GeriAdvertorial Karayipler’in gurme merkezi PORTO RİKO
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Karayipler’in gurme merkezi PORTO RİKO

Karayipler’deki Porto Riko sadece tarih ve doğa keyfi sunan bir ada değil; restoranları gurmeleri mutlu etmek üzerine kurulmuş. Eğlence mekanları açısından da bölgedeki en iddialı merkezlerden. 177 kilometre uzunluğa, 56 kilometre genişliğine sahip adanın kuzey ve güneyinde geniş sahiller, ortasında ise ormanlarla kaplı dağlık bölge bulunuyor. Ülkenin sembolü “Coqui” denilen minik bir kurbağa. Vatanseverliğini anlatmak isteyenler “Ben de en az coqui kadar Porto Rikoluyum” diyor.

               

İspanyollar karaya ayak bastığında karşılaştıkları Taino yerlileri adanın gerçek halkı. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Tainolar dost canlısı barışcıl bir halkmış. Tarihlerindeki en büyük hatayı 1493 yılında Kolomb ve arkadaşlarına topraklarındaki altını gösterip “istediğinizi alabilirsiniz” demekle yapmışlar. İlk yolculuğa keşif, ikinci yolculuğa İspanya Krallığı’na sömürge sağlamak amacıyla çıkan Kolomb ve denizcilerinin gözlerindeki pırıltıyı tahmin etmek hiç de zor değil. 50 bin kişinin yaşadığı adaya Vaftizci Aziz Yahya (St. John the Baptist) anısına San Juan Bautista, altın madeninin yoğun bulunduğu yere de “zengin liman” anlamında “Porto Riko” adı verilmiş.

     KISA HABERLER
Puccini mönüsü eşliğinde garsonunuzdan Tosca
Ünlü Fransız gastronomisinin, ince müzik zevkiyle birleştiği bir restoran burası. Fransız kaz ciğeri ezmesine Mozart’ın Don Giovanni’si eşlik ediyor, sıcak çikolatalı keke Verdi’nin Rigoletto’su. Opera sahnesini çağrıştıran mekanın en büyük sürprizi müthiş sesli garsonları. Hepsi konservatuvar mezunu soprano, bariton, tenor... Masalar arasında şarkı söylerken servis yapıp müşterilerine masal gibi gece yaşatıyorlar.

Sintra’nın masal sarayı
Lizbon’a trenle 50 dakika mesafedeki Sintra, Portekiz’in gururu. Şaşırtıcı mimarisi, özel bahçesiyle Pena Sarayı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Cabo de Roca ise Avrupa kıtasının batıdaki son noktası. Sintra’dan okyanus kıyısına uzanan bölge, ormanlık vadilerle çevrili, yosun ve eğreltiotlarının yeşermesine elverişli iklimi olan, doğal bir park. Pena Sarayı, Kraliyet yazlığı olarak, bir ortaçağ manastırının üstüne yapılmış. Saray, manulin tarzın alaycı bir kopyası gibi kubbeler, kuleler, mazgallar ve renk karmaşası silsilesine sahip. Saray, park alanında bir tepenin üzerinde konumlanmış. Açık havada Lizbon’un metropollerinden bile rahatça görülüyor.

Geçen zaman sadece iki ismin yer değiştirmesine neden olmakla kalmamış, adayı İspanya için son derece önemli bir askeri liman haline getirmiş. 16’ncı yüzyıl başında köle ticaretine izin verilmiş ve sömürgeleşme başlamış. 1510’da Taino yerlileri başlarına geleni anlayıp karşı çıkmaya kalkmış. İspanyolların kendilerine dayatıldığı gibi “ölümsüz ve ilahi bir güce sahip” olmadıklarını fark etmişler. Onların isyanı, İspanyolların ise adayı Fransız ve İngilizlere karşı savunmaları 19’uncu yüzyıla kadar devam etmiş. İspanya - Amerika savaşını bitiren 1898 Paris Antlaşması ile ada Amerikan yönetimine bırakılmış. O zamandan beri Porto Riko içişlerinde bağımsız, dışişlerinde ise Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı. Nüfusu 2.7 milyon, kişibaşına düşen ulusal gelir 19 bin dolar.

SAN JUAN
490 yıllık İspanyol yapıları altın, gümüş kaplı şapeller

Porto Riko’nun başkenti, Atlas Okyanusu’nun kıyısına kurulmuş. İspanya’nın imparatorluk günlerini anımsatan binaların yanı sıra günümüzün parayı ve statüyü hatırlatan modern binalarını da görebileceğiniz bir yer burası. İspanyolların 1521 yılından itibaren gelmeye başladığı şehri gezmek için seçebileceğiniz en iyi yöntem yürümek. Yaşları yüzyıllarla ölçülen binaların hakkını vermek için yorulmaya değer. Şehirde sanatseverleri mutlu edecek müzeler var. Ülkenin en önemli müzelerinden biri kabul edilen Sanat Müzesi (www.maapr.org) ile Museo de las Americas, San Juan Müzesi önereceklerim arasında.

EL YUNQUE
Bulutların Ormanı

San Juan’a sadece 40 kilometrelik uzaklıktaki bu cenneti kaçırmayın. 11.2 bin hektarlık alana yayılan, 250 türde ağacı barındıran ormanın resmi kayıtlardaki adı Karayipler Ulusal Ormanı ama halk arasında “Bulutların Ormanı” anlamına gelen El Yunque olarak biliniyor. Misafirlere ilgi alanlarına göre birçok yürüyüş ve bisiklet yolu seçeneği sunulmuş. Ülkenin doğal ormanlık alanlarının yüzde 75’ini kaplayan El Yunque’de çok farklı hayvan türleri de yaşıyor, işin güzel tarafı avlanmak yasak. Piknik yapabilirsiniz ama kamp kurmak istiyorsanız izin almanız gerekli

PONCE
İtfaiye binası kentin sembolü

San Juan’dan 120 kilometre uzaklıktaki ülkenin ikinci büyük şehri adını Ponce de Leon’dan (ülkenin ilk İspanyol valisi) almış. Hem şirin hem de tarihi mirası çok iyi korunmuş. 17’nci yüzyıldan kalan İspanyol binaları insana çağ atlatıyor. Sadece ticaret için değil aynı zamanda turizm açısından da ülkenin en işlek limanı. Bu durumda ülkenin en temiz denizine de sahip olması bizler için oldukça şaşırtıcı bir durum. “Güneyin İncisi” lakabını taşıyan şehir ilginç müzeleriyle de dikkat çekiyor. Porto Riko Müzik Müzesi (Musoe de la Musica Puertorriquenqa), Ponce Sanat Müzesi (Museo de Arte de Ponce) ve El Museo Castillo Seralles listenizde olmalı. Müzeler sadece sergiledikleri koleksiyonlarla değil, tarihi binalarıyla da göz kamaştırıyor.

SAN GERMAN
Açık hava müzesi gibi

Porto Riko’nun ilk kurulan şehirlerinden biri. Karayoluyla Ponce’den sadece bir saat uzaklıkta. 16’ıncı yüzyıl başlarından kalma şehrin günümüzde bir açık hava müzesi olarak korunduğunu görünce darısı bizim sahip olduğumuz çok daha alımlı yerlerin başına, diye düşünüyorsunuz. Porto Riko’nun en muhteşem kiliselerinden biri Iglesia Porta Coeli (Cennetin Kapısı) görülmezse olmazlardan. Casa Morales bir mimarın evi ve hâlâ özel kullanımda. İçini gezmeniz özel izne tabi olsa da dışarıdan görüntüsü bile ruhları okşamaya yeter.

SAFFET EMRE TONGUÇ'UN YAZISININ TAMAMINI BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ

   

False