Önce kendi gördüklerimi, en yalın haliyle aktarayım.
*
Proje, tasarım olarak gerçekten çok iddialı olmuş.
*
O kadar iddialı ki…
*
Tarihi taş doku zaman zaman arka planda kalmış.
Davut Bey, on numara beş yıldızlık soruyu şöyle yanıtlıyor:
“BAŞLIĞI YANLIŞ ATTILAR”
“Antalya’dan alacağım var cümlesinin başlığını bir arkadaşımız maalesef biraz yanlış attı. İrticalen yapılan bir konuşma. Aradılar ‘Ya ne yapıyorsun ne ediyorsun…’ Bir alacağımız var… Ama üstünü okursanız bir seçim alacağım var. Başlık öyle olunca altını okumuyorlar. ‘Antalya’dan bir seçim alacağım’ var dedim.”
*
Yalan yok; Davut Bey’i dinleyince kendimden şüphe ettim.
*
“Acaba deşifrede hata mı yaptım?” diye geçirdim içimden.
*
Önce neden Cem Bey’in tavrını merak ettiğimi açıklayayım...
*
Cem Kotan, Özgür Özel’e sürecin en başından beri amasız fakatsız destek veren isimlerden biri.
*
O yüzden Cem Bey’in tavrı, psikolojik etkisi açısından çok önemli.
*
Peki, ne dedi Cem Bey?
“GEÇİŞLER BUGÜN BAŞLADI”
Mehmet Bey, Milli Eğitim Bakanlığı’nın e-kayıt usul ve esaslarını yeniden düzenlediğini söyledi ve yeni sistemi en basit haliyle şöyle anlattı:
HER KAYITTA İSTENECEK
“Panik yapacak bir şey yok. Yeni sistem gayet açık. Artık öğrenci kayıtlarında velilerden elektrik, su veya doğalgaz faturası ibraz etmeleri istenecek. Bunu yapmamızın temel nedeni, veli nerede ikamet ediyorsa çocuğun da oradaki okula kaydedilmesini sağlamak.
YENİ DÖNEM BAŞLADI
Bugüne kadar böyle bir mevzuat olmadığı için bazı okullarımızın sınıf mevcutları istemediğimiz seviyelere geldi. Şimdi ise veli faturasını getirecek. Fatura sisteme resmi olarak işlenecek. İkametgâh ile fatura adresi örtüştüğünde öğrenci kaydı yapılacak. Yani kağıt üzerinde adres taşıyıp öğrenci kaydettirme dönemi sona erdi.”
*
Sistem güzel…
*
Nasıl mı?
*
Dört yaşındaki masum bir çocuğun formasını çıkarttırmayı taraftarlık sanan o zorbayı ötekileştirerek.
*
Yok sayarak!
*
Tiksintiyle
Demirören Yayınları gerçekten çok özel bir çalışma ortaya koymuş.
*
Ayasofya’yı anlatmakla kalmamış.
*
Onun hafızasını da toplamış.
*
Tam 332 sayfa.
Türkçe, İngilizce ve Arapça.
Yorum kısmını sona bırakıp, önce Davut Bey’in ne söylediğine bakalım:
“BİRİBİRİNDEN FARKLI”
“Bugünkü yazınızda, seçim çalışmalarımız kapsamında onlarca arkadaşımla birlikte yaptığımız bir ziyareti, ATSO'nun kurumsal kimliği üzerinden gerçekleştirilen başka bir ziyaretle aynı kefeye koyarak ‘İlk taşı Davut Çetin attı’ değerlendirmesinde bulunmuşsunuz. Oysa iki durum birbirinden tamamen farklı.
“ARKADAŞIMIZ OLARAK KATILDI”
Hakan Pakalın o ziyarete ATSO Başkan Yardımcısı sıfatıyla değil, seçim çalışmalarımızda birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan birisi olarak katıldı. Bu ziyaret ATSO'nun resmi hesaplarından duyurulmadı, kurumun hiçbir imkânı seçim çalışmamızın parçası haline getirilmedi. Aradaki temel fark budur. Benim hassasiyet gösterdiğim konu tam da budur.
“ÇİZGİ KORUNMALIDIR”
ATSO, 70 bine yakın üyesi olan kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Araçları, personeli, bütçesi, iletişim kanalları ve tüm kurumsal imkânları seçim döneminde hiçbir adayın lehine ya da aleyhine kullanılmamalıdır. Bir ATSO Başkanı'nın, ATSO'nun kurumsal imkanlarını kullanarak herhangi bir adayın seçim çalışmalarına katkı sağlayacak bir iletişim yürütmesini doğru bulmuyorum. Kurumsal kimlik ile seçim faaliyetleri arasındaki çizgi mutlaka korunmalıdır.
“DEĞERLENDİRMENİ ADİL BULMADIM”
Dursun ağabey diyor ki: “ATSO, üyelerin aidatlarıyla faaliyet gösteren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. Böyle kurumların en önemli sermayesi, tarafsızlıktır. Hiçbir adayın, hiçbir grubun, hiçbir listenin kurumsal faaliyetlerden avantaj sağladığı yönünde en küçük bir izlenim bile oluşmamalıdır.”
*
Ve şöyle devam ediyor: “ATSO gibi köklü bir kurumun en çok ihtiyaç duyduğu şey güven duygusudur. Seçimlere üç ay kala atılacak her adım, her paylaşım ve her ziyaret bu hassasiyet gözetilerek planlanmalıdır.”
*
Yazıyı okuduktan sonra fotoğraflara tekrar tekrar baktım.
*
Bence de bu ziyaretin eleştirilecek çok yönü var.
*