GeriSevil Erdoğan Birkan Nasuhoğlu ‘GEL’ Dedi Geldik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Birkan Nasuhoğlu ‘GEL’ Dedi Geldik

Birkan Nasuhoğlu ‘GEL’ Dedi Geldik

"Birkan Nasuhoğlu’nun ‘Hani Dersin Ya Tamam’, ‘DİKEN’, ‘Bir Kere Gelir’ şarkıları bende bağımlılık yaptı. Özellikle ‘Hani Dersin Ya Tamam’ iç çeke çeke dinlediğim bir şarkı. Aşkı anlatan çok  şarkı olsa da gerçekten bize dokunanı çok azdır. İşte Birkan Nasuhoğlu şarkıları ruhumuza değiyor."

“Aşkı bulup, yaşayıp, kaybetmiş olabilirsin, aşkı hali hazırda yaşıyor olabilirsin ya da aşk henüz senin kapını çalmamış olabilir. Çevremde gözlemlediğim çoğu ilişkiye uyuyor bu seçenekler. Buradaki tek kesinlik aşkın kendisi dışında hiçbir şey değil” diyen Birkan’la uzun zamandır röportaj yapmak istiyordum işte sizin için güzel bir röportaj.

Sevgili Birkan uzun zamandır röportaj yapmayı istediğim isimlerden biriydin ve nihayet o gün geldi. Yeni şarkın ‘Gel’de giden sevgiliye geri dön çağrısı var. Sence giden birine ‘gel’ demek mi yoksa çağrılan tarafta olmak mı zor?

Teşekkür ederim, çok naziksiniz. Her şeyden öte terk edilme ya da terk etme muhatabı olmak başlı başına oldukça güç bir durum. Büyük öğretilerle dolu fakat yol alması kolay olmayan bir yolculuk. İki tarafın da zorlukları aynı şiddette diyebilirim.

2020 yılında ‘Gülmedi Kader’, ‘Diken’, ‘Hiç Durmadan’, ‘ Ne Yapayım Bari’, ‘Yuva (akustik)’, ‘Yeni Bir Kan’ı yayınlayarak üretken bir sene geçirdiğini anlıyoruz. Bu pandemi senesi sana neler hissettirdi, 2020’yi nasıl geçirdin/geçiriyorsun?

2020 gerçekten ilginç bir sene oldu benim için de. Pandemi, yeni başlangıçlar, büyük sonlar, vefat, başarı vb. birçok duyguyu bana yaşattı. Tabii ki tek bir senenin omuzlarına bu yükü yüklememiz doğru değil. Ama sorumluluk maalesef 2020’ye kaldı. Neler hissettirdiğini henüz bilmiyorum, ben hala demlenme sürecindeyim. Yaşadıklarımı idrak etmek için zamana ihtiyacım var.

Müzik kariyerine Yedinci Ev’le başladın. Bir grup içinde müzik yaparken 2018’de Yedinci Ev’in müzikal yolculuğu sona eriyor ve sen solo çalışmalarınla devam ediyorsun. Bugün geldiğin noktada baktığında bir grup içinde olmak mı yoksa tek başına müzik yapmak mı sana daha uygun?

Hayatın içinde de takım oyununu daha çok severim. Yardımlaşmak, güzelliğe giden yolda destek vermek ve almak beni oldukça tatmin eder. Müzikte de ekip olarak hareket etmeyi seviyorum. Yedinci Ev’de de, şimdiki pozisyonumda da şarkılar benim elimden çıkıyor, stüdyoda pişiyor. O konuda pek bir değişiklik olmadı ama bazı kararları yalnız düşünmek, sorumluluğu sadece kendi adıma almak daha huzurlu ve rahat hissettiriyor.

Gökhan Türkmen’le, Elçin Orçun’la birlikte yaptığın, söylediğin şarkılar var. Ortak işler konusunda tutucu bir yanın var mıdır? Yani çok iyi tanıdığım, ya da çok sevdiğim isimlerle çalışırım, onların dışındakilere sıcak bakmam gibi. Bu konuda nasıl bir tutum içindesin?

Bu örneklerin ilkini Elçin’le yaşadım. Onunla arkadaşlığımız 10 yılı aşkındır devam ediyor. Arkadaş olduktan ancak 8-9 sene sonra bir şarkı yayınlayabildik. İdrak, yaş ve karar süreci gibi ayrıntılar da etken oldu tabii. Özel bir tutumum yok açıkçası. Elçin’le ‘Varsa Yoksa’yı yayınladığımız zaman Yedinci Ev devam ediyordu. Grup varken solo bir iş yayınlamayı çok istemedim aslında ama ruhen beni rahatlatacak bir evredeydim, sıfır prodüksiyon olması koşuluyla şarkıyı Elçin’le kaydettik, yayınladık. Hiç dijital mecra takibi vs. bilmiyordum o zamanlar. Şarkı kısa sürede epey dinlenmişti, o dönemi şimdi idrak edebiliyorum. Sonra bir şarkı daha yayınladık ve ardından bir proje için birlikte türkü söyledik. Gökhan Türkmen’le olan şarkımız da hiç planlanmamıştı. İlk tanıştığımız zaman ev ortamında vakit geçirirken ortaya çıkan bir şarkıyı 1 senede tamamladık ve yayınladık. Süreçle ilgili herhangi bir şey hesaplamadık yani. Keza Dilhan Şeşen’le de böyle plansız oldu. Bu işler hesaplayarak, planlayarak biraz zor olur diye düşünüyorum. Vakti gelen şarkı ortaya çıkmak için sizin gönül kapınızı çalıyor. İster kulak verin, ister duymayın, o hep orada bekliyor aslında.

Birkan Nasuhoğlu ‘GEL’ Dedi Geldik

‘Bir Kere Gelir’ şarkında “Yaşam gibi ölmek gibi bir kere gelir aşk herkese bir kere” diyorsun ya. Bu şarkıyı dinleyince “Evet öyle gerçekten bir kere gelir aşk” diyor bir yanım ve sonra panikle acaba o bir kere gelen geldi ve gitti mi yoksa hala bir şansım var mı? diyorum. Neden bir kere Birkan, böyle hissedip bu şarkıyı yapma noktasına nasıl geldin?

O şarkıyı yaptığımda hayatımdan gayet memnundum. Varsayımları düşünüp yola çıktığım bir şarkıydı. Şöyle; aşkı bulup, yaşayıp, kaybetmiş olabilirsin, aşkı hali hazırda yaşıyor olabilirsin ya da aşk henüz senin kapını çalmamış olabilir. Çevremde gözlemlediğim çoğu ilişkiye uyuyor bu seçenekler. Buradaki tek kesinlik aşkın kendisi dışında hiçbir şey değil.

‘Yuva’ senin için ne ifade ediyor kendini yuvada hissettiğin ‘o yer’ neresidir?

Bana kendimi ifade ediyor. İnsanın, hayatı farkına vardığı andan itibaren kendine doğru giden bir yolculukta olduğuna inanıyorum. Kendini arayan, ruhunu ve bedenini en ideal hayat koşullarına ulaştırmak için çabalayan bir canlıdır bence insan. Yuva dediğimiz yer; kendini ferah, refah ve hür hissettiği alan olmalı. Ruhumuzun ve bedenimizin en yüksek mertebesinin, ikisinin bir olduğu, hiçliğe ulaştığı yer olduğuna inanıyorum. Orası da tam olarak kendimiz olduğumuz alan, yani; yuvamız.

İyi sözlerle her zaman karşılaşmıyoruz ve iyi sözler senin şarkılarında hemen dikkat çekiyor. Benim gibi şarkının önce sözlerine kafayı takan çok insan var. Ne anlatıyor ve nasıl anlatıyor bir şarkıda çok takıldığım bir meseledir. Seni dinlerken sözlerin yarattığı duygunun içine giriyorum ve yaşıyorum. Özellikle aşk hakkında söz yazmak kişinin yazarlığının röntgeni gibi. Mesela kalıp, klişe cümleler, söz oyunları ya da öyle değişik bir şey yazayım ki farkım hemen ortaya çıksın çabasıyla yazılan şarkılar üzgünüm ama hemen fark ediliyor ve samimi gelmiyor. Bu soruyu niye bu kadar uzattım çünkü söz çok önemli ve sen bu işte çok iyisin. Söz yazmak senin için ne ifade ediyor ve bir şarkının sözleri için tamamdır bu diyebildiğin an ne hissediyorsun?

İyi yorumların için teşekkür ederim öncelikle. Çok uzun bir süre ne yazdığıma hiç dikkat etmedim. 16-17 yaşımdan itibaren söz yazmaya çalışıyorum. Zannediyorum ki gitarı elime alınca içimden geçenleri dışarı çıkarmakla uğraştım uzun bir süre. Ve o  noktalarda sözlere pek de odaklanmadım. Özgün olma derdine daha çok düştüğümü hatırlıyorum, o noktada çalışmalar yapıyordum. Sonra iş ciddiye binip profesyonel işler olmaya başlayınca kendimi sorgulamaya başladım. Ve gördüm ki baya kötü bir şarkı sözü yazarıyım aslında. Yani bu durumu fazlasıyla ciddiye alıp, kendimi geliştirmek için gece gündüz çalışmalıyım. Bu düşünceden sonra daha çok okumaya ve gözlem yapmaya başlamıştım. Bazen o kadar güzel şeyler okuyorum ki kendi yazdıklarım adeta çöpe atılacak cinsten geliyor. Yani hala kendimi bu konuda eğitme peşindeyim. Beni gerçekten tatmin eden bazı cümlelerim yok değil ama daha yolumun çok uzun olduğunu düşünüyorum. Bir de, şarkı sözlerinde bahsettiğin gibi kalıp cümleler, söz oyunları gerektiği de oluyor. Şarkı sözü ve şiiri birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bu kalıplar da en ayırıcı özelliklerden. Müzik, ritim ve sözleri uyum içerisinde sunabilmek sanıldığından biraz daha zahmetli bir iş.

‘Ağlama Yar Ağlama’, ‘Güzelliğin On Para Etmez’ türkülerini yorumladığın akustik performansların da var. Buna benzer yeni çalışmalar yapmayı düşünüyor musun?

Türkü dinlemeyi çok seviyorum. Dinlerken haliyle içten içe yorumluyorum tabii. Ama bu konuda biraz dikkatli davranıyorum. Her şeyden önce türkülerimizin kaynaklarını, hikayelerini araştırdığımızda önünde saygıyla durmaya başlıyoruz bile. Türküler bizim özümüz, doğduğumuz coğrafyanın bize sunduğu birer nimet. O yüzden ben de yorumlarken fazlasıyla dikkat etmeye çabalıyorum. Bahsettiğin iki türküyü yorumladıktan sonra türkü söylememle ilgili bir talep oluşmaya başladı. Ara sıra sosyal medya hesaplarımdan ufak paylaşımlar yapıyorum ama kaydedip, paylaşma fikri de vardı hep aklımda. Geçenlerde bu düşünce etrafında kafa yorarken kilisede türkü söyleme fikri geldi aklımıza. Farklı kültürleri birleştirmek gibi, birbirini tanımayan iki insanın arkadaşlığına vesile olmak gibi büyük bir anlam kazandı  benim için. 2 türkü belirledim, bir tane de türkülerimize selam çakan şarkılarımdan değerlendirelim istedik. O şarkıda da Ozan Sarohan kopuzuyla eşlik etti sağ olsun. Canlı olarak çaldık, kaydettik ve videolandırdık. Hazır olunca teker teker paylaşmaya başlamayı düşünüyoruz.

Severek dinlediğim müzisyenlerin çalma listelerini her zaman merak ederim sen şu sıralar ne dinliyorsun?

Şu sıralar fazlasıyla Fifa21 soundtrack’ini dinliyorum. Fifa21 sayesinde harika gruplar ve müzisyenler keşfettim gerçekten. Zaten genelde keşifte olmayı seviyorum. Takip ettiğim yerli, yabancı birçok müzisyen ve grup var tabii ki, onların yeni işleri elbet karşıma çıkıyor ama özellikle tür ayırt etmeksizin yeni müzikler keşfetmek hoşuma gidiyor. Aralarından birilerine de takılıp kalıyorum işte öyle.

False