Alaca karanlık kuşağını atlatma tüyoları

1dk okuma

Bir sabah iki farklı saat dilimine uyandık. Neredeyse hepimizin kullandığı akıllı telefonlarımız, aklını geldiği zaman diliminden ve bizim daha önceki ayarlarımızdan almasından mütevellit, kış saati uygulamasına kendi iradesiyle geçmişti. Oysa biz ülkece yaz saati, kış saati diye bir ayrım yapmadan hayatlarımıza devam etme kararı almıştık. Uygulamanın çok yerinde olduğu söylense de, bizim bünyeler için ne yeri, ne de zamanıydı!

Haberin Devamı

Walking Dead

Evet, yine bir sabah “saat kaç” telaşıyla güne başlamıştık. Google’a “saat kaç” diye yazıp aratanlar, gözünü açmadan televizyonu açanlar, arkadaşına mesaj atanlar… Kafalar karmakarışıktı. Saat uygulamaları senede bir gün bizi böyle alt üst ederdi ama bu defa durum bambaşkaydı. Sabah diye geceye uyanmak eşref saatimize denk geliyordu. Yalan yok, ilk zamanlar karanlığı değil, bir saat fazla uyuma hakkımızın elimizden alınmasını dert etmiştik. Fakat günler geçtikçe sabahın köründe üzerimize çöken karanlık hepimizi tedirgin etti. Vücudumuz gün aymadan ayılmayı bir şekilde başarmış olsa da, beyin kesinlikle bu durumu reddediyordu. Elinde beslenme çantası, gözü kapalı kaldırımda yürüyen ilkokul çocukları, beresini koluna takmış liseliler, pijamasıyla bankaya giden emekliler ve tabii biz! Metro turnikesine akbil diye öğrenci kimliğini okutmaya çalışan üniversiteliler! Sonuçta henüz uyanmadık. Sorumluluk almak için önce bilincimizin açık olması gerek değil mi? Bilinç yok, kapalı bilinç. Sabahın körü dedikleri saatlerdeydik. Gece gece nereye gidiyoruz diyen, karanlıkta yollara düşen binlerce Walking Dead’dik artık!

 

Winter is coming

Haberin Devamı

Zaten kış kapıya dayanmıştı. Handan hamamdan çoktan geçmiştik. Sabahlarımızı zifiri karanlığa çeviren uygulamaya verip veriştirmeye başlamıştık bile. Kasım ayının sonlarına doğru iyiden iyiye çöken sabah karanlığı, Aralık ayının gelmesiyle yerini iyice gece yarısına bırakmıştı. Hal böyle olunca da bunun daha karı var, tipisi var diye diye bizi de bir efkar bastı. Bünyenin depresyonunu, ciğerimizin efkarını bir kenara bırakıp yaklaşan kara kışa hazırlık yapmamız gerekiyordu.

 

Alacakaranlık Kuşağı

Karanlığa uyanan bedenlerimiz tüm dengeleri alt üst etti. Dengeler bozulunca bir takım kaygı ve huzursuzluklar da peşinden geldi. Fakat bunların hepsi yeni duruma alışıncaya kadar. Bizler artık A Kuşağıyız (Alacakaranlık Kuşağı) arkadaşlar! Sakin olun, bunun da üstesinden geleceğiz! Başlıyoruz;

 

  • Uyanın: Öncelikle önünüzü görmek için uyanır uyanmaz ışıkları açın, bir kahve yapın ve tüm bunlar için en az 15 dakika erken uyanın.
  • Fark edilin: Hava zaten karanlık bir de siz kararmayın. Mümkünse trafikte sizi fark ettirecek kıyafetler giyinin. Beyaz bir bere olabilir bu, ya da fosforlu bir mont? Hiç olmadı fosforlu çıkartmalardan alıp sağınıza solunuza yapıştırın.
  • Dikkatli yürüyün: Kaldırımdan yürümeye özen gösterin. Hava aydınlanana kadar da kaldırımda yürümeye devam edin ve kulaklığınızla son ses müzik dinlemeyin.
  • Yangına körükle gitmeyin: Bu duruma alışmak için kendinizle sık sık konuşup telkin verin. İyi şeylerden bahsedin, mesela yazı hayal edin, içiniz ısınsın.
  • Yanlış anlamayın: Sosyal medyanın saat farklarından dolayı düşeceğiniz yanlış anlamaları ortadan kaldırın. Paylaşımların saatlerine aldanmayın. Instagram’da bir saat önce paylaşılmış gibi görünen fotoğraf yüksek ihtimal az önce yüklendi. Saat farklarından dolayı birbirinizi kırmayın, dökmeyin.
  • Kalabalık olun: Tenhalarda, köşelerde bucaklarda fazla yalnız kalmamaya özen gösterin. Kampüs yolu tek başına çekilmez. Kendinize bir yol arkadaşı edinin.

 

Tüm bu karanlığa alışacak ve eski, zeki, çevik, heyheysiz günlerimize geri döneceğiz. Az sabır. Az dikkat.


Yazan: Tuğba Badal


Haberle ilgili daha fazlası: