Doğayla liderlik eğitimi veriyorlar

1dk okuma

Bankacılık kariyerini bırakıp eğitim şirketi Nar Eğitim’i kuran Ozan Kuşçu, ailesiyle birlikte Kocaeli’de kurdukları ekolojik otel ve eğitim merkezi Narköy’de, kurumsal hayattakilere doğayla iç içe liderlik ve takım çalışması eğitimleri veriyor. ‘Mısır, kabak, fasulye ekimi’ üzerinden iş hayatında departmanlar arası işbirliklerini anlatan Kuşçu, prensiplerinin hesap verebilir, ekolojik ve sürdürülebilir olmak olduğunu bu sebeple de GDO’lu tohum üreten şirketlerle, sigara ve gazlı içecek firmalarıyla çalışmadıklarını söylüyor.

Haberin Devamı

Bankacılık kariyerinizi bırakıp eğitim sektörüne nasıl giriş yaptınız?
1997-2005 yılları arasında Garanti’de çalıştım, hep sahadaydım, ticari portföy yöneticiliğinden kurumsal bankacılığa geçtim, ekip yönettim, bir yandan da banka içinde eğitimler verdim. Tamamen gönüllü olarak, yeni başlayanlara satış, fiyatlama eğitimleri veriyordum. 2005’te bankadan ayrıldım. Kafamda nasıl bir eğitim şirketi kuracağıma dair planlamalar vardı. Şunu görmüştüm, iç eğitmenlerin verdiği eğitimler çok teknik ve sıkıcıydı, ya da çok Amerikanvari eğitimler vardı, el ele tutuşalım, çember olalım falan gibi. Finans sektöründe çalışanların sahada işlerine yarayacak, sıkıcı olmayan bir eğitim yaklaşımına ihtiyaç olduğunu gördüm.

2000-2005 bandında da hayatımı etkileyen, beni buna yönlendiren iki şey oldu, birincisi aikido yapmaya başladım. Uzak doğu felsefesine ilgi duydum. Hâlâ da yapıyorum aikido, hatta sonra oradan bir eğitim de çıkardım.

İkincisi annemle babam sıkı bir problem yaşadılar, boşanmamak için NLP eğitimleri aldılar, birbirlerini tanımaya yönelik. Ben önceleri ön yargılıydım NLP’ye. 2002’de askere gittim, çok okudum ve aklıma yattı NLP işi. Dönünce de NLP eğitmeni oldum. Bu arada emekli öğretmen olan annem, ismi Nardane, Nar NLP diye pedagojik danışmanlık yapan bir eğitim şirketi kurmuştu. Eğitim işine böylece girmiş olduk, biz şirketlere eğitim vermeye başladık.

İlk eğitimleri kimlere verdiniz?
İlk eğitimimiz bankalara satış eğitimi vermekle başladı. 2005-2008 yıllarında çok hızlı büyüdük. Gerçekten sahada işe yarayacak, daha önce hiç yapılmamış, ‘bilançodan nasıl satış fırsatları görürüz’, ‘portföyü nasıl yönetiriz’ diye o dönem için çok yeni bir eğitim metodolojisiyle başladık. 2008’de biz hemen hemen bankacılık sektörünün yüzde 60’ının satış eğitimlerini almıştık.

2008’de Lehman Brothers’ın batışıyla, bankaların kredi ve risk yönetimine ağırlık verdik, ki biz önceden de bu konuya dikkat çekiyorduk. 2008’de biz bir daha büyüdük.

Bugün 8 milyon TL ciromuz var. Bunun 5.5-6 milyonunu eğitmenlere veriyoruz. Herkes oyunda, 30 danışmanımız bir yerlerde tasarım yapıyorlar. Bu paylaşım modeline devam ediyoruz. Prensibimiz hesap verebilir, ekolojik ve sürdürülebilir olmak.

Biz mesela GDO’lu tohum üreten şirketlerle çalışmıyoruz, sigara firmalarıyla, gazlı içecek firmalarıyla, kumar şirketleriyle çalışmıyoruz. İş geliyor ama biz kabul etmiyoruz.

Sen bana ekoloji anlat dersen anlatırız ama satış akademisi asla yapmayız. Bu bizim felsefemiz oldu, bunun için bedeller de ödedik ama çok büyük kazanımlarımız da oldu. Biz buna ‘ekonovasyon’ diyoruz. Yani ekolojik, ekonomik, inovasyon. Ekonovasyon prensipleriyle şirket yönetmek hedefimiz.

Narköy’de böyle mi kuruldu?
Evet, Narköy’ü de böyle inşa ettik. 2007’de araziyi aldık. Daha şirketi kurmadan biz zaten ekolojik bir eğitim tesisi yapmak istiyorduk. En başından beri hayalimizdi. 2 yıl arazi baktık, sonra Kocaeli’nde 120 dönüm arazi üzerine Narköy’ü kurduk.

Narköy’de doğayla kurumsal hayatı nasıl bağlıyorsunuz, eğitimleri nasıl veriyorsunuz?
Narköy’de eğitimler hep doğayla bütünleşik. Liderlik, takım olma, üst yönetim atölyeleri hep doğada veriliyor. Örneğin mısır, kabak, fasulye, yani 3 kız kardeş, beraber ekiliyorlar, bir arada uyumlu yaşayan, birbirlerini destekleyen bitkiler, buradan yola çıkıp “peki siz şirkette beraber mi çalışıyorsunuz, rakip misiniz’ diye soruyoruz. Örneğin domates kafayı eğmiş tohumunu bırakacak, CEO’lara soruyorum, ‘ölüyor’ diyorlar, ben de “yakında siz de öleceksiniz, tohum bırakıyor musunuz” diye soruyorum. Bunları CEO’lara sınıfta söylemezseniz ama domates söyleyince kimse bir şey demiyor.

En çok ne eğitimi veriyorsunuz Narköy’de?
Liderlik ve takım olmayla ilgili eğitimler veriyoruz, kamplar yapıyoruz 2-3 günlük. Narköy’de verdiğimiz eğitimlerde bir zaman planı yok, görevler var. Zaman planını da katılımcılar kendileri yapıyor, ona çok şaşırıyorlar mesela.

Hayatı idame etme, 3 kız kardeşin (fasulye, mısır, kabak) sırrı, arazide yön bulma, arazide puzzle çizme, gece karanlıkta oryantiring eğitimleri veriyoruz. Ekipler en çok ‘biz rakip değil miydik?’ diye soruyorlar. ‘Biz şirkette de böyleyiz’ diyorlar, ‘benim bütçem kimseye verme’ diyorlar ama diğer tarafta şirket için daha faydalı bir şey var...

Gece arazide bu çalışmayı yapıyorlar sonra dönüp iki üç gün boyunca yapacakları görev kağıtlarını veriyorum. Orada 15-16 tane görev var. Listeyi ellerine alıp 1. sıradaki görevden başlıyorlar ama hepsini okusa görecek ki 9. maddede ‘İlk yapılması gereken görev’ yazıyor. Bir yöneticinin elindeki veri setinin tamamına bakması daha sonra analiz yapmasının gerekliliğini bu şekilde anlatıyoruz. Bunu powerpoint ile anlatmaya çalışsanız, “Biz zaten biliyoruz” derler.

İŞ YAŞAMINDA AİKİDO
Aikido ile iş yaşamını nasıl birleştirdiniz?
Aikido’nun tüm o prensiplerini bir yaşam ve şirket yönetme disiplini olarak ortaya çıkardım. Aikido’nun akıl, ruh, beden birlikteliği insan için ne demek, bir şirket için ne demek ya da bir takım için ne demek? Bir takımın aklı, ruhu, bedeni nedir? Aikido’daki düşüşler, krize hazır olma, mesela işten atılırsan ne olacak, boşanırsan ne olacak, insanlar bunlara psikolojik olarak hiç hazır değiller. Aikido’daki rekabet stratejilerini iş hayatına uyarlayarak anlatıyorum. İş yaşamında aikido, Narköy’de yaptığımız deneyimsel eğitim ve metaforik öğrenmenin Türkiye’de çok az örneği var.

Yılda kaç kişiye eğitim veriyorsunuz?
Yılda 20-25 bin kişiye eğitim veriyor Nar Eğitim.

En çok çalıştığınız sektörler?
Nar’ın işinin yüzde 60’ı finans, yüzde 30’u diğer sektörler. Telekomdan otomotive, enerjiden beyaz eşyaya her sektör var. Nar Eğitim satış, Narköy liderlik odaklı.

1.200 atalık tohumu koruma altına aldılar
Ozan Kuşçu, “Narköy’de kola yok onun yerine su, ayran, şerbet var. Havuz yok, gelenler ekim dikim yapıyor. Sinek ilacı sıkmak da yok, çünkü hayvanı öldürme hakkın yok. 1.200 çeşit atalık tohum da koruma altında. Annemin yılladır topladığı tohumları çocuklarımız, torunlarımız, geleceğimiz için koruma altına alıyoruz.”

Haberle ilgili daha fazlası: