GeriTeknoloji Uzayda silahlanma yarışı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uzayda silahlanma yarışı

Gökten yağmur değil ateş yağacak...

Yüksek teknolojisine sahip ülkeler, soğuk savaş bittikten sonra, uzayı haberleşmenin dışında başka bir amaç için kullanmadılar. Sanırım artık yolun sonuna gelinmiştir. Tarihsel süreçte Dünya’ya egemen olma stratejileri, kara savaşlarını deniz savaşlarına, deniz savaşlarını hava savaşlarına, hava savaşlarını da uzay savaşlarına dönüştürecek gibi görünmektedir. ABD süper güç olmayı, milli uzay politikasına bağlamıştır. Bu, uzayın silahlanması anlamına gelir. Uzay teknolojilerindeki gelişmeler siyaset adamlarını, haberleşmenin çok ötesinde amaçlara yöneltmiştir. ABD’yi bir süper güç olarak görmek istemeyen Çin, buna karşın uydu savar silahları geliştirmekte üretmekte ve geleceğin uzay savaşlarında etkin bir aktör olarak sahne almayı planlamaktadır. Kendi meteoroloji uydusu Fegyun yeryüzünden fırlattığı füze ile vurması ve olayın uluslar arası haber ajanslarınca dünyaya duyurulması, uzay silahlanma yarışının başladığın ilk sinyalleridir.

Çevresine hakim bir tepeyi elinde bulundurma ve kontrol altında tutma tarihin en eski askeri stratejilerindendir. Nereye giderseniz gidiniz, yüksek tepelere inşa edilmiş bir kaleler veya surlar görürsünüz.21’inci yüzyılın dört yıldızlı generalleri, uzayda kuracakları kaleler ile yerküreyi, kontrol etmeyi düşünmektedirler. Siyasette buna yeşil ışık yakmaktadır. Uzayın mülkiyeti hakkında uluslar arası geçerliliği olan hukuki bir düzenleme yoktur. Ülkemiz hava sahası üzerinden geçen uçakları kontrol hakkımız mevcut iken, uydular ile ilgili hiçbir hakka sahip olmayışımız ortada hukuki bir boşluğun olduğunu gösterir. Hazar denizine kıtası olan ülkeler hazar denizini, Ege’ye kıyısı olan ülkeler Ege denizini, Kuzey denizine kıyısı olan ülkeler Kuzey denizini, hukuki bir statü içinde paylaşamaz iken, ortaya uzayın hukuki statüsü gibi yep yeni bir problem çıkmıştır. Sanırım uzayın mülkiyeti, Roma hukukunda olduğu gibi ilk işgal edenin olacaktır. Bir başka değişle kim güçlü ise hak onun olacaktır. Uzaya turistik seyahat etmek için bile gelecekte gelişmiş ülkelerden pasaport alma zorunluluğu söz konusu olacaktır.

6,5 milyar insanın yaşadığı gezegenimizde 2 milyar zavallı, içecek bir bardak temiz su, yiyecek bir dilim ekmek, barınacak tek odalı bir ev bulamazken, trilyon dolarlar harcayarak dünyayı yeni silahlanma yarışına sokmak bir insanlık trajedisi olacaktır. Dünya ciddi ekonomik belirsizlikler yaşarken, silahlanmaya yüksek miktarlarda bütçe ayırmak aklın alacağı bir siyaset değildir. Dünya daha önceki bir makalemizde belirttiğimiz gibi gerçekten aklını kaçırmaktadır. Geleceğe pembe gözlükler ile bakan insanların sayısı her geçen gün azalmaktadır.

ABD’nin uzayı kontrol altına alma girişimi Başkan Reagan zamanında başlatılmıştır. O günlerde yıldız savaşları veya stratejik savunma girişimi olarak bilinen proje, esas itibariyle kıtalar arası balistik füzelere karşı bir füze korunma sistemi olarak tasarlanmıştır. Amaç nükleer başlık taşıyan bir füzeyi, ABD’ye 30 dakika sürecek yolculuğu sırasında etkisiz hale getirmektir. Kıtalar arası bir füzenin ateşlenmesi, o günkü teknolojiye göre,300 saniye sürmekteydi. Ateşleme süresince rampadan çıkan X-ışınları ABD uydularınca anında saptanabiliyordu. Erken uyarı siteminin füzenin ateşlendiğini bildirmesi ile savunma önlemleri almak için yarım saatlik bir süre tanınmaktaydı. Füze lazer silahları ile vurulup etkisiz hale getirilmesi planlanmış idi. Günümüzde uzay teknolojisi öylesine gelişmiştir ki, uzayı silahlandırmayı tasarlayanlar için, kıtalar arası balistik füzeleri vurmak, sahnede kuğuların dansını yapan bale sanatçısını makineli tüfekle taramak kadar basittir.

Uzay savaşlarından, yeryüzünden fırlatılan füzeler ile düşman uydularını devre dışı bırakmak veya uydulardan ateşlenen silahlar ile düşmanın askeri veya sivil hedeflerini vurmak anlaşılmaktadır. Uzayın silahlandırılması uydulara ateş gücü yüksek silah sitemleri yerleştirmek demektir. Buna karşı savunma durumundaki ülke, yerden fırlatacakları füzeler ile yani yeni adı ile uydusavarlar ile düşmanın uzay savaş kabiliyetini yok etmeye çalışacaktır. Bu tam anlamı ile bir silahlanma yarışıdır.

Çin ve uzay teknolojisindeki gelişmeler sadece ABD’yi değil, başta Çin’nin baş düşmanı Hindistan olmak üzere, çok sayıda Asya ülkesini tedirgin etmiştir. İstihbarat kaynakları Hindistan’ın uzayı silahlandırma yarışına katıldığını haber vermektedir. Hindistan girdiğine göre, hem nükleer hem de uzun erişimli füze teknolojisine sahip Pakistan boş durmayacaktır. Bu aşamada ne yapacağı kestirilemeyen İran’ın uslu çocuk rolü oynaması mümkün değildir. Füze ve nükleer teknolojiyi kendi imkânları ile geliştirme çabasındaki İran’da bu yarışmanın atletlerinden biri olmaya namzettir. Asya’nın güçlü ekonomisine sahip Japonya uzay teknolojisindeki gelişmeleri uzaktan seyretmeyecektir. Diğer taraftan petrol fiyatlarındaki artışlar nedeni ile ekonomisini düzlüğe çıkarmış Rusya süper güç olma iddialarını uzay silahlanması alanında da göstermektedir.

Putin ve yeni başkan ülkesinin tüm bilimsel ve teknolojik kabiliyetini uzayın silahlandırılmasına yöneltmiştir. ABD’nin füze savunma sistemleri kurma girişimine şiddetle karşı çıkan Rusya Dünyayı ve uzayı ABD’ye bırakmak niyetinde değildir. Suputnik ile başlayan, soğuk savaş günlerinde ABD uydularının yörüngelerine patlayıcı mayınlar döşediğini açıkça ilan eden Rusya’nın uzay macerası bütün hızı ile süreceğe benzemektedir.

İstihbarat kaynaklarına göre Çin meteoroloji uydusunu yerden ateşlediği iki kademeli kinetik füze ile vurmuştur. Bu basit olarak iki otomobilin çarpışmasına benzer. Nasıl şiddetli bir çarpışmada otomobiller kullanılamayacak hale gelebilirlerse, füzede uyduya çarptığında onu kullanılamaz hele getirebilir. Burada önemli olan füzenin yörüngesini ve zamanlamasını uyduya çarpacak şekilde ayarlayabilmektir. Çin’in bu konuda usta olduğunu söylemek için henüz vakit erken.200 ile 2000 km yükseklikte yörüngelere oturtulmuş uyduları birçok ülke elinde mevcut füzeler ile vurabilir. Ancak 36000km yükseklikte bir yörüngede bulunan bir uyduyu vurabilecek füze ancak sınırlı sayıda ülkenin elinde bulunmaktadır.

Çin 2006 yılında bir ABD casus uydusunun haberleşme sistemini çökertme girişiminde bulunmuştur. İşin ilginç yanı iki ülke olup bitenler hakkında bir açıklama da yapmamıştır. Olay filmlere konu olacak bir gizlilik içinde yürütülmüştür. Casus uydunun bulunduğu yörüngeye oturtulan mikro uydu yörüngeye yerleştirdiği küçük patlayıcılar (yani uzay mayınları ile) ve radyo frekans karıştırıcılar ile uydunun haberleşme sistemini, kısmen de olsa engellemiştir.

Ülkemizde teknoloji, yola döşenmiş mayınları dahi bulamamaktadır.

Anlaşıldığına göre Çin’in elinde ABD’nin casus uyduların saptayacak bir teknoloji mevcut. Bu olay ABD’yi gerçekten tahrik etmiştir. Uyduların haberleşme kabiliyetleri elektromanyetik teknikler ile devre dışı bırakmak mümkün değildir. Optik görüntüleme olanaklarına sahip uyduların gözleri ancak yüksek enerjili lazer demetleri kullanılarak belli bir süre kamaştırılabilir. Casus uyduların kendi ülkelerinde olup biteni görüntülemesini engellemek için yaptıkları da budur. Evinin perdelerini çekmektedirler.

Uydular ateşli silahlar ile donatılması gerçekten uzayda bir silahlanma yarışını başlatacaktır. Şimdiden birbirlerinin haberleşme sistemlerine ve casusluk faaliyetlerine müdahale etme yakın gelecekte savaşları uzaya taşıyacaktır. Elektromanyetik enerjiyi tek bir vuru haline getiren düzenekler ve elektrik yüklü parçacılardan oluşturulan yapay bulutlar uyduların fonksiyonlarını devre dışı bırakacak teknik üstünlüklere sahiptir. Özellikle yörüngelerde nükleer patlayıcıların kullanılması tehlikenin boyutlarını artıracaktır. Kıtalar arası balistik füze teknolojisine ve yeryüzüne konuşlandırılmış elektronik savaş sistemlerine sahip her ülke uzayın silahlandırması yarışında kendi güçlerine göre yer alacaklardır. Çin ve Taiwan arasındaki anlaşmazlıklara ABD’nin müdahale etmesi karşısında, Çin’in de ABD uydularına müdahale hakkı doğuracağı, diplomatik çevrelerce ileri sürülmektedir.

 Ülkemiz ise olup bitenlere kulaklarını tıkamış, orta büyüklükte bir AB veya ABD şirketin geliştirdiği basit aletlerini ithal ederek, sorumlular aklına geleni dinlemektedir. 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle