GeriElif ÜNAL Dolapta gizli mektuplar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dolapta gizli mektuplar

Dolapta gizli mektuplar

Altın vuruşu alnımdan öpen, 'kızımızı ve seni bekliyorum' diyen eşim yaptı!

Sözlü olana nişanı, nişanlı olana düğünü, evlenene de çocuğu sormak adettir! Toplumca zamanlamalara karşı pek bir meraklıyız...

Bizde nasibimizi aldık çevremizden. Kendi burnumun dikinie gidip, bildiğimi okudum o ayrı mesele...

Her ne kadar Masal planlı bir bebek olsa da doktorun karşıma geçip 'hamilesin' demesi kısa süreli bi şok yaşattı bana.

Kan aldırırken bile hala annesinin elini tutan biri olarak hamileyim ve önümde onlarca test, en zirvesi de doğum var!

8 ay muhteşem geçti... Hayatımın en güzel zaman dilimlerinden biriydi hatta.

Nazlı hamilelerden de olmadım hiç!

Dolapta gizli mektuplar

İş yerinin merdivenlerini koşarak inip çıkıyodum mesela. Hamileyim, hasta değil!

Der demez 37. hafta bitti doğum izne çıktım... 'Sayılı gün' dedim bekliyorum.

Korku tavan yapmış ama kimseye belli etmiyorum.

Üstüne bir de doktor 'çok sıkıldım, işi bırakıyorum' deyip çekti gitti!

39...40...41...

Bizimkinin gelmeye niyeti yok!

Annem öyle bir baskı kurmuş ki üzerimde, normal doğum en sağlıklısıymış da... Sezaryenle doğuran yarım kalıyormuş... 10 sene sonra bile acısı geçmiyormuş...

Ve ben depresyondayım!

Ufaktan mektuplar yazıp sağa sola iliştirmeye başladım...

Kullanılmayan yorganların arasında bir tane... Evlilik fotoğrafımızın arkasına bir tane... Kışlık ayakkabının kutusuna bir tane...

'Bana bir şey olursa kızıma iyi bakın!'

'Onu göremezsen beni iyi anlatın...'

'Kızıma iyi bakmayacak kadınla evlenme...'

Yeşilçam filmi mi bu? Tıp ilerlemiş, teknoloji uzaya çıkmış ben hormonlarıma yenik salya sümük ağlıyorum!

Sonra 16 Haziran geldi çattı...

Kontrole gitmiştik, 'bebeği alacağız' dediler...

Allah'ım pat diye doğurulur mu hiç!

Babamı aradım... 'beni ameliyata alıyolar, sence ne yapayım?'

Şimdi düşünüyorum da yahu babam ne bilsin? O an kafam dünya turunda tabii!

Saat gelene kadar 'canım' dediğim herkes yanıma toplandı.

Sonra 2 hemşire beni almaya geldi. Asansöre giderken annem elimi sıkı sıkı tuttu, öptü yanaklarımdan...

Babamı hatırlıyorum 'burdayım' dedi...

Sonra kardeşim... Kuzenim... Dostlarım...

Altın vuruşu alnımdan öpen, 'kızımızı ve seni bekliyorum' diyen eşim yaptı!

Mektuplarım geldi aklıma...

İnşallah okumak nasip olmaz! dedim sessizce...

Bindik asansöre, kapılar kapandı 'artık yalnızsın Elif'...

Doktor nerde çalıştığımı sordu, Hürr...'den sonrası yok!

Bayılmışım...

Dolapta gizli mektuplar

'Elif uyan hadi, çok güzel bi kızın oldu' sesini duydum...

İçimde derin bi boşluk hissi! Acıdan eser yok...

34. dakikada odamdaydım... 2 saat sonra da ayakta!

O gece bütün hastaneyi turladım, kucağımda bebeğimle.

Demem o ki, duygusal mektuplara gerek yok... Hele korkuya hiç gerek yok!

Tanık olduğunuz mucize her şeyi yok ediyor...

Bildiğim ve emin olduğum tek gerçek ise 1000 kere daha gelsem dünyaya 1000 kere daha aynı günü yaşamak isteyeceğim...

False