Nasıl mı?
*
Dört yaşındaki masum bir çocuğun formasını çıkarttırmayı taraftarlık sanan o zorbayı ötekileştirerek.
*
Yok sayarak!
*
Tiksintiyle
Demirören Yayınları gerçekten çok özel bir çalışma ortaya koymuş.
*
Ayasofya’yı anlatmakla kalmamış.
*
Onun hafızasını da toplamış.
*
Tam 332 sayfa.
Türkçe, İngilizce ve Arapça.
Yorum kısmını sona bırakıp, önce Davut Bey’in ne söylediğine bakalım:
“BİRİBİRİNDEN FARKLI”
“Bugünkü yazınızda, seçim çalışmalarımız kapsamında onlarca arkadaşımla birlikte yaptığımız bir ziyareti, ATSO'nun kurumsal kimliği üzerinden gerçekleştirilen başka bir ziyaretle aynı kefeye koyarak ‘İlk taşı Davut Çetin attı’ değerlendirmesinde bulunmuşsunuz. Oysa iki durum birbirinden tamamen farklı.
“ARKADAŞIMIZ OLARAK KATILDI”
Hakan Pakalın o ziyarete ATSO Başkan Yardımcısı sıfatıyla değil, seçim çalışmalarımızda birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan birisi olarak katıldı. Bu ziyaret ATSO'nun resmi hesaplarından duyurulmadı, kurumun hiçbir imkânı seçim çalışmamızın parçası haline getirilmedi. Aradaki temel fark budur. Benim hassasiyet gösterdiğim konu tam da budur.
“ÇİZGİ KORUNMALIDIR”
ATSO, 70 bine yakın üyesi olan kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Araçları, personeli, bütçesi, iletişim kanalları ve tüm kurumsal imkânları seçim döneminde hiçbir adayın lehine ya da aleyhine kullanılmamalıdır. Bir ATSO Başkanı'nın, ATSO'nun kurumsal imkanlarını kullanarak herhangi bir adayın seçim çalışmalarına katkı sağlayacak bir iletişim yürütmesini doğru bulmuyorum. Kurumsal kimlik ile seçim faaliyetleri arasındaki çizgi mutlaka korunmalıdır.
“DEĞERLENDİRMENİ ADİL BULMADIM”
Dursun ağabey diyor ki: “ATSO, üyelerin aidatlarıyla faaliyet gösteren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. Böyle kurumların en önemli sermayesi, tarafsızlıktır. Hiçbir adayın, hiçbir grubun, hiçbir listenin kurumsal faaliyetlerden avantaj sağladığı yönünde en küçük bir izlenim bile oluşmamalıdır.”
*
Ve şöyle devam ediyor: “ATSO gibi köklü bir kurumun en çok ihtiyaç duyduğu şey güven duygusudur. Seçimlere üç ay kala atılacak her adım, her paylaşım ve her ziyaret bu hassasiyet gözetilerek planlanmalıdır.”
*
Yazıyı okuduktan sonra fotoğraflara tekrar tekrar baktım.
*
Bence de bu ziyaretin eleştirilecek çok yönü var.
*
Avukatların taşınma süreciyle ilgili itirazlarını ve çekincelerini uzun uzun anlattım.
*
Fatih Bey de beni sabırla dinledi.
*
Bir kere bile sözümü kesmedi.
*
Sonra şunları söyledi:
HEPSİ BİZİM KIYMETLİMİZ
Halk diyor…
*
Seçmen diyor…
*
Rozet diyor…
*
Ser veriyor, sır vermiyor.
Ne olmuş?
Yapının kubbelerinde bulunan alemler sökülmüş ama numaralandırılıp koruma altına alınması gerekirken avludaki demir parmaklıkların önüne semt pazarı sergisi gibi dizilmiş!
*
Antalya Kültür Varlıkları Bölge Koruma Kurulu bu işe ne diyecek, çok merak ediyorum.
*
Restorasyonun kontrolü Antalya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’ndaymış.
*
Dedim ya, yangın için tüm şartlar müsait.
*
Tabii devletin her kademesi de sahada.
*
Havadan, karadan alevlerle mücadele ediliyor.
*
Vali Bey’in ikinci önemli tespiti de rüzgârın şekline yönelik:
TEHLİKE BÜYÜK