GeriHakan Karagöl Bal Kansere İyi Gelir mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bal Kansere İyi Gelir mi?

Bal Kansere İyi Gelir mi?
Abone Olgoogle-news

"Bal; bal arısının nektarlardan yaptığı doğal bir üründür. Yapısında, vitamin, mineral ve diğer güçlü anti-oksidan maddeleri içerir. Dünyanın çeşitli bölgelerinde, o bölgenin çiçek nektar yapılarına göre 300’den fazla bal çeşidi olduğu tahmin edilmektedir. "

Bal, türüne bağlı olarak farklılık göstermekle birlikte; yaklaşık yapısının %90’i karbonhidrat (Fruktoz, glukoz gibi) (Şekerden %25 daha tatlıdır), kalan %5-10’u ise protein, vitamin (En fazla C vitamini), mineral (Yaklaşık 31 çeşit mineral içerir) ve organik asitlerden oluşur.

Bal, besin olmasının yanı sıra, geleneksel-tamamlayıcı tıp uygulamalarında da kullanılmaktadır. Milattan önce (MÖ) 4000’li yıllarda yazılmış Sümer kil tablet çivi yazılarında balın, tıbbi amaçla kullanıldığı belirtilmektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde;  bağışıklık sistemi güçlendirici, mikroplara karşı koruyucu, göz hastalıklarının tedavisi, verem ve diğer mikobiyal hastalıkların tedavisi, kabızlık ve barsak paraziti tedavisi, hıçkırık tedavisi, halsizlik tedavisi, egzema tedavisi, mideden asit reflüsünü önleme, sinüzit-bronşit gibi hastalıkların düzeltilmesi, yara iyileştirici, yaşlanmayı geciktirici, anksiyete ve depresyonu azaltıcı özellikleri nedeniyle de kullanılmaktadır. Son zamanlarda yapılan hücre kültürü ve hayvan laboratuvar çalışmalarında, kanser hücresinin kendi kendini öldürmesi (apopitoz), kanser hücre içinde enerji üretiminin baskılanması ve kanser hücre bölünmesinin durdurulması şeklinde sadece kanser gelişimini önleme değil aynı zamanda oluşmuş kanseri tedavi edici özelliklerinin de olabileceği belirlenmiştir. Balın yapısındaki fenolik ve flavanoid bileşiklerin, kanserin önlenmesi yönünde olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. Bu kimyasalların bal içindeki miktarı, bal türüne göre değişmektedir. Balın bu özellikleri nedeniyle, neredeyse doğal bir kanser aşısı olduğu çeşitli bilimsel yayınlarda belirtilmektedir. Balın bağışıklık sistemi üzerine etkisinin antikorların salınımının düzenlenmesi, monosit denilen kan hücrelerinden sitokin adı verilen maddelerin salınımının düzeltilmesi ile olduğu çalışmalarda belirlenmiştir. Yapılan bazı hayvan çalışmalarında balın, bazı kemoterapi ilaçların yan etkileri azalttığı, tamoksifen isimli meme, yumurtalık ve rahim kanserlerinde kullanılan biri ilacın etkinliği arttırdığı, belirlenmiştir. Kemoterapi veya radyoterapiye bağlı ağız yarası ve ağız kuruluğunun düzeltilmesine faydası olduğu belirlenmiştir. Ancak, balın bazı kanser ilaçları ile olumsuz yönde etkileşimleri de olabilmektedir, bu nedenle kanser ilacı kullanan hastaların bal konusunda onkologa danışması uygun olacaktır.

Dünyada, balın kanser üzerine etkilerini araştıran çalışmalarda kullanılan bal türleri arasında; Manuka balı (Yeni Zelanda, Avusturalya), Tualang balı (Endonezya, Malezya, Tayland), Gelam Balı (Malezya) sayılabilir. Bal türü ve buna bağlı olarak faydaları, cografi bölgeye göre değiştiğinden acaba Türkiye’de de, çeşit sayısı 15’den fazla olduğu belirtilen (Deli bal, kestane balı, çam balı, anzer balı, pervari balı, okaliptus balı, pamuk çiçeği balı, narenciye balı, ayçiçeği balı gibi) bal çeşitlerinden hangisi kanser hastalarında fayda sağlayabilir? Bu konu ile ilgili İstanbul Üniversitesi’nde meme kanser hücrelerinde yapılan bir çalışmada; Türkiye’deki kestane, çam ve çoklu floralı çiçek balının kanseri küçültücü etkisi araştırıldı. Çalışma sonucunda kestane balının kanser küçültücü etkisinin diğer ballardan daha belirgin olduğu, çam balının kestane balı kadar olmasa da etkisinin olduğu ancak çiçek balının tümör hücreleri üzerinde küçültücü bir etkisi olmadığı belirlendi. Yapılan çalışma her ne kadar insan da yapılmış klinik bir çalışma olmasa da, Türkiye’de kanser üzerine etkili olabilecek bal türü bulunup bulunmadığı ile ilgili bir fikir vermesi açısından önemlidir. Bu sonuçların ışığında kanser hastalarında özellikle bal tüketilecek ise kestane balı (Çalışmada sedir balı da kullanılmıştır, etkisi kestane balı ile aynı bulunmasına rağmen sedir balı Türkiye’de nadir bulunur) tercih edilmesi gerektiği, kestane balı bulunamaz ise çam balı da kullanılabileceği belirlenmiş oldu.

Türkiye’de bulunan balın değişik çeşitleri ilgi uyandırmaktadır. Bu bal çeşitlerinden biri Kestane balı, güçlü aromatik tadı olan ve ağıza alındıktan sonra hafif acımsı,buruk bir tat veren bir bal çeşidir. Polen içeriği zengin, mineral ve tanin içeriği fazla olan ve kristalleşmesi zor olan , yoğun fruktoz içerikli bir yapıya sahiptir ve diğer ballara göre daha az asidik bir özelliktedir. Çiçek balına göre daha koyu renkli, B ve C vitamini, mineraller ile demir açısından zengin olduğu için bağışıklık sistemini güçlendirme özelliğine sahip. Çiçek balının 2 katı fazla demir içeren bir bal çeşitidir. Arıların, mayıs-haziran ayının başlamasıyla, kestane çiçeklerinden topladıkları biri üründür. Boğaz ağrısı, öksürük ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarını tedavisinde halk arasında kullanılmaktadır. Yine sindirim ve midenin rahatlaması için de kullanımı vardır. Kanser tedavisi gören hastalarda ilk tercih edilecek bal çeşitidir.

Çam balı ise en çok kızılçam ve karaçam ağaçlarında yaşayan Marchalina hellenica (Basra böceği veya balsıra böceği) isimli, çam özsuyunu emen böceğin bitki üzerinde bıraktığı, şekerce zengin salgıların arılar tarafından toplanmasıyla üretilir. Zengin enzim, amino asit ve mineral içeriğiyle hayli besleyici olan çam balının dünya genelinde üretiminin %92''si Türkiye''de gerçekleşir. Az miktarda Yunanistan’da da vardır. Halk arasında özelikle boğaz ağrısı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında, mide rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Kanser hastalarınca günde maksimum 2 tatlı kaşığı kullanılabilir (Kestane balı bulunamaz ise).

Diğer bir tanesi halk arasında deli bal olarak isimlendirilen bal çeşidir. Milattan önce 97’de Roma askerlerinin Trabzon’daki Pontus Krallığı’na yaptıkları askeri sefer sırasında yedikleri deli baldan etkilenip halisünasyon(Hayal), denge problemleri, şuur bulanıkları yaşadıkları, bu zayıf halde yakalanıp Pontus’lu askerlerce 1000’nin öldürüldüğü tarihi kayıtlarda bildirilmiştir. Yine, hayal gördürücü etkisiden ötürü 19. yüzyılda Avrupa’da bira ile karıştırılarak tüketilmeye başlandığı ve bu Anadolu’dan ithal edildiği bilinmektedir. Deli bal, Grayanotoksin denilen zehirli bir madde üreten Orman Gülü çiçekleri ile beslene arıların yaptığı, rengi kırmızı, keskin ve acı tadı olan bir baldır. Himalaya’lar dışında sadece Türkiye’de Kaçkar dağlarının kuzey kesiminde üretilen bir baldır. Halk arasında 1 tatlı kaşığından azı, ılık süt ya da su ile karıştırılıp içilerek hipertansiyon, iktidarsızlık ve pek çok diğer hastalık tedavisinde kullanılmaktadır. Bu düşük dozlarda bile halüsinasyon yapıcı (Hayal gördürücü) etkisi vardır. Fazla tüketilir ise ciddi tansiyon düşüklüğü, karaciğer rahatsızlığı, nabız düzensizliği, sara nöbeti geçirme, bayılma, ve nadiren ölüme neden olmaktadır. Kanser hastalarında kullanılması önerilmez.

Balın kanser hastalarında kullanılması sırasında unutulmaması gereken bir diğer konu, bu ürünün çok aşırı kullanımının zararlı olabileceğidir. Bu nedenle biz, hastalarımıza maksimum 2 çorba kaşığı bal günlük tüketmelerini önermekteyiz. Ayrıca Anzer, Pervari balı gibi balların her ne kadar kanser kitlesi üzerine küçültücü etkisi henüz bilimsel çalışmalarda araştırılmamış olsa da, en azından kanser riski yüksek kişilerce, yoğun anti-oksidan özellikleri nedeniyle koruyucu amaçlı kullanımı uygun olur düşüncesindeyiz.

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler dileklerimle.

Instagram

Web: hakankaragol.com

False