GeriFatih Kar Reflüyü tetikleyen bu besinlere dikkat!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Reflüyü tetikleyen bu besinlere dikkat!

Reflüyü tetikleyen bu besinlere dikkat!
Abone Olgoogle-news

Oldukça yaygın olarak görülen reflüyü yanlış beslenme tetikliyor. Uzmanlar reflü hastalarının kahve, çay, turşu, acı pul biber, soğan, sarımsak, çiğ salata gibi yiyecek ve içecekleri dikkatli tüketmeleri konusunda uyarıyor. Reflünün göğüs ağrısı ve göğüs yanması gibi şikayetlerle kendini gösterdiğine değinen Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Fatih Kar, konuyla ilgili önemli bilgiler paylaşıyor.

Reflü mide içinde asidin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Geri kaçan asit yemek borusunda ve çevresinde birtakım tahribatlara neden olur ve buna bağlı şikayetler ortaya çıkar. Reflüde pek çok şikayeti bir arada da görebiliriz, bu şikayetlerden sadece birini ya da birkaç tanesini de görebiliriz. Başlıca şikayetler göğüs ağrısı, göğüs yanması, ağza acı su gelmesi, göğüste sıkışma ve baskı hissi, ses kısıklığı, gıcık tarzında kronik öksürük, sırtın ortasına doğru vuran ağrıdır. Reflü gecenin bir vakti çok hızlı bir şekilde gelen göğüs ağrısı ile belirti verdiği ve dönem dönem kalpte ritm bozukluğuna da neden olabildiği için kalp krizi ile karıştırılabilir. Bu yüzden acil servislere göğüs ağrısı ile başvuran kalp dışı en önemli sebepler arasında gösterilir. Bu açıdan göğüs ağrısı ile gelen bu hastaların reflü açısından da mutlaka değerlendirilmesi gerekir.

GECE GEÇ SAATTE YENİLEN YEMEĞE DİKKAT

Reflü; stresli işlerde çalışanlar, yoğun kahve çay tüketimi olanlar, sigara kullananlar, egzersiz yapmayanlar ve geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı olanları daha çok tehdit eder. Midede reflüyü tetikleyebilecek gıdalar arasında çiğ salata, soğan, sarımsak, acı pul biber, turşu, portakal, greyfurt var. Bunların özellikle geç saatlerde tüketilmelerini reflü hastalarına kesinlikle önermiyoruz. Öte yandan, reflü hastalarında gece uyku şekli de çok önemli. Kişi uyuduğu zaman aldığı yatay pozisyon, yemek borusu ile mide arasındaki açının düzleşmesine neden olur. Uyku esnasında ayrıca mide asidinin salgılanması daha fazla görülür. Bu yüzden reflü problemleri genelde gece daha da şiddetlenir. Bunun için hastanın kendine uygun bir yatış pozisyonu belirlemesi gerekir. Reflü yastığı kullanarak ya da yatağın baş kısmını kaldırarak hastanın belden yukarısını hafif dikey pozisyona getirmesi onun geceyi rahat geçirmesini sağlar. Bu önlemleri alarak ve kendisine verilecek diyet program dahilinde hareket edip sporu da alışkanlık haline getirerek reflüyü atlatmak mümkündür. Reflü, diyet ve bunun dışında saydığım önlemlerle geçmiyorsa ve ciddi problemler devam ediyorsa medikal tedavi önerilir. Medikal tedavi şikayetleri hafifletir çünkü mide içindeki asidi su kıvamına döndürür. Geri kaçma devam etse bile sıvının içeriği yakıcı olmadığından belirgin bir düzelme sağlanır.

DÜZELMEYEN HASTALAR CERRAHİYE YÖNLENDİRİLİYOR

Medikal tedavi önerilen hastalarda erken yaş çok önemli bir faktör. Şöyle ki 25 yaşındaki bir hasta devamlı bir mide ilacı kullanmak zorunda kalabilir. Hastaların ortalama ömrünü 80 olarak düşünürsek, 50-60 sene ilaca mahkum bırakmak doğru bir davranış değil. Bu gibi durumlarda ameliyat gündeme gelebiliyor. Çünkü uzun dönem ilaç kullanımı mide emilimini bozabildiği gibi kalsiyum, demir eksikliklerine de neden olabilir. Buna bağlı kemik problemleri ve kansızlık gibi sorunlar baş gösterebilir. Eğer kısa süreli ilaç kullanımları, yaşam şekli, beslenme ve egzersizle problemler giderilebiliyorsa başka bir tedaviye gerek görülmez. Ancak tüm bunlara rağmen şikayetler geçmez göğüs sıkışması, ses kısıklığı gibi şikayetlerle beraber reflü krizleri de artarsa o zaman cerrahiyi gündeme getirmek gerekir. Ameliyatta yemek borusu ile midenin birleşim yerine mürekkep okkası gibi kapakçık mekanizması oluşturulur. Bu kapalı yani laparoskopik olarak yapılan bir ameliyattır. Ortalama 45 dakika sürer. Hastalar hastane ortamında 1 gün gözetim altında tutulur ve aynı gün ilaç kullanmayı keserler. Bu hastaların ameliyatlardan sonra hayat kaliteleri ciddi anlamda düzelir ve bir daha ilaç kullanmalarına gerek kalmaz. Nüks etme birçok faktöre bağlı olmakla birlikte yapılan cerrahinin kalitesi ile oldukça ilgilidir. İyi bir ameliyattan sonra nüks oranı yüzde 2-3’lere kadar düşebilir. Ameliyattan sonra da orada yeni bir kapakçık mekanizması oluşturulduğu için hastaların diyet uyumu gerekir. Birkaç hafta sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenme gerekir. Birkaç ay içinde de porsiyonlar azaltılarak normal gıdaya geçilebilir.

HÜRRİYET AİLE ÖZEL

False