"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Kalsiyum damarı bozar mı?

Kalsiyum hapları eskiye oranla daha yaygın kullanılıyor. Fakat “kalsiyum desteklerinin oluşturabileceği sağlık riskleri” konusunda artık bazı kuşkular var. Biz doktorların da bu konuda yeterli özeni gösterdiğimizi, eczacılarımızın gerekli uyarıları yapmadıklarını belirtelim. Kısacası konu mühim!

Kalsiyum hapları eskiye oranla daha yaygın kullanılıyor. Özellikle menopoz öncesi ve sonrasında hanımlar, kemik erimesi (osteoporoz) sorunu ile mücadele edebilmek adına kalsiyum haplarına yöneliyor.
Bunu yaparken de “kulaktan dolma” bilgilerle hareket edip “yuttukları hapın içinde ne var?” ve “hangi kalsiyum tozunu, ne miktarda içeriyor?” gibi sorulara yanıt aramayı dikkate almıyorlar.
Biz doktorların da bu konuda yeterli özeni gösterdiğimizi, eczacılarımızın gerekli uyarıları yapmadıklarını belirtelim. Kısacası konu mühim!
Önemli bir nokta da şu: Son zamanlarda “kalsiyum desteklerinin oluşturabileceği sağlık riskleri” konusunda bazı kuşkular var.
Bazı araştırmaların sonuçlarına bakılırsa kalsiyum desteği almak, özellikle dozu abartıldığında damar sertliğini hızlandırıp kalp krizi riskini yükseltebiliyor.
Peki bu durumda “osteoporoz tehdidi” olanlar ne yapacaklar? Lütfen “magnezyum ve K2” kutusunu ve “K2 neden önemli?” notunu dikkatle okuyunuz ve kararı ondan sonra veriniz...

ÇÖZÜM
Magnezyum ve K2 şart!

Bence doğrusu şu: Kalsiyum desteği alanların kullandıkları ürünün içeriğine, içindeki bileşenlere ve miktarlara dikkat etmeleri lazım. Kalsiyumu destek olarak yutan herkesin aynı zamanda uygun miktarda magnezyum ve K2 vitamini de alması gerekiyor.
Magnezyum vücudumuzdaki kalsiyum kanallarının doğal kilidi. Yeterli olmadığında hücrelerin içindeki kalsiyum miktarı artıyor, dokularda kalsiyum tuzları birikmeye başlıyor, “sertleşme” ve/veya “kireçlenme” başlayabiliyor. Damarların duvarındaki hücrelerde kalsiyum birikimi damarları kalınlaştırıp daraltan, “aterosklerotik” plaklara neden olabiliyor. Bu durum en başta kalp ve beyin olmak üzere organların beslenmesini bozuyor.
Magnezyum, kalsiyuma oranla beslenmeyle daha zor dengelenen bir mineral ve bu nedenle kalsiyum desteklerinin magnezyum içeriğini dikkatle gözden geçirmekte fayda var.
Kısacası burada da “bilinçli kullanıcı” olmak ve “bilgili bir tüketici gibi davranmak”, kalsiyum desteklerinden istifade ederken de doktorlarla işbirliği yapmak lazım.
Netice şu: Kalsiyum desteği alırken “vücudumuza yeteri kadar magnezyum ve K2 vitamini de giriyor mu?” sorusuna yanıt vermeden kalsiyum hapı yutmayın ve yuttuğunuz hapların içindeki miktarlara ve kalsiyum tuzunun yapısına dikkat edin. Önünüze konan her kalsiyum hapını “kemiklerime şifa olsun!” deyip yutmayın. Yoksa damarlarınız hapı yutabilir, aman dikkat!

BİR NOT
K2 neden önemli?
Yaşlanmaya bağlı kemik yoğunluğu azalması ya da eklemlerde kireçlenmenin artması öncelikle kalsiyum dengesinin bozulması ile ilgili bir süreç.
Tam da bu noktada pek bilinmeyen ama değeri son zamanlarda gündemden hiç düşmeyen bir vitamin olan K2 vitamini devreye giriyor.
K2 fazla kalsiyumu damarlarımızdan uzak tutmaya yarıyor.
K2’nin en önemli kaynakları kırmızı et, tavuk eti, yumurta ve süt. Bu vitamin kalsiyumu engelleyen özel bir proteini (matrix G1a protein) harekete geçiren bir anahtar.
Eğer yeteri kadar K2 vitamininiz varsa bu protein aktifleşip dokularda kalsiyum birikmesini engelliyor.
Ne yazık ki K2 vitamini gıdalarımızda yeteri kadar yok, çoğu yetişkin ihtiyacını karşılayamıyor.
İşte bu nedenle son yıllarda osteoporoz ve kireçlenme ile mücadelede K2 vitamini popüler bir destek haline geldi. K2 (menakinon) hem osteoporoz tedavisini destekliyor, hem de kalsiyumun damar duvarında birikmesine engel oluyor.


BİR SORU
Omega-3 kapsülleri kaç kalori?

Omega-3’ün yararları saymakla bitmez! Kanın incelmesi, pıhtılaşma olasılığının azalması, kalp ritim bozukluklarının düzelmesi, damar içini döşeyen yüzeyin sağlıklı ve kaygan hale gelmesi, trigliserid düzeyinin düşmesi, HDL kolesterolün yükselmesi, kan basıncının daha kolay ayarlanabilmesi, belleğin güçlenmesi, kilo almanın güçleşip, kilo kaybının kolaylaşması, bebeklerde beyin gelişiminin desteklenmesi, eklem sorunlarının geciktirilmesi bunların başlıcalarıdır.
Günlük Omega-3 tüketiminin 1-2 gram civarında olması tavsiye edilmektedir. Bu konuda kesinleşmiş bir değer yoktur. Haftada 2-3 kez balık yemek Omega-3 yönünden iyi bir beslenme alışkanlığıdır.
Tüketilen balığın cinsi ve miktarı çok önemlidir. Soğuk sularda yetişen yağı bol balıklarda Omega-3 yağ asitlerinin miktarları daha fazladır.
Balığı düzenli olarak yemiyorsanız hazır Omega-3 desteklerinden yararlanabilirsiniz. EPA ve DHA içeren bu desteklerde EPA/DHA miktarları 390/260 mg civarındadır.
Omega-3 desteklerini doktorunuzla konuşmadan kullanmamalısınız. 1 kapsül Omega-3 desteği 10-12 kalori kadardır.
Kanı sulandırıcı ilaç kullananların, ginkgo biloba ve E vitamini alanların Omega-3 alırken doktorları ile konuşmaları zorunludur.

BİR BİLGİ
Tarçının fazlası karaciğeri yorar mı?

Journal of Agriculture and Food Chemistry adlı dergide yayınlanan bir makaleye göre koku ve tat vermesi için gıdalara eklenen tarçın bazı duyarlı kişilerde karaciğer hasarı oluşturabiliyor.
Bunun nedeninin kumarin adlı kanın pıhtılaşmasını önleyen maddenin fazla miktarda alınması olduğu öne sürülüyor. Tarçın, karabiberden sonra en çok kullanılan koku ve tat vericidir. Çubuk ya da toz şekliyle tüm dünyada bol miktarda tüketilen bu ürünün “has”ı Seylan tarçını denilen Sri Lanka, Madagaskar ve Seyşeller’de üretilenidir.
Pahalı olan bu türün yerine sıklıkla daha ucuz olan Çin tarçını da denilen Endonezya ya da Çin’de üretilen tarçın kullanılmaktadır.
Seylan tarçını çok az miktarda kumarin içerir. Almanya’da yapılan bir araştırmada Çin tarçınında toz haliyle 63, kat çubuk haliyle 18 kat fazla kumarin bulunmuştur. Tarçının dokusunda doğal olarak bulunan kanın pıhtılaşmasını azaltan bu madde duyarlı kişilerde karaciğerde hasara yol açabilmektedir.
Satılan toz tarçınların üzerinde kaynak belirtilmemesi önemli bir sorun. Çubuk tarçınların hangisinin Seylan hangisinin Çin tarçını olduğu içindeki tabakalardan anlaşılabiliyor.
Çin tarçını kalın tabakalı ve içi boş bir tüp gibidir. Seylan tarçını ise ince tabakalardan oluşur.

X