"Sevinç Yıldız" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sevinç Yıldız" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sevinç Yıldız

Sevinç Yıldız

Hak İçin İlla Şansa, Şans İçin İlla Kara mı İhtiyaç Var?

8 Nisan 2020

Ne istersen onu görürsün

Yakın geçmişte canımı yakan bir hesap yüzünden, İstanbul’da köprü reklamlarının altından her geçişimde sadece talepkarlık görüyorum: Gör beni, sev beni, destekle beni… Kitlesel “mağduriyet” için başlatılan talepkar kampanyayı görür görmez o yakın geçmişteki mağduriyetimin etkisinin hala devam ettiğini farkettim.

Rengi bize reklamlarda gösterir oldun İstanbul

Ne zaman kamusal bir alanda sanat aksiyonu sapsam, insanların renge olan hasretine şahit oluyorum. Halk kalbe dokunan sanata o kadar aç ki aslında… İstanbul’un hatırı sayılır yerlerindeki reklam mecraları yeni yönetimle epey genişletilmiş. Yine bir talepkarlık, yine bir reklam üstelik bu kez daha büyük yani bağırıyor: Tüket beni! Huzurun resmini doğa yapıyor yine kar yağdırarak. Beyaz tüm kusurlardan güzellik yaratıyor.

Yazının devamı...

Entelektüel Destek Paketi

2 Nisan 2020

Sanat tarihçisi, sanat yöneticisi, sanat rehberi gibi etiketlerin ötesine geçerek, aktörleri sürekli değişen (eser-koleksiyoner, sanatçı-galeri, müze-koleksiyon-kurumsal yapı gibi) yüksek kültür dünyasındaki yolculuğunun, yaşamının bu evresinde, kendi içsel dünyasıyla kurduğu özel bağla çok daha anlam kazandığını ifade eden Banu Hanımefendi ile görüntülü sohbetimizi kayda aldım:

S: Nasıl gidiyor karantina günleri, köklü değişiklikler var mı yaşam akışınızda?

B: Ben evde olmayı, okumayı, yoga ve meditasyonu çok sevdiğim için kendimle ilgili şikayet edeceğim birşey yok. Teknolojiyle alıştım diyebilirim. Önceden çevremden gelen görüntülü
konuşma tekliflerini reddederdim. Telefonumun her daim sessizdedir. Kaçtığım şeyler karantinayla birlikte hayatımda şuan. Mesela evim benim sığınağımdır, özelimdir. Artık görüntülü konuşmalar sayesinde​ herkesi evimde ağırlıyorum:)

S: Bilginizi aktardığınız ​kişi ve kurumların sizden beklentilerini, sanatın ​evrensel değerlerine ters düşmeden karşılayabiliyor musunuz?

B: Kişisel veya kurumsal olsun, hepsinin sanat yoluyla insanlara ulaşma amacı farklı. Müzeye giden bir ev hanımı grubuyla bir öğrenci grubunun amacı farklı olduğu gibi, akşam orada davet verecek bir kurumun amacı da farklı. Dolayısıyla tüm bu farklı ihtiyaçlara cevap vermeye çalışırken birçok kültürel farklılığa tanıklık ediyorum. Bunun uzantısı olarak, sanatı hayatlarında farklı konumlandırdıklarından dolayı Türkler ve yabancılara anlatımlarım da farklı oluyor. Örneğin Türkiye’de sanat​ ​olaylarında çoğu zaman görünürlük ve prestij sanatın önüne geçer; önemli olan davettir, sanat kısmı olayın süsüdür, prestij kaynağıdır. Doğrusu sanatın merkezde olmasıdır, davetin onun etrafına çevrilmesidir. Tüm bu farkların bilincinde olarak, sanat ve insanlar arasında -sunulan imkanlar dahilinde- sağlam bağlar kurmaya çalışıyorum.

​S:

Yazının devamı...

Dijital Varlık Dünyasının Haylaz Meleği

25 Mart 2020

Bu yeni sistem, "haksızlık bu" denilebilecek -data gizliliği, medeni hakların ihlali yoluyla elde edilen kazanımlar, haksız kazanç gibi- kitleler üzerinde oldukça etkili düzenlere kökten çözümler sunduğu için, mevcut çıkarlarını korumaya çalışan dirençlerle el ele olmak istiyor. Bu dirençler dev güçler yani devletler ve devlet gibi dev şirketler.

Neredeyse ölümle burun buruna geldiğimiz şu günlerin sonunu görecek kadar aklen ve bedenen güçlüysek eğer, her alanda kökten değişimlere tanıklık etme şansına erişeceğiz. Bu değişimin hakkını ödeyecek sektör yine finans olacak gibi.

Dengeleri değiştirmeye çoktan başlamış yeni finans dünyasına yön verebilmek ayakta alkışı hak eden bir meziyet. Dünyada bir avuç insan bu mertebeye ulaşmış. Dijital varlık dünyasında, sektöre sunduğu kişisel katkılarıyla "açık sözlü avukat" sıfatıyla nam salmış Türk İş Kadını Meltem Demirörs Hanımefendi, Dünya Ekonomik Forumu Blockchain Konseyi'nin (World Economic Forum Blockchain Council) kurucu üyesi. Dijital Para Birimi Grubunun (Digital Currency Group) kurucularından, MIT ve Oxford'da ders veriyor ve CoinShares adlı yatırım
şirketinin strateji sorumlusu olarak dijital varlık ekosisteminde dolaşan yatırımcılara ve girişimcilere ortaklık yapmakta. Kendisiyle en merak ettiğim soruları paylaştım:

S: Mevcut finansal sistem dünyadaki yaşam kalitesini düşürüyor gibi görünüyor. İçtenlikle inanıyorum ki; özellikle içinden geçtiğimiz sancılı süreçte yaşadığımız değişken finansal tablolar bizi geleceği temsil eden finansal duruma daha da yakınlaştıracak. Bu bağlamda -geleneksel yöntem- parayı basmak veya kripto etmek hakkında fikirlerinizi verir misiniz?

Yazının devamı...

Sanal Ortamdan Haberler

17 Mart 2020

Her bir insan en az bir alanda bizden iyiymiş ondan bu ortamda sohbet edeceğim kişiye en azından burada ne aradığını sorabilirim. Şu anda İnstagram’da da olabilirdi. Kadında çekilmeyen, erkekte hiç çekilmeyen çağın en büyük salgını özentilik; “ben, ben, ben, bu da bu duvar önünde nasıl durduğum, bu da bu masa başında nasıl oturduğum, bu da elbisem, çantam, ayakkabım, saçım, makyajım ve işte bu da az sonra yiyeceğim sushi” de diyebilirdi. Bir gerçeklik karmaşasıdır gidiyor malum içinden geçtiğimiz ve kısa süreceğini tahmin ettiğim dönemin adı: gerçek ötesi (Post Truth).

Sohbeti gerçekleştireceğim ortamın adı VR Chat ve bu bir “app” ancak mobil cihazda değil, oyun platformu olarak bilinen “Steam” de çalışıyor diğer sanal gerçeklik uygulamaları gibi. Bilgisayarlar evlere girmeden meraklıların internet kafelere gitmesini andırıyor bugünkü VR kafeler.

Bu sistem için çok güçlü bir bilgisayara ve profesyonel VR gözlüğüne ihtiyacınız var. Ek olarak fiber altyapılı internete. ADSL’de görüntü titriyor, düşük bağlantıda hiç çalışmıyor. Dil İngilizce. Güzel teraslı, ormana bakan bir evde iki ayrı duvar projeksiyon ekran var, birinde oyunlar diğerinde ise çeşitli uygulamalar olan. “Viveport” adında yeni bir app çıktı, çok havalı bir şehir merkezi inşa etmişler, paslanmaz çelikten yumurta görünümlü evler havada uçuyor. Orada da dev bir ekran ve apayrı platformlar dizayn edilmiş.
Acute Art adlı platform çağdaş sanat sergileri yapıyor. Christo ve Jeanne-Claude çiftinin “Mastaba” eseri Hyde Park’da havadan izlenebiliyor.


Yazının devamı...

Bülbüller

10 Mart 2020

Çoğu insan sanattan anlamadığını dile getirir, çünkü hiçbirimiz anlayamayız, sadece hissedebiliriz, varlığından keyif alırız müzik gibi. Dışarıda yürürken kulaklığımın şarjı biter veya kaybolursa, telefonu kulağıma dayayıp dinlemeye devam ediyorum sanki telde konuşuyor gibi, o derece bir bağımlılık benimki. .

Dün, Dünya Kadınlar Gününe özel bir çalma listesi yaptım. O kadar duygu dolu parçalar seçtim ki dinlerken kalbime bir şeyler oluyor. Sadece Türkiye’ye değil, dünyaya ait seslerden oluşturduğum seçkideki parçalar, engellere rağmen var olabilmiş, bazen hak ettikleri müzikal kaliteyle işlenmeseler de, gürültüye rağmen farkedilmiş ve fark edilmeye devam eden kadınlara ait. Onların kendilerine has yaşamlarından akan duygularıyla giydirdikleri sesler gayet şık ve etkileyici.

Her dinlediğimde ‘bu ses bir insandan nasıl çıkar’ dediğim ses Selda Bağcan ile liste başlıyor. Bir akşam Los Angeles’ın en havalı yerlerinden birinde çalan müziğin tınısının yavaş yavaş form değiştirmesiyle kendimi İstanbul’da hissettim. Yanımdaki arkadaşlarımdan Türk olana ‘sanki birazdan Türkçe bir şarkı çalacak gibi değil mi?’ diye sormamla Acid Pauli yorumuyla Selda Bağcan’ın “Katip Arzuhalim” çalmaya başladı. Sonra hem DJ kabinindeki kalabalık hem de pistteki insanlar öyle kendilerinden geçtiler ki… Şarkı bittiğinde kulüpteki rutin tekrar normale döndü, sigara içenler sigaralarını yaktılar, ihtiyaçlarını fark edip yürümeye başladılar falan, sanki dev bir dalga geldi herkesi metrelerce yükseltti, tarifsiz duygular yaşattı ve gitti. Gecenin birkaç dev dalgasından biriydi “Katip Arzuhalim”. Bu yüzden listenin başına bu yapıtı koyuyorum. Aynı sanatçıdan “Gesi Bağları”, “Çemberimde Gül Oya”, “Öyle Bir Yerdeyim Ki” yapıtlarıyla devam ediyor listem. Bu parçalar ve dahası, bugün birçok müzik yapımcısı tarafından yeniden yorumlandı.

Sen gül ol da, uğruna ötmeyen bülbül utansın. -Mevlana

Yazının devamı...

Bir Öykünme Meselesi Hanımefendilik Müessesesi...

3 Mart 2020

Toplumsal cinsiyetin ayrıcalıklar, dezavantajlar ve istisnalarının olduğu bir dünyada, feminist medya çalışmalarındaki son elli yıllık araştırmalar, cinsiyetin medya ile ilişkisini araştırmak için bir girişim oldu.

Bu girişimler, medyanın feminist analizleri, kültürel yapıların eşitsizlik, tahakküm ve baskı kalıplarına nasıl bağlandığını anlama arzusuyla canlandırıldı. Bazen cinsiyet üzerinden medyanın sunduğu ‘zevk’ ön plana çıkarıldı, bazen de bunun ideolojik etkileri vurgulandı. Sonuçta bu araştırmalar canlı, heyecan verici ve daha adil bir dünya yaratmaya yönelik etik ve politik taahhütler bağlamında titiz analizler üreten bir alan yarattı.

1960'lar ve 1970'lerde, Batı dünyasını süpüren feminist yaratıcılık, düşünce ve aktivizm dalgasına karışanlar, daha önceki kadın hareketlerinin bilmesi gereken bir sorunla karşı karşıya kaldı: medyanın egemen olduğu bir dünya.

Kadınların medyada temsil edilmesine ilişkin feminist çalışmaların temelini oluşturan yapılanmaların etkisi yadsınamaz. Aynen batıdaki gibi, burada da üniversitelerde çalışan veya okuyan kadınlar, erkeklerin tüm insan nüfusunun önünde durduklarını ve medyada kadınların tasviriyle ilgili sorunların farkına vardı. Ancak bizim toplumumuzun en üst yapılarında bile kadın tercihleri, kadın çıkarları göz ardı edilmekte.

Yazının devamı...