Ahmet’ten geriye bir kedi kaldı

Güncelleme Tarihi:

Ahmet’ten geriye bir kedi kaldı
Oluşturulma Tarihi: Şubat 22, 2017 21:11

Küçük Ahmet, Viranşehir’de 17 Şubat’ta patlayan bombanın kurbanı oldu. Oysa o sadece, sokak kedilerini beslemek için dışarı çıkmıştı. Viranşehir’e gittik, yüreği hayvan sevgisiyle dolu, çalışkan ve neşeli Ahmet’in hikâyesini öğrendik. Beslediği kediyi, korkunç patlamanın izi moloz yığınları arasında bulduk....

Haberin Devamı

PKK terör örgütü, Viranşehir’de 17 Şubat Cuma gecesi saat 20.37’de adliye ve emniyet mensuplarının lojmanına bombalı saldırı düzenledi. Bir araca yüklenen 1 ton bomba, uzaktan kumandayla patlatıldı. Ahmet Oktay Günak (11) ile lojman bekçisi İbrahim Kete (27) can verdi, 2’si ağır 40 kişi yaralandı.

Haberin Devamı

Saldırının üzerinden günler geçmesine rağmen, Yenişehir Mahallesi’ndenki hasarın izleri kolay silineceğe benzemiyor. Korkunç patlama nedeniyle 1 kilometrekarelik alanda tüm evlerin camları kırık. Birçok ev harabeye dönmüş. Yıkılma tehlikesi olduğu için polis kordonuna alınan lojmanların cephesine dev Türk bayrakları asılmış. İşte bu lojmanın zemin katının arka tarafında, Viranşehir Adliyesi’nde zabıt kâtipliği yapan Mustafa Günak (36) ile eşi Mukaddes (27), üç çocukları Ahmet Oktay (11), Bünyamin Eren (6), İsmail (4) ile birlikte oturuyordu. Küçük Ahmet, patlamadan kısa süre önce, lojmanın önünde beslediği kedilerden birine yemek vermek için çıktı. Patlama onu eve dönüşte yakaladı. Çöken kolonlardan birinin altında kalarak can verdi.

Haberin Devamı

Ahmet’ten geriye bir kedi kaldı

‘KEDİYE PİZZA VE SÜT VERECEKTİ’

Acılı baba Mustafa Günak, küçük Ahmet’e hayvan sevgisinin kendisinden geçtiğini anlatıyor:

“Lojman çevresinde yaşayan sokak köpekleriyle kedileri birlikte beslerdik. Ahmet’in o gece hangi kediyi beslediğini bilmiyorum. Beslediği iki kediden biri beyaz, diğeri sarı ve göğsü beyazlıydı. O akşam pizza yemiştik. Ahmet, ‘Kediye pizza kırıntılarıyla süt vereceğim’ diyerek çıktı. Bir süre sonra kulakları sağır eden bir patlama oldu. Ev temelinden sarsıldı ve kıpkırmızı bir ateş sardı etrafı. Ahmet’ime, dışarıya koştum. Baktım, merdivende sırtüstü cansız yatıyordu Ahmet’im. Karnına kolon düşmüştü. Yüzünde bir şey yoktu. Melek oğlum... Eve 10 saniye kala... (sesi titriyor). O kocaman betonu kaldırmam imkânsızdı. İçeri koştum. Kurtarmam gereken iki yavrum vardı. Ahmet eve girmiş olsaydı, yaşayacaktı. Evimiz lojmanın arka tarafındaydı çünkü.”
Ahmet’in okulu Yenişehir Ortaokulu, lojmana 200 metre uzaklıktaydı.

Haberin Devamı

Patlamanın şiddetiyle kırılan tüm camları hemen değiştirilmiş ve öğretime hiç ara verilmemiş. Ana giriş kapısı üstünde led pano kırmızı harfler akıyor: “Vurulup tertemiz alnından/Uzanmış yatıyor/ Bir hilal uğruna ya Rab/ Ne güneşler batıyor/ Şehidimiz Ahmet Oktay Gürak’ı rahmetle anıyoruz.”

Ahmet’ten geriye bir kedi kaldı

İKİ GÜL DE SOLDU

Ahmet’in sınıfına giriyoruz. Sırası karanfillerle süslü. Öğretmeni, sırasının üstündeki, kırıkları bantlarla sarılmış saksıyı işaret ediyor. “Ahmet, birkaç gün önce bu gülü getirip pencerenin kenarına koydu. Her gün ilgilenip suluyordu. O geceki patlamanın şiddetiyle saksı düşüp parçalandı. O bomba, iki gülü aynı anda soldurdu.”

Haberin Devamı

Baba Mustafa Günak, Ahmet’in yaşatmaya çalıştığı bu gülün hikayesini de şöyle anlatıyor:

“Lojmandaki hâkime hanımlardan biri, kurumak üzere bu bir saksı gülü kapının önüne bırakmıştı. Ahmet, ‘ben bunu yaşatırım’ deyip okula götürdü. Nasıl yardımsever, dost canlısıydı oğlum. Annesine ev işlerinde yardım ederdi. Sofrayı kurar, toplar, alışverişe giderdi. Oğlumuza sevgimizi gösterirdik. Her gün öperdik. Bisiklet ustasıydı, ön tekerleği kaldırarak sürerdi. Tuttuğunu koparırdı, sempatikti. Lojman kapısındaki polislerle çok iyi diyaloğu vardı. Sohbet eder, birlikte yemek pişirirlerdi. Ahmet de polis olacaktı.”

Ahmet’ten geriye bir kedi kaldı

Haberin Devamı

‘İKİ EVLADIM FEDA OLSUN’

Baba Mustafa Günak: “Gerçek olan, oğlumun artık yaşamadığı. Elimden aldılar. Devlet, millet yanımızda. Yalnız kalınca ne yapacağız, ileride nasıl olacağız bilemiyorum. İki evladımız daha var. Vatana millete feda olsun. Küçük oğlum İsmail, Ahmet’in ikizi gibi. Ağabeyine ne olduğunun farkında değil ama Eren farkında. Soruyor hep. O geceki o ses kulağımdan çıkmıyor. Viranşehirliyim, 12 yıldır Viranşehir Adliyesi’ndeyim. Dönüp dönmeyeceğimi bilmiyorum. Gidip oğlumun anılarını yaşamak istiyorum ama eşim ne yapar bilmiyorum.”

Ahmet’ten geriye bir kedi kaldı

‘ÇOCUKLARIM TRAVMADA NEREYE, KİME GÖTÜREYİM’

PatlamaYI yaşayanlar şoku henüz atlatamamış. En büyük sorun, cam temininde. O geceki patlamada binlerce pencere tuzlabuz olduğu için, Viranşehir ve çevre illerde cam kalmamış. Gaziantep ve İstanbul’dan gelecek camlar bekleniyor. Yüzlerce insan soğuk ve karanlıkla baş etme derdinde. Filiz Akyürek (49), “Ruh sağlığımız bozuldu. Saniyelerle kurtulduk. Şimdi beş kişi, pencerelerini naylonla kapattığımız bir odada yaşamaya çalışıyoruz” diyor. Fatma Demir (47) ise ağıt yakar gibi konuşuyor. 180 bin liraya aldıkları ev harabeye dönüşmüş. “Terörü lanetliyoruz. Çocuklarım travma geçiriyor. Nereye götüreyim, Kaymakamla nasıl görüşeyim?” Behiye Ekinci (58), elimizden tutup beşinci kattaki evine götürüyor. Oğlu Hasan Ekinci’yi, 1999’da Şırnak’ta PKK şehit etmiş; “Aynı teröristler bir ay önce aldığımız evi patlattılar. Kapılarımız, bahçedeki arabamız uçtu” diyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!