"Kenan Başaran" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kenan Başaran" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kenan Başaran

Güneş artık Beşiktaş'ın da efsanesi

25 Mayıs 2019

Dört sezonluk Şenol Güneş, dönemi dün sona erdi. 2 şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi’nde rekorlar... Son 2 yıldaysa hüsran. Sahip olunan kadro, rakiplerin gerisinde olsaydı, ‘hüsran’ demezdim. Geçen sezon da bu sezon da şampiyonluğun favorisiydi Beşiktaş. Buna karşın bu son 2 sezon için Güneş de geçerli mazeretler ileri sürebilir.

Hemen hemen her sezon takımın önemli taşları yerinden oynadı. Hele ki bu sezon! Zamanında oluşturulamayan kadro, golcü kaosu ve mali sıkıntılar takımın enerjisini emdi. Genel olarak bakıldığındaysa Güneş’in şampiyonluklar kazandırması kadar, bir önemli yanı da yüksek profilli bir teknik direktör olmasıydı. Takımını kamuoyu önünde ezdirmedi. Söylemleriyle manşetleri etkiledi ve çoğu zaman yönetimin topa girmesine gerek bırakmaksızın Beşiktaş’ı temsil etti. Bunun değeri yeni sezonda daha iyi anlaşılacaktır; aynı karizmada bir teknik direktör alınamazsa...

Bir medya mensubu olarak, Güneş’e demokratik tutumundan ötürü teşekkür ediyorum. 4 yıl boyunca bir çok olumsuz eleştirim oldu ve o da hepsini olgunlukla karşıladı. Bu nezaket, pek kolay bulunmuyor, malum.... Sadece milli takıma gidiş sürecinde, biraz daha şeffaf olabilirdi.

Hepimizin bildiğini haddinden fazla süre gizlemesini yadırgadım. Ki en kötü günde bile desteğini esirgemeyen Beşiktaş taraftarının son dönem kırgınlığı da biraz milli takım sürecinde yürüttüğü politikadan kaynaklandı... Bu arada dün o teşekkür plaketini Güneş’e Fikret Orman vermeliydi. Hepsi bir yana, Beşiktaş’ın Şenol Güneş’li yılları oldukça tutkulu geçti; kazansa da kaybetse de. Güneş, Trabzonspor’un olduğu kadar, artık bir Beşiktaş efsanesidir de. Zaten efsanesi olduğu milli takımda başarılar diliyorum. Attila İlhan ile veda ediyorum ona: “...çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili”

İDDİA YOKSA VEFA DA YOK

Yeni stada geçilip şampiyonluklar yaşanınca Fikret Orman, “Artık Beşiktaş taraftarı değişti” demişti. Çünkü doluyordu. Ben de “Bunu yarıştan kopulan bir sezonda test edeceğiz” demiştim. Dün stat boştu. Çünkü şampiyonluk kaçtı. Sırf Şenol Güneş’e veda etmek için bile tıka basa olmalıydı. Geçen sezonun sloganı vefaydı ya hani!

GÜNEŞ, ‘GÜVEN VERDİ VE GİTTİ’

Geçen sezon 4. olduğu için sezonu haziranda açan Beşiktaş, aynı akıbeti yaşamamak için dün sahaya çıktı. İki takımın da tüm hatları arasında büyük bir gevşeme vardı. İki taraf da kaleye sorunsuz gitti ve bu da zaten skora yansıdı. Güven’in beceri ve fırsatçılığı Beşiktaş’ı soyunma odasına 3-1 önde götürdü. Rehavete kapılan Beşiktaş’a cezayı Koita kesti. 3-2’den sonra maç her türlü sonuca açık bir hal aldı. Ligin Karius 2 gol yese de çok kritik kurtarışlar yaptı ve siyah beyazlıların daha uzun tatil yapmasında büyük pay sahibi oldu. Ama dünkü maçın en büyük anlamı Güven Yalçın’ın anlamını ve Larin’in de anlamsızlığını tescillemesi oldu. Ve aynı zamanda Güneş’in de giderken Beşiktaş’a bıraktığı en güzel miraslardan oldu. Tabir caizse ‘Güneş, Güven verdi ve gitti’...

Yazının devamı...

Terim: "Başkan teknik direktör"

24 Mayıs 2019

Gerçekten de futbola dair anahtarlar ona teslim edilir. Bu anahtar esasen sadece Florya’nın kapısı da değildir, futbola dair tüm kapıların anahtarıdır. Fatih Terim, Türkiye futbol kültürünün kodlarını çok iyi çözmüş bir isim. Hatta, bu kodların büyük bölümünü de o yazmıştır.

Bir sezonu, adeta bir dizi veya film gibi senaryosunu başta sona yazabiliyor. Sezon boyunca nerede duygusallığı yükseltip düşüreceğini veya gerilimi nerede yükseltip düşüreceğini çok iyi biliyor. Bazen kaybedeceğini gördüğü takımını ve suskunluğa boğulmuş taraftarları oyuna yeniden sokmak için tribüne çıkma, haftalarca ceza alma pahasına kaos fitilini ateşleyebilir. Mehmet Arslan’ın ifadesiyle bu ‘kontrollü bir kaos’tur...

65’LİK BİR BIÇKIN

Bu sezondan bir örnek: Türk Telekom’da 2-0’dan 2-2’ye gelmiş bir Fenerbahçe derbisi... Mücadele ‘olaysız’ tamamlansa, takımı ve kendisi eleştirilecekti. Ama malum biz haftalarca çıkan olayları konuştuk. Arkasından gelen cezalarla camiayı ve taraftarı ‘konsantre eden bir mağduriyet oluşturuldu ve şöyle sloganlaştı: “Bizi şampiyon yapmayacaklar”...

Nitekim bu slogan Kadıköy’deki derbiden sonra telaffuz da edildi... Başakşehir ile oynanan final maçında rakip 1-0 öne geçtiğinde de benzer durumlar yaşandı... 1-0 öne geçen Başakşehir’e karşı oynamak ve öne geçmek çok kolay değildir, bunu hepimiz biliyoruz. Ama Başakşehir’in gol sevinciyle birlikte kulübeler arasında bir muharebe cereyan etti.

O kavganın Başakşehirliler’i zihnen kırdığı aşikâr... Terim, mizacıyla da çok kimlikli bir isim... 65 yaşında ama futbolculuğundaki gibi hâlâ daha ‘bıçkın’... Bu da gerektiğinde tüm kariyerini ve bulunduğu pozisyonları gözardı etmesine neden olabiliyor. Büyük bir hırsa sahip... Ve almış olduğu kupalarla tatmini mümkün değil. Muhakkak ki ancak Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuyla dinmesi mümkün bir hırs bu. Bu sezon başında, yetersi olduğu açık olan kadrosuna rağmen, bu hayalini dillendirmekten geri durmadı...

ELEMAN DEĞİL!

Kendisini yakından tanıyanlar muhakkak ki çok müşfik olduğunu da söyleyeceklerdir... Evet, Fatih Terim, sadece bir teknik direktör değildir. Ki son Milli Takım görevinde bile unvanını ‘Türkiye Futbol Direktörü’ olarak değiştirmişti.

Yazının devamı...

Şenol Güneş kendini inkar edince

19 Mayıs 2019

HAKEM yönetimi hariç, Trabzon’da aslında Galatasaray-Beşiktaş derbisinin ilk devresinin aynısı oynandı ilk 45’te... Beşiktaş, tek ciddi pozisyonuna ancak 42. dakikada Burak Yılmaz ile girebildi. O dakika kadar Trabzonspor’un tek kale oynadığı bir devre izledik. Atiba-Medel gibi savunmacı orta sahaya rağmen Beşiktaş’ın bir kez daha denediği ‘önce durdur’ yine tutmadı. Sosa-Yusuf-Abdülkadir Ömür’lü ‘ölüm üçgeni’nin kısa pas oyununa dayanan Trabzonspor, Beşiktaş’ın kalesine elini kolunu sallayarak gitti. Siyah beyazlılarsa sadece ‘topu uzaklaştırma’ oyunu oynadı! Hani Burak’ı, bir kez dahi olsun uzun bir topta kaçıramadı. Güneş, G.Saray’a karşı da bu anlayışla sahaya çıkmış, ancak devre biterken yenilen gol, planları bozmuştu. Güneş, memleketindeyse daha şanslıydı, zira Trabzon bir çok fırsatı heba edince soyunma odasına berabere girmeyi başardı. 0-0’lık sonuç Güneş’in taktiğinin başarısından değil, Trabzon forvetlerinin bahtsızlığındandı. Ve Karius’un da hakkını yememek lazım. Alman, sezon ikinci devresinde kendini bulabildi.

Güneş, ligin ikinci devresinde 16 maçta 40 gol atan takımını iki haftadır neden en güçlü silahı olan hücum marifetinden mahrum ederek oyuna başlıyor, anlamış değilim... Burak geldikten sonra bu takımın yediğine değil, sadece attığına bakması gerekiyor çünkü. İkinci devreye Adriano-Kagawa ve Medel-Necip değişiklikleriyle girdi Güneş... Ve Beşiktaş, topa ortak olmaya başladı. Ne var ki 53’te geriye düştü. Novak’ın golünde Beşiktaş savunmasını ayıpladım. Mirin, Abdülkadir Ömür’e müdahale etmek yerine yanında koşarken, diğerleri de Novak’a idmanda bile olanak bulamayacağı bir kafa vuruşu şansı verdi!

Taraftarının da coşkulu desteğini arkasına alan Trabzonspor, büyük bir iştahla saldırmaya devam etti ve Karius yine 2 mutlak topu çıkardı; dakikalar 60’ı gösterirken... Ve bu dakikadan sonra Trabzon, biraz daha geriye yaslanıp kontrayı kollamaya başladı.

F.BAHÇE DEĞiL, TRABZON

FENErBAHÇE sezona ‘değişim’ sloganıyla girdi. Volkan Demirel’i de değişime direnç diyerek kadro dışı bıraktı ama sonra caydı. Trabzonspor ise kaleci onur Kıvrak ve Burak Yılmaz’a neşteri bir kez vurdu ve bir daha caymadı. Ve en kötü günde bile Ünal Karaman’dan caymadı. Takım bazında gerçek değişimi Trabzonspor yaptı.

ZOR GÜNLERE MERHABA!

TRABZON fren yapınca Beşiktaş da istemeye istemeye beraberlik golünü attı. Ama skorun aldatıcı olduğu biraz sonra ortaya çıkacaktı. Bordo mavililer, “İstediğim an golü atarım” deyip, yeniden hızlanınca, 4 dakika sonra tekrar öne geçti. Beşiktaş aslında maçı ilk yarıda kaybetti. G.Saray derbisine şampiyonluk için çıkan Beşiktaş, değil şampiyonluk, 3.’lüğü bile kaybetmekle yüz yüze kaldı. Bunun da temel nedeni G.Saray ve Trabzon maçlarındaki taktiksel değişimdi. Meteliğe kurşun sıkan kulüp için ligi 2. bitirip Şampiyonlar Ligi ihtimali kovalamak çok önemliydi. Ama Güneş, yoktan var ettiği zirve şansını iki büyük maçta, kendi felsefesine ters düşerek, yok etti. Kadrosunda büyük değişim olacak Beşiktaş’ı gelecek sezon için akıllı hamlelere büyük ihtiyacı olacak. Zira para yok. Esasen bu daha iyi... En iyi örneği de Trabzon’dur. ‘Yok sezonu’nda geleceğin takımını inşa ettiler.

Maçın adamı: Sosa.

Yazının devamı...

Biz birbirimizi yerken Şampiyonlar Ligi yalan olacak!

17 Mayıs 2019

Ayak basar basmaz para basan bu ligde bu sezon şampiyon 82, ikinci 78 milyon Euro kazanacak! Süper Lig’deki şampiyonluk kavgası da yıldızdan ziyade, kasaya konulacak sıcak para içindir.

Pazar günü G.Saray ve Başakşehir, bir servet maçı yapacak. 1. Dünya Savaşı’nın yıkımlarını müthiş şekilde anlatan Erich Maria Remarque’nin ‘Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’ romanının adından feyz alırsam, ‘Batı Cephesinde Yeni Çok Şey Var’ diyeceğim. Zira UEFA, Şampiyonlar Ligi’ni daha da kıymetli hale getirmek için düğmeye bastı. Adı ‘Lig 1’ olacak. Lig 2 ve Lig 3 de olacak. Küme düşme geliyor. Ve bu ligde oynamak bizim için çok daha zor olacak.

UEFA Başkanı Ceferin, detaylarını bugün açıklayacak. Peki Türkiye mevzuyu konuşuyor mu? Hayır! Varsa VAR, yoksa VAR! Herkes birbirini şaibeyle suçlayıp, paçasından tutup aşağıya çekmekle meşgul. Konuyu sosyal medyada ve radyolarda Emrah Kayalıoğlu, Hüseyin Özkök ve Mert Aydın gibi bir kaç meslektaşım ısrarla gündeme getirip yetkililere “Ayılın” diyor.

Avrupa’daki her puan herkesi daha çok ilgilendirecek. O halde Süper Lig başta olmak üzere, liglerimizi ‘güvenilir’ ve ‘nitelikli’ hale getirmeliyiz. Şu dillere pelesenk ‘marka değeri’ni yükseltmek için somut adımlar atma zamanı geldi de geçti. Bir ‘ürün’ün değerinin artmasının ilk şartı ‘güvenilir’ olmasıdır. Bu, pazardan alınan terlik için de galeriden alınan araba için de geçerlidir. Futbolu yönetenler, bugünden tezi yok, 2024’te planlanan Lig 1 için bir ‘acil eylem planı’ hazırlamalı. Şu üç madde elzem: Güven veren, adil bir lig. î Kimsenin gözünün yaşına bakmayan sıkı mali denetim. Sadece tüketen değil, üreten ve satan bir lig. Taslağa göre; yeni Devler Ligi’nin 32 takımı, 2020-24 arasındaki 4 yıllık puanlar baz alınarak oluşturulacak. Sonraki sezon, 8 takım ligden düşecek.

Bu 8 takım aralarında maç yapacak ve 4’ü Lig 2’ye düşecek. Aynı ülkeden en fazla 5 takım olacak. Diğer yandan, Lig 2’nin yarı finalistleri Lig 1’e yükselecek. 4 takım da yerel liglerinde şampiyon olan takımlar arasında oynanacak play-off’tan gelecek. 24 takım arasında kalabilen, kendi liginde şampiyon olamasa da Lig 1’de devam edecek... Gruplar 8’er takımlı olacağı için maç sayısı ve kazanç da katlanacak. İşte, bugün kayıkçı kavgası veren kulüplerimizin yeni yapıda yer alabilmesi için hem sportif hem de mali açıdan reform şart. Lig 1, Lig 2 ve Lig 3 ile birlikte yerel ligi büyük iniş çıkışlar yaşamadan birlikte taşıyabilecek bir güce ulaşmaları lazım. Yoksa bizim için yeni Şampiyonlar Ligi hayal olacak!

ALMANYA KARŞI

Yeni Şampiyonlar Ligi aslında UEFA’nın Avrupa Kulüpler Birliği ECA’ya verdiği bir taviz. Zira ECA’nın lokomotif kulüpleri, uzun zamandır bir ‘Avrupa Süper Ligi’ kurmayı konuşuyor, hatta harekete geçmeye de hazırlanıyordu. Bir yandan yeni format için hazırlık yapmak gerekirken öte yandan da yerel ligleri korumak içen esasen UEFA’ya direnmek lazım. Hüseyin Özkök, önceki gün Twitter hesabından Almanya Kulüpler Birliği’nin yeni Şampiyonlar Ligi’nin formatını kabul etmeyeceklerini açıkladığını yazdı. Almanlar, yeni formatın yerel liglere zarar vereceğini duyurdu. Çok haklılar

Yazının devamı...

Sıkıcı bir pazartesi maçı

14 Mayıs 2019

BEŞİKTAŞ, Şampiyonlar Ligi, Alanya da Avrupa Ligi hedefini kovalasa da stressiz bir maçtı. Geçmiş haftalara bakıldığında hücumları savunlarından daha güçülü olan iki takımın mücadelesiydi aynı zamanda, dün akşamki... Ama 90 dakika pek de bu doğrultuda geçmedi. Geçen hafta Galatasaray’a yenilmesinin dışında, hakem tarafından rencide edildiğini de düşündüğüm Beşiktaş mümkün mertebe oyuna iştahlı başlamaya çalıştı. Alanya’nın sayılmayan ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golünden sonra iyi bir hücum organizasyonuyla öne geçen Beşiktaş, devamında aynı olgunluğu gösteremedi. Final paslarındaki yanlışlar kenardaki Güneş’i de epey kızdırdı. Alanya, bir duran toptan eşitliği buldu. İlk duran toptan bulduğu golü VAR, ofsayt gerkeçesiyle iptal ettiği de hatırlanırsa, Beşiktaş’ın duran toptaki bu aymazlığı affedilir değildi.

BURAK'I BESLEYEMEDİ

İlk devre ortalıkta pek gözükmeyen Quaresma, 54’te şık bir vuruşla kendisini hatırlattı. Sonra yine kayıplara karıştı. Zaten Ljajic’in takımın liderliğini üstlenmesinden bu yana Portekizli oyunun anlaşının merkezinden çıkmıştı. Esasen ikinci devre öne çıkan siyah beyazlı oyuncu söylemek de pek mümkün değildi. Oyun zekâsını hep övdüğüm Adriano, yine gösterişiz ama işlevsel şekilde oynadı. Karius da işini yapanlardandı. Burak, yine çalışkan da ama dün akşam doğru şekilde beslenmedi. Alanya da hücum anlamında beklediğim etkinlikte değildi. Skor avantajı Beşiktaş’ın Alanya’ya açık alanda yakalanma ihtimalini azalttı.

Buna karşılık set oyununda Akdenizlilere bir iki önemli şans tanındı. Oyunun tamamına bakıldığında gerek tribünlere gidenleri gerekse de ekran başındakileri tatmin eden bir maç izlemedik. Beşiktaş sadece skor lazım olduğu anlarda kendisini biraz zorladı. Alanya da karşılık vermeye çalışırken çok da agresif bir görüntü çizmedi. Maç uzatma dakikalarında ateşlendi. Alanya beraberlik golünü bulacakken dönüşünde Beşiktaş 3. golden oldu. Aslında bu görüntüyü ben maçın genelinde bekliyordum. Toplamda sıkıcı bir pazartesi maçıydı! Cumartesi günü Trabzon’da Beşiktaş’ın alacağı sonuç, ligdeki sıralamasını büyük ölçüde belirleyecek. Kazanarak dönerse, son ligin son haftasında Şampiyonlar Ligi biletini sürpriz şekilde alabilir...

VAR'DAN ÖNCE İNSAN

VAR’da milimle ofsayt gerekçesiyle iptal golerin iptal edilmesinin futbolun ruhuna aykırı olduğunu daha önce de yazmıştım. Dün Alanya’nın iptal edilen golü de vicdanen ikna edici değildi. Nitekim Beşiktaş taraftarı da ikna olmamış ki, kararı protesto etti. Zaten bu ölçümlere olan inandırıcılık da azaldı. Misal omuza koyduğunuz ölçü noktasını 1 milim oynatmanız bile sonucu değiştirebilir. Öyle ya o noktayı koyan da insan.

Maçın adamı: Adriano

Yazının devamı...

Beşiktaş'ta seçim var, vaat yok

10 Mayıs 2019

Beşiktaş’ta pazar günü seçim var... Fikret Orman ve Hürser Tekinoktay yarışacak. Ne yazık ki çok büyük bir heyecan yok. Orman, yönetim kurulunda ufak bir değişiklik yaptı. Tekinoktay’ın listesiyse kamuoyu için pek tanıdık değil. Evet, Tekinoktay’ın şansı düşük. Ama stratejilere boğulan ‘büyük muhalefet’in aday çıkartmadığı bir dönemde, Tekinoktay’ın Orman’a karşı aday olması takdire şayan. Konvansiyonel medyada kendine hemen hemen hiç yer bulamadı. O yüzden de seçim vaatleri pek bilinmiyor. Oysa, eğitimden ekonomiye, altyapıdan kulüp yönetim modeline kadar 6 tane manifesto yayınladı. Tekinoktay, özetle özkaynaklara dayanan bir futbol takımı, mali disiplin, tasarruf, dijital ortamda üzerinden üyelerin denetimine açık şeffaf bir kulüp kasası ve Barcelona gibi yüzbinlerce üyeli kongre yapısına sahip bir Beşiktaş vaat ediyor.

Kendisinin adaylığı gibi hedefleri de idealistçe... Ben bunu önemsiyorum zira kulüplerin ekonomik olarak yönetilemez hale geldiği günümüzde açıkçası Don Kişot’lara çok ihtiyaç var. Seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılan Fikret Orman’ın açıkladığı yeni bir vaat yok. Mevcut vaziyet devam edecek. Daha önceleri de duyurduğu Fulya’da AVM inşaatına başlayacak yeni dönemde. Ama esas olarak kongre üyeleri, kendisinden yüklü borcu nasıl eriteceğini anlatmasını istemeli. Geçmişe fatura çıkarmayı artık bırakıp, nasıl çözümler düşündüğünü somut olarak anlatması talep edilmeli. Tekinoktay, tasarruf, mali disiplin, gelirin yüzde 65’ini aşmayan maaş harcaması ve borçların yeniden yapılandırılması gibi önerilerde bulunuyor.

7 yıllık bir başkanlık tecrübesine sahip olan Orman’ın da kendisini bağlayacak bir borç yönetim modeli sunması lazım. Artık “Borç şunun yüzünden oluştu, bu yüzden büyüdü” gibi mazeretleri tekrarlamanın manası yok. Nihayetinde siz bunları tekrarladıkça ne faiz borcunuz azalıyor ne de geliriniz artıyor... Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’ne bu sezon da katılamazsa mali krizi derinleşecektir. Ne yapıp edip yeni gelir kaynakları yaratması elzem. Federasyon ve Türkiye Bankalar Birliği’nin hızlı başlayan yapılandırma projesinden uzun zamandır ses seda yok. Hasılı başta Beşiktaş olmak üzere, kulüplerin kendi B planlarını acilen oluşturması şart...

YALNIZLAR BEŞİKTAŞ'I

Beşiktaş, ayağına kadar gelen şampiyonluk şansını Türk Telekom Stadyumu’nda kullanamadı. Bunun çeşitli nedenleri vardı: Hakem Bülent Yıldırım, iki takım arasında fena halde bir tercih yaptı ve yalnız kalan Beşiktaş oldu.

Beşiktaş yönetimi, gerilimi yükseltmemek; takımın dikkatini bozmamak adına G.Saray yönetiminin hakemler üzerinde oluşturduğu gündeme dahil olmadı. Ama kendi takımının yanında olduğunu, hakkını hukukunu koruyacağı duygusunu da hiç vermedi. Şenol Güneş ve ekibini yalnızlık duygusu içinde yolladı.

Beşiktaş, Vodafone Park’ta 3-0 öndeyken bile, 2 bin Fenerbahçeli’nin son dakikaya kadarki desteklerine şahit oldum. Ama aynı şeyi geçen hafta Beşiktaş taraftarı için söyleyemem. Skora yenik düşüp, takımını yalnız bıraktılar.

YENİ HOCA LUCESCU MU?

Yazının devamı...

Necip'in 300. maçı!

6 Mayıs 2019

BEŞİKTAŞ, farklı kazanıp şampiyonluğa yeniden ortak olurken dahi çok hücum yemiş ve orta alanda üstünlük kurmakta zorlanmıştı. Güneş’in G.Saray’a karşı tedbir almasını bekliyordum ama bunun Necip olacağı aklıma gelmemişti! Kâğıt üzerinde itiraz edilecek bir seçim değildi ama tutmadı. Dorukhan-Necip-Atiba’lı ‘mücadeleci’ orta alanda G.Saray’ın baskısını kıramadı. Diğer yandan Beşiktaş’ın tüm gol planı Burak’a uzun toptan ibaretti. Hücumda çoğalamadığı için Ljajic de etkisiz kaldı. Solda Caner en azından ortalarla katkı vermeye çalışırken diğer tarafta Lens, rakibi tehdit edici deparlara girişmedi. Devre bittiğinde Beşiktaş’ın 2 şutu vardı, korneri yoktu. 

YILDIRIM PSİKOLOJİYİ BOZDU

Bülent Yıldırım’ın da inisiyatif haklarını ağırlıkla G.Saray lehine kullanması ve Caner ile Vida’ya bence yanlış kartlar çıkarması da siyah beyazlıları her geçen dakika isyankârlaştırdı. Net ofsayt için bile dakikalarca VAR’a bakılması da psikolojik olarak Beşiktaş’ı ezdi. Tartışmalı taç kararı ve devamındaki gol, devre biterken maçın senaryosunu değiştirdi. 2. devreye kalabalık şekilde hücuma çıkarak başlayan Beşiktaş, yine taçtan gelen atakta 2. golü yedi. 2-0’dan sonra Güneş’in ekibi tüm riskleri alınca maç büyük gel-gitlere sahne oldu. Siyah beyazlılar pozisyonlar bulsa da ikinci devredeki oyunu sadece istatistiklerinin biraz düzelmesini sağladı; gol hariç!

KONFETiLERiN ANLATTIĞI

MAÇ maç başında ve sonundaki konfetiler, G.Saray’ın konsantrasyonunu gösteriyor. Yönetiminden hocasına kadar hafta boyu bu maçla yatıp kalktılar. Medya çalışmasından futbolun diğer kurumlarına kadar pres uyguladılar. Beşiktaş’taysa derbiye dair bir emare yoktu.

KULÜBEDEKi TEHDiT!

ŞAMPİYONLUK derbisinde Beşiktaş’ın kulübesinde üç dünya yıldızı vardı: Adriano,Quaresma ve Kagawa... Güneş, tedbir almalıydı ama yine de ligin ikinci devresinde, ‘yediğinden fazlasını atabilen’ Beşiktaş’ın oyun anlayışını da çok bozmamalıydı. Zira bu Beşiktaş, G.Saray için en büyük tehditti. Güneş, kendi yarattığı tehdidi defansif anlayışa harcattı. Güneş, geçen hafta Necip’i oyuna alamadığı için üzüldüğünü; çünkü 300. maçı olacağını söyledi. Neyse ki dün Necip 300. maçına çıktı!

Maçın adamı: Fernando.

Yazının devamı...

Komploda Başakşehir 'Out' Beşiktaş 'In'!

3 Mayıs 2019

Haftalar öncesinden ‘Şampi Başakşehir’ manşetleri atılmışken ligin son dört haftasına ‘üçlü bir yarış’ ile giriyoruz. Bunun keyfini sürmek yerine ‘şaibe kazanları’ kaynatılıyor!

Kendisinin lehine hata yapıldığında sessizliğe gömülenler, aleyhlerindeki yanlış bir taç atışında bile ortalığı yangın yerine çeviriyor. Hatta maçta bir hata bulamadıkları zaman üç hafta öncesine kadar gidip, rakibinin başkasıyla oynadığı bir maçta neden falanca oyuncusuna kart verilmediği ne kadar işi vardırıyorlar! Bu nasıl bir zihniyet dünyası? Fatih Terim, Konya beraberliği sonrası müstehzi bir ifadeyle, rakiplerinin kendileriyle berabere kaldığı için sevinmesine sevindiğini söyledi! Aykut Kocaman veya Konya, neden sevinmesin ki aldığı puana?
O halde tersini düşünelim: Galatsaray, Konya’yı yenip sezon sonu şampiyon olduğunda rakibine teşekkür edecek mi? Hayır... Türkiye’de durum şudur: Şampiyonsan, dağları delmişsindir, çöle su barajları kurmuşsundur... Yani her şeyi sen tek başına başarmışsındır.

Ama başarısız olmuşsan da ‘Kahrolsun federaller’! Mustafa Cengiz, 4 hafta kala “Hakemler kurayla belirlensin” diyor... 22. şampiyonluğuna koşan camianın 21 şampiyonluğunun kaçında hakemler kurayla belirlenmiş? İki hafta önce yarışta olmayan Beşiktaş’a hiçbir sataşma yoktu.

Bakıyoruz şimdi, “Şenol Güneş federasyona gitmiş” diyerek, su bulandırılıyor. Evet, görüşmede  Ali Dürüst de vardı... İki hafta önce kollanmayan Beşiktaş, kollanır mı oldu? Komplo teorilerinde, “Başakşehir’i şampiyon yapacaklar” söylemi ‘out’, “Beşiktaş’ı şampiyon yapacaklar” ‘in’ (!)Premier Lig’de son iki haftada iki takım da maçlarını kazanırsa Liverpool, 97 puanla ikinci olacak?

YA LİVERPOOL’UN YERİNDE OLSAYDINIZ?

Düşünebiliyor musunuz? Manchester Citygibi bir ‘çılgın takım’ olmasa, Liverpool, açık ara şampiyon olacak bu puanla. Ama ne olacak, 98 puanlı City’nin ardında ikinci bitirecek sezonu.Bizim takımlarda bir Liverpool’un yerinde olsa tabir caizse kafayı yer! Bakın daha geçen hafta City, çizgiyi milimlerle geçen bir golle galip geldi. Bu durum bizde olsaydı eminim ki gol çizgisinin  yanlış çizildiği vs. iddia edilecek, fırtınalar kopartılacaktı. Sonuç itibarıyla VAR’a rağmen hakemlerin en çok tartışıldığı bir sezonu yaşıyoruz.VAR dahil, hakem yönetiminde temel sorunun;  standart olduğu muhakkak. Lakin bu standartsızlığa her takım maruz kalıyor. Sürekli Süper Lig’in marka değerini yükseltmekten söz eden yöneticiler, şampiyonluk yarışı kızıştığında ligin değerini yerle bir edecek şaibe iddialarını ve güvensizliği pompalamaktan hiç geri durmuyor... Seçim baskısı altında olan Cengiz, tek şansının şampiyonluk olduğunu biliyor. Ama lütfen bunun için son 4 haftaya olan inancımızı sarsmasın. Geçen sezon şampiyon olan takımına inansın, nasıl ki tüm  ‘engeller’e rağmen şampiyon olmuşsa, bu sezon da olacaktır, değil mi! Abdurrahim Albayrak konuştuğunda da yazdım: Ligin güvenli olmadığına dair bir bilgi ya da belge varsa, yargıya gidilmeli. 6222 sayılı yasa da bunu emrediyor.

BENİM SUÇLU ZEVKİM: BURAK YILMAZ

Yazının devamı...