• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Sosyal medya göçmenleri

    TBMM İnsan Hakları Komisyonu Göç Raporu’na göre, kaçakçılar ve işbirlikçileri sosyal medya üzerinden Türkiye sınırından rahatça geçildiğine dair kampanya yapıyorlar. Raporda bu bölüm şöyle:

    Yapılan araştırmalar, göçmen kaçakçılarının sosyal medya üzerinden yaydıkları görüntüler ve diğer ülkelerde dağıttıkları broşürler ile düzensiz göçmenlerin Türkiye sınırlarından rahatça, kalabalık gruplar halinde geçebilecekleri, Türkiye’nin düzensiz göçmenleri memnuniyetle kabul edeceği, rahat şartlarda ülkemize gelerek kalabilecekleri veya transit geçiş yaparak Avrupa ülkelerine gidebilecekleri algısını yaratmaya çalıştığını ortaya koymuştur. Kaçakçılar, bir yandan da bu görüntüleri bir kampanya aracı olarak kullanmak suretiyle, kendilerine yeni ‘müşteriler’ bulmayı amaçlamaktadır.

    Son dönemde, hem sosyal medyada, hem de Türkiye sınırlarında ‘yakalama ve geri gönderme’ mücadelesi yapıldığı belirtiliyor. Ancak şu anda 3 milyon 738 geçici koruma kapsamında Suriyeli, 1 milyon 267 ikamet izni sahibi ve 313 bin 216 uluslararası koruma başvuru ve statü sahibi olmak üzere, toplam 5 milyon 319 düzenli göçmen Türkiye’de yaşıyor. Rakamlar, başka şeyler söylüyor.

    DOĞUM KONTROL GİBİ

    MİLLETVEKİLLERİNİN Meclis konuşmalarındaki ‘ironi ve göndermeler’ çoğu zaman rakamlar ve istatistiki verilerden daha etkilidir. Düğün masraflarını, çocuk bezi ve mama fiyatlarına yapılan zamları “doğum kontrol” olarak nitelendirmek bunlardan biri. CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasıyla dikkat çekti. Arık, “Bırakın 4 çocuğu, gençler evlenemiyor artık. Evlenseler dahi çocuk sahibi olmaya korkuyorlar. Bakınız, 1 kutu bebek mamasının fiyatı 154 lira, 1 paket çocuk bezinin fiyatı 234 lira. Marketler bebek mamasına, çalınmasın diye hırsız kilidi takıyor... Şimdi bakıyoruz 2.8 olan doğum oranı, 1.7’ye düştü. Ben 25 yıllık kadın doğum uzmanıyım. Bu kadar etkili bir doğum kontrol yöntemi görmedim. Çünkü vatandaş stres, sıkıntı içerisinde, nasıl çocuk yapsın? Adam başını yastığa koyduğunda ev kirasını, doğalgaz, elektrik faturasını, traktörüne nasıl mazot koyacağını, tarlasına nasıl gübre atacağını düşünüyor” dedi.

    Gülüşmeler eşliğinde başlayan konuşma, sonuna doğru sessizlikle dinlendi.

    Konuşma bitince tutanaklara da ‘mikrofon otomatik kapatıldı’ notu düştü.

    Yazının devamı...

    Arsalarını arayan genel müdür

    Türkiye Elektrik İletim A.Ş Genel Müdürü Orhan Kaldırım’dan söz ediyoruz. Konuya gelince;

    TBMM KİT Komisyonu’nda kurumların hesapları incelenirken, muhalefet milletvekilleri özelleştirme esnasında çok sayıda kurum gayrimenkulünün el değiştirdiğini iddia ederek, kamunun kayıplarını gündeme getirdi. Genel Müdür Kaldırım, konunun özelleştirmeyle ilgili olmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Özelleştirmeden çok önce başlattığımız bir çalışma var. Kurum isminin yanlış veya eksik yazılması nedeniyle tapudan çıkardığımız milyonlarca kayıt var. Yanlış yazılmalar var. Mesela tapudaki memur kurum ismini ‘TEİA’ yazmış. Biz ‘text’ taramayla yüz binlerce veriyi aldık, onları işliyoruz, hepsini tespit ederek TEİAŞ adına kaydedeceğiz. Bu bizim mal varlığımıza sahip çıkma çalışmamız.”

    Çalışma bittikten sonra kurumun kaç gayrimenkulüne yeniden kavuşacağı ve onları ne yapacağı ilginç olacak. Mısır’daki büyük dededen kalan sürpriz miras gibi!

    TABANI İKNA ETME ÇABASI

    İKTİDAR Partisi’nin bir süre önce başlayan koordinasyon toplantılarını zaman zaman bu köşeden aktarıyoruz. Seçime hazırlık niteliğindeki çalışmalarda, siyasilerin önüne gelen önemli bir soru var. Erken seçim.

    AK Parti kurmayları, illerde ‘seçim hukuku, seçim günü yapılacaklar, sandık başı işlemleri’ gibi konularda çalışmaya başladı. Partinin il seçim işleri başkanlarına ve yönetime bilgilendirme yapılıyor. Bu çalışmalarda milletvekillerinin en sık karşılaştıkları soru, erken seçim. Vekiller, “Bazen tabanı ikna etmekte zorluk çekiyoruz” diyorlar.

    AK Parti yöneticileri hep bir ağızdan genel seçimin 2023’te yapılacağını tekrarlamak zorunda kalıyorlar. Partililerin meraklı sorularına, “Kasımda seçim yapılacağı muhalefetin gündeminde olan bir tarihtir. AK Parti’de hiçbir platformda bu konu tartışılmadı. Tam tersine, erken seçim olmayacağı vurgulanıyor. Muhalefet, kendi tabanını ve teşkilatını diri tutmak için erken seçim söylemi içinde” yanıtı veriliyor.

    Bu çalışma kapsamında, kamuoyu araştırmaları da yapılıyor. Öyle geleneksel ‘hangi parti kaç oy alıyor’dan farklı bir anket. Türkiye genelinde il il analiz yapılmaya çalışılıyor. Partinin ve milletvekillerinin kamuoyundaki imajı soruşturuluyor.

    Algı operasyonlarını bir tarafa bırakırsak, gerçek siyasi tablo konusunda gerçek analiz gerekiyor.

    Yazının devamı...

    İlk seçim provası Dodurga'da

    DODURGA beldesi, nüfusu 2 binin altına düştüğü gerekçesiyle 2014 yılında köy statüsüne alındı. Bu karar Dodurgalılar için büyük bir şok oldu. İlk şoku atlatan Dodurgalılar, “Nüfus tespiti yanlış yapıldı” diyerek yıllarca sürecek bir hukuk savaşı başlattı. Belde halkının mücadelesi zaferle sonuçlandı. Danıştay, “Dodurga köy değil belde” dedi. Ancak İçişleri Bakanlığı kayıtlarında köy görünen belde, bu yüzden 2019 yerel seçimlerinde kendi belediye başkanını ve meclis üyelerini seçemedi. Bu engeli de iki ay kadar önce YSK’nın devreye girmesiyle aşan Dodurgalılar, nihayet kendi belediye başkanlarını seçme hakkına kavuştu.

    1500 SEÇMEN VAR

    1500 seçmeni bulunan Dodurga’da 3 Temmuz’da seçim var. İlginç olan 20 parti seçime girmek için başvuruda bulundu. 20 parti seçmeni paylaşsa her birine 75 kişi düşecekti. Tabii öyle olmadı, başvurmalarına rağmen sadece 9 parti aday çıkarıp, yarışa katılacağını duyurdu.

    AKIN AKIN SİYASETÇİ GELİYOR

    Beldede bir heyecan dalgası yaşanıyor. Son günlerde belde halkı hiç görmedikleri kadar siyasetçi ağırlıyor. Seçmenleri ikna etmek için beldeye gidip kampanya yapan ilk lider Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce oldu. Seçimi almaya en yakın parti olan AK Parti, milletvekilleri ve parti yöneticilerinden oluşan bir heyet kurdu. Küçük Dodurga, Ankaralı siyasetçilerin ilk seçim provası olacak.

    20 PARTİ BAŞVURDU 9 PARTİ YARIŞACAK

    DODURGA’da belediye başkanlığı için AK Parti, DEVA, Yeniden Refah, Türkiye Değişim Partisi, Saadet Partisi, DSP, Adalet Partisi, Memleket Partisi ve Vatan Partisi adayları yarışacak.

    2019 SEÇİMİNDE AK PARTİ ÖNDEYDİ

    2019 yılında yapılan yerel seçimlerde Dodurga’da AK Parti yüzde 56.03, İYİ Parti yüzde 39.99, MHP yüzde 1.91, Saadet Partisi yüzde 1.8 oy almıştı.

    PANDEMİ GÖLGESİNDE KALAN SORUNLAR

    AK Parti’nin Kızılcahamam kampı, milletvekillerinin seçmenin aktardığı sorunları bakanlara yüz yüze ilettikleri platform oldu. Hayat pahalılığı, dar gelirli ve üreticinin sorunları ilk sırada yer alırken, bunları takip eden başka bir sorun, hastanelerdeki randevu sistemi oldu. Pandeminin gölgesi kalkınca, asıl sorunlar görünür olmaya başladı.

    Öğrendiğimize göre milletvekilleri, vatandaşların son dönemlerde hastanelerde randevu alamamaktan şikâyetçi olduğunu gündeme getirdi. Kamu hastanelerinden doktorların istifa ederek özel sektöre geçtiğini, bazı illerde uzman doktor açığı bulunduğunu, telefonlarının susmadığını anlattılar.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şikâyetleri dinledikten sonra, randevu sistemiyle ilgili değişiklik yapacaklarını ve bu sorunu çözeceklerini söyledi. Koca, “Bazı adımlar atıyoruz. Yasal düzenlemeleri yaptığımızda maddi açıdan durumları düzelecek. Kamudan gidenler tekrar devlete geri dönecek” dedi.

    Bu konuşmanın ardından iki aydan beri bekletilen sağlık personeli ücret iyileştirilmesine ilişkin taslak metin üzerindeki çalışma hızlandı. Hatta ilk toplantı Kızılcahamam’da yapıldı ve TBMM’ye gönderilerek yasalaştırıldı. Sağlık çalışanlarının yeterli bulduğu da söylenemez.

    Şimdi herkes, hem randevu sistemine hem de doktor açığına çözüm bulunmasını bekliyor.

    Yazının devamı...

    Saçları diken diken eden fıkra

    Geçen günlerde Kazakistan’da yapılan anayasa referandumu için bir heyet, gözlemci olarak bu ülkeye gitti. Heyete ev sahipliği yapan Kazaklar, kendi ülkelerindeki siyasilerin duygu halini anlatan bir fıkrayı paylaştı. Fıkra özellikle iktidar milletvekillerinin ruh halini çok güzel özetlediği için şu sıralar çok revaçta. Kazakistan’da anlatılan fıkra şöyle: Bir milletvekili berbere gitmiş. Berber milletvekiline “Efendim, erken seçim olacak mı?” diye sormuş. Milletvekili “Yok” demiş. Berber saç kesmeye devam ederken, birkaç dakika sonra bir daha sormuş “Erken seçim var mı?” milletvekili yine “Yok” demiş. Berber üçüncü kez sorunca, milletvekili sinirlenerek, “Niye durup durup soruyorsun. Erken seçim yok dedik ya” demiş.

    Bunun üzerine berber şu yanıtı vermiş: “Efendim, ben erken seçim dedikçe sizin saçlarınız diken diken oluyor. Kolay kesiyorum. Makasa geliyorlar.”

    Saçları diken diken eden “erken seçim olasılığı” seçilmeme kaygısı taşıyan vekillerin korkulu rüyası.

    SIĞINMACILAR KONUSU BİTMEZ

    SURİYELİ sığınmacılar konusu hız kesmeden devam ediyor. AK Parti’nin Kızılcahamam kampının ekonomiden sonraki en önemli başlığı bu oldu. Aynı şekilde, TBMM’de konunun ele alınmadığı gün yok gibi. Uzmanların ilginç önerileri de günlerdir tartışma konusu.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kampta, “Biz sınırdaki güvenlik koridorunu genişletince, onlar da ülkelerine dönecekler. Daha öncekiler nasıl döndüyse bunlar da dönecek” dediğini ve vekillerin endişelerini gidermeye çalıştığını biliyoruz. TBMM Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalarda, iktidar temsilcileri sınırlarda artırılan güvenlik önlemlerini günaşırı anlatıyor. 2021 yılında toplam 451 bin düzensiz göçmenin girişinin engellendiği, yılbaşından bu yana da engellenen sayısının 200 bini bulduğu belirtiliyor. Kaçak giriş yapan 40 bin kişinin de sınır dışı edildiği aktarılıyor.

    Uzmanların ise geçici sığınmacılarla ilgili farklı önerileri bulunuyor. Geçici Koruma Yönetmeliği’nin ‘geçici koruma statüsünün sona ermesi’ başlıklı 11’inci maddesinin cumhurbaşkanına bunu sonlandırma yetkisi verdiği belirtiliyor. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile geçici korumanın sonlandırılabileceği dile getiriliyor. Çözüm bulmadan bu yetkiyi kullanmak kolay değil tabii.

    Tüm bunlara kafa yoruluyor. İktidar partisi konunun seçimde sonuçları olabileceğini görmeye başladı.

    ÇOCUĞU TİCARİ ÜRÜN YAPMAK

    DİJİTAL bağımlılıktan söz edildiğinde, çocukları koruma görevinin kamudan önce ailelerin sorumluluğunda olduğunu unutmayalım. Bunun için de farkındalık yaratmak ve toplumu  bilinçlendirmek gerekiyor.

    Bülent Sarıoğlu’nun aktardığına göre, YouTube ve Instagram gibi sayfalarda, çocuğunu ticari araç gibi kullanan ebeveynler sorunu TBMM’nin gündemine geldi. Dijital Mecralar Komisyonu’nun toplantısına katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, “Son zamanlarda maalesef ebeveynin çocuğunu bir ticari ürün gibi pazarladığı sayfalar var. Bu çocuğun istismarıdır, en iyi ihtimalle ihmaldir. Birini yakalıyoruz, kapattırıyoruz, bir başkasını açmış oluyor. 10 dakika sonra bakıyorsunuz başka bir isimle hesap açmış” dedi.

    Bunları takip etme ve kapattırmanın yanı sıra ilgili kurumların da harekete geçirildiğini aktaran Bakan, “Asıl mesele gerçekten bir farkındalık oluşturmak. Toplumun algısını, toplumun çocuğa bakışını, insana bakışını, yeni araçları kullanırken nasıl kullanması gerektiğini anlatmak” sözleriyle, bunun topyekûn bir mücadele olduğunu anlattı.

    Bağımlılıkla mücadelede dijital bağımlılık yeni bir başlık. Madde bağımlılığı kadar çocuk ve gençler üzerinde yıkıcı etkisi olabilen dijital bağımlılık konusunda, sorumlu ve bilinçli ebeveynler gerekiyor.

    Yazının devamı...

    Taban analizi önemlidir

    Benzer bir hesaplama, AK Parti’nin geçen günlerdeki Kızılcahamam kampında yapıldı. Partinin Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir, partinin 12 milyon üyesi bulunduğunu, bunların 2 milyon 200 bininin teşkilat mensubu olduğunu söyledi. Bu kişilerin 10 binden fazlası, milletvekili, belediye başkanı, belediye meclis üyesi ve il genel meclisi üyelerinden oluşuyor. Rakamları alt alta yazıp, “Herkes bir oy getirse 24 milyon eder” denildiğini biliyoruz.

    Aynı toplantıda, başka bir hesaplama Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş tarafından yapıldı. Analize göre, hayatında bir döneminde AK Parti’ye en az bir kez oy vermiş seçmenin yüzde 38’i tereddütte. Yani bizim “kararsız, gri alan ve kıyıda duranlar” dediğimiz kitle. Bunların üçte birinin partiye oy vermeme konusunda kararlı olduğu belirtiliyor. Kurtulmuş’un yaptığı saptamaya göre, bu kitlenin neredeyse tamamının AK Parti’den kopuş nedeni ekonomi. Ve Kurtulmuş sözlerini “Türkiye’deki tüm seçimler önemlidir. Ama 2023 seçimleri bugüne kadarki en önemli seçim olacaktır” diyerek bitiriyor.

    Görünen o ki ince hesaplar başlamış. Santim santim seçmen analizi yapılıyor.

    DOĞUM STRESİ Mİ?

    TBMM KİT Komisyonu’nun bu yılki kamu iştiraklerinin hesaplarını inceleme dönemi renkli oturumlara sahne oluyor. Tatlı atışmalardan, büyük tartışmalara kadar ne ararsanız var.

    Renkli bir diyalog CHP Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ile AK Parti Milletvekili Taner Dağlı arasında yaşandı. Yavuzyılmaz, Vakıflar Bankası’nın hesaplarının görüşüldüğü oturumda, atamalardan banka tarafından verilen kredilere kadar birçok konuyu heyecanlı heyecanlı dile getirince, komisyon arkadaşı Dağlı devreye girdi.

    Dağlı, Yavuzyılmaz’ın son günlerdeki heyecanının konuşmasına yansıdığını dile getirerek, esprili bir dille, “Deniz, doğum yaklaştıkça stres yapma gözünü seveyim, yenge hanım doğuracak sen burada stres yapıyorsun ya...” diye takıldı.

    Yavuzyılmaz gülerek, doğacak çocuğu üzerinden siyasi mesaj verdi ve yanıtladı:

    Geliyor gelmekte olan...

    İster bebeğe yorun, ister CHP’ye...

    FİLENİN SULTANLARI KAÇMAZ

    FUTBOL açık ara siyasetçiler arasında en çok ilgi gören spor faaliyeti. İkinci sırada basketbol, üçüncü sırada ise voleybol geliyor. Mahalle arasında herkesin biraz voleybol geçmişi vardır ama Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nunki ondan biraz daha fazla.

    Gizem Karakış’ın aktardığına göre Çavuşoğlu, Kızılcahamam kampında sohbet ettiği gazetecilere herkesin kendisini golfe olan ilgisiyle tanıdığını anlatırken, asıl çocukluk tutkusunun voleybol olduğundan söz etti. Çavuşoğlu, özellikle filenin sultanlarının maçlarını hiç kaçırmadığını, zaman zaman genç millilerle voleybol maçı yaptığını anlattığında herkesin ilgisini çekti. Türkiye-Bulgaristan voleybol milli maçını Antalya milletvekilleriyle birlikte seyrederken çok heyecanlandıklarını anlatan Çavuşoğlu, Antalya’da özel Hamdullah Eminpaşa Lisesi’nin voleybol takım kaptanlığını yaptığını söylediğinde arkadaşlarını da şaşırttı. Voleybolun golf sporunun gölgesinde kalmadığı ortaya çıktı.

    Çavuşoğlu golf, voleybol derken, araya Alanyaspor’a olan ilgisini sıkıştırarak seçmenine selam çakmayı da ihmal etmedi.

    Yazının devamı...

    Vitrine yeni yüzler

    AK Parti yönetimi de sağdan sağdan ‘seçim hazırlıkları’ kapsamında koordinasyon toplantıları yapmaya başladı. Bu toplantılarda seçim görevlilerinin hazırlıklarının yanı sıra parti yönetimi tarafından bir anlamda her ilin milletvekillerinin ‘karnesi’ çıkartılıyor. Bu yoklamalarla ilin nabzı tutulurken, diğer yandan yeni vekil adayları ve yeni yüzler için gözlem yapılıyor.

    Öğrendiğimize göre, teşkilatlarla ve vatandaşlarla yapılan toplantılarda milletvekilleriyle ilgili olumlu-olumsuz veriler not ediliyor. Bir nevi ‘memnuniyetsizlik’ ölçülüyor. Hangi alanlarda milletvekillerinin eksikliği var, vatandaşla ilişkileri, yaptıkları çalışmalar, partinin diğer vekilleriyle uyumu, ortak çalışmaya yatkınlık gibi notlar çıkartılıyor. Yani genel seçimlere yönelik milletvekilliği listeleri için ön hazırlık yapılıyor.

    Seçmen analizi, sorunlara çözüm üretme, tabanı koruma, doğru milletvekili listesi, doğru kampanya derken yapılacak çok iş var...

    SİYASİLERİN FUTBOL SEVDASI

    BÜYÜK çoğunluğu AK Parti milletvekili olan Meclis futbol takımının faaliyetleri, her zaman ilgi çekmiştir. Özellikle yurtdışı turnuvalarda diğer ülkelerin parlamenterleriyle yaptıkları karşılaşmalar milli maç havasında geçer.

    Pandemi molasının ardından yeniden canlanan Meclis futbol takımı, geçtiğimiz günlerde İstanbul Riva’da Milli Takım'ın tesislerinde kampa girdi. Üzerlerindeki rehaveti atmak isteyen takım 15 yeni, 15 eski milletvekiliyle yeni maçlar için hazırlık yapıyor.

    Meclis futbol takımının başrolünü üstlendiği ilginç hikâyeler yaşanmıştı geçmişte. 2008 yılında “moral olsun” diye görme engelli gençlerle maç planlanmış, milletvekilleri hırsa gelip görme engellilerin takımını yenmişti. Bu tavra kızan dönemin Aile ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, milletvekillerine mektup yazarak, “Bu büyük başarınızı kutluyorum. Unutmayın, galiptir bu yolda mağlup olan” diye sitem etmişti. O günlerde takımın devlet yurtlarında kalan kimsesiz çocuklarla yaptıkları maçtaki benzer tavırları yüzünden, çocukların ağlayarak sahayı terk ettiği ortaya çıkmıştı.

    Neyse ki, çok uzun süreden beri Meclis futbol takımının böyle bir vukuatı yok. 2019’da Romanya’da düzenlenen Parlamentolar Arası Futbol Turnuvası’nda şampiyon oldular. 2021’de de İtalya’da dördüncü olmayı başardılar. Takım şimdi eski formuna kavuşmak için ter döküyor.

    KARTA TAKLA ATTIRMAK

    VATANDAŞLARIN ekonomik güçlüklerle baş edebilmek için özellikle kredi kartlarına yüklenmeleri, Meclis’te en çok konuşulan, soru önergelerine içerik oluşturulan başlıklardan. Vekillerin, vatandaşların icralık olmalarına kadar giden süreçle ilgili saptamaları dikkat çekici.

    CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, icra takibi dosya sayısının 23 milyonu aştığını anımsattı. Bunların bir kısmı 29 milyon 978 bin kredi kartı sahibinin. “Vatandaş kredi kartına takla attırarak yaşamaya çalışıyor” diyen Gürer, soru önergesi hazırladı.

    “Konut, otomobil, ihtiyaç kredisi ve kredi kartı borçları” nedeniyle yapılan icra takipleri CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in de gündemindeydi. Tekin, Ulusal Yargı Ağı (UYAP) verilerine göre son bir yılda icra dosya sayısının yüzde 30 artarak, 23 milyonu aştığını açıkladı. Tekin, “Her gün 18 bin dosya açılıyor. İcra iflas dosyalarının patlaması, muhtarlıkların tebligatlarla dolmasına neden oldu” değerlendirmesinde bulundu. Özellikle Genel Kurul’daki yasa görüşmelerinde, konu dönüp dolaşıp ekonomik sıkıntılara geliyor. Sonuçta, UYAP’ta net şekilde görünen ve gittikçe katlanan bu sorun, dikkat çekmeyecek gibi değil.

    Yazının devamı...

    Van'daki kayıp 88 eserin hikâyesi

    ‘Kayıp eser’in ne demek olduğu, bu eserlerin çalınıp çalınmadıkları merak konusu oldu. Bu konuyla ilgili olarak dün Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ses geldi. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Gökhan Yazgı, kayıp eserlerle ilgili yaptıkları çalışmayı paylaştı. Şöyle ki; bu çalışma, bir süre önce başlayan bir takip mekanizması. Çalışmayla bu eserler çalındı mı, başka bir müzede mi, yoksa depolarda mı sorularına yanıt aranıyor. Bir çeşit belgeleme ve envanter çalışması. Üstelik tüm müzeleri kapsıyor. Projenin adı MUES (Müze Envanter Sistemi). Bu ve bunun gibi taramalar, ulusal bilgi ağını oluşturacak. Ama daha yolu var.

    Konumuza dönersek... Tarihi eserlerle ilgili kayıp-kaçak, daha çok bir müzenin taşınması veya yangın ve deprem gibi afetlerden sonra sık görülüyor. Van’da da hem müze taşınmış hem de deprem olmuş. Büyük müzeler hariç özellikle taşra kentlerinde denetim ve belgeme çalışmaları geçmişte yeterince yapılmadığı için kayıp ve çalıntı da söz konusu olabiliyor. İşte Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu çalışması, Van’daki 88 eserin akıbetini ortaya çıkaracak. Çalındıysa sorumluları ortaya çıkarılmaya çalışılacak.

    Bunu mesele yapıp gündeme getiren siyasetçileri de takibi için liste yapan ve peşine düşen bürokratları da desteklemek gerekir. Biz de peşini bırakmayacağız.

    KIYISINDA DURANLAR...

    Milletvekillerinin il teşkilatlarıyla yaptığı “nabız yoklama, seçime hazırlanma, tabanı dinamik tutma” çalışmalarında ilginç saptamalar ortaya konuluyor. Bilimsel anketlerde “kararsızlar, gri alan, seçim sonuçlarını belirleyecek kitle” olarak adlandırılan seçmenin, kendi ruh halini bunların dışında tanımladığını öğrendik, ‘kıyısında duranlar...’ Meclis kulislerinde, tabanda çalışmalarını anlatan AK Parti yöneticileri, bir seçmenin kendisine, “Partinin kıyısında duruyorum, ya içeri gireceğim ya da gideceğim” dediğini aktardı. İşte bu, kıyıda duran seçmen, tüm partilerin odak noktası. AK Partililer bunları tekrar kapıdan içeri sokmaya, muhalefet partileri ise kendi kapılarından geçirmeye uğraşıyor. Bu “arafta duran” kitlenin kime gönül vereceği, seçim sonuçlarını belirleyecek.

    Siyasi kulislerde, Millet İttifakı’yla Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda işbirliği yapan ancak, kendi milletvekili listesini yapmaya hazırlanan DEVA Partisi’nin bu kitleyi kendisine çekme konusunda daha avantajlı olduğu yorumları yapılıyor. Yüzde 1-2’lik oy farkının önemli olacağı bir seçimden söz ediyoruz. O nedenle, yurtdışı seçmen ve görme engelli seçmene yönelik çalışmalar yapılıyor.

    Başkentte seçim sonuçları konusunda anketlerle “durum saptaması” yapılırken, taşrada yerel dille anlatılan ruh hali, aynı bilimsel gerçeği ortaya koyuyor.

    Yazının devamı...

    Kamp uyarıları

    AK Parti’nin İstişare ve Değerlendirme Toplantısı bugün Kızılcahamam’da başlıyor. Kampa milletvekilleri, bakanlar, bakan yardımcıları, partinin MKYK üyeleri dahil kalabalık bir kadro davet edildi. Dikkatimizi çeken, kamp öncesi genel başkan yardımcılarının uyarıları oldu. Genel merkez yönetimi, AK Partili siyasetçilerin kamp boyunca kılık kıyafet, yeme-içme görüntüleri konusunda dikkatli olmalarını istedi.

    İsraf anlamına gelebilecek görüntülerden kaçınılması istenirken, özellikle açık büfe kahvaltı görüntülerine izin verilmeyeceği, genel merkezin buna yönelik önlemler aldığı öğrenildi. Yani daha önce verilen görüntülerin toplumda yarattığı hassasiyet bilindiği için önlem alınmaya çalışılıyor.

    Meclis çalışmaları, ekonomik sorunlar ve tarım-enerji sektörü’ üç oturumla masaya yatırılacak. Bu konular ve sorunlar, vatandaşın gerçek ruh halini görmek açısından önemli olacak.

    Unutmadan, spor ve serbest kıyafet önerilir...

    KOLONYA HESAPLAŞMASI

    PANDEMİ sürecinde, TBMM’de milletvekillerinin koronavirüs maceraları çok ilgi çekti. Bu dönemde, Meclis kampusundaki hijyen önlemleri ve bu amaçla yapılan alımlar çok tartışıldı. Öğrendiğimize göre, 7 bin kişinin çalıştığı, 600 milletvekilinin yaşadığı kampusta, 5 bin litre kolonya, 32 bin litre dezenfektan kullanıldı.

    Bidonlar dolusu kolonya ve dezenfektan, kutularca maske, kasaba büyüklüğündeki Meclis kampusunda hızla tüketilirken, CHP milletvekilleri, bu alımlarda hangi yöntem izlendiğini, firmanın neye göre seçildiğini iki yıl boyunca sordu. İhaleyi alan firma sahibiyle ilgili davalar önergelere konu oldu.

    TBMM Genel Sekreterliği iddialara yanıt vermek için o günden beri uğraşıyor. Son olarak soru önergesine verilen yanıtta, 22 kez kolonya ve dezenfektan alımı yapıldığı, verilen tekliflerden en uygun fiyatlı olanların tercih edildiği, söz konusu firmanın en uygun fiyatı verdiği ve alımlar için 327 bin TL ödeme yapıldığı aktarıldı. Resmi kurumların standart yanıtı verildi ama ihaleyi alan firmayla ilgili iddialar yanıtsız bırakıldı.

     

    Yazının devamı...