• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Yeni kartlar açılıyor

    Başkan Murat Cavcav ile eski başkan vekillerinden Niyazi Akdaş arasında gerçekleşen telefon görüşmesi, beklenen sonuca ulaşmazken, daha önce bir araya gelen ancak aralarındaki uzlaşı masası, son anda yaşanan tartışmanın ardından devrilen ikili, Murat Cavcav ve Arda Çakmak’ın bir kez daha buluştuğu bilgisi, ortamı yeniden hareketlendirdi. Yeni görüşmede, hem kongreye kadarki süreç hem de sonraki dönemle ilgili yapılacakların masaya yatırıldığı belirtiliyor.
    Akdaş ile Cavcav arasındaki görüşmenin, Akdaş’ın kulübün vahim ekonomik tablosunu görüp geri adım atması sonrasında ikinci plana bırakıldığı, yeni formül arayışında, Cavcav-Çakmak temasının, gündemin belirleyicisi olacağı konuşuluyor.

    FARKLI HAMLELER GELEBİLİR

    Önceki günkü buluşmaya Cavcav ve Çakmak’ın yanı sıra yöneticilerden Murat Öngelen ve Osman Kaçar’ın da iştirak ettiği belirtiliyor. Görüşmede, hem acil eylem planının devreye sokulması hem de sonraki sürecin nasıl olması gerektiğinin masaya getirildiği ifade ediliyor. İlk planda altı çizilenin ise gerekli ödemeler için kaynağı bulunması olduğu dile getiriliyor. Arda Çakmak, daha önce yapılan bir dizi görüşmede kulübe gerekli maddi destek konusunda çalışma yapacağını söylemişti. Çakmak’ın ikinci buluşmayı kabul etmesi, kendisi destek konusunda aynı düşüncede şeklinde yorumlanıyor. Burada, iki konu tartışılıyor. İlki, kongreye kadar Arda Çakmak belli miktarda maddi destek sağlayacak. Genel kurulda Murat Cavcav yeniden başkan adayı olursa Çakmak, başkan vekili olarak mı görev yapacak ? İkincisi ise Cavcav başkanlığa adaylığını koymazsa, kulüpteki delege ağırlığının zor dönemde kendilerine katkı sağlayan Arda Çakmak’a yönelmesini mi isteyecek? İkinci seçenek, eski yöneticiler Sinan Gürsoy ve Hıfzı Kuruşa ile birlikte hareket ettiği söylenen, mevcut yönetim içinden bazı isimleri yanına alabileceği belirtilen Niyazi Akdaş ile başkan vekilliği görevinden alındıktan sonra sessizliğini koruyan ancak başkan adaylığını düşünen ve Cavcav ekibinde bulunan bazı isimleri kendi ekibine alabileceği belirtilen Arif Ölmez’e karşı bir güç birliği oluşturma çabası olarak değerlendiriliyor.

    KULÜPTE BELGEYE ULAŞILAMIYOR

    Çakmak’ın buluşmanın ardından tesislere gittiği ve antrenmanı izledikten sonra bazı yöneticiler ile birlikte genel menajer Cem Onuk ile görüştüğü konuşuluyor. Bu görüşmede, oyuncuların sözleşmeleri masaya yatırılmış, geçmiş dönemde Beştepe’ye gelip ayrılan ve halen kulüpte olan hem yerli hem de yabancı oyuncuların bazılarının yüksek bedelli kontratları ile kontratlarında ekstra ödemelerle ilgili hükümler bulunduğu iddiası tartışmaya yol açmış. Görüşmeye katılanlar, imzalanan ve tartışılan sözleşmelerin geçmişte kulüpte görev yapan Emrah Atasoy dönemine ait olduğunun altını çizerken, özellikle son 10 yıllık süreçteki mukavelelerin incelenip, gerekli hukuki çalışmanın yapılması gerektiğinin üzerinde durmuş.
    Mukavelesinin feshedilmesi gündeme gelen Sio’nun yaklaşık 200 bin Euro’yu bulan ve ödenmesi gereken bonservis bedelinin olduğu, 2-3 sezon önce ayrılan bazı oyunculara da kulübün borcunun bulunduğu bilgisi, ortamı daha da germiş.
    Taylan Antalyalı’nın Erzurumspor’dan Galatasaray’a geçerken, Gençlerbirliği’nin alacağı pay konusunda devre dışı bırakılmasına benzer durumda, Medipol Başakşehir’den, Fenerbahçe’ye 7 milyon Avro bedelle transfer olan İrfan Can Kahveci’nin, kontratı da görüşmede gündeme gelmiş. Gençlerbirliği’nden giderken sözleşmesine, (Bir sonraki transferden yüzde 10 pay alınır) şeklinde madde yazıldığı iddiası ortada dolaşırken, yapılan araştırmada böyle bir belgenin kulüpte olmadığı aktarılmış, Medipol Başakşehir kulübüne de bu durum sorulmuş ancak olumsuz yanıt alınmış.
    Gençlerbirliği ligde kötü günler geçirirken, Beştepe’de işlerin yolunda gitmediği açık. Açılan yeni kartların, Gençlerbirliği’ni nereye götüreceğini birlikte izleyeceğiz

    Yazının devamı...

    Kritik süreç hata kaldırmaz

    Sezon başında kadro yapılanmasını iyi yapamayan Gençlerbirliği, maçlar oynandıkça; sakatlıkların, cezaların ve covid-19’un etkisiyle sıkıntıyı daha derinden yaşadı. Beştepe cephesi, 4 maç öncesine kadar, puanı ve sıralamadaki yerinin aldatıcı rahatlığıyla, yaklaşan tehlikeyi sezemedi. Rakipleri ara transferde takviyeler yaparken, kırmızı-siyahlılar, ekonomik sıkıntıdan, kadroyu güçlendirme konusunda adım atmadı, atamadı. Üstelik, takımın en etkili isimlerden biri olan Berat da elden çıkarıldı.
    Maddi sorunu aşma konusunda, başkan Murat Cavcav ve ekibinin yaptığı girişimleri, hafta içinde yazmıştım. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile başkan Murat Cavcav arasında gerçekleşen ve kulübe desteği içeren buluşmayı sayfamıza taşıyıp, taraftarın bu görüşmeye tepkisini, “farklı yankı buldu” diye değerlendirmiştim. Başkan Murat Cavcav, haberin gazetede çıktığı gün arayıp, sitemini iletti, serzenişte bulundu. Söylediklerini yazma konusunu konuşmadığımız için gündeme getirmek istemiyorum.

    TAKIM GÜÇLÜ OLMALI

    Kulüp tarafından alınmış genel kurul kararı var. Kongrenin ne zaman toplanacağını, salgının gidişatı, kulüptekilerin yaklaşımı ve yetkililerin tavrı belirleyecek. Murat Cavcav, yeniden aday olur olmaz, yönetimi değiştirir değiştirmez orasını bilemem. Ancak, genel kurula kadar, takımın kesinlikle güçlü olması, güçlü yürümesi ve bu lige tutunması lazım. Genel kurulda, Cavcav ve ekibi yola devam etse ya da bir devir kapansa bile, sonrasında bayrağı taşıyacak olanlar, mücadelesini Süper Ligde sürdürecek, rakipleriyle çarpışabilecek bir kadro bulmalı. Aksi takdirde, gücü tükenmiş bir takımla, borcu sürekli büyüyen ve içine düştüğü çıkmazda bocalayan kulübün, ayakta durması hiç kolay olmaz. Ara transferin bitimine yaklaşık bir hafta var. Kısa ancak Beştepe için hayati bir süre. Buradaki hatanın telafisi, artık çok zor olur.

    TARAFTAR İSYANLARDA

    Büyükşehir Belediye’den tıpkı Ankaragücü’ne olduğu gibi, Gençlerbirliği’ne de maddi desteğin geleceği söyleniyor. Değişimin gerçekleşmesi, bir şeyleri değiştirmekle mümkündür. Kulübün son 8-10 yılına bakıldığında, sorunun nerelerden kaynaklandığı ortada. Alınan kararlar, yürütülen yanlış transfer politikaları, hatalı teknik ekip tercihleri, Beştepe’yi ekonomik anlamda tüketmiş durumda. Yolların ayrıldığı genel müdür Emrah Atasoy ile yerli-yabancı oyuncu transferinde sürekli öne çıkan menajerlere, camianın tepkisi büyük. Taraftar, Beştepe’ye hiç bir faydası olmayan oyuncuları getiren menajerlerin, öncelikle ve özellikle bu transfer dönemiyle birlikte, kulüpten uzaklaştırılmasını istiyor. En azından, bir kez olsun farklı bir yol izlenmesiyle birlikte, Beştepe üzerinde değişecek havanın, herkesi rahatlatacağı inancındalar.
    Camia aynı zamanda, “Bizim güçlü bir yönetimimiz var” dedirten adımın atılmasını, kurum ve kuruluşlara gidilmeden önce, kulübün hakkının savunulduğunu görmek istiyor. Taylan Antalyalı transferinde, kulüp payına düşen ve 1 milyon 600 bin TL olarak basına yansıyan miktarın alınması için ortalarda dolaşan belgelerin toplanıp, hukuki süreçle ilgili gelişmelerin, şeffaf şekilde kamuoyu ile paylaşılmasını bekliyor.

    Yazının devamı...

    Değerini bulmak

    Kısa sürede yaşanan gelişmeler gösteriyor ki konuyla ilgili olarak Beştepe üzerinde yoğunlaşan bir baskı var ve bu iyiden iyiye artıyor.
    Yönetimin yerine kendimi koyuyorum, işin içinden çıkmakta zorlanıyorum. Bir tarafta, tüm kulüplerde olduğu gibi Beştepe’de yaşanan büyük bir ekonomik sıkıntı var ve bunun aşılması için mevcut kaynaklara yenilerinin eklenmesi gerekiyor. Bu aşamada en akılcı, en kestirme çözüm yolu, oyuncu satışı gibi duruyor. Buradan elde edilecek gelir, mevcut şartlar nedeniyle, geçmiş dönemlere kıyasla çok daha değerli, geleceğe güvenle bakılması açısından çok daha önemli.
    Diğer tarafta, kulübün mali yapısı biraz olsun rahatlasın, hareket alanı genişlesin düşüncesiyle adım atılsa, şu an tehlikeli sularda dolaşan takımın kadro gücünün daha da aşağı çekilmesi gibi büyük bir risk söz konusu. Çarkın en önemli dişlilerinden birinin sökülmesi, telafisi zor sonuçlara yol açabilir.

    KATKI SUNACAĞI SÜRE UZUN

    Berat, 10 yaşında Beştepe’ye girip, alt yapısından yetiştiği kulübünde basamakları birer birer çıkan, her gün futbolunu geliştiren, olgunlaştıran bir yetenek. Süper Lig deneyimini sürekli yükseltirken, ümit milli takımda da görev alıp, uluslararası alanda kendini gösteriyor. 22 yaşındaki oyuncunun önünde, futbola uzun yıllar hizmet edeceği bir süreç var. Bu özelliklere sahip bir futbolcu, Fenerbahçe, Galatasaray ya da Beşiktaş’ta oynasa, değeri en az 6-7 milyon Avro civarında olurdu diye tahmin ediyorum. Küresel salgının, futbol piyasasına olan olumsuz etkilerini de unutmayalım.
    Gençlerbirliği yönetimi, kritik bir yol ayrımında. Alacakları ya da (aldıkları karar) ile atacakları taş ürkütecekleri kurbağaya değmeli. Süreci, iyi düşünmek, iyi hesaplamak, iyi planlamak zorundalar. Sonrasında pişmanlık duymamak, yıpranmamak için dikkatli olmaları gerekiyor. Camiadan gelecek tepkilere de hazırlıklı olmalılar.
    Umarım, tüm detaylar masaya yatırılmış, bu işin getirisi-götürüsü, sağlaması iyi yapılmıştır. Sadece kısa vadede günü kurtarmayı değil ilerisini de düşünmeliler. Sırat köprüsünden geçerken, yapılacak hatanın bedelinin ağır olacağı unutulmamalı.
    Berat’ı gönderme yönünde karar netlik kazanırsa (öyle olduğu ileri sürülüyor) kimsenin üzerinde tartışma oluşturmayacağı bir gelir elde edilmeli, sözleşmeye sonraki satıştan pay maddesi konulmalı, bunun takipçisi olunmalı ve oyuncunun yeri mutlaka doldurulmalı.
    (Not: Bu yazı yayına hazırlandığında, bir Gençlerbirliği kongre üyesi, Berat için kulübün, Trabzonspor ile 2.5 milyon Avro bonservis bedeli + sonraki satışından yüzde 20 pay alınacak şekilde anlaşma sağlandığını ileri sürdü. Bu transferde kulübün 1 milyon Avro’yu peşin, kalan 1.5 milyon Avro’yu da Mayıs ayında tahsil edeceğini iddia etti.)

    Yazının devamı...

    Spor coşkusuna virüs bulaştı

    Her yıl geride kalırken, akıllarda; unutulmaz zaferler, başarı öyküleri, sevinçler, üzüntüler, gururlar ve hayal kırıklıkları gibi farklı duygular bırakıyor. 2020 senesi bu anlamda çok daha farklı hatırlanacak. Dünyada Şubat, ülkemizde Mart ayında ilk vakaların görülmeye başlandığı yeni tip coronavirüs (covid-19) salgını, hayatımızın her alanını olumsuz yönde etkilerken, hepimizin bakış açısını değiştirdi. Önceliklerimizi yeniden gözden geçirmemiz konusunda önemli mesajlar verdi. Ekonomiden sağlığa, eğitimden sosyal yaşama tüm alanlarda, bu korkutucu ve bulaşıcı virüsün yol açacağı zararın en aza indirilebilmesi için yetkililerce tedbirler alındı. Spor da bu anlamda bütün olumsuzlukları en derinden yaşadı. Geride kalan yıl başta olimpiyat oyunları ve Avrupa Futbol Şampiyonası olmak üzere birçok önemli organizasyon ertelenirken, bazı branşlarda şampiyonlar ilan edilmeden sezonlar tamamlandı. Sporcular, uzun süre evlerine kapanmak zorunda kalırken, yeniden sahalara ve salonlara dönüş için yaklaşık 5-6 aylık bir bekleme süresine ihtiyaç duyuldu.



    Salgının kontrol edilmeye başlanması ve vaka sayılarının özellikle yaz mevsiminin ikinci yarısında, hem Dünyada hem de ülkemizde azalmasıyla birlikte, branşlarda kısıtlı da olsa yarışmalar düzenlendi.



    CİMNASTİKTE TARİHİ BAŞARI

    Biten yılın en çarpıcı başarılarından biri, son dönemde büyük çıkış gösteren cimnastikte geldi. Federasyon Başkanı Suat Çelen ve yönetiminin başlattığı ve yürüttüğü projeler, hem bireysel hem de takım yarışmalarında tarihi başarılar getirdi. Ritmik Cimnastik Kadın Milli Takımı, Ukrayna’da yapılan Avrupa Şampiyonası’nda birinci olup, büyük bir gurur yaşattı. Bulgar Antrenör Kameliya Dunavska’nın çalıştırdığı, Ülker Bağışlayan’ın Milli Takım Koordinatörlüğünü yaptığı ve Nil Karabina, Azra Akıncı, Peri Berker, Eda Aşar, Duygu Doğan ve Defne Alpaslan’dan oluşan milli takım; 3 çember, 2 labut aletinde rakiplerini geride bırakıp, altın madalyanın sahibi oldu.
    Bu başarıdan kısa süre sonra Artistik Cimnastik Erkek Milli Takımı Avrupa ikinciliğini elde ederken, İbrahim Çolak halka aletinde, Ferhat Arıcan da paralel barda ilk sırayı aldı. Kadınlar bireysel yarışmada Göksü Üçtaş Şanlı, gümüş madalya kazandı.
    Mersin’de düzenlenen Türkiye Cimnastik Şampiyonası’nda kariyerinin son Türkiye Şampiyonası’nda mücadele eden Ümit Şamiloğlu, barfiks aletinde birinci oldu.
    Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.
    Mersin’in ev sahipliği yaptığı Avrupa Erkekler Artistik Cimnastik Şampiyonası’nda milli sporcular takım halinde 1, büyüklerde 3, gençlerde de 4 kez madalya sevinci yaşadı. Milliler 2 altın, 2 gümüş ve 4 de bronz olmak üzere toplam 8 madalya kazandı.
    Uluslararası Cimnastik Federasyonu (FIG), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle finalleri iptal edilen Artistik Cimnastik Dünya Kupası’nda eleme sıralamasının nihai sonuç olmasına karar verdi ve Türkiye 2 altın, 1 bronz madalya kazandı.



    FUTBOLA UZUN SÜRE ARA VERİLDİ

    Türkiye’de coronavirüse rastlanmasının ardından ülke çapında önlemler devreye girdi. Spor federasyonları da bu anlamda harekete geçip kendi branşları ile ilgili kararlar aldı. Basketbol, voleybol ve hentbol branşlarında ‘beyaz sezon’ ilan edilirken, şampiyon belli olmadı ve küme düşme kaldırıldı. Futbolda ise farklı bir yol izlendi. UEFA ile koordineli şekilde yürütülen çalışmalar sonunda, Mart ayının ortasında liglere ara verildi. 12 Haziran’da takımlar yeniden sahaya çıktı. Bir dizi önlem alınırken, oyuncu, teknik adam ve kulüp personeline sürekli test yapıldı. Müsabakalar seyircisiz olarak oynatıldı ve kalan 8 hafta tamamlandı. Saha dışında ekonomik saha içinde de puan anlamında sıkıntılar yaşayan Ankaragücü, sezonu son sırada bitirdi. 7 kulübün talebini önce kabul etmeyen Türkiye Futbol Federasyonu’nun, liglerden düşmeyi kaldırma kararı almasının ardından, sarı-lacivertliler, macerasına Süper Ligde devam etmeyi sürdürdü. Aynı şekilde, TFF Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden ve küme düşme hattında ligi tamamlayan Ankaraspor da 1. Ligde kaldı.



    AVRUPA’DA TÜRK TELEKOM RÜZGARI

    Türkiye Basketbol Erkekler Süper Ligi’nde sezon, şampiyon ilan edilmeden tamamlanırken, başkent ekibi Türk Telekom’un Avrupa kulvarında kesintiye uğrayan mücadelesi, dramatik bir şekilde sonuçlandı. Grup maçlarını; 11 galibiyet ve 3 yenilgi sonra lider tamamlayan, mavi-beyazlılar, son 16 turunda Beşiktaş’ı yenip çeyrek finale yükseldi. Covid-19 nedeniyle, turnuva ertelenirken, FIBA’nın kararı sonrası organizasyon farklı bir formatta oynandı. 8 takım, Yunanistan’ın Başkenti Atina’da buluştu. Tek maç üzerinden oynanan turnuvanın ilk kapışmasında Fransız ekibi DJA Dijon’a 83-82 yenilen Türk Telekom, kupa hayaline veda etti. Kadınlar Birinci Liginde mücadele eden Başkent ekibi Nesibe Aydın, sezon sonunda Süper Lige yükseldi. Nesibe Aydın; BOTAŞ, Ormanspor ve Çankaya Üniversitesi’nin ardından 4. takım olarak bu kulvarda yer aldı ve Ankara bu alanda, İstanbul’u geride bıraktı.



    FİLENİN GENÇ SULTANLARI ZİRVEDE

    Voleybolda filenin sultanları, değişik yaş kategorilerinde son dönemde hep başarıyla birlikte anılır oldu. Gerek kulüpler, gerekse milli takımlar düzeyinde, uluslararası alanda kürsü dereceleri geldi, olimpiyat vizeleri alındı. İçlerinde Ankaralı sporcuların da bulunduğu genç yaş takımları, elde ettikleri derecelerle göğsümüzü kabartırken, gelecekte A milli Takımın yıldızı olacakları mesajını iletti. Yıl içinde Türkiye 19 Yaş Altı Kız Voleybol Milli Takımı, 2020 Genç Kızlar Avrupa Şampiyonası’nın finalinde Sırbistan’ı 3-2 yenerek ilk sırayı aldı. 17 Yaş Altı Kız Milli Voleybol Takımı da Avrupa Şampiyonası finalinde Rusya’ya 3-1 yenilerek ikinci oldu. A Milli Kadın Voleybol Takımı ise 2020 CEV Tokyo Olimpiyat Oyunları Avrupa Kıta Elemeleri’nin final maçında Almanya’yı 3-0 yenip, olimpiyatlara katılma hakkını elde etti.
    Başkent ekibi Halkbank, erkeklerde Balkan Kupası’nı kazanıp, Avrupa’da yoluna Challenge Kupası’nda devam etti. Mavi-beyazlılar, bu kupada 4’lü finallere adını yazmayı başardı.



    TEKVANDODA MADALYALAR DEVAM ETTİ

    Yarışmaların yeniden başlamasının ardından tekvandocular yeniden tatamiye çıktı. Almanya Açık Tekvando Turnuvası’nda milli tekvandocular, 3 altın ve 1 bronz madalya elde etti. Kadınlarda Rukiye Yıldırım, Zeliha Ağrıs ve Nafia Kuş, altın madalya aldı. Hatice Kübra İlgün ise bronz madalya kazandı.
    Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen Fujairah Açık Turnuvası’nda kadın tekvando milli takımı, 4 altın, 1 bronz madalya kazanarak şampiyon oldu. Türkiye, para tekvando branşında, 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları’na tam kadro katılma hakkı kazanan tek ülke oldu.
    Milli tekvandocular, Bosna Hersek’te düzenlenen Olimpik Kilo Kategorileri Avrupa Şampiyonası’nda 2’si gümüş, biri bronz olmak üzere toplam 3 madalya kazandı.



    EŞREF 5. KEZ OLİMPİYAT YOLUNDA


    Milli çekiççi Eşref Apak, Seyfi Alanya Atmalar Kupası’nda 77,56 metrelik dereceyle barajı geçerek Türk atletizm tarihinde kariyerinde 5. kez olimpiyata gitme hakkı elde eden ilk isim oldu. Polonya’da düzenlenen Virtüs Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda özel sporcu Fatma Damla Altın, pentatlon branşında dünya şampiyonu olarak özel sporcular pentatlonda Türkiye’ye ilk altın madalyayı kazandıran isim oldu. Polonya’da düzenlenen Virtüs Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda özel sporcu Esra Bayrak, 60 metre branşında dünya şampiyonu oldu.

    AMATÖR BRANŞLARDA GELEN BAŞARILAR

    Kick Boks Milli Takımı, Atina Challenge Turnuvası’nda 1 altın, 3 bronz madalya kazandı. Halter Milli Takımı, Özbekistan’da düzenlenen 6. Uluslararası ISSF Dayanışma Kupası’nı 10 altın, 8 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 20 madalya ile tamamladı. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen Artistik Buz Pateni Trophy Yarışması’nda senior erkekler kategorisinde Burak Demirboğa ikincilik, junior erkekler kategorisinde Alp Eren Özkan ise üçüncülük elde etti. Olimpik Kadın Boks Milli Takımı, Uluslararası Balkan Turnuvası’nda 3 madalya kazandı. Şennur Demir altın, Busenaz Çakıroğlu gümüş, Aycan Güldağı ise bronz madalya elde etti. Grekoromen stilde milli güreşçi Şerif Kılıç, Sırbistan’da düzenlenen Dünya Kupası’nda gümüş madalya kazandı. Kovid-19 salgını nedeniyle yaklaşık 8 ay uluslararası turnuvalardan uzak kalan milli güreşçiler, Polonya, Rusya ve Hırvatistan’da düzenlenen organizasyonlarda toplam 46 madalya kazandı.



    BÜYÜK KOŞUYA FARKLI DÜZENLEME

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin anısına, her yıl 27 Aralık’ta düzenlenen geleneksel ‘Büyük Atatürk Koşusu’nun 85.’si salgın önlemleri ve sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle bu yıl farklı bir şekilde düzenlendi. 10 erkek ve 10 kadın sporcunun katıldığı koşuyu, tüm sporcular birlikte tamamladı.

    Yazının devamı...

    Duayen başkan Berat’ı verir miydi ?

    Ümit milli oyuncu, hem takımına kritik puanlar kazandırıyor, hem de kendi piyasa değerini yükseltiyor. Sezon başında, yerli ve yabancı kulüplerin transfer listesine giren Berat’ın, ara transfer döneminde taliplerinin artacağı kesin. Beştepe’nin kapısı her an çalınabilir. Böyle bir durum, rahmetli Başkan İlhan Cavcav zamanında olsa ne yapardı diye düşündüm. Kendisinin anlattığı ve yakınında olanların paylaştığı, bana göre, ibretlik iki transfer hikayesi aklıma geldi.

    GENÇLER BİZİM DEĞERİMİZ

    Bucaspor’da yıldızı parlayan, büyüklerin de transfer etmeyi istediği bir oyuncu vardı. Başkan bu genç yeteneği Beştepe’ye getirmeye kararlıydı. O dönem yaşanan gelişmeleri, şöyle anlatmıştı:
    “Bucaspor kulübüne teklifimi ilettim. 1 milyon TL civarında bonservis bedeli ile birlikte bizim 2 genç oyuncumuzu bedelsiz istediler. Kesinlikle futbolcu vermem, sizin oyuncunuzu, bonservisi neyse öder alırım. Alt yapıdaki gençlerimiz, bizim değerimiz, bizim geleceğimizdir, dedim. Pazarlık yaptık, sonuçta 1 milyon 700 bin TL’ye anlaştık.”
    O oyuncu, kısa süre sonra Beştepe’ye geldi. Olgunlaşması için Hacettepe’ye verildi. Ardından Gençlerbirliği’ne geçiş yaptı. Başkan Cavcav, futbolcu oynatılmadığı zaman nedenini ısrarla soruyor, genç yeteneğin, fayda sağlayıp, gelecekte yıldız olacağına duyduğu inancını dile getirerek, takımda mutlaka yer alması gerektiği uyarısında bulunuyordu. O oyuncu, Taylan Antalyalı idi. Gençlerbirliği’nde yeterince şans bulamadığı için Erzurumspor’un yolunu tutan, şimdi ise yabancı transferler arasından sıyrılıp Galatasaray’ın orta sahasını parselleyen, her geçen gün kalitesini yukarı taşıyan ve A Milli Takıma koşan Taylan... Sahi, Taylan Erzurumspor’dan, Galatasaray’a geçerken yapılan ‘hülle’ sonucu, kırmızı-siyahlılar devre dışı bırakılmış, Beştepe’nin bu transferden alacağı pay ‘buhar’ olmuştu. Bu konuyla ilgili Gençlerbirliği, hukuki bir süreci gündeme getirmişti, sonucu ne oldu doğrusu merak ediyorum. Duayen başkan döneminde, bu transferin seyri asla böyle olmaz, kulüp oyuncuyu kazanır, parasını da kimseye bırakmazdı.

    OYUNCU DA HUZURSUZ OLUR

    İkincisi, 2016-2017 sezonunun ara transfer döneminde Ahmet Çalık’ın, Galatasaray’a gidiş sürecinde yaşananlardı. Sarı-kırmızılılar, transferde ısrarcı olunca, İlhan Cavcav, kurmaylarını toplar ve ‘ne yapalım’ diye sorar. Tartışmalar uzayınca, oylama yapmaya karar verir. Gençlerbirliği, puan ve sıra olarak idare eder noktadadır. Savunmanın önemli bir isminin takımdan ayrılmasıyla 2. devre işlerin zorlaşabileceği düşüncesinde olanlar, ileride daha yüksek rakamların verilebileceğini öne sürüp Çalık’ın kalmasının daha doğru olacağını söyler. Bazı isimler ise transfere onay verilmesinden yanadır. Başkan Cavcav, tartışmaya noktayı koyar... “Bu rakamları bir daha bulamayabiliriz. Gençlerbirliği’nde daha çok Ahmet’ler yetişir. Değerini bulanı, isteyeni varsa vermeliyiz. Gitmezse oyuncu da huzursuz olur” der ve Ahmet Çalık, 2.5 milyon Avro karşılığında, Galatasaray’ın yolunu tutar.
    Benzer hikayeler elbette çoğaltılabilir... Kritik soru şu. Gençlerbirliği’nin mevcut yönetimi, böyle bir teklif gelirse ne yapacak, nasıl bir reaksiyon gösterecek ? İçinde bulunduğu zorlu ekonomik şartları göz önünde tutup, oyuncuya yol mu verecek, yoksa takımın en önemli dişlilerinden birinin koparılmasının bedelinin ağır olacağını düşünerek, kapıları mı kapatacak ?
    Hem Murat Cavcav, hem de arkadaşları için tercih yapmak zor olacak.

    Yazının devamı...

    Uyarımızı yapalım

    “Bu ligde puan puandır” anlayışı, her şartta kabul görebilir ancak sarı-lacivertlilerin mevcut tabloda, geleceğe umutla bakması için kazanması daha zorunlu gibi duruyor. Sarı-lacivertlilerin, önceki 3 maçtaki çıkışı, Beşiktaş karşısında sekteye uğradı. Fakat şu var ki o maçtaki mücadele ve kazanma isteği üst düzeydeydi. Değerlendirilemeyen pozisyonlar, acemice yapılan hatalar, puanların elden uçup gitmesine yol açtı. Oyuncular, bu puan kaybına olan tepkisini, Denizlispor maçında farklı bir şekilde sahaya yansıtabilir. Dikkat çekici iki nokta var. Bunlar asla göz ardı edilmemeli. Birincisi, bizim ligimizde her maçın hikayesi ayrıdır. Bir önceki maça bakarak, sonraki karşılaşmayla ilgili yorum yapmak zordur. Olumlu ya olumsuz anlamda hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. İkincisi de Denizlispor, eski Denizlispor değil. Teknik ekip değişikliği ile farklı bir kimliğe bürünen yeşil-siyahlılar, son iki maçını kazanıp, moralini yükseltti. Etkili ve sonucu değiştirecek isimlere sahipler.

    4 TAKIM KÜME DÜŞECEK

    Erken diyebilirsiniz ama hesabı-kitabı şimdiden iyi yapmak lazım. Süper Lig 18 takımla oynandığında ve 34 haftada tamamlandığında, kümede kalma barajı 35 üzerinden hesaplanır, devreye girerken 20 puana olan yakınlık, rahatlatıcı bir tablo olarak değerlendirilirdi. Bu sezon durum farklı. Lig 21 takımla oynanıyor, sezon 40 hafta sürecek ve 4 takım küme düşecek. (Ligin bitiminde farklı karar alınır, düşme bir kez daha kaldırılır mı orası bilenmez) Bu yüzden uyarımızı şimdiden yapalım. Ligde 14 hafta geçilirken, A.Gücü, bu hesabın aşağısında kaldı. Benzer durum Gençlerbirliği için de geçerli, onları başka bir yazıda değerlendiririz.
    13 müsabakaya çıkan A.Gücü, 9 puana sahip. Her maçta bir puan ortalamasının bile gerisindeler. Bu ne anlama geliyor. Sarı-lacivertliler, ligin ilk yarısı bitene kadar ki bölümde oynayacağı maçlarda puan ortalamasını 2’nin de üzerine çıkarmak zorunda. Lig matematiğinin denklemini şöyle kurulabilir. 34 maçta, puan barajı 35 oluyorsa, 40 maçta en azından 40 puan aşılmalı. Bunun için de devre arasına 20’nin üzerinde puan taşınmalı. Elbette bunlar olasılık. Sahada çok farklı sonuçlar çıkabilir. Geçen sezonun ilk yarısını 24 puanla bitirip, 2. yarıda sadece 11 puan alarak, ligi küme düşme potasında tamamlayan Malatyaspor örneği var. Ancak, Ankaragücü ve Kayserispor’un geçen sezonun ilk devresini, son iki sırada geçirdiği de unutulmasın.

    SADECE MÜCADELE YETMEZ

    Taraftar desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyan ve bunun eksikliğini en çok hisseden ekiplerin başında gelen Ankaragücü, sezon başından çok farklı. Oyuncuların hırsı, mücadele gücü, temposu ve agresif yapısı, kolay kaybetmeyeceklerini ortaya koyuyor. Bunu, özellikle son Beşiktaş maçında çok net gösterdiler. Fakat, onca transfere rağmen hala eksikler mevcut. Yeni gelen isimlerin çoğunun katkısı sınırlı. Bundan sonra ne verecekleri de merak konusu. Sadece mücadele ile maçlar kazanılmıyor. Sahaya kalite katmak da önemli. Lobjanidze, hızını bitirici vuruşlarla sonuca dönüştürmeli. Emre, daha fazla sorumluluk almalı. Börven, Bolingi, Paintsil, Endri, Adzic gibi isimler, en azından devre arasına kadar, puan getirecek skor üretimine katkı sunmalı. Bu takıma devre arasında, savunma ve orta sahayı güçlendirecek, dikine oynayıp, sonuca doğrudan etki edecek 3-4 oyuncu dahil edilmezse, sezon sonunu getirmek yine zor olur.

    Yazının devamı...

    Sabır ve sorular

    Sezon daha yeni başladığından ve kadro önemli ölçüde yenilendiğinden, acımasız eleştirilerin dozunun kaçtığı düşüncesindeyim. Bizim ligimizde, takımların tam anlamıyla hazır hale gelmeleri 7-8 haftayı bulur. O yüzden biraz daha sabır diyorum. Özellikle yeni gelen yabancıların performansları şu an için tam bir hayal kırıklığı gibi fakat ben, bir oyuncu için 2-3 maçta iyi ya da kötü şeklinde hüküm verilmesine karşıyım. Tüm bunlar tartışılırken, gözden kaçmayan tuhaf gelişmelerin yaşanıyor olması işte onlar kafamı karıştırıyor.

    KAPTANLIK KONUSU

    Önce sezondaki ilk maçın sonuna gidelim. Ankaragücü, BŞB Erzurmspor’a kendi sahasında yenildi. Öfkeli taraftar, hemen isyan bayrağını açtı. Tepkiler yükseldi. Başkan, Fatih Mert “Merak etmeyin gereken yapılacak” dedi. Ani bir kararla, İlhan Parlak’ın bileti kesildi. Oysa, takımın teknik direktörü Fuat Çapa, sezon başında, takımın en verimli isimlerinin başında İlhan Parlak’ı sayıyor, istikrarlı çizgisini öne çıkarıp, kendisinden sezon içinde faydalanacağını anlatıyordu.
    Ardından, takıma katıldıktan bir-iki hafta sonra, Fenerbahçe’den alınan Alper Potuk, birinci kaptanlığa getirildi. Teknik Direktör Fuat Çapa, hakemlerle iyi diyalog kurulması için yerli bir ismi kaptan yapmayı uygun gördüklerini söyledi. Bence, takım içindeki kıdem ve saygınlık ön planda tutulsa daha anlamlı olurdu. Pinto’nun maç içindeki tavrı, bu anlamda doğru algılanması gereken bir tepkiydi. Eğer, kaptanlık gibi bir sorumluluğu bir isme veriyorsanız, hiç bir oyuncunun kafasında soru işaretinin oluşmaması gerekir. Gençlerbirliği de Selçuk Şahin’i ilk geldiğinde takım kaptanı yapmıştı ancak Selçuk, duruşu, tecrübesi ve kişiliği ile saygı duyulan bir isim olduğundan kimse sesini çıkarmadı. Hatta çok da benimsendi. Ankaragücü’nde, bu anlamda ‘benimseme’ duygusunun tam yerine oturduğuna inanmıyorum.
    Kaptanlık konusu Fuat Çapa’ya sorulduğunda, Çapa, olayın çok büyütülmemesi gerektiğini ima ederek, “İkinci kaptanımız Ante Kulusiç” diye açıklama yaptı. Kulusiç’in lisansının dondurulacağı konuşulurken, bu açıklama biraz garipti ve Ankaragücü, Futbol Federasyonu’na önceki gün verdiği oyuncu listesinde, Ante Kulusiç’in ismini çıkardı.

    GÜÇLÜ BAĞ OLMALI

    Sedat Ağçay, sezon bitiminde sözleşmesi sona eren ve teknik ekip tarafından takımda düşünülmeyen isimler arasında sayılıyordu. Başkan Fatih Mert, kısa süre önce Sedat ile ilgili, “Sedat, ağabeylik yapıp, takımla benim aramda köprü olacak. Onlarla beraber gidip gelecek. Antrenmanları seyredip bana rapor verecek” şeklinde bir açıklama yaptı. Tüm bunlar, teknik direktör ve kaptan ile rahatlıkla yürütülecek konular iken, görev tanımı bile yapılmamış bu uygulama bir güvensizlik ortamı oluşturmaz mı ?
    Saha içi sonuçlarının iyi olması, saha dışında, yönetim, teknik ekip ve oyuncu grubu arasındaki bağın güçlü olması ile sağlanır. Ankaragücü’nde geride kalan yaklaşık 1.5 aylık süreçte, bu anlamda bir bütünlüğün sağlandığını söylemek zor gibi görünüyor. Bu aşılamadığı takdirde, günü kurtaracak galibiyetlerle, çetin yollarda yürümek hiç de kolay olmaz...

    Yazının devamı...