Edebiyatın izinde İstanbul

İstanbul’u keşfetmenin öyle çok rotası var ki her defasında heyecanla peşinden gidiyorum. Hâlâ şaşıracak bir şeylere rastlıyor ya da daha önce gördüğüm yerlerde yeni detaylar buluyorum. Şehrin farklı yüzlerinin peşinden gitmek isteyenler için bu kez farklı bir harita hazırladım. Romanlarıyla, şiirleriyle hayatımızın bir yerine dokunan yazarların yaşamlarına zaman yolculuğu yaptıracak bir liste bu. Kendi kullandıkları eşyalarla, uğraştıkları hobilerden bugüne kalan parçalarla, kişisel yazışmalarıyla, kitaplarının ilk basımlarıyla, az bilinen fotoğrafları ve daha fazlasıyla karşılaşmak isterseniz takılın peşime. İstanbul’a edebiyatla imza atan müzelere gidiyoruz.

Haberin Devamı

Çukurcuma’daki masumiyet

Ben Masumiyet Müzesi kitabını okuyup da gezenlerdenim. Hem roman hem de müze çok başarılı. Kahramanların kullandığı eşyalar, giydiği kıyafetler, hayalleri, gördükleri, yaşamlarında biriktirdikleri her şey müzenin vitrinlerinde çıkıyor karşınıza. Mekân ise 1897’den kalma üç katlı tarihi bir bina. 2014’te Avrupa’da ‘Yılın Müzesi’ seçildiğini de unutmayalım. Bu arada müze dükkânına da mutlaka uğrayın; kitaptan bölümlere atfedilen ilgi çekici posterler, kartpostallar ve aksesuarlar bulacaksınız.

Edebiyatın izinde İstanbul


Cihangir’de İkbal Kahvesi

Herkes onu Orhan Kemal olarak bilse de gerçek adı Mehmet Raşit Öğütçü. Yaşarken arkadaşlarıyla birlikte müdavimi olduğu Nuruosmaniye’deki İkbal Kahvesi ne yazık ki yıkılmış. Sonra bir kopyasını Akarsu Caddesi’nde yapmışlar ve yazarın müze evine dönüştürmüşler. 3 katlı yapıda; yazarın çoğu Ara Güler tarafından çekilmiş fotoğrafları, daktilosu, bazı özel eşyaları ve mektupları, kitaplarının ilk baskıları var. Vefatının ardından yüzünden alınan maskeyi de göreceksiniz. Bir de benim çok sevdiğim siyah-beyaz fotoğraflar bölümü var. Kimler yok ki o fotoğraflarda; Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal, Haldun Taner, Sait Faik ve tabii ki yanlarında Orhan Kemal.

Edebiyatın izinde İstanbul

Haberin Devamı

İstanbul’un kuş yuvası

Rumelihisarı sırtlarındaki Tevfik Fikret Evi’nde, müthiş manzara sayesinde bir edebiyat müzesinden fazlasını bulacağınız kesin. Yazar hayattayken evin her detayı ile yakından ilgilenmiş, iç ve dış süslemelerinde kendi zevkini yansıtmış, planını bile kendisi çizmiş. ‘Aşiyan’ yani ‘Kuş Yuvası’ adı verilen köşkte, Edebiyat-ı Cedide sanatçılarının eserleri ve kişisel eşyaları var. Müzenin en özel yeri çalışma ve yatak odası. Merdiven tırmandığınıza ne kadar mutlu olacağınızı varınca göreceksiniz. Yatak odasının penceresinden içeri dolan öyle bir manzara var ki anlatılmaz, görülür. Bir de sürprizi var bu evin; Abdülmecid Efendi’nin tablolarından ‘Sis’le tanışacaksınız.

Gülhane’de müze kütüphane

Edebiyat müze kütüphaneleri şehirlere kazandırılan yeni oluşumlar arasında. İstanbul’da, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın adını taşıyan örneğini görmek için Gülhane’nin yolunu tutun. Sadece Tanpınar yok, binden fazla yazarın 9 binden fazla kitabı var. Sadece kitap değil yazar eşyalarını da bulabilirsiniz burada. 33 önemli kaleme ait 100 civarı eşya ya da kişisel belge, müze kütüphanede sergileniyor. O yazarlar arasında tabii ki Tanpınar da var; yazarın kullandığı eşyaları ve kişisel belgelerini görebilirsiniz.

Edebiyatın izinde İstanbul


Divan edebiyatının Mevlevileri

Galata Mevlevihanesi Müzesi’ni bu listeye dahil etmem şaşırtabilir. Ama şaşırmayın. Burası İstanbul’un en eski Mevlevihanesi olmanın yanı sıra divan edebiyatı sevenler için de mutlaka görülmesi gereken bir adres. Mevlevilik, yüzyıllar boyunca edebiyat ve müzik ile iç içe olmuş. Bu izleri müzede göreceksiniz. Beyoğlu’ndaki Yüksekkaldırım’a inen yokuşun başında yer alan Mevlevihane’de, divan edebiyatına dair hatırı sayılır izler var. Mevlevihane’den yetişen Şeyh Galib, İsmail Ankaravî, Esrar ve Fasih Dedeler ile Şair Leyla Hanım’a ait elyazması eserler de görecekleriniz arasında.

Edebiyatın izinde İstanbul


Anadolu Yakası’nın şansı

Kadıköy’de bir ‘Tarih, Edebiyat, Sanat Kütüphanesi’ olduğundan haberdar mısınız? İstanbul’a imzasını atan mimarlardan Mongeri’nin yardımcılarından Terziyan tarafından yapılan zarif bina, kütüphanenin ev sahibi. Belirli alanlara yoğunlaşan eserler var. Aslında yeni sayılabilecek bir geçmişe sahip. 2014’te açıldı ama düzenlemeler hâlâ devam ediyor. Perşembe günleri ise edebiyat konuşmaları yapılıyor.

Burgazada’nın unutulmaz yazarı

Unvanı ‘Adalı’ olan bir yazarmış Sait Faik Abasıyanık. Burgazada’ya önce sağlık nedeniyle gitmiş ama ilk görüşte aşk misali adaya öyle bir vurulmuş ki ömrünün sonuna kadar kopamamış. İsmi de hâlâ adada yaşıyor; müzeye dönüşen evinde… En son geçen yaz ziyaret etmiştim o güzel evi. Yazma tutkusu ve bu tutkunun adayla bir bütün oluşunu anlattığı öyküsünü hatırlayarak dolaşmıştım. Bu arada müzenin ev sahibi olan yapının orijinal adı Spanudis Köşkü. Önceleri sadece yazları burada geçirirmiş. Sonra siroz teşhisi konunca daha sık gelmiş adaya. Aklınızda bulunsun, müzeyi ziyaret ücretsiz.

Edebiyatın izinde İstanbul


Heybeli’de kitaplar ve danteller

Nasıl ki Burgazada denince akla hemen Sait Faik geliyorsa Heybeli denince de Hüseyin Rahmi Gürpınar hatırlanır. Yazarın 31 yıl yaşadığı evi öyle güzel bir noktada ki özellikle balkona çıkınca ada ayaklarınızın altına seriliyor. İçinde çok kıymetli parçalar var. Müze önemli koleksiyonlara da ev sahipliği yapıyor. Mesela Hüseyin Rahmi’nin bizzat işlediği örtüler, danteller ve örgüleri ve gazete arşivi ve kartpostal koleksiyonu gibi… Çok yönlü bir isimmiş Gürpınar. O yüzden evde görecekleriniz arasında bizzat yaptığı yağlıboya tablolar da var.

Edebiyatın izinde İstanbul

Yazarın Tüm Yazıları