Nurettin Lüleci - Tüm Köşe Yazıları - Sayfa 3

Nurettin Lüleci

Sağlık teknolojisi nereye gidiyor?

13 Aralık 2017
Algoloji- Ağrı Prof. Dr. Nurettin Lüleci, önümüzdeki yıllarda sağlık sektörüne etki edecek teknolojik gelişmeleri sizler için değerlendirdi.

Sanırım önümüzdeki yıllar çokça duyacağımız terimlerden biri de “dijital sağlık” veya “biyoelektronik tıp” gibi kavramlar olacak. Kaçınılmaz değişim dalgalarına hazırlanırken beklentimiz, teknolojik gelişmelerin refahımızı artırıcı yönde yapıcı bir şekilde gelişmesidir.

Yapay zekaların işe yarayabileceği fikri, halk arasında televizyonlarda olimpiyat yarışları sırasında kol ya da bacak takılmış sporcuların görülmesi ile ilgi çeker olmuştur. Saat gibi kola takılan kan basıncı, nabız, oksijen gibi değerlerimizi gösteren cihazlar da aksesuar halinde daha cazip hale getirilmiş teknolojik uygulamalardır. Bu bilinenlerden hareketle günümüzde uygulamaya başlama aşamasında olan ya da yakın bir gelecekte sağlık uygulamalarında güncel hale gelecek daha ileri teknolojileri birlikte inceleyelim.

Tıp teknolojilerinde 2 uygulama söz konusudur: Artırılmış gerçeklik - Sanal gerçeklik

Artırılmış gerçeklik uygulamalarını kullananlar gerçek dünyayı görme ve mevcut bilgiyi dijital ortamda projelendirme olanağına sahipken, sanal gerçeklik her şeyi bir kenara bırakarak tam bir simülasyon gösterisi tarzında olayı kavramamıza katkıda bulunur.

Google tarafından patentli dijital kontak lensler geliştirilmiştir. Bu lensler sayesinde şeker hastalarının gözyaşından kan şekeri ölçümü yapabilmektedir. Çok önemli bu tıbbi teknolojik buluş yakın bir zamanda hayatımıza girmeye başlayacaktır.

Microsoft Hololens tıp eğitimi için yine devrim niteliğinde bir gelişmeye imza atmış, bilgilere dijital bilgi ilave ederek görüntülü bilgi elde edilmiştir.

Yine Almanya’da bir klinikte artırılmış gerçeklik bağlamında bir uygulama başlatılmış. Ameliyat sırasında cerrahlar organları açmadan karaciğerdeki damarları en ince noktasına kadar görsel olarak inceleyebilmekte cerrahi planlarını ona göre tasarlamaktadırlar.

Amerika’da her 3 dakikada bir gıda alerjisi reaksiyonu acil servisleri meşgul etmektedir. Bizim ülkemizde de gıda alerjisi ve buna bağlı sağlık sorunları ön plana çıkmaya başlamıştır. Gıda alerjisi karmaşık küresel bir sağlık sorunu olma özelliğini taşımakta ve gün geçtikçe de alerjisi olan insan sayısı artış göstermektedir. Geliştirilen teknolojiler sayesinde tarayıcılar tabağınızda bulunan yiyeceklerin içeriğini tam olarak size bildirebilir. Gıda alerjileri ile mücadelede bu taşınabilir cihazlar hastalara büyük kolaylıklar sağlayacaktır.

Yazının Devamını Oku

Bel fıtığında ameliyatsız tedavi yöntemi: Ozon

11 Ocak 2017
Algoloji- Ağrı Prof. Dr. Nurettin Lüleci, bel fıtığında ameliyatsız tedavi yöntemi ozon tedavisinin 5 dakikada yapılabildiğini belirtiyor, ozon tedavisi hakkında bilgi veriyor.

[webtv=31746]

Yazının Devamını Oku

Tehlikeli ağrılar neyin habercisi?

23 Aralık 2015
Nedeni ne olursa olsun ani ve şiddetli başlayan ağrılar dikkate alınmalı.

Algoloji ve Ağrı Uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci, hayati tehlike arz eden ağrılar hakkında bilgi verdi.

BEYİN DAMARLARINDA PATLAMA: Ani, patlayıcı tarzında bir baş ağrısı üzerinde mutlaka durulması ve acil konsültasyonu gerektiren bir durum olup ilk akla gelen beyin kan damarlarında önceden bilinen veya bilinmeyen bir damar baloncuğunun (anevrizma) patlamasıdır. Çok acil bir durumdur. %50 ölümle sonuçlanır. Sağ kalanlarda konuşma ve denge bozuklukları, körlük gibi sekeller kalabilir. Eğer beyin damarlarındaki baloncuk, yani anevrizma önceden biliniyorsa tansiyon yüksekliği gibi faktörler kontrol altında bulundurulmalıdır.

AORT DAMAR YIRTILMASI: Göğüs ya da kürek kemikleri arasındaki bölgede ani başlayan yırtıcı karakterdeki ağrılar ise kalbimizden çıkan ana damarımızın (aort) içeriden yırtılması sonucu oluşur. Damar katmanları yırtılarak kan, en dış cidarın altında toplanır ya da burayı da yırtarak damar dışına akar, en acil tıbbi durumlardan biri olup tedavide geçen saniyelerin hayati önemi vardır. Ölüm oranı çok yüksek olan bir tıbbi acil durumdur. Erken müdahale edilse bile hastaların % 20-25’i ameliyatta kaybedilir. Ancak kronik vakalar da söz konusudur. %70 oranında erkeklerde görülür. Yüksek tansiyon hastaları, kronik akciğer hastalıkları, kronik böbrek ve şeker hastaları risk gruplarını oluşturur.

Ani, patlayıcı, yırtıcı ağrılarla kendini gösteren beyin ve aort damar patlamalarının dışında bazı ağrılar da acil öneme sahiptir.

GÖĞÜS AĞRISI: Mutlaka ciddiye alınmalıdır. Acil müdahale gerektirecek kalp hastalıkları açısından değerlendirmeler ertelenmeden üzerine gidilmelidir.

ANİ KARIN AĞRILARI: Ani karın ağrıları acil müdahaleler açısından önemlidir. Organ perforasyonu denilen delinmeler, barsakların iç içe geçmesi, taş düşürme (böbrek, safra kesesi), barsak tıkanmaları, karın içi damar tıkanmaları, normal odağı dışında oluşan gebelik rüptürü, kadınlarda yumurtalık düğümlenmeleri veya kist patlamaları, yine myokard enfartüsünün karında hissedilmesi gibi durumlar söz konusu olabilir.

Yazının Devamını Oku

Kadınları vuran hastalık “fibromiyalji”

7 Nisan 2015
Ağrı ve yorgunluk şikayetlerinin eşlik ettiği bu hastalığın tedavisi...

“Fibromiyalji”, ağrı ve yorgunluk şikayetlerinin eşlik ettiği kronik bir hastalıktır.

Günlük yaşam kalitesini ciddi olarak bozan bu rahatsızlık, daha çok genç ve orta yaştaki kadınlarda görülür. Tıbbi anlamda nedeni henüz tam olarak ortaya konamamış olan fibromiyaljinin tedavisi de o denli zor bir rahatsızlıktır. Halk arasında “adale romatizması” tabiri bu hastalık için de kullanılır.

Fibromiyalji hastalarının ağrıları daha çok omuz ve kalça bölgelerinde yoğunlaşır. Bu hastaların % 30’unda depresyon belirtileri söz konusudur. Bu kişiler, her taraflarının ağrıdığından, bir türlü dinlenemediklerinden ve uykularının düzensiz olmasından yakınırlar. Fibromiyalji hastalarında baş ağrıları da sık görülür, normalde ağrı oluşturmayan bazı uyaranlar (soğuk, üzüntü vb.) bu hastalarda ağrıyı tetikler.

Bu hastalıkta ilaçlar pek fayda sağlamaz. Ozon tedavisi, kuru iğne, wet cupping (hacamat) fizyoterapi tedavide kullanılan yöntemlerdendir. Bunların yanında, stresten uzak durmak, hareketsiz kalmamak, geç vakit yemek yememek, fazla çay ve kahve içmemek önerilenler arasında yer alır.

Bu hastaların eşlerine de önemli sorumluluklar düşer. Eşleri fibromiyalji hastalarını hoş tutmalı, onlara anlayışlı davranarak tedaviye yardımcı olmalıdır. Yoksa sürekli mutsuz, yorgun ve bezginlik hali herkese zarar verir.

Algoloji ve Ağrı UzmanıProf. Dr. Nurettin Lüleci

Yazının Devamını Oku

Saç ekimi sonrası baş ağrısı olur mu?

7 Ocak 2015
Merak edilen bu sorunun yanıtını uzmanından öğrenelim.

Günümüzde saç ekimi çok popüler günü birlik uygulamalar haline gelmiş, hatta medikal turizm bağlamında önemli bir sektör olarak artan bir hızla yaşamımıza girmiştir.

Saç ekimi yaptıran hastalarda oluşan baş ağrıları genelde geçicidir, yaklaşık 10 gün içerisinde bu ağrı kesilir. Ancak başın bazı bölgelerinde uyuşuklukların daha uzun süre devam etmesi beklenilen bir durumdur. Nadir de olsa saç ekiminden sonra geçmeyen baş ağrıları görülebilir. Başın arka bölgesinde ekilecek sağlıklı saçların alındığı bölgede, oksipital sinir denilen ensenin her iki tarafından çıkıp başın ön kısımlarına yayılan bir sinirimiz ve dalları vardır. Her ne kadar bu sinir çıkışı itibarı ile derinde yer alsa da bu bölgede yapılacak dikkatsizlikler sinire zarar verebilmektedir.

Oksipital sinirin saçlı deriye çıktığı yerde yüzeysel greftler (yamalar) alınmalı, derinden deri kümeleri alınmamalıdır. Bu bölgeden alınacak greftler için cerrahın anatomiyi iyi bilmesi, ona göre planını geliştirmesi gerekir. Donör bölgesinden alım işinin teknisyen, hemşire gibi yardımcılara bırakılmaması da önemlidir.

Saç ekiminden sonra geçmeyen baş ağrıları oluşursa bilinmelidir ki oksipital sinir zarar görmüştür. Böyle bir durumla karşılaşan hastalar mutlaka hekime başvurmalıdır.

Ağrı UzmanıProf. Dr. Nurettin Lüleci

Yazının Devamını Oku

Anne adayları, çok fazla ayakta kalmayın!

17 Aralık 2014
Hamilelikte bel ağrılarından korunmak için nelere dikkat edilmeli?

Hamilelik süresince anne adaylarının yaklaşık %60’ında bel ağrısı problemleri görülmektedir. Algoloji/ Ağrı Uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci, hamilelikteki bel ağrılarından korunmak için yapılacakları sıraladı.

Hamilelerde bel ağrıları genelde 15-18. haftalarda daha sık görülmekle beraber erken 9. haftada başlayan ağrılar da söz konusudur. Eğer hamilelik öncesi bel ağrıları varsa hamilelik esnasında bel problemleri kendisini daha erken dönemlerde hissettirebilir.

Hamilelik döneminde ağrı tedavileri bazı riskler taşımakla birlikte hastaların ağrı çekmelerinin de bir şekilde önüne geçmek gerekmektedir. Hamilelerin ağrıları kronik hale gelmiş ve beraberinde tansiyon yüksekliği, anksiyete ya da depresyon eşlik ediyorsa tedaviye dirençli bir süreç de oluşabilmektedir.

Hamilelerin ağrılarında bebeğe zarar vermeyecek yöntemler incelenmelidir. Ağrı kesicilerin çoğu düşük dozlarda tercih edilmeli ancak bazı ağrı kesicilerin kanama riski oluşturma potansiyeli açısından dikkatle verilmelerinde yarar vardır. Kimi ilaçların gebelerde emniyet marjı geniş olup tüm gebelik boyunca kullanılabilir. Romatizma ilacı olarak bilinen ağrı kesiciler de gebeliğin ilk dönemlerinde emniyetlidir ancak son 2-3 ayda kullanımlarına dikkat etmek gerekir. Hamilelik süresince opioid dediğimiz morfin ve benzeri ilaçlara nadiren gereksinim duyulmasına karşın eğer kullanmak gerekirse bu tür ilaçların gebelerde ve fetüs (bebek) üzerinde olumsuz bir etkilerine rastlanmamıştır. Kuru iğne ve benzeri ağrı tedavileri eğer gerekli ise öncelikle tercih edilmelidir.

AĞRILARIN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN BUNLARA DİKKAT!

Hamileliğin bizzat kendisi anatomik pozisyon değişikliklerine neden olduğundan basit ağrıların oluşması da kaçınılmazdır. Bu tür durumlar için önceden bazı tedbirler alınabilir. Oluşmuş ya da oluşacak ağrıları önlemek için;

    Aşırı kilo almadan kaçının hamilelik için uygun bir diyet planı uygulayın.Mecbur olmadıkça ağrı kesici kullanmayın, ısıtılmış sıcak pedler kullanabilirsiniz.Özel tasarlanmış hamilelik ayakkabıları tercih edin.Çok ayakta kalmayın, çok oturmayın, ağır kaldırmaktan uzak durun.Doktorunuzun önerdiği egzersizleri düzenli yapın.

Bu tedbirlere rağmen ağrılarınız sizi hala rahatsız ediyorsa bir ağrı uzmanına müracaat etmenizde yarar vardır. 

HAFTA HAFTA HAMİLELİK

Hamilelerde bel ağrıları genelde 15-18. haftalarda daha sık görülmekle beraber erken 9. haftada başlayan ağrılar da söz konusudur. Eğer hamilelik öncesi bel ağrıları varsa hamilelik esnasında bel problemleri kendisini daha erken dönemlerde hissettirebilir.

Hamilelik döneminde ağrı tedavileri bazı riskler taşımakla birlikte hastaların ağrı çekmelerinin de bir şekilde önüne geçmek gerekmektedir. Hamilelerin ağrıları kronik hale gelmiş ve beraberinde tansiyon yüksekliği, anksiyete ya da depresyon eşlik ediyorsa tedaviye dirençli bir süreç de oluşabilmektedir.

Hamilelerin ağrılarında bebeğe zarar vermeyecek yöntemler incelenmelidir. Ağrı kesicilerin çoğu düşük dozlarda tercih edilmeli ancak bazı ağrı kesicilerin kanama riski oluşturma potansiyeli açısından dikkatle verilmelerinde yarar vardır. Kimi ilaçların gebelerde emniyet marjı geniş olup tüm gebelik boyunca kullanılabilir. Romatizma ilacı olarak bilinen ağrı kesiciler de gebeliğin ilk dönemlerinde emniyetlidir ancak son 2-3 ayda kullanımlarına dikkat etmek gerekir. Hamilelik süresince opioid dediğimiz morfin ve benzeri ilaçlara nadiren gereksinim duyulmasına karşın eğer kullanmak gerekirse bu tür ilaçların gebelerde ve fetüs (bebek) üzerinde olumsuz bir etkilerine rastlanmamıştır. Kuru iğne ve benzeri ağrı tedavileri eğer gerekli ise öncelikle tercih edilmelidir.

Hamileliğin bizzat kendisi anatomik pozisyon değişikliklerine neden olduğundan basit ağrıların oluşması da kaçınılmazdır. Bu tür durumlar için önceden bazı tedbirler alınabilir. Oluşmuş ya da oluşacak ağrıları önlemek için;

Bu tedbirlere rağmen ağrılarınız sizi hala rahatsız ediyorsa bir ağrı uzmanına müracaat etmenizde yarar vardır. 

HAFTA HAFTA HAMİLELİK

Yazının Devamını Oku

İleri yaşlarda ağrılar kabusunuz olmasın!

8 Aralık 2014
Ağrılardan ameliyat olmadan da kurtulabilirsiniz.

İleri yaşlarda ağrıların hayatımızın bir parçası haline gelmesi kaçınılmazdır. Doğal kabul edilen bu durum yaşam kalitesini de etkiler. Algoloji/Ağrı Uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci, yaşlılık ağrıları ve tedavileri hakkında önemli bilgiler verdi.

Yaşımızın ilerlemesi ile birlikte özellikle vücudumuzun yükünü taşıyan sistemlerde aşınmalar, yıpranmalar söz konusudur. Bu durumda en fazla bel, kalça ve özellikle diz ağrıları yakamıza yapışır.

Şunun bilinmesinde yarar vardır; bugün tıbbın, bilimsel araştırmaların ve geleneksel yaklaşımların verileri ışığında artık ağrı çekmenize ve yaşam kalitenizi konforsuz bir modda sürdürmemize gerek yoktur. Yaşlıların ağrılarını kontrol altına alacak birçok yöntem bilgimiz dahilindedir.

Yaşlılık ağrıları, kronik ağrılar sınıfından olup genellikle artrit dediğimiz eklem ağrıları, sırt ağrıları ve diyabet hastalığının sinirleri zedelemesi sonucu ortaya çıkan nöropatik ağrılar şeklinde görülmektedir. Eğer yaşlı iseniz ve bu bahsedilen ağrı sorunlarını yaşıyorsanız bir ağrı uzmanından destek almanız gereklidir.

Yaşlılarda ağrı tedavisinde ilaçlar

Yaşlı insanlar ağrıları ile baş etmeleri için sürekli olarak ağrı kesici ve kas gevşeticiler verilmektedir, ancak bu yöntemin bazı sakıncaları vardır. Gerek ağrı kesicilerin mideye dokunması, gerekse yaşa bağlı bazı organlarımızdaki (karaciğer, böbrek) fonksiyonların azalması bu ilaçları kullanırken çok dikkatli olmamızı gerekli kılmaktadır. İleri yaşlarda adalelerin zayıflaması sinirlere gereken desteği verememeleri de dikkate alınması gereken durumlardır. Eğer kullanılması zorunlu ise bu ilaçların dozları düşürülmüş olarak verilmelidir.

Ağrılar için cerrahi tedavi!

Bazen da ağrılar yüzünden hastalara çok sık olarak ameliyatlar önerilmektedir. Her beli ağrıyan, her dizi kireçlenen yaşlılara, cerrahi olmayan birçok yöntem varken hemen ameliyat önermek doğru bir yaklaşım değildir. İlerleyen yaş bile operasyonlar için başlı başına risk teşkil etmektedir. Hele de kalp, böbrek, karaciğer, tansiyon, şeker hastalığı gibi yandaş sorunlar varsa risk oldukça artmaktadır.

Yaşlıların ağrı tedavilerinde yeni yöntemler

Ağrıları azaltacak, yaşam konforunuzu sağlayacak, ilaçsız, ameliyatsız birçok yöntem bulunmaktadır. Sürekli ağrı kesici kullanmanın ve hemen ameliyata karar vermenin doğru olmadığı bilinmeli, ancak diğer yöntemler fayda vermez ve yaşamı tehdit eden sorunlar varsa ancak o zaman ileri yaşlarda ciddi önlemler alınarak ameliyata karar verilmelidir.

Bugün yaşlıların ağrı tedavisinde; minimal invaziv dediğimiz hastanın fonksiyonlarını etkilemeyecek girişimsel yöntemler, laser tedavileri, radyofrekans tedavileri ve hastanın kendi kanından hazırlanan yeni tedavi modaliteleri öncelikle tercih edilecek yöntemler olarak uygulamalarımız listesinde yer almaktadır.

Yaşımızın ilerlemesi ile birlikte özellikle vücudumuzun yükünü taşıyan sistemlerde aşınmalar, yıpranmalar söz konusudur. Bu durumda en fazla bel, kalça ve özellikle diz ağrıları yakamıza yapışır.

Şunun bilinmesinde yarar vardır; bugün tıbbın, bilimsel araştırmaların ve geleneksel yaklaşımların verileri ışığında artık ağrı çekmenize ve yaşam kalitenizi konforsuz bir modda sürdürmemize gerek yoktur. Yaşlıların ağrılarını kontrol altına alacak birçok yöntem bilgimiz dahilindedir.

Yaşlılık ağrıları, kronik ağrılar sınıfından olup genellikle artrit dediğimiz eklem ağrıları, sırt ağrıları ve diyabet hastalığının sinirleri zedelemesi sonucu ortaya çıkan nöropatik ağrılar şeklinde görülmektedir. Eğer yaşlı iseniz ve bu bahsedilen ağrı sorunlarını yaşıyorsanız bir ağrı uzmanından destek almanız gereklidir.

Yaşlı insanlar ağrıları ile baş etmeleri için sürekli olarak ağrı kesici ve kas gevşeticiler verilmektedir, ancak bu yöntemin bazı sakıncaları vardır. Gerek ağrı kesicilerin mideye dokunması, gerekse yaşa bağlı bazı organlarımızdaki (karaciğer, böbrek) fonksiyonların azalması bu ilaçları kullanırken çok dikkatli olmamızı gerekli kılmaktadır. İleri yaşlarda adalelerin zayıflaması sinirlere gereken desteği verememeleri de dikkate alınması gereken durumlardır. Eğer kullanılması zorunlu ise bu ilaçların dozları düşürülmüş olarak verilmelidir.

Bazen da ağrılar yüzünden hastalara çok sık olarak ameliyatlar önerilmektedir. Her beli ağrıyan, her dizi kireçlenen yaşlılara, cerrahi olmayan birçok yöntem varken hemen ameliyat önermek doğru bir yaklaşım değildir. İlerleyen yaş bile operasyonlar için başlı başına risk teşkil etmektedir. Hele de kalp, böbrek, karaciğer, tansiyon, şeker hastalığı gibi yandaş sorunlar varsa risk oldukça artmaktadır.

Ağrıları azaltacak, yaşam konforunuzu sağlayacak, ilaçsız, ameliyatsız birçok yöntem bulunmaktadır. Sürekli ağrı kesici kullanmanın ve hemen ameliyata karar vermenin doğru olmadığı bilinmeli, ancak diğer yöntemler fayda vermez ve yaşamı tehdit eden sorunlar varsa ancak o zaman ileri yaşlarda ciddi önlemler alınarak ameliyata karar verilmelidir.

Bugün yaşlıların ağrı tedavisinde; minimal invaziv dediğimiz hastanın fonksiyonlarını etkilemeyecek girişimsel yöntemler, laser tedavileri, radyofrekans tedavileri ve hastanın kendi kanından hazırlanan yeni tedavi modaliteleri öncelikle tercih edilecek yöntemler olarak uygulamalarımız listesinde yer almaktadır.

Yazının Devamını Oku

Migrene kalıcı çözüm!

29 Eylül 2014
Migrene ilaçsız ve etkin bir tedavi yöntemi arayanlar için radyofrekans yöntemi.

Bireyi toplumdan koparan, kimi zaman uykusundan uyandıran, yaşam kalitesini bozan baş ağrısının tedavisi artık mümkün. İlaçlara yanıt vermeyen, ileri boyuttaki migren tedavisi için radyofrekans yöntemi uygulanmakta. Aşırı deşarjlardan kurtararak, tetiklenmesini ve rahatsızlık vermesini önleyen bu etkin tedavi yöntemini Prof. Dr. Nurettin Lüleci anlatıyor...

Yazının Devamını Oku