GeriÖzlen Çopuroğlu Hayat bildiği gibi gelsin...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayat bildiği gibi gelsin...

Hayat bildiği gibi gelsin...
Abone Olgoogle-news

Çok yakın bir dostum yıllardır hep tek birşey söyler dururdu "Bak gör, ikinci çocuğu yapınca tamamlanıyorsun..."

Duygu durumumun ne zaman etkisi altına gireceğim diye direnip görmezden gelirken, volkanik hareketler kendini göstermeye başladı ince ince...

Herkes son iki üç aydır doğum hazırlıklarımı sorarken, ikinci çocuktan mıdır üstümdeki rahatlık, yoksa "hayat bildiği gibi gelsin herzaman"a yürekten inanışım mıdır bilmiyorum ama annemle yaptığım birşeyleri ya da anne eliyle yaşadığım bazı anları kimse ile paylaşmak istemedim yine ve yine...

Odasından, perdesine, halısından, duvar kağıdına, ikramlıklarından, teşekkür kartlarına kadar herşeyi işte tamda bu son günlere bırakıp, yine bir sürü canımın, kanımın yoğun ısrarla yardımlarına rağmen paylaşamadım, içten içten.

Herşey olur, herşey yerini bulur tavrındaki umursamaz ruh halimi şu günlerde yumurta kapıya gelince tamam doğru haklısınız erken gelir falan herşey yarım kalır gerçeğini de gözardı etmeyip bir el atayım dediğimde de,elimi neye atsam annemle buluştum hemen hemen herşeyde. Neyseki bu konudaki asistanım kızım, seçme, ne istediğini bilme konusunda o kadar seriki, resmen bu çok güzel oldu kıvamında hayatımı kolaylaştırdı.

Herkes doğum hazırlığı yapar ya, doğum hazırlık listesi evdeki hazırlıklar, hastane çantası hazırlığı listeleri falan bir coşkudur, sevinçtir, benim içinse aksine en keyifli yanı gelen ziyaretçilerimi keyifle ağırlama hazırlığıdır.

Doğumdan sonraki hazılıklar beni daha çok heyecanlandırır, keyiflendirir.

 Hayat bildiği gibi gelsin... 

Hazır pastane işini sevmeyen biri olarak, malum kızımın ayrı misafirleri olacak, onların yaş grubunun okul çıkışı geldiği saatlerde onlara uygun bizim Baby Çopuroğlu'ndan hatıra minik hediyeler, sevdikleri tadımlar, sevgili aile büyüklerinin geldiği saatlerdeki ikramlar (lokumdu, loğusa şerbetiydi, elimde yapmayı planladığım minik börekitaslardı), yaşıtım dostlarımın geldiği zamanlar e onlarda da malum (kadehler, başka ikramlar), aman ortalıkta plastik bardak, çatal olmasın, annemin dantel masa örtüsü gitsin, evdeki tepsiler imdada yetişsin hatırası olacak herşey yanımda, yanımda, yanımda olsun illa derken...

Sedef’im elini uzattı yine ben hep oralardayım, yanındayım diyerek.

İnanılmaz bir anne, inanılmaz bir evlat, eş ve mükemmel bir kız kardeş olarak kalbimin çok özel bir yerinde işlemiş kök salmış bu dostum, bana doğal sakinleştirici etkisi yapıyor adeta hayatım her anında...

Çok yakın zamanda yine baby Çopuroğlu için beni Newyork’ta  hiç yanlız bırakmayan, elleri ile giysilerini katlayıp bavulunu yapan Sedef’ime, yakın zamanda tanıştırdığım Burcu aynen bunu söylemişti Newyork dönüş uçağında bana:"Bu Sedef var ya, doğal antidepresan etkisi yapıyor insanda."

Şimdi de öyle en yaralı, en içimin dolup taştığı, en gel git dönemimde bir kelimesi ile, sanki bütün bandajlar yenileniyor, kanayan hiç yer kalmıyor.

Sedef’in kardeşini hem çok seven, hemde çok kıskanan biri olan ben, onları gördükçe kardeşliğin ne kadar koşulsuz bir şey olduğunu gördüm aslında.

İkinci çocuğa karar vermemde en büyük etkendir, yok yok kardeş lazım diye içimden geçirdiğim bir kaç andan biridir. Eşimin kardeş ile ilişkisi, Sedef’in öyle, yine bir kaç çok yakın dostumun kardeşlik ilişkileri beni çok etkilemiştir.

Çok yakın bir dostum, yıllardır hep tek birşey söyler dururdu, "bak gör ikinciyi yapınca tamamlanıyorsun"...

Nasıl tamamlanıyorsun? Ben yarım hissetmiyorum ki... Kızımla derdim, ama aslında en büyük nedeni üşengeçlik, sil baştan haller ve rahatlıktı bana kalırsa.

Şimdi farklı düşünüyorum, tamaladığın kendin değil, çocuğun oluyor aslında.

Kızımı tamamlıyorum muhtemelen, e zaten herşey onun için olmadımı?

Bir içine işleyiveriyor, gel gitlerde, hayatın sana getirdikleride.

Sonra işin keyfi, neşesi kalıyor. Geride kalan güzel anılara dönüştürme kısmı kalıyor sadece...

Ve bugün yine, dellenip, plastik birşey olmamalı, sevmem ben öyle diye kendi kendime söylenirken içine doğmuş gibi yetişti, "Sen dur sakin ol, herşey olur, bak bunlar, bunlar nede çok yakışır" diye...

Ama kırılırlar dediğimde, "Sen kıymetlisin bardaklar hikaye...." cümlesi annemin yerini aldığı anlardan biridir yine.

Ahhh... Baby Çopuroğlu, ne uzun yollar katedip, ne büyük zorluklarla, azimle milyonlarca rakibini ekarte edip geliyorsun inşallah aramıza ama biliyormusun çok şanslı bir çocuk olduğuna yürekten inanıyorum.

Yürekleri ile seni sıkı sıkı kavrayacak o kadar çok dostumuzun yanısıra, çekirdek ailende de babaannen, deden, amcaların, halaların, teyzelerin, yengelerin, büyükanneannelerin, yeğenler var ki... En büyük ortak özellikleri ise sadece huzur vermek.

İşte bu sayede hayata büyük bir insan zenginliği ile geliyorsun ve bir adım önde başlıyorsun.

Seni sarıp sarmalayacak, gün geldiğinde hikayeleri bir bir anlatacak öyle kalplerle sarılı oldukça etrafımız bende huzur buluyorum, neden, niçin, nasıl sorularının cevabını vermekten hiç korkmuyorum. İşte en büyük kalkan onlar, seninle ilgili hayallerim hayat boyu hep güzel dostluklar biriktirmen, öğrenmene gerek kalmadan, hiç zorlamadan, zorlanmadan, daha doğuştan, taaa içinde aile bağlarıda, dostluk bağlarıda kopmaz halatlar kadar sağlam olan bir yürekle geliyorsundur umarım aramıza. Gün geldiğinde kendi kurduğun aile ve kazandığın dostluklar en büyük kazancın olsun.

Herkes mutlu oldukça, hayat bana da bildiği gibi gelsin işte sağlığı ve huzuruyla...

Özlen ben, annesinin kızı, kızı Lara’nın ve  uzun yollardan gelmekte olan Baby Çopuroğlu’nun annesi...

False