Kışın zorlu yol koşullarını geride bırakıp yazın sıcak asfaltına geçtiğimiz bu günlerde, araç güvenliğinin en kritik unsurlarından biri yine lastikler. Mevsim geçişiyle birlikte sürüş konforu, yol tutuşu ve yakıt verimliliği yeniden gündeme geliyor. Biz de bu önemli konuyu, işin uzmanına sorarak tüm detaylarıyla ele alıyoruz.
Barış Çetin Yılmaz-Serkan Kızılbayır
* Yaz lastiğine geçiş için doğru zaman nedir, takvim mi yoksa hava sıcaklığı mı belirleyici?
Yaz lastiğine geçme zamanı olarak en doğru kriter takvim değil, hava sıcaklığıdır. Genel kabul edilen günlük ortalama sıcaklığın 7 derecenin üzerine çıkmasıdır. Bu seviyenin üzerinde kış lastikleri performans kaybı yaşamaya başlar, hem yol tutuşu azalır hem de lastik daha hızlı aşınır. Özellikle Ankara gibi gündüz ve gece sıcaklık farklarının yüksek olduğu bölgelerde, birkaç günlük geçici ısınmalara aldanmadan, sıcaklıkların kalıcı şekilde yükselmesini beklemek gerekir.
* Lastik yakıt tüketimini etkiler mi?
Kesinlikle evet. Lastik, aracın yolla temas eden tek noktası olduğu için yuvarlanma direnci yakıt tüketimini doğrudan belirler. Yanlış hava basıncı, yanlış lastik seçimi veya aşınmış lastikler aracın daha fazla efor harcamasına neden olur. Doğru lastik ve doğru basınç kullanımıyla yüzde 3 civarında yakıt tasarrufu sağlamak mümkündür. Bu da uzun dönemde ciddi bir maliyet avantajı anlamına gelir.
* Tiroit bezi nedir, nerede bulunur ve nasıl çalışır?
Tiroit bezi, boynun ön kısmında, adem elmasının hemen altında yer alan kelebek şeklinde bir endokrin bezdir. Ortalama 15–20 gram ağırlığında olmasına rağmen vücudun genel işleyişinde son derece kritik bir rol oynar. T3 (triiodotironin) ve T4 (tiroksin) hormonlarını üretir. Bu hormonlar hücrelerin enerji üretimini düzenleyerek metabolizmayı doğrudan etkiler. Hormon üretimi, beyindeki hipofiz bezinden salgılanan TSH (tiroit uyarıcı hormon) tarafından kontrol edilir. Bu sistem, “negatif geri bildirim mekanizması” ile çalışır. Yani hormon seviyeleri düştüğünde hipofiz bezi daha fazla TSH salgılayarak tiroit bezini uyarır; hormon seviyeleri yükseldiğinde ise bu uyarı azalır. Bu hassas denge, vücudun iç ortamını sabit tutmak için hayati öneme sahiptir.
Dr. Serpil Kılınç - Serkan Kızılbayır
* Tiroit hormonlarının vücut üzerindeki etkileri nelerdir?
Tiroit hormonları neredeyse tüm organ sistemlerini etkiler ve bu nedenle “vücudun hız ayarlayıcısı” olarak tanımlanır. Başlıca etkileri şunlardır: Metabolizma hızını belirleyerek enerji üretimini düzenler. Kalp atış hızını ve kalp kasının gücünü etkiler. Vücut ısısını dengeler. Beyin fonksiyonlarını, hafızayı ve dikkat süresini etkiler. Sindirim sisteminin çalışma hızını düzenler. Kas gücü ve refleksler üzerinde etkilidir. Kemik yapım-yıkım dengesini kontrol eder. Bu nedenle tiroit hormonlarındaki en küçük bir dengesizlik bile çok farklı sistemlerde belirti verebilir.
* Hipotiroidi nedir? Kimlerde daha sık görülür?
Erdoğan ile üretim ve uygulama süreçlerini, Batı Bims’in farkını ve sektörü konuştuk. İbrahim Erdem Erdoğan, Ar-Ge çalışmaları ve saha başarısının Batı Bims’i sektörün kural koyucu firmaları arasına getirdiğine dikkat çekti.
İbrahim Erdem Erdoğan-Serkan Kızılbayır
* Batı Bims bugün sadece bir üretici değil, sektörün standartlarını belirleyen bir güç olarak konumlanıyor. Batı Bims’i rakiplerinden ayıran ve "sektörün bilirkişisi" kılan temel felsefe nedir?
Bizim felsefemiz standartlaşan bir ürünü üretip sıradan olmak kesinlikle değil. Sorunu doğru teşhis etmek, bunun akabinde doğru kaynakları doğru planlayarak doğru çözümler sağlamak üzerine kurulu. Batı Bims olarak biz geleneksel bims bloğunu modern mühendislikle yeniden tanımladık. Ar-Ge merkezimizde geliştirdiğimiz her ürün, bir yapının sürdürülebilirliğini sağlarken aynı zamanda maksimum faydayı düşük maliyetle sağlamayı hedefler. Nitekim bir inşaat mühendisi olarak bu şartları bizzat gözetiyor, optimum dengeyi koruyarak ürünlerimizi geliştiriyoruz. Tüm bu Ar-Ge çalışmaları ve saha başarısı, bizi sektörün kural koyucu firmaları arasına getirdi.
Kendisiyle çağımızın son dönemde hızla ilerleyen sorunlarından biri miyop ile ilgili merak edilenleri konuştuk.
Dr. Nilay Akagün-Serkan Kızılbayır
* Miyop çocuk sayısı neden bu kadar arttı?
Artan ekran kullanımı ve azalan açık hava zamanı en büyük etken. Çocuklar uzun süre yakına bakıyor ve dışarıda daha az oynuyorlar. Genetik yatkınlık varsa bu süreç daha belirgin hale geliyor.
* Bir çocuğun miyop olduğunu aileler nasıl fark eder?
Televizyona yaklaşma, göz kısmak, tahtayı seçememe, baş ağrısı gibi belirtiler olabilir. Çocuk bazen şikâyet etmeyebilir, o yüzden göz muayeneleri çok önemli.
Eğitim sektöründe başarılı işlere imza atan Maya Okulları Oran Yerleşkesi’nde eğitim üzerine güzel bir sohbet imkânı buldum. Konuğum Maya Okulları Oran Yerleşkesi Okul Müdürü Anıl Eraç oldu. Akademik başarının yanı sıra “hayat başarısını” da önemsediklerini ifade eden Eraç, “Yaşam için öğrenmek yerine yaşamın içinde öğrenmeyi önemsiyor; bütünsel gelişimlerini destekliyoruz” dedi. Ben sordum Anıl Eraç yanıtladı...
Serkan Kızılbayır-Anıl Eraç
* Maya’da öğrencilerin kendilerini mutlu ve değerli hissettiklerini gözlemliyoruz. Bu duyguyu okul ortamında nasıl inşa ediyorsunuz?
Öğrencinin okul kapısından girdiği andan itibaren kendisini olduğu gibi kabul edildiği bir ortamda bulması esastır. Hata yapmanın bir öğrenme fırsatı olarak görüldüğü, yargılamanın değil anlamanın ön planda olduğu bir ilişki modelini benimsiyoruz. Her öğrencinin tanındığı ve ilgi alanlarının bilindiği bir ortam, “Ben buraya aitim” duygusunu güçlendirir. Okulun yalnızca ders yapılan bir yer değil; arkadaşlıkların kurulduğu, oyunların oynandığı ve keyifli anıların biriktiği bir yaşam alanı olduğuna inanıyoruz. Öğrencilerimizin Okul Meclisi aracılığıyla karar süreçlerine katılmalarını destekliyor, demokratik yaşam kültürünü erken yaşta deneyimlemelerini önemsiyoruz. Sanat, kültür, spor, bilim ve sosyal sorumluluk alanlarında kendilerini ifade edebilecekleri geniş imkânlar sunuyoruz. İlgi ve yetenek alanlarını keşfederek bu alanlarda derinleşmelerine olanak tanıyoruz. Bu yaklaşımın öğrencilerimizin öz saygılarını güçlendirdiğini ve onları daha mutlu bireyler haline getirdiğini gözlemliyoruz. Bu bütüncül yaklaşımımızla, Maya Okulları’nı sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda yüksek eğitim kalitesi arayan veliler için Ankara’nın önde gelen özel okul seçeneklerinden biri yapmaktayız.
* Öğrencilerinizin İngilizceyi kullanma konusunda oldukça öz güvenli oldukları dikkat çekiyor. Bu öz güveni kazandırmak için nasıl bir eğitim yaklaşımı benimsiyorsunuz?
Maya Okulları’nda İngilizce eğitimi bir dersin ötesinde, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak ele alınır. Öğrenciler dili yalnızca sınıf içinde değil; oyunlarda, projelerde, sunumlarda, sahne çalışmalarında ve disiplinler arası etkinliklerde aktif olarak kullanırlar. Bu sayede İngilizceyi “doğru yapma kaygısı” yerine gerçek bir iletişim aracı olarak görmeye başlarlar. Hata yapmanın öğrenmenin doğal bir parçası olduğu güvenli bir ortam oluşturuyoruz. Erken yaşlarda oyun temelli başlayan süreç, ilkokulda projelerle, ortaokulda ise akademik ifade ve tartışma becerileriyle derinleşir. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerini uluslararası ölçütlere dayalı sistemlerle düzenli olarak takip ediyoruz. Her öğrencinin gelişimi bireysel hızına göre destekleniyor. Bu sayede öğrencilerimiz, uluslararası standartlarda bir dil yeterliliğine ulaşarak, Ankara özel okullar arasında dil eğitimindeki başarısıyla öne çıkan Maya Okulları’nın sunduğu ayrıcalıklı eğitimi deneyimlerler.
Gürgenç, “Yenilio olarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde güçlü bir şekilde katkı sunmayı hedefliyoruz. Enerji kaynaklarının etkin kullanımı, sürdürülebilir üretim ve tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşması ve yenilikçiliğin desteklenmesi bizim için çok önemli başlıklar” dedi. Ben sordum Ali Gürgenç merak edilenleri yanıtladı.
* Ali Gürgenç kimdir? Ardından Yenilio’yu kısaca anlatır mısınız? Bu proje nasıl ortaya çıktı?
Ben Ali Gürgenç. Yenilio Teknoloji ve Gürgençler Apple Premium Partner Yönetim Kurulu Başkanı’yım. Gürgençler olarak uzun yıllardır Apple Premium Partner ve Yetkili Servis Sağlayıcısı kimliğimizle teknoloji sektöründe güçlü ve köklü bir deneyime sahibiz. Yenilio ise bu deneyimin doğal bir uzantısı olarak, 2022 yılında “yeniliğe ve dönüşüme öncü” bir teknoloji markası olma hedefiyle hayata geçti. Çıkış noktamız çok netti; teknolojiyi daha erişilebilir hale getirirken çevreye olan sorumluluklarımızı yerine getirmek; karbon ayak izini ve elektronik atık miktarını azaltmak. Bugün Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ve Ticaret Bakanlığı onaylı Yetkili Yenileme Merkezi olarak başta iPhone, iPad, Mac ve Apple Watch olmak üzere Apple ürünlerini titizlikle test ve kalite kontrol süreçlerinden geçirerek, güvenli ve garantili şekilde kullanıcılarla buluşturuyoruz. Yenilio markasıyla yenileme, yeniden kullanım ve sürdürülebilirlik odağında bir adım ileri taşıyoruz. Teknolojik ürünlerin ömrünü uzatan, yeniden ekonomiye kazandıran bir modelle hem sektöre hem de kullanıcıya katma değer sağlamayı hedefliyoruz.
* Yenilenmiş teknoloji denildiğinde Yenilio’yu farklı kılan nedir?
Yenilio’da yenilenmiş teknoloji, yalnızca bir ürünün tekrar satışa sunulması anlamına gelmez. iPhone modellerimiz 27 nokta kalite kontrolünden geçerken; Apple Watch, iPad ve Mac’ler de kendi ürün kategorilerine özel, kapsamlı kalite ve performans testlerinden geçirilir. Tüm bu süreçler, tamamen dijitalleşmiş bir sistemle şeffaf ve izlenebilir şekilde yönetilir. Ayrıca TSE denetiminde sunduğumuz 12 ay garantili yenilenmiş Apple ürünleriyle, müşterilerimize hem güven veren hem de sürdürülebilir bir teknoloji deneyimi sunarız.
* Yenileme süreciniz nasıl ilerliyor?
Yenileme süreçlerimizin kalbi, Gebze Bilişim Vadisi’ndeki yenileme merkezimizde atıyor. Uzman ekiplerimiz tüm ürünleri detaylı testlerden geçiriyor; performans, batarya, donanım ve yazılım kontrolleri titizlikle yapılıyor. Fonksiyonları eksiksiz çalışan, kalite standartlarımıza uygun ürünleri güvenle müşterilerimizle buluşturuyoruz.
Kendisiyle dil eğitimini, dikkat edilmesi gereken hususları, merak edilenleri ve eğitim sistemlerini konuştuk. Dil eğitiminde ders devamlılığına dikkat çeken Aydın, “En büyük hata, öğrenmeye ara vermektir. Dil gerçekten bir kas gibidir; kullanılmadığında zayıflar. Bu yüzden düzenli tekrarları, kısa ama etkili çalışmaları ve ders devamlılığını merkeze alıyoruz” dedi. Ben sordum Burcu Aydın yanıtladı...
Burcu Aydın - Serkan Kızılbayır
* Burcu Hanım, sizi birçok kişi ‘ekonomist’ olarak tanıyor. Ama ben çok daha yönlü olduğunuzu biliyorum. Burcu Aydın kimdir?
Kariyer yolculuğuma ekonomist olarak başladım ve hâlâ bu alanda çalışmaya devam ediyorum. Ancak hayatımda eş zamanlı odaklandığım ikinci, belki de en güçlü alan, eğitim oldu. Nesibe ve Hüsamettin Aydın gibi Türkiye’de eğitime yön vermiş iki ismin kızı olarak, eğitimin dönüştürücü gücünü çok erken yaşta gözlemledim. Bu birikimi yalnızca klasik eğitim modelleriyle değil, teknolojiyle birleştirme arzusu beni girişimciliğe yönlendirdi. Yurt dışında yaşayan Türk ailelerin çocuklarının Türkçeyle bağlarını koruma ihtiyacını yakından görünce önce Hurra Türkiye doğdu. Ardından çocuklardan yetişkinlere uzanan daha geniş bir dil öğrenme ihtiyacına cevap vermek için Hurra Lingo’yu kurduk.
* Hurra Türkiye’yi kısaca nasıl anlatırsınız?
Hurra Türkiye’yi, dünyanın dört bir yanındaki Türk çocuklarının ana dilini öğrenmesi, sahiplenmesi ve Türkiye ile olan bağlarını güçlendirmesini hedefleyerek kurduk. Bizce Türkçe, sadece bir iletişim aracı değil; kimliğin, aidiyetin ve kültürel mirasın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu yüzden Hurra Türkiye’de çocuklara Türkçeyi sevgiyle, oyunla, sistemli ve akademik temellerle öğretiyoruz.
* Peki Hurra Lingo’yu Hurra Türkiye’den ayıran nedir?
Kendisiyle, çocuklarda ateşli hastalıklarda en sık yapılan yanlışları, okul çağında artan enfeksiyonları ve yapılması gerekenleri konuştuk. Evde yapılan yanlışların başında ateş düşürücü dozu konusunun geldiğini belirten Kara, “Eksik doz verilince ateş düşmediği için de arka arkaya ilaca maruz kalıyor çocuklar, bu sebeple ateş düşürücüyü kaşıkla değil de önerdiğimiz dozda enjektörle vermek doğru olacaktır” uyarısı yaptı. Ben sordum kendisi merak edilenleri yanıtladı.
Uz. Dr. Hüdaverdi Kara - Serkan Kızılbayır
* Ateşin tanımı nedir? Kaç derece ateş sayılır?
Ateş; vücudun optimal ısı aralığı kabul edilen 36.5 ile 37.5°C’nin üzerindeki sıcaklıklardır. Esasen vücudun bağışıklık sisteminin harekete geçtiğini gösteren bir çeşit bağışıklık cevabıdır. Ölçüldüğü yere göre ufak değişiklikler gösterse de çocuklarda 38°C üzeri ateş kabul edilmektedir.
* Ateş neden yükselir? Hangi hastalıkların ilk belirtisidir?
Vücutta bakteriyel, viral yahut diğer patojenlere bağlı gelişen hastalıklarda ilk belirti olarak ateş görebiliriz. Bağışıklık sistemi, hastalık yapan etkenlerle ilk karşılaştığında birtakım savunma hücreleri aktive olur ve ateş ortaya çıkar. Ortaya çıkan bu ateş diğer savunma hücrelerinin aktifleşmesini ve hastalık yapan patojenlerin yapısının bozulmasını sağlayarak vücudun bağışıklığına yardımcı olur.
* Evde yapılan en sık yanlışlar nelerdir?