemli bir yük daha oluşturacak. Sektördeki kârlılık yüzde 3-10 düzeyinde. Ciro üzerinden yerine kâr üzerinden katkı alınması , modeli daha sürdürülebilir kılar.

    Fonun kullanımına işaret etti:

    - Her turizm destinasyonu, yarattığı kaynağın en az yüzde 50’si oranında desteklenirse, model daha adil olur.

    THY, CONDOR’U ALIP TURİZME YÖNLENDİRSİN

    TÜRKİYE Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Cem Kınay, İngiliz turizm devi Thomas Cook’un iflasının ardından şu öneriyi gündeme getirdi:

    - Türk Hava Yolları (THY), Condor’u satın alıp, Türkiye’nin tatil hava yolları haline getirmeli. Tatilcileri Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye taşımalı.

    Şu noktanın altını çizdi:

    - Antalya’nın dijital dünyaya uyum sağlaması ancak lowcost bir uçak şirketinin Avrupa’yı uçak ağı ile bağlamasıyla mümkün olur.

     

    Yazının devamı...

    New York’taki eski Coca-Cola binasını 955 milyon dolara aldı

    - The Coca-Cola Company’nin New York’taki eski binası 955 milyon dolara satıldı.

    Alıcılar dikkatimi çekti:

    - Deutsche Finance Group, Almanya’nın en büyük emekli sandığı Bayerische Versorgunskammer, Shvo ve BLG Capital.

    Tarihi binanın yeni ortakları arasındaki BLG Capital, tanıdıktı. Serdar Bilgili’ye ait Bilgili Grup çatısı altında bulunuyordu. Yani, The Coca-Cola Company’nin New York’taki merkezi olarak bilinen Manhattan 5. Cadde’deki binanın yeni ortakları arasına Bilgili de girmişti.

    BLG Capital’in daha önce hangi adımları attığına göz gezdirdim:

    - BLG Capital, bugüne kadar Türkiye’ye 500 milyon doların üzerinde yabancı sermaye getirdi.

    Bilgili Grubu’nun New York’taki bina alımında ortağı olan kurumlarla ilişkisinde istikrar söz konusuydu:

    - BLG Capital’in Türkiye’deki iki fonunun yatırımcılarından olan Deutsche Finance Group ve Bayerische Versorgungskammer, işbirliğine uluslararası boyutta da devam ediyor.

    BLG Capital’in Türkiye’deki yatırımlarına baktım:

    * Republika Academic Aparts, Soho House İstanbul, Parkorman, Galataport, The Peninsula İstanbul, VK108.

    ABD’deki projelerine dikkat ettim:

    * Mandarin Oriental Residences New York, The Raleigh Hotel Miami, The Richmond Hotel Miami, The South Seas Hotel Miami ve 9200 Wilshire Beverly Hills.

    BLG Capital’in çizdiği yol haritasından şu mesajı aldım:

    - Uluslararası kurumsal yatırımcıların fonlarını ülkemize getirip yatırımlar yapan BLG Capital, tecrübe ve devam eden yatırımcı desteğiyle, küresel ölçekte yatırım yapan, yatırım danışmanlığı hizmeti veren Türk şirketleri arasına katıldı.

    ABD’deki yatırım portföyünün yönetiminin Türkiye’den devam edeceğinin vurgulandığını gördüm:

    - BLG Capital, elde ettiği kazançla ve uluslararası ortaklarının desteğiyle Türkiye’de yeni projelere sermaye aktarmayı sürdürüyor.

    Arşivi taradım, The Coca-Cola Company’nin binaya ne zaman sahip olduğu bilgisine ulaştım:

    - Coca-Cola Co., binaya 1983 yılında Columbia Pictures’ı satın alma işlemi kapsamında sahip olmuştu.

    Coca-Cola’nın ayrıldığı binanın kiracılarını merak ettim:

    - Yatırım bankası Allen & Co. ve Sandler Capital Management kiracılar arasında. İsviçre merkezli saatçi Omega’nın mağazası var. Ralph Lauren, binadaki amiral mağazasını kapattı, The Polo Bar’ı işletiyor

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Türkiye-ABD İş Konseyi’nin gala buluşmasında Türk şirketlerinin ABD’deki yatırımlarının 5 milyar dolara yaklaştığını söylemişti.

    Bu yatırımlara BLG Capital’in New York’ta alınan yeni binadaki payı da eklenmiş oldu...

    TÜRKİYE’YE 4 MİLYON MEYVE AĞACI İÇİN İLK İMZA O BİNADA ATILDI

    2009 yılı Mayıs ayının son günleri New York... Meslektaşım Ruhi Sanyer’le The Coca-Cola Company Başkan ve CEO’su Muhtar Kent’le röportaj sonrası otele dönerken Anadolu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’la karşılaştık:

    - Muhtar’la randevum var.

    O akşam Özilhan ve Kent’in ödül aldığı American Turkish Society (ATS) töreninden döndükten sonra otel lobisinde Özgörkey Grubu’nun patronlarından Cemal Özgörkey’le sohbet ettik:

    - Muhtar Kent’in ofisinde çok önemli bir işbirliği için şampanya patlattık. Coca-Cola’nın en büyük portakal konsantresi tedarikcisi Sucocitrico Cutrale Ltda.’nın Başkanı Jose Luis Cutrale, Anadolu Holding ve biz, Türkiye’ye 10 milyon meyve ağacı dikmek üzere ortaklık kuruyoruz.

    8 ay sonra Anadolu Holding, borsaya şu açıklamayı açıklama gönderdi:

    - Brezilyalı Cutrale Grubu’yla birlikte Özgörkey Grubu’na ait Etap Tarım’a ortak olduk. Şirketin adı Anadolu Etap’a dönüştü.

    Özilhan’dan detayları aldım:

    - Türkiye’nin çeşitli bölgelerine çoğu şefali olmak üzere 10 milyon meyve ağacı dikeceğiz. Türkiye, Coca-Cola’nın önde gelen meyve konsantresi tedarikçileri arasına sokacak.

    Proje için 500 milyon dolar yatırım planlayan Anadolu Etap, daha sonra kendisine ait meyve ağacı sayısını 4 milyon olarak belirledi.

    Kaynağın bir bölümünü yeni meyve konsantresi tesisi kurmaya ayırdı. Meyve ihtiyacının kalan bölümünü sözleşmeli çiftçilerden sağlamayı seçti.

     

    Yazının devamı...

    ‘Riskli bina yapanın siciline kayıt düşün’

    Hürriyet’in düzenlediği “Sign of the City” yarışması için Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Doç. Feyzullah Yetgin ve İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım ile buluştuğumuzda İstanbul son 5.8’lik Silivri depremini yaşamamıştı.

    Nazmi Durbakayım, sektörle ilgili sohbetimiz sırasında şu uyarıyı yaptı:

    - Kapımıza dayanan deprem gerçeğini aklımızdan çıkarmadan kentsel dönüşüm için somut adımlar atılmalı.

    Halkın bu gerçeği kabullenmesi için algı yönetiminin daha güçlü hale getirilmesi gerektiğini belirtti:

    - Riskli binalar birer ölüm tuzağı. Hangi tarihte olursa olsun, riskli binaların inşasında rol almış müteahhitler, kontrol mühendis ve mimarların en azından sicillerine kayıt düşülmeli.

    Feyzullah Yetgin, sektör temsilcileriyle bir süre önce Mardin’e yaptıkları gezi sırasında dikkatini çeken veriyi anımsadı:

    - Mardin’de 13 bin dolayında konut fazlası vardı. Çoğunu emekli imamların yaptığını söylediler. Demek ki imamlığın vatandaşta yarattığı güvene dayanarak bu işe soyundular.


    Durbakayım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müteahhitler için hazırladığı yönetmeliği anımsattı:

    - Yönetmelikteki “Herkes müteahhit olamayacak” anlamına gelen kararın acilen devam eden projelerde de devreye girmesini bekliyoruz. Böylelikle çürük elmalar bir an evvel ayıklanır.

    Yıllardır sektöre “vahşice katılım” yaşandığını savundu:

    - Deneyimsiz, yetersiz kişi ve firmaların sektörümüze verdiği tahribat, milyonlarca riskli yapı ile kendini gösteriyor.

    Tahribatın bedelini sektörün asıl temsilcilerinin ödediğini kaydetti:

    - Bakanlığın çıkardığı yönetmeliğin sektörümüzün asıl oyuncularının yaşadığı mağduriyeti sonlandırmasını bekliyoruz.

    İnşaat maliyetlerinin çok ağırlaştığına işaret edip, yeni projeler için şu öneriyi ortaya koydu:

    - Yeni projelerin müteahhit, arsa sahibi ve bankanın içinde yer aldığı üçlü ortaklık yapısıyla hayata geçmesinde fayda görüyoruz.

    Kat karşılığı uygulamalarda arsanın en önemli finansman kaynağı olabileceğinin altını çizdi:

    - Mevcut uygulamada arsa, finansal açıdan etkin kullanılamıyor. Bu durumda özel sektöre dönüşüm projeleri için tek kaynak “sat yap” kalıyor.

    Ardından ekledi:

    - Kentsel dönüşümün kurumsal gayrimenkul finansmanı şeklinde bankalar ile yapılabilmesi için yeni ve inovatif yatırım enstrümanları gerekiyor.

    Halen Halk GYO Genel Müdürü olan Doç. Feyzullah Yetgin’in Emlak Konut GYO’da görev yaptığını anımsatarak, 2004’e uzandı:

    - 2004’te Emlak Konut GYO tarafından başlatılan “hasılat paylaşımı” modeli ile konut sektöründe oluşan dinamizm ve kazanç şansını en iyi değerlendiren finans sektörü oldu.

    Bu anımsatmanın ardından finans sektörüne çağrıda bulundu:

    - Bilhassa özel bankalardan daha fazla ahde vefa ve destek bekliyoruz.

    Son faiz indirimlerinin etkisinin altını çizdi:

    - Faizler tam zamanında düştü. Bu seferki “konut almak için en uygun dönem” sektörümüzün tarihinde görülmedi.

    Silivri depremi, İstanbul’da kentsel dönüşüm için artık zamanın kalmadığını gözler önüne serdi...

    Devlet, müteahhit, bankalar ve hak sahipleri, kentsel dönüşümün hayat kurtarabileceği bilinciyle elini çabuk tutmalı...

    NEW YORK’TA 1.7 MİLYON DOLARA İKİNCİ ŞUBEYİ AÇIYOR

    MESLEKTAŞIM Hakan Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantısında izlemek özere New York’a gittiğimizde Simit Sarayı’nı anımsattı:

    - New York’a yolumuz düştükçe buradaki Simit Sarayı’nda bir sabah kahvaltı yapmak gelenek halini aldı.

    Ahmet Hakan ve Hakan Çelik’le 5’inci Cadde’de 5 yıl önce açılan Simit Sarayı’na gittiğimizde, şubenin sorumlusu yeni hazırlıkları aktardı:

    - İkinci şubemizi 6’ncı Cadde’de açmak üzere çalışmalarımız son aşamaya geldi. Bir haftaya açılışa hazır oluruz.

    Bunun üzerine Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kavukçu’yu arayıp, son durumu öğrendim:

    - İlk şubemiz iki katlı ve 4 milyon dolara mal olmuştu. Yeni şubemiz tek katlı. 1.7 milyon dolar yatırım yaptık. New York’ta inşaat ve izinler çok zaman alıyor. İzin çıkar çıkmaz yeni şubemizi açarız.

    Mevcut şubenin cirosunu merak ettim, paylaştı:

    - 5’inci Cadde’deki şubemizde yıllık ciromuz 2.5 milyon dolar. Yeni şubemizden 3.5 milyon dolar ciro bekliyoruz. Çünkü, daha hareketli bir bölge.

     

    Yazının devamı...

    O masada BoeIng Max sancısını konuştular

    Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) New York’ta düzenlediği gala buluşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross, TAİK Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, DEİK Başkanı Nail Olpak’ın bulunduğu ana masada Boeing International Başkanı Sir Michael Arthur ile Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı da yer aldı.

    Aycı ve Arthur, aynı masada buluşunca dünyada tüm havayolu şirketlerinin uçuşlarını durdurduğu Boeing 737 Max konusu açıldı. Aycı, THY ve Boeing ekiplerinin sürekli yakın temas içinde olduğunu belirtti:

    - Boeing 737 Max uçaklarımızın sefer dışı olmasından dolayı şirketimizin kaybı 200 milyon doları buluyor. Boeing’in sorunu çözümü konusunda adım atmasını bekliyoruz.

    Arthur, Boeing 737 Max’ların yeniden sefere çıkabileceği konusunda iyimser tavır sergiledi:

    - Max’ların yeniden uçuşa başlaması konusunda uzak ya da yakın, henüz netleşmiş bir tarih yok. İncelemeler sürüyor.

    Aycı, THY’nin Boeing’le uzun vadeli işbirliğini anımsattı:

    - Boeing’le uzun vadeye dayanan bir işbirliğimiz var. Max uçakları yüzünden oluşan kaybımız konusunda sizden destek bekliyoruz.

    Aycı, konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da bir kez de orada özetledi. Erdoğan, ABD Ticaret Bakanı Ross’a döndü:

    - Sayın Trump’la ülkelerimiz arasındaki ticareti 100 milyar dolara çıkarma konusunda kararlı mesajlar verdik. Bu ticarette Boeing’in de payı büyük. THY’nin Boeing 737 Max’lar konusunda yaşadığı sıkıntı ile yakından ilgilenmenizi bekliyoruz.


    Ross, şu yanıtı verdi:

    - Konunun ülkelerimiz arasındaki ticarette hayati önem taşıdığının bilincindeyim. Çözüm için desteğe hazırım.

    Ross, Aycı’ya kartvizitini uzattı:

    - Boeing’le çözüm konusunda yol alınmazsa bana gelin.

    Aycı, TAİK galasından ayrılırken konunun üst düzeyde görüşülmesinden memnundu:

    Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgilenip, bizi desteklemesi büyük önem taşıyor.

    Boeing’in bir mahcubiyet içinde olduğu görülüyor.

    Yönetilmesi zor bir konu. Ancak, ortada karşılıklı iyi niyet var.

    Aycı, Boeing 737 Max konusunun THY’ye etkisini bir kez daha gözden geçirdi:

    Konu bir an önce çözüme kavuşmalı. Çünkü, bilançomuzu olumsuz etkiliyor.

    İç hatlarda talebi karşılamamız gerekiyor.

    Dış hatlarda yeni destinasyon ve frekanslar aldık, bunlar için adım atılması lazım.

    ABD Ticaret Bakanı Ross, THY’nin Max kaynaklı kaybının Boeing tarafından karşılanması konusunda adım atar mı?

    Aycı’ya verdiği kartvizit gerçekten kapıyı açar mı?

    ABD’YE MOBİLYANIN KİLOSUNU 8.5 DOLARA İHRAÇ EDİYORUZ

    NEW York seyahatinin son gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la gerçekleşen sohbet sonrası Peninsula Otel’den ayrılırken Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Koleksiyon Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Doruk Malhan ve Terminal Yapı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Alp Delimollaoğlu ile karşılaştım.

    Doruk Malhan’a New York’taki showroom’larında işlerinin nasıl gittiğini sordum, yanıtladı:

    - Hedeflediğimiz doğrultuda gidiyor.

    ABD’ye yıllık ihracatlarını merak ettim, paylaştı:

    - 3 milyon dolar civarında.

    ABD’yle 100 milyar dolarlık ticaret hedefi çerçevesinde ihracat potansiyeli yüksek görülen 7 sektör arasında mobilyanın da olduğunu anımsattım:

    - Mobilya, ABD’ye ihracatta önemli yer tutar mı? Örneğin sizin ABD’ye ihracatta kilo başına değeriniz ne düzeyde?

    - Türkiye’nin kilo başına ortalama ihracat geliri 1.4 dolar civarında. Mobilya sektörünün ortalama rakamı 2 doları buluyor. Bizim ABD’ye satışlarımızda kilo başına değer 8-8.5 dolara ulaşıyor.

    Mobilya sektör ortalaması kilo başına 8 dolara çıkarsa, ABD’ye ihracatta rolü artar değil mi?

    TÜRK EVİ İNŞAATINA DEV FARE GETİRİRLERDİ

    CCN Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çeçen, İC İçtaş İnşaat İcra Kurulu üyesi Burak Vardan, şirketin ABD Direktörü-Proje Sorumlusu Turgay Tanhan, Cephe Proje Müdürü Onur Zeybek ve İnce İşler Proje Müdürü Esin Pektaş’la New York’ta, Birleşmiş Milletler’in (BM) tam karşısında yükselen Türk Evi inşaatını geziyoruz.

    Murat Çeçen, yüzde 70’i tamamlanan inşaatın ihale şartnamesindeki bir maddenin altını çizdi:

    - Şartnamede inşaatta çalışan işçilerin sendikalı olması gerektiği yer alıyordu. Biz de bu kurala harfiyen uyduk.

    Turgay Tanhan, şartnameye söz konusu maddenin neden konulduğuna işaret etti:

    - New York’ta inşaat işçilerinin sendikası çok güçlü. İnşaatında az sayıda bile olsa sendikasız işçi çalıştıran projelerin önünde eylem yapıyorlar.

    Eylemin sembolünün dev şişme fare olduğunu belirtti:

    - Dev şişme fareyi sendikasız işçi çalıştırılan inşaat projelerinin önüne götürüp, nöbet tutuyorlar.

    Murat Çeçen araya girdi:

    - Hükümetimiz Türk Evi inşaatının böyle bir eyleme sahne olmasına fırsat vermemek için şartnameye sendika konusunu koydu.

    Meslektaşım Hakan Çelik, New York’ta bir inşaatın önünde çektiği dev fareyi gösterince Çeçen şu yorumu yaptı:

    - Türk Evi inşaatında sendikasız işçi çalıştırsak aynısını bize de yaparlardı.

    Yazının devamı...