GeriNedim GÜRSEL Goethe'nin izinde Buchenwald / Almanya
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Goethe'nin izinde Buchenwald / Almanya

Goethe'nin izinde Buchenwald / Almanya

Neden çıktım bu yolculuğa? Goethe’nin Weimar’da izini sürmek için mi? Bir bakıma evet. Ünlü şair hayatının büyük bölümünü, çok kısa bir dönem Almanya’nın başkenti de olmuş Buchenwald geçirdi çünkü. Ama asıl amacım Weimar yakınındaki Nazi toplama kampı Buchenwald’a dek uzanıp, Jorge Semprun’un Türkçeye ‘Büyük Yolculuk’ adıyla çevirdiğim ünlü romanından tanıdığımız ölüm kampını ziyaret etmekti. İşte size Buchenwald gezi rehberi…

Çok soğuk Berlin günlerinden sonra güneş açtı, hava ısındı. Derken, ben yola çıkmadan önce yine kar başladı. Epeydir böylesine yoğun bir kar yağışı görmemiştim. Yine beyaza kesti dünya, kar kaldırımlarda birikti, çatıların, beton yapıların üzerine yağdı ama yollar kapanmadı. Şimdi trenin penceresinden bakıyorum kara; kayınların arasından geçiyoruz, çelik köprülerle buz tutmuş kanalların üzerinden. Yalnızca, casus filmlerinden aşina olduğum kayınlar hâkim değil manzaraya, çamlar da var. Ve elbette fabrika bacaları... Beyaz gözlerimi kamaştırmıyor artık, düz ovaya, çıplak ağaçlara ve kapalı gökyüzüne bakabiliyorum. Gördüğüm engebesiz bir coğrafya, toprağın derinliklerine kök salmış, su yolları kadar yaşlı ağaçlar. Ve zaman. Zamana yaptığım bir yolculuk bu aslında. Yirminci yüzyılın en büyük soykırımının gerçekleştiği bu topraklarda, aradan bunca zaman geçmişken, eski acıların peşine düşmek ne getirebilir? Belleğin önemini hiç kuşkusuz, tarihle yüzleşme bilincini. Ama bir daha yaşanmasın diye, o günleri asla geri getiremez. Kar altında yatan, çoktan toprak olmuş, suçsuz ölüleri de.

Goethenin izinde Buchenwald / Almanya

Pencereden giren bir avuç hava

Tren kayıp gidiyor rayların üzerinden. İnter-City’nin rahat koltuğunda tek başınayım. Kompartıman neredeyse bomboş… Bahçe içinde tek ya da iki katlı şirin evlerin, çam ve kayın ormanlarının arasından geçiyoruz. Doğa bembeyaz, gök kapalı ve alçak, üzerimize kapanacak sanki. Ve her şey bir eski zaman düşünde yitip gidecek. Ama bu sakin doğa, şirin evlerin sıcak odalarında yaşanan huzurlu yaşam, çok değil geçen yüzyılın ortasından çıkıp gelen acıları, yıkımı, gözyaşlarını unutturmuyor. Az ötedeki toplama kampında gaz odaları tam kapasiteyle çalışır, çoluk çocuk demeden binlerce, yüzbinlerce insan yok edilirken, evlerinde mutlu yaşayan, olan bitenlerle ilgisiz insanlar da vardı. İşlerinde güçlerindeydiler, Nazilerin görev başındayken taşıdıkları sorumluluk bilinci, bir bakıma onlarda da vardı.

Goethenin izinde Buchenwald / Almanya

Yol boyu evler, ağaçlar, çan kuleleriyle kiliseler ve kar kaplı sokaklarıyla köyler geçiyor trenin penceresinden. Weimar’a doğru kanatlandık uçuyoruz. ‘Büyük Yolculuk’un anlatıcısı Gérard, itiş kakış bindirildiği yük vagonundaki kalabalığın arasında pencereye yakın bir yer bulabilmişti kendine. Ve avuç içi kadar pencereden başını çıkardığında soluduğu hava bu doğanın havasıydı. Vagonun içindeki diğer yolcular yoksundular bu havadan ve çoğu yolculuk bitmeden boğulacak, vagonun içine üst üste yığılmış soydaşlarının arasında can vereceklerdi.

Goethenin izinde Buchenwald / Almanya

Goethe’nin meşesi

Bir ırmağın üzerindeki çelik putrelli köprüden geçtik. Suda buz parçaları vardı ama ağır aksak da olsa kendi yatağında kayınların arasından akıp gidiyordu ırmak. Bir an önce denize kavuşmak için. Hiç bir menzile ulaşmayacak olanlar yük vagonundakilerdi, ‘ölüm yolculuğuna’ çıkarılanlar. Çıkanlar demiyorum, çünkü kendi rızalarıyla yapmıyorlardı bu yolculuğu, bir sabah alacakaranlıkta evlerinden alınıp köhne vagonlara bindirilmişler, kimse duymadan, akıbetlerinden habersiz, şimdi karla kaplı bu ovanın ortasındaki toplama kampı Buchenwald’a gönderilmişlerdi.

Goethenin izinde Buchenwald / Almanya


Buchenwald Weimar’a çok yakın, otobüsle bir kaç durak ötede. Goethe bir zamanlar buraya gelip, ulu bir meşe ağacının gölgesinde dinlenir, hayallere dalar, kimi zaman da dostlarıyla sohbet edermiş. Derken, ikinci dünya savaşı patlak verince, o meşenin altında Nazilerin gerçekleştirdiği toplu infazlar yapılır olmuş. Goethe’nin meşesi, insanların yağlarından sabun, derilerinden abajur yapıldığı, tahta barakalardan oluşan kampın orta yerinde, bir zamanlar her sabah ölülerin süpürüldüğü alanda halâ. Dile gelse neler anlatır kim bilir. Bu topraklar kadar görmüş geçirmiş bir ağaç çünkü Goethe’yi de görmüş, üst üste yığılan bir deri bir kemik cesetleri de. Buchenwald Naziler tarafından toplama kampına dönüştürülmeden önce, henüz küçük ve sevimli bir köy, Weimar’ın varoşlarında bir yerleşim merkeziyken, yalnızca Goethe’yi değil, Bach ve Liszt’i, Nietzche’yle Bahaus’u da ağırlamış.

Goethenin izinde Buchenwald / Almanya



Böylesine kozmopolit ve derin bir kültürün yaratıldığı bu coğrafya, ne yazık ki, tarihin en büyük soykırımının da tanığı olmuş. Goethe’nin şahsında Avrupa’nın ilk evrensel değerlerine sahip çıkan, bağrından Bach ve Liszt gibi sanatçıları, Nietzche benzeri kural dışı, tanrıtanımaz düşünürleri çıkaran bir ulus nasıl oldu da tarihinin bir döneminde benzeri görülmemiş bir barbarlığa imza atabildi? Geride bıraktığımız yüzyılın, büyük yıkımlarla soykırımların, kitle katliamlarının tanığı yirminci yüzyılın derin anlamı sanırım bu sorunun yanıtını araştırmakla ortaya konulabilir ancak. Şimdi yirmi birinci yüzyıldayız ve durum geçen yüzyıldan daha parlak değil, henüz evrensel boyutta soykırımlar ufukta görülmese de.



False