GeriKitap Sanat Renkli, eleştirel, hırçın, içten içe kederli: Fikret Muallâ
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Renkli, eleştirel, hırçın, içten içe kederli: Fikret Muallâ

Renkli, eleştirel, hırçın, içten içe kederli: Fikret Muallâ
Abone Olgoogle-news

İzmir’deki Folkart Galeri, tamamı orijinal 55 yapıtla Paris Ekolü’nün ‘delişmen’ paleti Fikret Muallâ’yı ağırlıyor. ‘Yalnız ve Yaralı Bir Hayat’ başlıklı sergide, sanatçıya ait elyazması mektup, kitap ve kişisel eşyalar, kişisel ve kurumsal koleksiyonlardan derlenen eserleriyle bir arada görülebilecek.

Türkiye sanat tarihinde ‘Paris Ekolü’ olarak nitelenen dönemin sıradışı fırçası Fikret Muallâ, Folkart Galeri’de açılan kapsamlı bir sergiyle İzmirli sanatseverlerin karşısında.Türkiye sanat tarihinde ‘Paris Ekolü’ olarak nitelenen dönemin sıradışı fırçası Fikret Muallâ, Folkart Galeri’de açılan kapsamlı bir sergiyle İzmirli sanatseverlerin karşısında.Avni Arbaş, Hakkı Anlı, Albert Bitran, Hale Asaf, Abidin Dino, Nejad Melih Devrim, Remzi Paşa, Mübin Orhon gibi imzalarla aynı ‘ekol’de anılan, bohem yaşantısı ve nice dostluk anısıyla kayıtlara geçen Fikret Muallâ’nın İzmir’de bugüne kadar açılan en kapsamlı sergisinde tümü kayıtlı ve sertifikalı 55 özgün çalışması yer alıyor.

Folkart Galeri’nin direktörü Fahri Özdemir koordinatörlüğünde hazırlanan sergide, sanatçıya ait ölü doğa/natürmort, peyzaj, nü/çıplak figür resimleri ile yine figüratif, dışavurumcu birçok Paris ve Fransa çıkışlı iç ve dış mekân yorumu izleyicilerin ilgisine sunulacak. Muallâ resimlerinin konularını da çoğunlukla kahveler, sirkler ve sokaklar gibi Paris yaşamının gündelik ayrıntıları oluşturuyor.İçinde yaşadığı çevrenin insanını resmine doğrudan konu olarak alan, bu sıra- dışı gerçekliği mümkün olan en renkli ama aynı zamanda da eleştirel, hırçın ama içten içe kederli, sahici yönüyle yansıtmasını bilen Muallâ, daha çok guvaş tekniğine yakınlık duyup, bu teknikle çok hızlı çalışabilmiş olmakla birlikte yağlıboyayı da suluboya ve guajı kullandığı ustalıkla kullanmasıyla tanınıyor. Akademik-eleştirel çevrelerde ise resmin kuramsal sorunları üzerine çalışmalar gerçekleştirmeyen sanatçının, çağdaş akımlara pek katılmadığı görüşü ağır basıyor. Ancak Muallâ’nın başta döneminin yükselen eğilimi dışavurumculuk ve bilhassa Edvard Munch ile Henri Matisse gibi sanat tarihsel imzalara kayıtsız kalmadığı da biliniyor. Nitekim, sevgili dostu, gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, Muallâ’nın üslubunu şöyle kayıt altına alıyor: “Fikret çizgiye de hep egemen olmuş, bütün desenlerini hep bir çırpıda çıkarmıştır. Hiçbir şeyi silip bozup yeniden çizmemiştir. Her şey kesindir, ayrıntı göremezsiniz. Hayal gücünüzü kullanarak biçimleri siz oluşturursunuz.”

Renkli, eleştirel, hırçın, içten içe kederli: Fikret Muallâ


1928’de alkol tedavisi için hastaneye yatırılan, ömrü boyunca dört kez akıl hastanesinde tutulan, Neyzen Tevfik ile 1937’de koğuş yoldaşlığı dahi yapmış Muallâ’nın resimleri,  ‘ben’ ve ‘öteki’ni aynı /ayna/ anda yaşadığımız, büyülü-normaldışı/paranormal ‘varoluş’ yüzeyleri olarak kayda geçiyor. ‘Hatıra’nın ürettiği, hem tekil hem de kolektif his, ilk defa baktığımız ama her nasılsa ‘fon’dan, ‘dip’ten, gittikçe yüzeye taşan imge ile henüz naklen kurduğumuz gerçeküstü bir deneyime bürünüyor. Bu ‘özne-arası’ varoluş durumu bir bakıma, Muallâ’nın çizdiği ‘Deli Dolu’, ‘Lüküs Hayat’ gibi sahne yapımı kostümlerinde de cisimleşiyor. Bu süreçte, kariyerinde ayrıca İsmail Hakkı Demircioğlu’nun Yeni Adam dergisinin yazılarını resimleyen, dostu Abidin Dino’nun ricasını kırmayıp New York 1939 Fuarı için özel 30 yapıt ortaya çıkaran Muallâ, kendini hem izleyici hem de eyleyici konumunda hissettiğinden, elini de gözünü de çabuk tutuyor, bir film rejisörü kadar hızla karar verip, hemen öteki ‘kadraj’da, aradığı ‘oyun’u, sahneyi bir çırpıda imzalıyor. Keza Nâzım Hikmet’in ‘Varan 3’ isimli şiir kitabını ve ‘Benerci Kendini Niçin Öldürdü?’ isimli oyununu da resimleyen yine Muallâ oluyor. Hatta ressam bir ara Darülbedayi’de, daha sonra yasaklanacak Nâzım piyesi ‘Kafatası’nda da kısa bir rol almayı başarıyor. Unutulmaması gerekiyor ki, ‘Kübizm’ akımının öncülerinden sayılan İspanyol modern sanatçı Pablo Picasso da kendi kariyeri ve ömründe bu tür sahne ve gösteri teşebbüslerinde pek çok kez bulunuyor. Sergide, 1939’da Paris’e gitmeye karar veren sanatçının dostlarına yazdığı 30’a yakın mektubun yanı sıra 1958 tarihli ve Paris çıkışlı sergi kataloğu ile, ressamın özgün eser dosyası ve resimlediği, şair-yazar Nâzım Hikmet’e ait ‘Benerci Kendini Niçin Öldürdü’ kitabının ilk baskısı da görülebiliyor. 
Renkli, eleştirel, hırçın, içten içe kederli: Fikret Muallâ


Sergi ayrıca, ressamın 1932’de yazdığı ‘Şiller (Schiller) 1759-1805, Hayatı ve Eserleri’ adlı kitabının ilk baskısını da izleyicilerle buluşturuyor. Ressamın, bu dönemde yazılmış ve Ses’te yayımlanmış ‘Masal’ ve ‘Üsera Karargâhı’ adlı iki de öyküsü bulunuyor.Beraberinde, 400 sayfalık, Türkçe-İngilizce bir kitabı da getiren Fikret Muallâ sergisinin Folkart Galeri imzalı kitabında ise Hıfzı Topuz, Safder Tarim ve Namık Kemal Volga ile Evrim Altuğ’un yazılarının yanı sıra Abidin Dino, Taha Toros, Fikret Adil ve Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi birçok dostunun da arşivsel değerdeki satırları yer buluyor.Fikret Muallâ’nın İzmir sergisinde izlenecek özgün eserlerinin toplandığı sanat koleksiyonları ise şöyle sıralanmakta: Arkas Holding, Folkart Galeri, Ziraat Bankası, İş Bankası, Semiha Berksoy Vakfı, Safder Tarim, Fahri Özdemir, Asım Güler, Ara Güler Müzesi, Hasan Esat Işık, Batur Ailesi, Alp Gürbüz ve Eyüboğlu Ailesi koleksiyonu... İyisi mi biz yine sözü üstada ve hayata attığı şahsi fırçasının samimi renklerine bırakalım: “Diğer ressamlarla, ekollerle alakalı değilim. Ben bütün cereyanların dışında olmaya çalışıyorum. ‘Boynunu eğ’ diyorlar. Eğilmiyorum da. İlerlemiyorum da. Orta yerde kalıverdim. Sabah dörtte uyanıyorum. ‘Yine yaşıyorum’ diye bir üzüntü çöküyor üzerime. Uykuda ölebilmek, ne tatlı bir şey! Yaşamak, üzüntülü...”

Renkli, eleştirel, hırçın, içten içe kederli: Fikret Muallâ


FİLM GİBİYDİ HAYATI, ŞİMDİ GALASINI DA YAPTI
Fikret Muallâ’nın hayatını konu alan ve Metin Güngör’ün yönetmenliğini üstlendiği biyografik-drama filmi ‘Renklerde Kaybolan Hayat’ın galası da geçen günlerde Beşiktaş Belediyesi katkılarıyla, İstanbul’daki Torun Center’da yapıldı. 156 dakika uzunluğundaki yapımın oyuncu ve seslendirenleri arasında Ali Poyrazoğlu, Metin Güngör, Bora Gencer, Bülent Seyran, Selen Görgüzel Alkan, Öznur Kula, Mehmet Tokat, Tayfun Sav, Şebnem
Schaeffer ve Okan Bayülgen ile Bedri Baykam gibi tanınmış isimler bulunuyor. Sanat yönetmenliğini Hakan Vardar’ın üstlendiği çalışmada sanatçının dostu, gazeteci Hıfzı Topuz’un da anılarına yer veriliyor. Eserde bu kapsamda Muallâ ile yolları kronolojik bazda kesişen Marlene Dietrich, Pablo Picasso, Semiha Berksoy, Nâzım Hikmet, Arif Dino, Fikret Adil, Elif Naci, Hale Asaf, Avni Arbaş ve Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi figürler de adeta ‘resmi geçit’ yapıyor. Görsel efektleri ve sürpriz sanatçılarıyla dikkat çeken ve 1903 ile 1967 yılları arasındaki bir döneme ışık tutan yapımda sözgelimi, Muallâ’nın hayatındaki ve ağırlıkla İstanbul ile Paris eksenli çeşitli anı- evreleri, usta oyuncular Ali Poyrazoğlu ve Okan Bayülgen’in karakter yorumları karşımıza çıkarırken, biyografide usta ressam Bedri Baykam da şair bestekâr, Neyzen Tevfik rolünü üstleniyor.

‘Fikret Muallâ: Yalnız ve Yaralı Bir Hayat’ başlıklı sergi, 17 Mayıs’a kadar İzmir Folkart Galeri’de.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle