Köprüleri atmadan önce sormanız gereken 5 soru

1dk okuma

Bir gün patronunuza “Ben gidiyorum kardeşim ne haliniz varsa görün!” demeden önce… sadece işinizi değil aslında, yaşadığınız kenti hatta birlikte yaşadığınız insanı bırakıp gitmeden önce, kendinize sormanız gereken 5 önemli soru.

Haberin Devamı

1- Sakın modanın kurbanı olmayayım?
Eskiden, herkesin hayatı doğduğu günden iyi kötü belliydi. Herkesin gittiği okula gidilir, ananın babanın seçtiği insanla evlenilir, doğduğun köyde, hatta baba evinde yaşanır, erkeksen dedenin babanın mesleği yapılır, kadınsan çocuk bakılırdı. Bugün artık hayatımız değişime endeksli. Hayatı ‘birbirini takip eden değişiklikler’ şeklinde algılıyoruz. Tüketici olarak öyle bir ‘kullan-değiştir-at’ baskısı altındayız ki, hayatımızdan bile çabucak sıkılıyoruz, ilişkileri bile kısa sürede tüketiyoruz.

Bu yüzden, kafayı kırıp, kapıyı vurup gitmeden önce, kendinize “acaba modaya mı kapılıyorum?” diye mutlaka sorun. Sorup da nasıl cevap vereceksiniz? Eğer kendi kendinize “Gerçekten bunu istiyorum, bu kalıcı bir istek, hayatımı değiştirmemin zamanı geldi, iyice düşündüm ve karar verdim…” diyebiliyorsanız, amenna…

2- Gerçek bir proje mi, yoksa bir fantezi mi?
Özellikle İstanbul gibi bir megapolde yaşayanlar, pek çoğumuz ‘her şeyi bırakıp gitmek’ lafını dilimize dolamışız, ‘bir sahil kasabasına yerleşmek’ bir hayal olmaktan bile çıkmış, ‘olmayacak duaya amin’ anlamına gelir olmuş… Bu arada, psikologlara göre, özgürlüğüne çok düşkün kimi insanlar, kendilerini bir yere, bir işe, bir ilişkiye sıkışıp kalmış hissettiklerinde, psişik dengelerini ancak ‘bırakıp gitme’ hayalleri kurarak sağlıyor.

Gerçek bir arzu ve ciddi bir kararı böyle bir isyan duygusundan ayırmanız önemli. Geçmişinizi düşünün ve kendinize sorun: “Ben eskiden de böyle özgürlüğüme düşkün bir insan mıydım? Öğrenciyken, derse sıkıldığım zaman başka yerlerde olmanın hayallerini kurar mıydım? Okul yahut arkadaş çevresi değiştirmenin, okuduğum bölümü bırakıp yeni bir bölüme sıfırdan başlamanın hayallerini kurar mıydım?” Cevabınız evetse, bu kez verdiğiniz ‘bırakıp gitme’ kararını da iyi sorgulayın. Emin değilseniz, işinizi bırakmadan önce başka bir bölüme geçmeyi, yeni bir ev aramadan önce mobilyaların yerini değiştirmeyi deneyin.

3- Depresyonda olmayayım sakın?
İnsan depresyondayken çok uyurmuş. Uzmanlar bunu, yaşamak istemedikleri bazı gerçeklerden kaçmanın bir yolu olarak tarif ediyorlar. Aynı şekilde, ‘tek çare kapıyı vurup çıkmak, bir şeyleri bitirmek’ hissi de, bir depresyon belirtisi olabilir. Böyle bir durumda, sıkıntılarınızın işinizden, eşinizden, evinizden, şu veya bu arkadaşınızdan kaynaklandığını, koparıp attığınız takdirde bu sıkıntıdan kurtulacağınızı düşünmeniz de olası. Böyle bir ruh haliyle, çok radikal bir karar almak sakıncalı. Kendinizi sürekli yorgun ve bıkkın hissediyorsanız, gözleriniz kapanıyor, oranız buranız ağrıyorsa… önce, bir doktora danışın.

4- Çekip gitmek güzel de ya sonra?
Köprüleri atıp, her şeyi yıkıp gitmek güzel de, yerine ne koyacaksınız? Bıktım artık, buraya kadar diyebilir, değişiklik hatta çevik gitme hayalleri kurabilirsiniz; hiç sakıncası yok da, harekete geçmeden önce iyice planlamayı sakın unutmayın. İster şehir, ister iş, isten eş değiştirin, mutlaka ciddi bir iş planı yapın. Ne yapacaksınız? Nasıl bir değişiklik planlıyorsunuz? Bir sahil kasabası hayaliniz mi var? Tamam… gidin, küçük bir kasabada bütün bir kış ayını geçirin mesela. Sevdiğiniz insandan kaçmak mı istiyorsunuz? Onsuz bir ay geçirin… Yani, planlayın, programlayın, sonra üzülmeyin.

5- Kararımdan çevremdeki insanlar nasıl etkilenecek?
Başka bir kente yerleşmek, iş değiştirmek, evini satıp başka bir semte taşınmak… söylemeye gerek yok, bu kararlar sizin kadar eşinizi, çocuklarınızı, ana babanızı da etkileyecektir. Eğer onları da bırakıp gitmeyi düşünüyorsanız durum çok vahim demektir aman iki kere değil 50 kere düşünün. Yok sevdiklerinizden vazgeçmeye niyetiniz yok ama radikal bir değişiklik yapmak istiyorsanız, karar verirken onları da düşünmek, daha doğrusu bu karara onları da katmak zorundasınız.

YOKSA YAŞ KRİZİ Mİ?
30’lu yaş krizi olabilir mi? Düşük ihtimal. İnsanlar 30 yaşında, daha ziyade, ‘yerleşmeye’ karar verir: Evlenmek, çocuk yapmak, artık kalıcı bir iş bulmak… Yani, ‘yanlış yoldayım, istediğim bu değildi’ demek için 30’lu yaşlar genellikle erken. Peki 40 yaş krizi? Evet, bu ‘bırakıp gitme’ ihtiyacı 40-45 yaşlarında daha yaygındır. 15-20 yıldır çalışma hayatının içinde, en az 10-15 senedir iyi kötü bir ilişkinin içinde olan insan, bazen bıkkınlık duyup ‘bu muydu istediğim?’ diye sorgulayabilir. Ve gene bu yaşta insan ne istediğini, ne istemediğini ve neyi yapabileceğini daha iyi değerlendirir. Çekip gitmenin bir yaşı var mı? Yok tabii ki. Zaten pek çok insan böyle bir karar için emekliliği beklemeyi yeğliyor. Ama siz, eğer gerçekten istiyorsanız, doğru ve kalıcı bir karar verdiyseniz… beklemeyin, gerçek mutluluk istediği hayatı yaşamaktır.

Haberle ilgili daha fazlası: