"Merve Nur Çimen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Merve Nur Çimen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Merve Nur Çimen

Merve Nur Çimen

Mutluluğa Giden En Kral Yol

23 Mayıs 2020

Bazı zamanlar, onları mutlu edecek her şeye sahip olmalarına rağmen mütemadiyen çökkün ve kötü alışkanlıklar batağındaki varlıklı insanların haberlerini okuyup hayret ederiz. Mutluluğun maddiyatla ölçüldüğü bu yanılsama ise bizleri, günlük koşuşturma içinde biraz yavaşlayıp güzellikleri görmek yerine, hayatımızda eksik olan her yeni şeyin peşinden koşmaya iten kısır bir döngüye sürükler. Israrla deneyimlediğimiz ama mutlulukla ilgisi olmadığının farkına çok zor vardığımız bu çaba, etrafımızdaki birçok örnekle de birleşince bize çok önemli bir gerçeği hatırlatır. Herkesin her an sahip olabileceği minnettarlık, mutluluğa giden en kral yoldur.

Kısaca minnettarlık, dünyada sahip olduğunuz, deneyimlediğiniz, gözlemlediğiniz durumlara dair odağınızı pozitif tarafta tutarak bunlara dair farkındalık geliştirmektir. Çünkü lütuf olarak kabul ettiğimiz şeyler, gerçekte nasıl olduklarından çok, bizim onları ne şekilde algıladığımızla belirlenirler. Bu, hayatınızdaki her şeyin iyi gittiği yönünde kendinizi inandırma çabasından farklıdır. Kastedilen minnettarlığın, daha iyilerinin sizi bulması için hareket edilen ‘karşılıklılık’ hissiyle bir ilgisi yoktur. ‘Yokluk’ hissindense ‘Var olana’ odaklanarak iyi şeylerin de olduğunun bilinçli farkındalığını yaşamaya verilen duygusal bir tepkidir. Şükran duygusuna sahip olmak, hayatta her şeyi kendi başınıza elde edemeyeceğiniz gerçeğinin farkında olup, hayatın size sunduklarını bilinçlilikle kabul edebilmektir. Bu tutumun, depresyondan kaygıya, hayat doyumundan sosyal ilişkilere kadar uzanan çok geniş bir yelpazede hayat kalitesini arttırdığı araştırmalarla desteklenmektedir.

Minnettarlık Nasıl Geliştirilir?

Daha müteşekkir bir insan olmaya dair tutumların en güzel yanı ise öğrenilebilir olmaları. Düzenli olarak ve vakit harcamadan yapacağınız basit egzersizler ile bunun hem kendiniz hem çevreniz üzerindeki olumlu etkilerini zamanla görebilirsiniz. Sayısız faydasına ek olarak, kendi hayatımızdan doyum alır hale geldiğimiz için bizleri, başkalarına karşı çok daha empatik ve yardımsever olmaya iten bu tutumdan bir an önce faydalanabilmek için birkaç pratiğe göz atalım.

1) Minnettarlık günlüğü tutun.

Her akşam, o gün içerisinde müteşekkir olduğunuz birkaç şeyi not edin. Bunlar, elbette hayatınızdaki çok büyük gelişmeler olmak zorunda değil. Yürüyüş yaparken ilkbaharın ılık rüzgârını teninizde hissetmek, süper market çalışanının size sıcak bir gülümsemesi, o gün hiçbir fiziksel rahatsızlık hissetmemiş olmak, lezzetli bir yemek tatmak gibi ufak, ama farkındalık geliştirilince büyük değişimler yaratabilecek şeyler de olabilir. Bir ay gibi bir sürenin sonunda bile bu günlüğe dönüp baktığınızda, hayattaki zevkleri ve ruh halinizdeki olumlu değişimi nasıl keşfettiğinize siz de şaşıracaksınız.

Yazının devamı...

‘’Vazgeçmediğimiz İçin Gururluyuz’’ İtalyanların Gözünden Karantina

24 Nisan 2020

Son zamanlarda zorunlu karantinaların sıklaştırıldığı ülkemiz için, bu durumu uzun zamandır deneyimleyen ve virüsten en çok etkilenen yer olan İtalya’nın Bergamo ilinde yaşayan üç İtalyan’a deneyimlerini ve bizlere tavsiyelerini sordum.

Lorenzo D.

41 yaşında bir İnşaat Mühendisi olan Lorenzo, Bergamo’daki iş yerinin geçici olarak kapanması sebebiyle haftalardır evden çalışıyor. 

‘’Maalesef bu durum her işe uyarlanabilir olmuyor. Müşteriler ve meslektaşlar ile tüm koordinasyonları online platformlara taşımaya çalışıyoruz ve bu da belirgin bir yavaşlama ve aksamalara sebep oluyor. İş böyleyken en fazla fedakarlık ettiğimiz konu zaten sosyal yaşamımız oluyor.’’

Neredeyse iki aydır sadece tek bir kere alışveriş için dışarı çıkabilen Lorenzo, bu süreçte ne ailesini ne de arkadaşlarını görebilmiş.

‘’Yakın akrabalarımdan enfekte olduğu için hastaneye yatırılanlar oldu, eşler bile birbirlerinin yanında kalamadı. Ama günlük hayatımı en kötü etkileyen kısmı birkaç dakikada bir geçen ambulansların durmaksızın öten siren sesleriydi.’’

Türkiye’deki insanlara verebileceği en önemli tavsiyeleri sorduğumuzda ise Lorenzo, ‘’Evde durup yalan haber yaymaktan daha önemli işi olmayan insanların söylediklerine asla kulak asmayın. Bu süreçte sakin olun ve yavaşlayın.’’ dedi.

Yazının devamı...

Karantinada Üretkenlik Baskısı

17 Nisan 2020

Karantinada boş vaktimizi verimli değerlendirmeye yönelik popüler kültürün dayattığı söylemlerin, şu anda içinde bulunduğumuz sosyolojik durumun getirdiği belirsizlikle baş etmeye çalışan birçok insanda daha fazla kaygı yarattığı gerçektir. Aynı anda hem üretken hem tembel hissedebilen, bazen ne düşünüp ne hissedeceğine bile karar veremeyen herkes için belirtmek gerekir ki, aynen hislerimiz gibi deneyimlediğimiz şey de eşi benzeri olmayan tamamen farklı bir durum. Her gün duyduğumuz, gördüğümüz ya da maruz kaldığımız olaylar zihnimizde hiçbir kategoriye yerleştiremediğimiz türden. İşte tam da bu sebepten, yepyeni bir olaya uyum sağlama sürecinde, geleceğimizin bu denli belirsiz olmasının yarattığı kaygıdan hepimiz az çok payımızı alıyoruz. Her ne kadar bu durumla sağlıklı şekilde başa çıkmanın yollarından birinin zihni farklı aktivitelere yönlendirmek olduğu bilinse de, bunları yapmak istemiyor olmanız da gayet normaldir. Hepimizin aşina olduğu ihtiyaçlar hiyerarşisinde bile sağlık ve güvenlik ihtiyaçları karşılanmadan insanın kendini gerçekleştirebilmesi mümkün gözükmez. İçinde bulunulan belirsizlik ve endişe ile baş etme yöntemleri her birey için farklılık gösterirken, belli aktiviteleri herkesin yapması gerektiği gibi bir algının sizi tüketmesine izin vermeyin. Sadece bu duruma başarılı bir şekilde uyum sağlayabiliyor olmanızın bile bir iyi hal göstergesi olduğunu hatırlayın. Üretken olamasanız bile yine de önemli ruhsal ihtiyaçlarınızı mutlaka gözetin;

1) Kendinizi örseleme davranışından kaçının.

Uyum sürecinde kendinizi bazen yorgun, günlük aktivitelerinizden, düzeninizden, yeme alışkanlığınızdan ufak tavizler verirken bulduğunuz için kendinizi suçlamayın. Önce kendinizle barışık olmanızın süreçten sağlıklı bir şekilde sıyrılmak için önemli olduğunu unutmayın.

2) Hayatınızı başkalarınınkiyle kıyaslamayın.

Fazla sosyal medya kullanımı, kendinizi başkalarıyla kıyaslayarak, hayatınızda yapamadığınız ya da eksik yaptığınız şeyler üzerine daha fazla düşünmeye itip yetersiz hissettirebilir. Bu süreçte biraz yavaşlayın ve kendinizi yapmanız, yaşamanız, okumanız, deneyimlemeniz ‘’gerektiğini’’ hissettiren yorucu düşüncelerden azat edin.

3) Yardım isteyin.

İhtiyaç hissettiğiniz anda kimden ve nasıl psikolojik destek alacağınızı iyi bilin. Bu eşinizden destek istemek, ailenizle görüntülü konuşmak, muhabbetinin size iyi geldiğini hissettiğiniz bir arkadaşınızı aramak yahut şu anda birçok uzman tarafından sunulan sayısız psikolojik yardım uygulamasına başvurmak bile olabilir.

Yazının devamı...

Canın Neden Sıkılıyor?

17 Nisan 2020

Yaratılışımızda var olan her içgüdüsel tepkinin temelde fonksiyonel bir şeye hizmet ettiği bir gerçektir. Öfke, kaygı, depresif ruh hali ve benzeri her hal, daha geniş bir mercekte incelendiğinde hayatta kalma mekanizmamıza hizmet eden dinamiklerdir. Bu bağlamda sıkılmak da, mevcut koşullarda sahip olduğumuz uğraşların bizi yeterince tatmin etmediği durumlarda, yeni arayışlara girerek türümüzün devamlılığını etkin, üretken ve motive bir şekilde sürdürmemizi sağlayan bir ‘’harekete geç’’ çağrısıdır.

Sıkıntı olmadığında mekanizmamız duygusal, bilişsel ve sosyal olarak daha tatmin edici deneyimleri arayışa koyulmaz ve artık tatmin edici ya da ilgi çekici olmayan durumlarda sıkışıp kalır. Bireyler, sıkıntı sayesinde içinde buldukları durumun onlar için önemini sorgular ve şu anda yaptıklarının hedefleriyle uyumsuzluğunu keşfeder. Bizim için anlam ifade eden, yaşamamızı değerli ve anlamlı kıldığını hissettiğimiz işleri yaparken hep çok daha üretken ve mutluyuzdur. Doğamızın bize verdiği bu sinyal de, mevcut hedeflerimiz tatmin edici veya anlamlı olmayı bıraktığında yeni bir hedef arayışı için bizi motive eder ve uğraşlarımızın anlamlı olduğu yönündeki algımızı geri kazanmamıza yardımcı olur. Bizi şu andaki hedefimizden daha teşvik edici, ilginç veya zorlayıcı görünen bir hedefe ulaşmaya iten otonom bir uyaran olarak hareket eder (1).

Canımız Sıkıldığında Ne Yapmalı?

Herkes için cevabı farklı olan bu soruya popüler medyanın sayısız cevabı vardır. Kitap okumak, hobi edinmek, film tavsiyeleri, gezilecek yerler, oynanacak oyunlar, edinilecek beceriler gibi benim yazmaktan, sizin okumaktan yorulduğunuz klişelerden farklı olacak benim tavsiyem. Can sıkıntınızı dinleyin. Telefonunuzun şarjının bittiği, elektriklerin kesildiği, arkadaşlarınızın irtibat kurmadığı, kısacası dış dünyayla irtibatınızın kesildiği durumlarda kendinizle nasıl iletişim kurmanız gerektiğini öğrenin. Size, sadece sizinle ilgili olan çok önemli şeyler söylüyor ve içinizdeki potansiyeli açığa çıkarmaya çalışıyor olabilir. Can sıkıntısıyla baş etmeyi ve onu yapıcı aktivitelere yöneltmeyi öğrettiğiniz çocuklarınızın da, geleceklerinde hayattaki tüm aktiviteleri onları tatmin etmeyi bıraktığında alkol, uyuşturucu gibi alışkanlıklarda teselli aramayacaklarını düşünebilirsiniz.

Sıkıntıların önemi, bize hem dünya hakkında hem de kendimiz hakkında bir şeyler anlatması açısından açık bir şekilde görülmeli ve iyi irdelenmelidir. Can sıkıntınıza kulak vermeniz dileğimle…

Psikolog Merve Nur Çimen

Kaynak: (1) Bench, S. W., & Lench, H. C. (2013). On the function of boredom. Behav. Sci. 3, 459–472.

 

Yazının devamı...
Merve Nur Çimen Kimdir?

Merve Nur Çimen