"Burcu Sancar Çapa" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Burcu Sancar Çapa" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Burcu Sancar Çapa

Burcu Sancar Çapa

Tuvalet eğitimine başlarken nelere dikkat etmelisiniz?

27 Mayıs 2019

Havaların ısınması ile beraber tuvalet eğitimi sezonu da açıldı. Yazın çocukların kat kat giyinmemesi, yıkanan çamaşırların kolayca kuruması, temizliğin ve kontrolün nispeten daha kolay olması sebebiyle, tuvalet eğitimi için en çok tercih edilen mevsim ilkbahar ve yazdır. Peki, bu eğitim nasıl verilmelidir? Nelere dikkat etmek gerekir?

Öncelikle şunu hatırlatmakta fayda var: Tuvalet eğitimi süreci, her çocukta aynı hız ve zamanlamada gerçekleşmez. Kimi çocuk, bir hafta içerisinde tamamen gece ve gündüz bezini bırakırken, kimisinin ise her ikisini de bırakması haftalar alabilir. Bazı çocuklarda da tuvalet eğitimi sonrasında kazalar uzun süre devam edebilir. Bu yüzden tuvalet eğitimi, kimi çocuklar için çok kolay, kimisi için daha zorlu bir süreçtir. Ebeveynlerin sabırlı ve olumlu yaklaşımları bu dönemin çok daha rahat atlatılmasını sağlar. Bu nedenle çocuğunuzun hazır olması kadar sizin de hazır olmanız, sabırlı bir şekilde tuvalet eğitimini verebilmeniz açısından büyük önem taşır.

Tuvalet eğitimi için çocukların hazır oldukları belirli bir yaş yerine, bir yaş aralığı vermek daha doğrudur. Bazı çocuklar tuvalet eğitimine hazır olduklarının işaretlerini 18 aylıktan itibaren vermeye başlarlar. Kimisi bu işaretleri 2-2 buçuk yaşlarında, kimisi ise 3 yaş civarlarında göstermeye başlar. Yani bu konuda kişisel farklılıklar, çok fazladır. Genelleme yaparak 1,5-3 yaş arasındaki dönemin tuvalet eğitimi için uygun olduğunu söyleyebiliriz.

Peki, çocuğunuzun hazır olduğuna dair işaretler nelerdir?

• Yürüyebiliyor ve oturabiliyor.
• Kendi başına bir şeyleri tamamlamayı seviyor. Daha bağımsız davranıyor.

Yazının devamı...

#KadınOlmasa hayat olmaz

8 Mart 2019

Bugün Dünya Kadınlar Günü… Kadın, bizi dünyaya getiren annemiz, ilk oyunlarımızı beraber oynadığımız kız kardeşimiz, hayat arkadaşı eşimiz, çocuklarımızın annesi, öğretmenimiz, doktorumuz, iyi ki varlar dediğimiz arkadaşlarımız, dostlarımız… #KadınOlmasa, annemiz, kız kardeşimiz, hayat arkadaşımız, dostlarımız olmaz, aslında hayat olmaz…

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadın olmasa hayatın olmayacağını, kadınların hayatımızdaki önemini hatırlayıp, ‘iyi ki varlar’ diyebilmenin yanı sıra kadınların yaşadıkları çok ciddi toplumsal sorunlara dikkat çekmek için kutladığımız bir gün.

Maalesef tüm dünyada ve ülkemizde kadınlar, pek çok toplumsal sorun yaşıyorlar. Kadir Has Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, kadınların en büyük toplumsal sorunu şiddet. Aile ve Sosyal Çalışmalar Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi’nin beraber yürüttüğü bir araştırmada ülkemizdeki kadınların en az üçte birinin fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kaldığı tespit edilmiş. Ülkemizdeki kadınların yaşadığı diğer problemler de ekonomik eşitsizlik, eğitim fırsatlarından yararlanamama, taciz, aile ve toplum baskısı…
Hepimiz kadınlara yönelik şiddet ve kötü muamelelere karşıyız ve ortak temennimiz her kadının ve her kız çocuğunun – nerede yaşarsa yaşasın – tam potansiyelini, hayallerini, isteklerini gerçekleştirebilmesi ve bunun için gerekli olan bilgi, beceri ve fırsatlara, eğitim olanaklarına güvenli bir şekilde ulaşabilmesi.

Peki, bu dileğimizin gerçekleşebilmesi için bizim yapabileceğimiz neler var?

Öncelikle ülkemizdeki cinsiyet rollerini ve bu rollerin nasıl geliştiğini anlamamız lazım. Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) 2017 senesinde yayınladığı bir araştırmada katılımcıların büyük bir bölümü, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve bu eşitliğin gündelik yaşamda uygulanabilirliğini benimsemediklerini söylemişler. Hatta bir katılımcı, kadın-erkek rolleri hakkında şunları söylemiş:

‘Normalde lider kimdir, erkektir. Eşitlik diye bir şey yok. Lider erkektir. Hayvanlara bak, dişi aslan avlıyor, erkek aslan geldi mi çekiliyor, erkek aslan en güzelini yer. Her zaman lider erkektir. Peki, o zaman gelsin mesela, eşitlik varsa, niye kadın dayak yediği zaman polise gidiyor şikayet ediyor? Sen de onu döv, eşitsek. Değil mi? Erkeğin gücü var, kadının yapamadığı bir şey var yani. Gücümüz var, erkek güçlüdür ve liderdir. Eşitlik diye bir şey de yok. ‘

Peki, bu kadar keskin ve sert toplumsal cinsiyet rolleri nasıl gelişir? Toplumsal cinsiyet rolleri de diğer sosyal roller gibi izlenerek, model alınarak ve pekiştirmelerle öğrenilir. Çocuklar ailelerini, yaşadıkları çevreyi gözlemleyerek annenin, babanın nasıl davrandığını, kızlara uygun görülen rolleri, erkeğe uygun görülen rolleri öğrenirler. Bu da onların sosyal gelişimlerinin çok önemli bir parçasıdır. Anne-babanın, erkek çocuğunun saldırgan davranışlarını ‘erkektir, sinirli olur’ diyerek görmezden gelmesi ya da ‘aferin oğluma, arkadaşıyla kavgada döven taraf olmuş’ diyerek ödüllendirmesi, kız çocuğuna ‘kızlar çok konuşmaz, uslu durur, karışmaz’ diyerek kendini ifade etmesini, özgüven gelişimini engellemesi, kız çocuğunun eğitimine önem vermeyip, sadece ev içi sorumluluklara yönlendirmesi, çocukların bu keskin toplumsal cinsiyet rolü algısının temelini oluşturur.

Yazının devamı...
Burcu Sancar Çapa Kimdir?
Burcu Sancar Çapa, 2001 senesinde Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Öğrenciliği esnasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ve Marmara Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Servislerinde staj eğitimleri görmüştür. Daha sonrasında Boğaziçi Üniversitesi’nde Gelişim Psikolojisi Çocuk bölümünde yüksek lisansını tamamlamıştır. ‘Çocukların Dil Gelişiminin Zihinsel Gelişimlerine Etkileri’ konulu yüksek lisans tezi hazırlamıştır. Öğrencilik yıllarından itibaren çocuk psikolojisi üzerine çalışmış, anaokulu ve okullarda stajlar yapmıştır. Mezuniyetinden sonra Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümünde çocuk psikolojisi ile ilgili araştırma projelerinde görev almış, dil gelişimini etkileyen faktörler üzerine uluslararası projelerde çalışmıştır. 2005-2008 yılları arasında Chicago Üniversitesi Psikoloji Bölümünde araştırma asistanı olarak çalışmış ve Çocuk ve Ergen Psikolojisi üzerine dersler almıştır. 2010-2013 seneleri arasında da Georgia State Üniversitesi Psikoloji Bölümünde yürütülen uluslararası bir projede danışmanlık yapmıştır.Türk Psikologlar Derneği ve Klinik Psikoloji Derneği’nde çocuk ve ergen psikolojisi üzerine eğitimlere katılmış ve test eğitimleri almıştır. Dr. Nevin Dölek’ten Çocuk ve Ergenlerde Bilişsel ve Davranışçı Terapi konusunda eğitim almıştır. Çocuklarda dil gelişimi problemleri, konuşma gecikmesi, disleksi, gelişim geriliği, akademik sorunlar, öğrenme güçlüğü, uyum problemleri, dikkat eksikliği, hiperaktivite, davranış problemleri konularında çeşitli özel kurumlarda ve okullarda çocuk psikoloğu olarak çalışmıştır. Şuanda çalışmalarına Tanaltay Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde devam etmektedir. Evli ve bir çocuk annesidir.