"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Kalbimiz ve beynimizin kaderleri neden ortak

Daha önce yazmıştım ama sizden gelen sorular çoğalınca hoşgörünüze sığınıp tekrarlamak zorunda kaldım. Özeti şudur...

Kalp ve beyin kader ortağıdır! İkisi de tehditleri ve riskleri aynı olan, kader ortağı kadar yakın sayılabilecek iki organdır.
Nedeni şu: İkisi de damardan çok zengindir. İkisi de çok ama çok çalışkandır. Damarları rahatsız eden her türlü musibetten de önce bu iki ortak etkilenir.
İkisi arasındaki sıralamadaysa kalp “bir tık önde” gider.
Damar düşmanı faktörler devreye girince en hızlı sertleşip yaşlanan en erken “pıhtı/plak” yapan damarlar da bu iki çalışkan organın damarları olur.
Kolesterol döngünüz kötü, trigliseridiniz çok mu yüksek? Ayarsız bir hipertansiyon probleminiz, dengesiz bir kan şekeri yüksekliğiniz mi var? Fazla kilolu, sigara kullanan, stresli biri misiniz? İnsülin direnciniz, gizli şekeriniz, hiperürisemi meseleniz mi söz konusu?
Plaklar/pıhtılar önce koroner arterleriniz ve/veya karotis damarlarınızda uç vermeye başlar.
İşte bu nedenle biz sizi “Kalbiniz için iyi ya da kötü olan her şey beyniniz için de iyi ya da kötüdür” diye uyarıp duruyoruz.

Kalbimiz ve beynimizin kaderleri neden ortak

O ortak kader nasıl yönetilecek

◊ Damar hastalığı yönünden risk grubunda olanlar, özellikle bu iki organdaki damarların (karotis arterleri ve koroner arterlerin) sağlığını dikkatle izleyecekler. Yıllık sağlık kontrollerinde bu konuda da bilgi edinecekler.
◊ Bu iki organı besleyen damarlardan herhangi birinde sorun gören hastalar ve hekimleri, diğerini de izlemeye alacaklar. Yani “karotisinde plak saptananların koroner, koronerinde plak saptananların karotisinde durum nedir?” kontrol edecekler.
◊ Eğer bu damarlardan birinde plak/pıhtı varsa sadece bir kolesterol hapı ve bir kan inceltici ilaçla yetinmeyip risk faktörlerinin hepsini tek tek devreden çıkaracaklar. Yani;
- Fazla kilolarını verecekler
- Sigara içmeyecekler
- İnsülin dirençlerini yönetmeyi öğrenecekler
- Kan şekerlerini dengeleyecekler
- Tansiyonlarına ayar verecekler
- Trigliserid ile ciddi mücadele edecekler
- Uyku sorunlarını, depresyon hallerini düzeltecekler
- Ve mutlaka ama mutlaka her gün inatla ve ısrarla egzersiz yapacak, özellikle de düzenli yürümeyi alışkanlık haline getirecekler.

Kalbimiz ve beynimizin kaderleri neden ortak

Domates sadece likopenden ibaret değil

Domatesin kırmızı mucize likopen ile tıka basa dolu olduğu kesin. Bu bilgi doğru ama domates ve salçanın marifeti sadece likopenle sınırlı değil.
Domates, beta ve alfa karotenden, lütein ve zeaksantinden, fitoen ve fitofluenlerden de çok zengin bir besin.
Ayrıca bol mineral (magnezyum, çinko) , potasyum, vitamin (folik asit, pantotenik asit, niacin) de içeriyor.

Kalbimiz ve beynimizin kaderleri neden ortak

Huzur üzerine notlar

Huzur mühim bir “iç mesele”dir. Buna rağmen ve nedense herkes onu kendi dışında hatta uzaklarda bir yerlerde aramaya heveslenir. Dahası “bir tatlı huzur için” Kalamış bırakılıp Nepal’e bile gidilir.
Oysa huzurlu biri olmaya da, huzurlu bir hayat ve huzur içinde kalmaya da her insan kendisi karar verir.
Huzurun net ve açık bir tarifi de yapılabilmiş değildir.
Ama yine de şu bilgiler her zaman, herkes için geçerlidir:
Huzur;
◊ “Susma”nın bazen en büyük “ceza” olabileceğini bilmektir.
◊ “Evet” ile “hayır”ın hakkını eşitleyebilmektir.
◊ “Öfke”nin ve “azar”ın ruhu incittiğini bilmek, “marifetin iltifata tabi olduğunu” fark etmektir.
◊ “Abartı”yı törpülemek, “karmaşığı” basitleştirmek, “manevi sadeliği” yeniden keşfetmektir.
◊ İşin içinden çıkılamadığı her durumda sorunlar ve sonuçları Allah’a havale edebilmektir.
◊ Kendi olabilmek, kendi kalabilmek, haddini bilmektir.
◊ Dinlemeyi de bilmek, hoş görüp affetmek, durmayı bilmektir.

Kalbimiz ve beynimizin kaderleri neden ortak

Zor sorular

Hangisi daha önemli?
◊ Kanseri önlemek mi, erken teşhis
etmek mi?
◊ Kanser farkındalığı mı, toksin farkındalığı mı?
◊ Kemoterapiye, radyoterapiye, cerrahiye abanmak mı?
Yoksa;
◊ Bedenin doğal “antikanser gücüne” güç katmak mı?
◊ Kanserle savaşta sadece ilaca, ışına, ameliyata mı yoksa bağışıklık gücüne de sığınmak mı?
◊ Kansere karşı savaşı sadece ben, siz ya da biz mi vermeliyiz, yoksa herkes mi?
◊ Kimyasal zehirlenmeye yalnızca ben, siz, biz mi “dur” demeliyiz, yoksa devlet mi?

Kalbimiz ve beynimizin kaderleri neden ortak

Ayağınızı gazdan çekmeyin

Sizce hangisi daha zor? Sağlıklı kalmak mı, hasta olmak mı?
Bana sorarsanız zor olanı hastalanmak! Kolayı sağlıklı kalmak.
Bunun da yolu (özellikle 50’den sonrasında) her gün ama her gün bıkıp usanmadan egzersiz yapmak!
Ayağınızı gaz pedalından asla çekmemek! Ve her gün yürümek...

Kalbimiz ve beynimizin kaderleri neden ortak

Kolesterolsüz asla olmaz

Kolesterol hayati hormonlarımızın çoğunun üretiminde kullanılan ana madde. D vitamininin üretimi için de kolesterol şart.
Hücre duvarının bütünlüğü, hücresel fonksiyonların devamlılığı ve daha pek çok yaşamsal süreç kolesterol olmadan mümkün olamıyor.
Kolesterol seviyesini aşırı düşürdüğünüzde depresyona ve kansere yakalanma ihtimaliniz artar.
Düşük kolesterol düşük testosteron üretimi ile de birliktedir. Yani yeterli cinsel güç ve üreme fonksiyonumuzun sürekliliği için de testosterona ihtiyacımız var.
Kısacası kolesterolü öyle “yok edilmesi gereken bir düşman” gibi görmek kesinlikle yanlıştır. Ama çok yüksek kolesterol düzeylerinin, özellikle trigliserid, kan şekeri ve tansiyon yükseklikleri ile birlikte olduğunda mühim bir risk haline geldiği de kesindir.
Kısacası kolesterolün varlığı değil çokluğu ya da azlığı problemdir.

X