"Elif Dağlı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Elif Dağlı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Elif Dağlı

Elif Dağlı

Bahar alerjileri çocukları rahat bırakmıyor!

11 Mart 2019

Havalar bir güneşli, bir yağışlı gidiyor. Ağaçların ve çiçeklerin büyümeleri ve tozlarını saçarak çoğalmaları için gerekli koşullar devam ediyor. Çocuklarımızda ise gözler kırmızı, kaşıntılı, burun su gibi akıyor, kulaklar ağrıyor. Kuru havalarda uçuşan bitki ve ağaç polenleri, yağışlı havalarda havada dolaşan küf sporları üst ve alt solunum yolu alerjilerini tetikliyor.

Gözlerin beyaz kısmının ve göz kapağının içinin kızarması, gözlerin sulanması, kaşınması, görmenin bulanıklaşması, göz kapağının şişmesi tipik bahar alerji bulgularındandır. Bu duruma tıp dilinde "Alerjik Konjuktüvit" denir. Genellikle iki gözde aynı anda görülür. Mikropik konjuktivit ise tek gözde olur, iltihaplı akıntı eşlik eder.

Alerjik konjuktivit tedavisinde antihistaminikler ağız yoluyla kullanılır, neden olan alerjen uzaklaştırılır. Çeşitli göz damlaları da eş zamanlı olarak önerilir. Bu göz damlaları; kızarıklığı geçiren dekonjestan , şişiliği ve kaşıntıyı geçiren antihistaminik veya kromolin, göz yaşının eksikliğini gideren kayganlaştırıcılar içerir. Bütün bu tedavilere rağmen şikayetler devam ederse kortizonlu göz damlaları ve hatta ağız yoluyla kortizon kullanılması gerekebilir.

SAMAN NEZLESİ denilmesine rağmen saman ile bir ilişkisi yoktur. Tıp dilindeki ismi alerjik rinittir, sık görülen çocuk alerjilerindendir. Şefaf burun akıntısı, hapşırık, kaşıntı, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı belirtileri gösterir. Çocuklar burunlarını kaşımak için devamlı burnu aşağıdan yukarı iterler veya ellerini sağa sola üzerinden geçirirler. Bu hareketi çok sık yaptıklarında burun ucunda yatay bir katlantı çizgisi ortaya çıkar. Bu şekildeki tipik burun kaşıma hareketlerine "alerjik selam" ismi verilir.

Burun tıkanıklığının en sık nedeni alerjidir. Bazı çocuklarda tıkanıklık o kadar fazladır ki çocuk gece burnundan nefes alamaz ve ağzı açık uyur. Gece dinlenememiş olduğundan ertesi gün yorgun ve huzursuz olur. Burun tıkanıklığı burun içinde biriken salgıdan çok burunu döşeyen dokunun şişmesinden ileri gelmektedir. Burun içini temizlemek için uygulanan basınçlı sıvılar mukozayı tahriş ederek daha çok şişmesine neden olabilir. Uzun süre tedavi edilmeyen burun tıkanıklığı çene ve diş gelişim bozukluklarına neden olabilir.

Alerjik rinit tedavisinde alerjenden uzaklaşmak, ağızdan antihistaminik veya montelukast içeren ilaçlar, burundan antihistaminik veya yerel kortizon içeren damlalar kullanmak gereklidir.

Alerjiler kulakta sıvı toplanmasına yol açabilir. Orta kulakta toplanan sıvı kulak enfeksiyonlarını kolaylaştırır, işitmeyi bozar. Bebekler az duymaya başlarsa sesleri öğrenemediklerinden konuşmayı beceremezler. Kulak alerjileri , kulakta dolgunluk hissi, ağrı, kaşıntıya neden olabilir. Çocuklarda sık kulak enfeksiyonu oluyor, kulağa tüp takılması veya geniz eti alınması öneriliyorsa altta yatan alerjik yatkınlık araştırılmalıdır.

Bahar aylarında göz, kulak, burun ve alt solunum yolu alerjileri bir arada veya tek tek görülebilir. Tetikleyici ortak olduğundan bütün hastalıklar için önlemler de benzerdir. Belirtilerin enfeksiyon olmayıp alerjiye bağlı olduğuna karar verilmelidir. Çocuğun bugüne kadar alerjisi olduğu bilinmiyorsa tetkikleri yapılmalıdır.

Yazının devamı...

Hava kirliliği çocuklarımızın sağlığını tehdit ediyor

17 Mayıs 2018

Türkiye Avrupa’da hava kirliliğine bağlı ölümlerin en yüksek olduğu ülkelerden biridir. 2010 yılında dış ortam havasında bulunan tanecik ve ozon kirliliğine bağlı 28924 kişi hayatını kaybetmiştir.

Türkiye’deki hava kirliliği Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütünün verdiği sınır değerleri aşmaktadır.

Havada asılı bulunan kirletici tanecikler (partikül) boyutlarına göre ölçülmektedir. PM 10 kısaltması on mikron boyutunda olan taneciklerin, PM 2,5 ise iki buçuk mikron boyutundaki taneciklerin havadaki yoğunluğunu göstermek için kullanılır. Dünya Sağlık Örgütüne göre yıllık ortalama olarak PM 10 yoğunluğu metre küpte 20 mikro gramın, PM 2,5 yoğunluğu 10 mikro gram üzerine çıkmamalıdır. Türkiye’de bu değer 2011 yılında sırasıyla 58 ve 38 bulunmuştur. İki buçuk mikron çapındaki tanecikler akciğerin en uç noktalarına kaçabileceği için sağlık açısından daha önemlidir. Çocuklar küçük kirletici taneciklere erişkinlerden daha fazla maruz kalırlar.

Bebeği anne karnında besleyen eş (plasenta) tehlikeli maddelere karşı bir koruyucu görevi de görür. Ancak havadaki kirleticileri tam temizleyemez. Hava kirliliğine maruz kalan hamilelerde gebelik zehirlenmesi, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurmak daha sık görülür.

Bebek hava kirliliğinden anne rahmine düştüğü andan itibaren etkilenir. Annenin hamileliği sırasında bebeğin çevresel etkenlere duyarlı olduğu ve olumsuz koşulların bebeğin sağlıklı organ gelişimini bozduğu gösterilmiştir.

Havada bulunan kirletici tanecikler anne karnındaki bebeklerde büyüme geriliğine neden olmaktadır. Kirli havada bulunan cıva anne karnındaki bebeğin beyin gelişmesini olumsuz etkiler. Daha sonraki yıllarda düşünme, hafıza, konuşma, ince motor hareketlerde bozukluklara yol açar.

Doğumdan sonraki ilk aylarda solunum ve bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmemiş bebekler çevresel etkilere çok açıktırlar. Hava kirliliğine maruz kalan bebeklerde solunum sistemi sorunlara bağlı ölümler de daha sıktır. Kirleticiler çocuklarda solunum işlevini bozmakta, akciğer büyümesini yavaşlatmaktadır. Bu zararlar PM 2,5 gibi küçük taneciklerin artması halinde fazla olmaktadır. Ani beşik ölümlerinin de hava kirliliği ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Kirli havada bulunan kurşun çocuklarda saldırgan davranışlar, depresyon, uyku bozukluklarına neden olmaktadır. Kurşun çocuklarda reaksiyon süresini azaltmakta, soyut düşünme yeteneğini duraklatmaktadır.

Yazının devamı...

Dünya Astım Günü

5 Mayıs 2017

Astım sık görülen bir hastalıktır

Astım çocukların en sık görülen kronik hastalığıdır. Ülkemizdeki sıklığı, bölgelere göre değişmekle birlikte % 10 civarındadır. Başka bir deyişle, her on çocuktan birinde astım belirtiler gösteren nefes boruları bulunmaktadır. Aileden genlerle taşınan bu özellik, olumsuz çevre etkenleri ile birleşince hastalık belirtileri vermektedir. Artan hava kirliliği ve ikinci el sigara dumanı en önemli tetikleyicilerdir. Anneannesi sigara içen çocukların annesi sigara içmese bile genlerde olan değişikliğin aktarılması ile astım olabildiği bilimsel olarak gösterilmiştir. Ayrıca üçüncü el sigara dumanının da astıma neden olduğu deneysel hayvan modelleriyle ortaya konmuştur. Tütün dumanı emmiş tekstil malzemeleri ile bir arada duran deney hayvanları astım belirtileri göstermektedir.

Dumansız hava sahası yasaları astım krizlerini azaltır

Kapalı alanlarda sigara içmenin yasaklanması ülkemizde de birçok başka ülkede de acile başvuran astım nöbetlerini % 10 oranında azaltmıştır. Yasaların iyi uygulanmasıyla görülen bu olumlu sağlık etkisi, yasaların ihlali ile de tersine dönmektedir. Ülkemizde sanki hiç kapalı alan sigara yasağı yokmuş gibi davranan ikram endüstrisi astım nöbetlerini yeniden artmasına sebep olabilecektir.

Astım korkulacak bir hastalık değildir

Yazının devamı...

Yazın en iyi atıştırmalığı karpuz

4 Mayıs 2017


ORTALAMA BİR TATLI KASESİ KADAR KARPUZ  80 KALORİ

Besin kaynağı dolu, %92 si su olan karpuzda A, B6, C vitaminleri yanısıra likopen, amino asitler ve anti-oksidanlar bulunur. Yağsızdır, kalorisi az, sodyum oranı düşüktür. Ortalama tatlı kasesi kadar karpuz 80 kaloridir.


KANSERDEN KORUYUCU ETKİSİ VAR

Likopenin en zengin olduğu meyvedir. Likopen kapuz, domates, pembe greyfrut gibi yiyeceklere kırmızı rengi veren sağlığımız için çok önemli bitkisel gıdadır. Kalp, kemik sağlığı için yararlı olup kanserden koruyucu etkisi vardır. En güçlü iltihap önleyicilerden biridir. Karpuz olgunlaşıp kırmızılaştıkça likopen oranı artar. Beta karoten ve fenolik anti-inflamatuarlar da olgun karpuzda daha fazla bulunur.


KALP VE DAMAR SAĞLIĞINI KORUR

Sitrulin karpuzda bulunan bir protein yapı taşıdır, vücutta arjinin isimli bir amino asite döner. Kalp ve damar sağlığını korur, kan dolaşımına yardımcı olur. Spor yapanlarda kas ağrısı oluşmasını engeller. Obez erişkinlerde tansiyonunu düşürür.


BAĞIŞIK SİSTEMİNİ DÜZENLER

Karpuz kolin içerir. Kolin vücutta iltihabı baskılar. Stres, hava kirliliği, kronik hastalıklardan meydana gelen iltihap vücuda zarar verirken, kolin zararlı etkilere karşı bağışıklık sistemini düzenler.


VÜCUDUN SU VE İYON İHTİYACINI KARŞILAR

Sıcak havada su kaybederiz. Karpuz vücudun su ve iyon ihtiyacını karşılamak için ideal meyvedir. Lif içeriği sayesinde sağlıklı bağırsak çalışmasını temin eder.


CİLT VE SAÇLARIN NEMLİLİĞİNİ ARTIRIR

Karpuzda bulunan vitamin A,cilt ve saçın nemliliği ve canlılığı için gereklidir. Yeni elastin ve kolajen hücrelerinin oluşmasını sağlar.

Karpuzun her yerinde, yemediğimiz kabuk altındaki beyaz tabakada bile yararlı maddeler vardır.


BEBEKLER KARPUZ NE ZAMAN YİYEBİLİR?

Bebekler 8-10 ay arası kapuz yemeğe başlayabilir. İlk denemelerde diğer meyvelerin suyu ile birlikte verilmesi doğru olacaktır.


KARPUZUN TARİHÇESİ

Günümüzden beş bin yıl öncesinde Mısırlıların hiyelogrif yazılarında karpuza rastlanmaktadır. Eski Mısırlılar kral mezarlarına kralın ölümden sonra beslenebilmesi için karpuz bırakırlardı.

İlk olarak Afrika çöllerinde yetiştiği sanılan bu meyve, onuncu yüzyılda Akdeniz ticareti ile Çin’e kadar ulaşmıştır. Çin bugün dünyanın en fazla karpuz yetiştirilen ülkesidir. Araplar onüçüncü yüzyılda karpuzu Avrupa’ya taşımışlardır. Amerika kıtasına Afrika’lı köleler tarafından götürülmüştür. Bugün Amerika kıtasında iki yüzden fazla karpuz türü yetişmektedir.


KARPUZUN ZARARI OLUR MU?

Karpuzda bulunan likopen yararlı olmakla birlikte günde 30 mg'dan fazla alınması halinde bulantı, ishal, karın şişkinliği yapabilir.

Potasyumu yüksek olanlar sınırlı miktarda karpuz tüketmelidirler. Çok karpuz tüketilince fazla şeker de alınmış olunabilir. 280 gr karpuzda 20 gr şeker vardır. Doğal şeker olmakla birlikte kalorisi akılda tutulmalıdır.


ORAL ALERJİ SENDROMU

Karpuz, kabak ve salatalık aile grubundandır. Ot poleni alerjisi olanlarda çapraz reaksiyon ile bu yiyecek grubuna da alerji görülebilir.

Karpuz yerken damak kaşınması, gıdıklanması yakınmaları olanlar karpuzdan kaçınmalıdır.

Besin kaynağı dolu, %92 si su olan karpuzda A, B6, C vitaminleri yanısıra likopen, amino asitler ve anti-oksidanlar bulunur. Yağsızdır, kalorisi az, sodyum oranı düşüktür. Ortalama tatlı kasesi kadar karpuz 80 kaloridir.

Likopenin en zengin olduğu meyvedir. Likopen kapuz, domates, pembe greyfrut gibi yiyeceklere kırmızı rengi veren sağlığımız için çok önemli bitkisel gıdadır. Kalp, kemik sağlığı için yararlı olup kanserden koruyucu etkisi vardır. En güçlü iltihap önleyicilerden biridir. Karpuz olgunlaşıp kırmızılaştıkça likopen oranı artar. Beta karoten ve fenolik anti-inflamatuarlar da olgun karpuzda daha fazla bulunur.

Sitrulin karpuzda bulunan bir protein yapı taşıdır, vücutta arjinin isimli bir amino asite döner. Kalp ve damar sağlığını korur, kan dolaşımına yardımcı olur. Spor yapanlarda kas ağrısı oluşmasını engeller. Obez erişkinlerde tansiyonunu düşürür.

Yazının devamı...

Çocuk Hakları Günü kutlu olsun

20 Kasım 2016

Çocuk Hakları Sözleşmesi 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından onaylandı. Türkiye sözleşmeye taraf olarak imza koydu ve 27 Ocak 1995 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak iç hukukumuzun parçası oldu. Çocuk Hakları Sözleşmesini kabul eden 197 taraf devletin çocuk haklarını yaşama geçirme yükümlülüğü hükme bağlanmıştır. Çocuk hakları sözleşmesine uymak isteğe bağlı değil, bir zorunluluktur.

Sözleşmenin amacı çocuğu büyüklerin çıkarlarından korumaktır. Sözleşme çocuğun YÜKSEK YARARI gözetilsin diye hayata geçmiştir. Çocuk Hakları Sözleşmesinin temel ilkeleri, ayrım gözetmeme, yaşama ve gelişme ve çocuğun yüksek yararıdır. Sözleşmenin üçüncü maddesi “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.”

Yasa ve politika oluşturulması sırasında çocuğu ilgilendiren her kararda çocuk haklarının korunması elzemdir.

Sözleşme ayrıca çocuğun kendisi ile ilgili kararlarda görüş bildirmesini ve bu görüşün dikkate alınmasını emreder. Irk, dil, din, cinsiyet, etnik ya da toplumsal farklılık, mülkiyet, engellilik, doğum ya da başka farklılık gözetilmeksizin bütün çocuklar için eşit ölçüde geçerlidir.

Türkiye nüfusunun yaklaşık % 35’i 18 yaşının altındadır. Başka bir deyişle, 25 milyonun üzerinde, Avrupa’da dört ülkenin nüfusu kadar çocuğumuz vardır.

Çocuk hakları izleme komitesi 2016 raporuna göre Türkiye yasaları 27 yıl geçmesine rağmen hala Çocuk Hakları Sözleşmesi ile uyumlu değildir. Sözleşme’nin şemsiye hakları ayrım gözetmeme; çocuğun yüksek yararı, yaşama, hayatta kalma, gelişme, ve kendini ilgilendiren tüm yasal ve idari süreçlere katılma hakları Anayasa’da ve diğer yasalarda yeterince yer almamaktadır.

Çocukların istismardan korunması, engelli çocukların haklarına saygı, çocuğa karşı şiddet, zorbalık, internette çocukların güçlendirilmesi gibi konularda bilgi kampanyaları yeterli değildir. Çocuk adalet sisteminde, çocukların evlendirilmesi ve ergenlerin üreme sağlığı alanında uygulamada aksaklıklar bulunmaktadır. Türkiye’de bedensel cezalandırma TCK 232/2 uyarınca hala yasaldır.

“Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesi Ulusal Strateji ve Eylem Planı” hala kabul edilip yayınlanmamıştır.

Yazının devamı...

18 bin kistik fibrozisli aranıyor!

18 Kasım 2016

Kistik Fibrozis bebeklikte tanı konulmaz ve tedavi edilmezse yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Türkiye’de 20 bin kistik fibrozis hastası olduğu tahmin edilirken tanı konumuş hasta sayısı 2 bindir. Hastaların sadece onda biri tanı almıştır.

18 bin kistik fibrozis hastası tanı konulmadan, hayat kurtarıcı tedavilere ulaşamadan kliniklerin kapısını aşındırmaktadır. Tanıdıklarınız arasında bile sık solunum yolu hastalığı, hazımsızlık, büyüme-gelişme geriliği olanların asıl hastalığı kistik fibrozis olabilir. Hastalık konusunda yeterli bilgi ve farkındalık olduğunda hastaların tamamı bulunabilecektir.

Beyaz ırkın en sık görülen genetik hastalığıdır, geni yedinci kromozom üzerinde taşınır. Hastalık iç organların salgılarının akışkan olmamasından kaynaklanır. Yoğun kıvamdaki salgılar iç organlarda tıkanık yaparak işlevleri bozar. Akciğer, karaciğer, pankreas, bağırsaklar gibi organların kanallarında tıkanma sonucunda, enfeksiyon ve doku hasarı oluşmaktadır. Her on hastanın 9’unda etkilenen organ akciğerdir. Nefes borularının koyu salgılarla tıkanması solunum zorluğuna, enfeksiyona ve akciğer hasarına neden olmaktadır. Hastaların çoğu solunum yetmezliği ile kaybedilmektedir.

Hastalığın belirtileri her yaşta farklıdır.

Bebeklikte solunum sistemi belirtileri inatçı öksürük, yapışkan balgam, tekrarlayan ve inatcı akciğer enfeksiyonları, burunda polip; sindirim sistemi belirtileri, yenidoğanda bağırsak tıkanması, yağlı ve çok sık kaka yapma, pankreas yetmezliği, yağ emilim bozukluğu,ile büyüme geriliği, tuzlu ter ve tuz kaybıdır. Anneler, bebeklerini öptüklerinde cildinin tuzlu olduğunu farkeder. Terde tuz kaybı bazı bebeklerde iyon dengesizliğine neden olur.

Pankreas kanalları koyu salgılarla tıkandığından bağırsakta yağı parçalayan lipaz enzimi sindirimi yapamaz. Yağlı gıdalar parçalanıp bağırsaktan emilemez, bu nedenle kaka aşırı yağlıdır. Yağ sindiremeyen çocuklar gelişemez, büyüyemez.

Çocuk büyüdükçe hastalığın dokulardaki hasarı artar ve belirtiler değişir. Akciğerde yer yer kalınlaşmış nefes boruları içinde iltihaplı salgı birikmeye, dirençli mikroplarla enfeksiyon oluşmaya başlar. Sonunda solunum yetmezliği gelişir. Koyulaşan safra karaciğer kanallarını tıkayarak siroza yol açar. Pankreasda harabiyet devam ettikçe insulin salgılayan doku da bozulur ve diyabet gelişir.

Kistik fibrozis hastalık genini taşıyan ama kendisi hasta olmayan anne ve babanın her çocuklarında % 25 olasılıkla olur. 7. Kromozom üzerinde taşınan bu gen salgıların normal akışkanlığını sağlayan tuz ve su dengesini ayarlar. Gende bozukluğu yapan 1900'den fazla mutasyon tanımlanmıştır. Batılı ülkelerde hastaların çoğunda tek bir mutasyon görülürken, ülkemizde çok farklı mutasyonlar saptanmaktadır.

Yazının devamı...

Rutubet, astım nöbetlerini tetikliyor!

17 Ağustos 2016

Sıcak yaz aylarında havadaki nem artışı, astım yatkınlığı olan kişilerde öksürük ve nefes darlığını tetikliyor. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan nisbi nem artışı astımlılarda yakınmalara neden oldu.

Nem oranında her % 10 artış, astım sıklığında % 2.7 artışa neden olmaktadır. Havada nem % 50'nin üzerine çıktığında ev tozu akarları, küf mantarları artmakta, %50 nin altında olduğunda astım atakları azalmaktadır.

“Uluslararası Çocuk Astım, Alerji Çalışmas grubu” 20 ülkede 46 bin 8-12 yaş grubu çocuğun ailelerine anket uyguladı, çocukları muayene etti, alerji testi yaptı. Sonuç olarak , rutubete maruz kalan çocuklarda hırıltılı solunuma daha sık rastlandığını buldu. Rutubetin öksürük, balgam, burun akıntısı gibi yakınmalar ile, ciltte ekzemayı arttırdığını gösterdi. Rutubetin fazla olduğu evlerde cilt testi ile saptanan ev tozu akarına karşı alerji daha fazla bulundu.

Uluslararası Çocuk Astım, Alerji Çalışma grubunun Batı Avrupa’da ekolojik şartların çocuk astımına etkisini inceleyen araştırması ise 14 ülkede 48 merkezin katılımı ile yapıldı. Bu araştırma güneşli gün sayısı arttıkça 6-7 yaşındaki okul çocuklarında astımın azaldığını, yağmurlu gün arttıkça astımın arttığını gösterdi. 13-14 yaş grubu çocuklarda da hırıltılı solunum ve astım sıklığı yağmurlu gün sayısı ile ilişkili bulundu. Rutubet ve yağmur gibi meteorolojik olayların Batı Avrupa’da çocuk astımı üzerinde önemli bir etken olduğu sonucuna varıldı.

Teknolojinin az geliştiği yıllarda doktorlar astımlı çocuklara sıcak ve kuru iklimi olan yerleri önerirlerdi. Günümüzde klima cihazlarının nem emici işlevleri ortamdaki nemin azalmasını sağlayabiliyor. Amerikan Akciğer Derneği, klimaların polen ve küf sporlarını azalttığını, nem oranını düşürdüğünü belirtmiştir. Ev içinde rutubet azaltılırsa küf mantarı ve ev tozu akarı da azalmaktadır.

İç ortamdaki nem oranının % 15’in altına düşmesi halinde solunum mukozaları kuruyabilir. Kuruyan mukozalarda enfeksiyonların yerleşmesi daha kolay olur. Enfeksiyon da alerji belirtilerini tetikleyebilir.

Astımlı hastaların sıcak ve rutubetli günlerde iç ortamda bulunması ve evde rutubetin azaltılması için önlemler alması gereklidir. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi sağlıklı nem oranının % 35 ila % 50 arasında olduğunu belirtmektedir.

Yazının devamı...

Güneşin fazlası zarar!

4 Temmuz 2016

Tanı konan her üç kanserden biri cilt kanseri.

Güneş bizden 93 mil uzakta olmasına rağmen enerjisinden yararlanıyoruz. Işınları ise sağlığımıza zarar verebiliyor. Atmosferin ozon tabakası inceldikçe güneşin zararlı ışınlarını daha az filtre edebiliyor. Ozon tabakası %10 azaldıkça 300 bin cilt kanseri daha oluşuyor.

Çocuklarda olan birkaç ciddi güneş yanığı, ileriki yaşlarda cilt kanseri riskini artırıyor. Güneşte yanmak için ille de havuz kenarında veya plajda olmak gerekli değildir. Çocuklar açık havada ve her yerde ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden korunmalıdır.

Korunmayan cilt, güneşin ultraviyole ışınları ile 15 dakika içinde hasar görür. Asıl hasar 12 saat sonra ortaya çıkar. İlk önce pembeleşen çocuk birkaç saat sonra yanmış görünebilir. Güneşte kararmak sağlıklı değildir. Yanık cilt hasarlı cilttir. Hava kapalı ve bulutlu bile olsa çocuklar korunmalıdır. Bulutlar ultraviyole ışınını durdurmaz, bazen hafif filtre eder.

Ultraviyole ışınları öğle saatlerinde daha güçlüdür ve zararlarını daha fazla gösterir. Yanık olduktan sonra tedavi yerine, yanığı önleyen tedbirler daha iyidir. Öğle saatlerinde iç ortam etkinlikleri seçilmelidir. Açık havada olmak kaçınılmazsa ağaç gölgesi, şemsiye veya tente altına sığınmalıdır. Giysiler kol ve bacakları örtecek şekilde uzun etek, pantolon, uzun kollu gömlek tercih edilmelidir. Islak kıyafetler daha az koruduğu için kuru kıyafetler giyilmelidir. Dünyada satılan bazı giysilerde ultraviyole ışınına karşı koruyuculuk derecesi belirtilmiştir. 

Şapka yüz, boyun, kulaklar ve enseyi korur. Çocuklar arasında popüler olan kasket tipi şapkalar yeterince koruma sağlamaz. Geniş kenarlıklı şapkalar seçin, açıkta kalan cilt kısmını koruyucu krem ile kaplayın.

Gözlerin ultraviyole ışınına maruz kalması ileri yaşta katarakt nedenidir. Güneş gözlükleri çocuğun gözlerini ultraviyole ışınlarından koruyacaktır. Güneş ışınlarını %100 engelleyen ve gözün her tarafını kapatan gözlükleri tercih edin.

Yazının devamı...
Elif Dağlı Kimdir?
1957- Istanbul'da doğdu1963-1974 - İlk ve orta öğrenimini TED Ankara Koleji'nde tamamladı. Birincilikle mezun oldu.1974-1980 - Hacettepe Tıp Fakültesi1979- Royal Hospital for Sick Children , Glasgow elektif çalışması1980-1985 - Hacettepe Tıp Fakültesi Pediatri ihtisası1983-1985 Hacettepe Çocuk Sağlığı Enstitüsü İmmunoloji Master derecesi1983-1984 Hacettepe Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalı Başasistanı1985-1987 Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Merkezi - Pediatri Uzmanı (mecburi hizmet)1987-1988 Marmara Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Yardımcı Doçenti1988 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Doçentlik ünvanı1988-1990 Londra Brompton Hastanesi Çocuk Allerji ve Solunum birimi araştırma görevlisi (British Council Bursu ile)1990-2010 Marmara Tıp Fakültesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı1993-1997 Türk Toraks Derneği Tütün ve Sağlık Çalışma Gurubu Sekreteri1994 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Profesör kadrosuna atanma1994 Türk Toraks Derneği Çocuk Göğüs Hastalıkları Çalışma Grubu Başkanı1996 Avrupa Solunum Derneği Pediatrik Asamblesi Uzun Dönem Planlama Komitesi Sekreteri1997 Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Sekreteri1997 Uluslarası Tüberküloz ve Akciğer Hastalıkları Savaşım Birliği Bilimsel koordinasyon Komite Başkanı ve Tütün Önleme Seksiyonu Başkanı (IUATLD) Türk Toraks Derneği Istanbul Şubesi Sekreteri1998-2002 Avrupa Solunum Derneği Yönetim Kurulu Üyesi1999-2001 Uluslarası Tüberküloz ve Akciğer Hastalıkları Savaşım Birliği Genel Sekreteri Dünya Sağlık Örgütü Tütünsüz Girişimi Geçici Danışmanı1998- 2001 Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Başkanı2000 - 2010 Marmara Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı2002-2004 Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi- Dış İlişkiler Sorumlusu2003- 2008 Avrupa Solunum Derneği Pediatrik Asamblesi Uzun Dönem Planlama Komitesi Başkanı2008- 2012 Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Başkanı2011 - Uluslarası Tüberküloz ve Akciğer Hastalıkları Savaşım Birliği Onursal Üyeliği2011 - Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı2011- Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi Birliği Yönetim Kurulu Üyesi2012- Türk Toraks Derneği Bilimsel Komite Başkanı