Kelebekler’le Sundance’ten büyük ödülle dönen Tolga Karaçelik Kampüs'te

3dk okuma

13. sayımızda Sarmaşık’la sayfalarımıza konuk olan Tolga Karaçelik bu kez 89. sayımızda, Sundance’ten büyük ödülü kapıp döndüğü filmi, Kelebekler’le konuğumuz. Kelebeklerden, karakterler, senaryo ve sinema yolculuğundan konuştuğumuz bu güzel sohbete siz de misafir olun!

Haberin Devamı

Sarmaşık’tan sonra da bir söyleşi yapma fırsatı bulmuştuk. Dönüp o söyleşiye bir daha baktım ve cevaplardan biri, “Paramız olmadığı için filmi 19 günde çektik,” diye başlıyor. Kelebekler de 18. Sonuçlara bakınca, belki de böylesi daha iyi diyor insan. Biraz bu zamansızlık, parasızlık ve sebepleri üzerine konuşarak başlamak isteriz.

Bu konuyu konuşunca şöyle bir algı oluyor; elimizden bu geliyordu, bu kadar oldu. Sakın yanlış anlaşılmasın, istediğimi o sürede alamayacak olsaydım daha da uzun çekmenin bir yolunu bulurduk.

 

Hikâyenin yaratılması sürecini de genel olarak merak etmekle beraber senaryoda, neredeyse karikatürize tiplerin akış içinde sahici birer karakter halini almalarına şahit oluyoruz. Hikâye başarısını da, bir yönüyle buradan alıyor sanki. Absürt ve sahici arasında hikâyeyi kurgularken şüpheye düştüğünüz, acaba abarttım mı, dediğiniz oldu mu ya da karakterlere dair fikirlerinizi paylaştığınızda aldığınız ilk tepkiler nasıldı?

Bu kararlar düşünerek değil hikâye ile beraber gelen kararlar. Karakterlerimin ve hikayemin olabildiğince gerçekçi olmasına önem veriyor, özen gösteriyorum. Sarmaşık’tan da çıkan insanların filmi çok gerçek bulduklarını hatırlıyorum, Kelebekler’den çıkan insanların da. Filmin içerisinde doğa üstü sayılabilecek bir sürü öğe var ve bunu duymak mutlu ediyor.

Haberin Devamı

“Filmlerin öncesinde hissini biliyorum. O filmin ve daha sonrasında o hissi seyirciye nasıl geçireceğimin tasarımı başlıyor.”

 

Hikâyedeki kadın karakterler üzerine de bir okuma yapmak gerekir elbette. Suzan ve muhtarın karısı Hatice sinemamızda genellikle çizilegelen kadın karakterlerin aksine edilgenlikle uzaktan yakından alakası olmayan karakterler. Buna özellikle mi dikkat ettiniz?

Ben erkek veya kadın karakterler yazmıyorum, ben insan yazıyorum. Suzan öyle bir karakter, Hatice de öyle.

 

Film hem dram hem komedi. Ancak bir taraftan komedi filmi olmasının ötesinde öbür taraftan dram olmasına rağmen neredeyse izleyenlerin büyük bir bölümü ciddi bir ferahlama, iç rahatlığı, umutla çıkıyor filmden. Bu hissi tam olarak açıklamak güç ama bu tip bir etkiden bahsedildi mi daha önce ve siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Bu tam olarak da yaratmayı amaçladığım histi. Filmlerin öncesinde hissini biliyorum. O filmin ve daha sonrasında o hissi seyirciye nasıl geçireceğimin tasarımı başlıyor. Bana öyle gelmesini amaçladığım bir filmdi her şeyin en başında. Zaten bir vefatın üzerine yazmaya başladım bu filmi.

Haberin Devamı

 

“Lise öğrencilerine çok önem veriyorum… Kimse onlara aldırmıyor, aldırdığımı göstermek için ilk gösterim onlaraydı.”

Haberin Devamı

Kadıköy’de öğrencilerin öncelikli olduğu özel bir gösterim yapmak için yoğun çaba sarf ettiniz. Bu noktanın sizin için önemini biraz açar mısınız?

Lise öğrencilerine çok önem veriyorum. Kafası ve kalbi açık güzel bir jenerasyon geliyor.  Sinemaya gidip film izleme alışkanlıklarının kaybolması tehlikesiyle karşı karşıyayız. Cep telefonlarından izleme alışkanlığı oturmakta. Biraz da bunun önüne geçmek, biraz da kimse onlara aldırmıyor, aldırdığımı göstermek için ilk gösterim onlaraydı. Bu ülkede ilk onlar izledi Kelebekler’i.

 

Metropoller dışında “festival filmlerine” gişe sağlamak pek kolay değil ancak çokça salonda vizyondasınız. Anadolu’dan ve tabii genel olarak gişeden beklentiniz neydi ve gidişat nasıl? Ayrıca yurt dışında durum nedir, öğrenmek isteriz.

Haberin Devamı

100.000 psikolojik sayısını geçeceğimize inanıyorum. Seyircinin filmimize tepkisi çok olumlu oldu.

 

Şimdi bir önceki soruda “festival filmi” diyerek aslında şu “sanat filmlerinin sıkıcı olması” fikrine de ister istemez temas etmiş olduk. İlginin, dikkatin sürekli diri tutulmaya çalışıldığı yüksek tempolu Hollywood anlatısıyla kitlelere ulaşmak ya da uzun planlı ve çok az diyaloglu sanat filmleriyle sanat icra etmek… Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Haberin Devamı

Festival filmi gişe filmi ayırımından çok samimi film ve samimiyetsiz film vardır bence. Bu tip ayırımların olduğunun farkındayım fakat kabul ettiğimi söyleyemem.

 

“Festival filmi gişe filmi ayırımından çok samimi film ve samimiyetsiz film vardır bence.”

Biraz da büyük başarıdan, Sundance’teki büyük ödülden bahsetmek isteriz. Bir kere bilmeyen öğrenci arkadaşlarımız için kısaca özetlemek gerekirse Sundance’in sinema ödülleri arasındaki önemi nedir ve bu hedeflenmiş bir şey miydi? Öte taraftan başarının ardından yaşanan süreç nasıl şekillendi, neler kattı öğrenmek isteriz?

Sundance dünyanın en önemli 4-5 festivalinden biridir. Orada ödül almak bir sinemacı için keyifli. Ödülden sonra yeni filmimin yaratım sürecinin daha kolaylaşmasını umuyorum. Hala çok taze o yüzden bir şey söyleyemeyeceğim.

 

Bundan sonrası için çalışmalar başladı mı? Halihazırda yaratma süreci devam eden işler var mı ve hedef koyarak mı ilerliyorsunuz, öyleyse nedir o hedefler?

Şu anda da yazmakta olduğum iki film mevcut. Zaman gösterecek hangisini veya başka bir hikâyeyi mi çekeceğimi.

 

Röportaj: Erkmen Özbıçakçı

Haberle ilgili daha fazlası: