GeriEğitim Günlük yaşamın bir parçası: Okuma
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Günlük yaşamın bir parçası: Okuma

Günlük yaşamın bir parçası: Okuma

Okuma genellikle okulda öğrenilir ancak okul dışı ortamlar da okuma için önemlidir. Başka bir ifadeyle okuma sadece okulda öğrenilmez. Okumanın gelişimini ve başarısını etkileyen okul dışı ortamlar arasında, aile çevresi başta olmak üzere arkadaş ortamı, kütüphane ve multimedya (televizyon, bilgisayar, medya ve sosyal medya vb.) sayılabilir.

Okumanın gelişiminde, okuyucuyu çevreleyen sosyal ve kültürel ortam etkilidir. Ebeveynlerin evdeki okuma etkinlikleri, okula başlamamış çocukların okuma becerilerinin gelişimi için çok önemlidir. Araştırmalara göre bu etkinlikler ilkokul ve ortaokul düzeyinde de çocuklara yararlıdır. Ailenin çocuklara yönelik bu çalışmaları özellikle okuma motivasyonuyla başarısında kendini gösterir. Ailede okuma çalışmaları bebekliğe kadar iner. Çünkü bebekler kitaplara tahmin edilenden daha erken dönemde ilgi gösterir. Onlar bir oyuncağı nasıl keşfediyorlarsa kitapları da öyle yaparlar: Onlara bakar, onları çevirir ve çiğnerler. Parlak ve zıt renklere dikkat eder; kendisine okunanları dinlerler. Özellikle 0-6 yaşlarda beden, dil ve zihin gelişiminin çok hızlı olmasından dolayı bu dönemdeki ebeveyn desteğinin kritik değere sahip olduğu kabul edilir.
Okuma becerisinin geliştirilmesinde aile desteğinin önemli olduğunu gösteren çok sayıdaki araştırmadan yola çıkılarak pek çok ülkede aileler için okuryazarlık programları yürütülüyor. Bu programların büyük çoğunluğu ebeveynlere çocukların etkileşim kurmasının desteklenmesi üzerine çalışıyor.

OKUR, OKURU YETİŞTİRİR
Çocuklukta okuma tek başına geliştirilemez. Çünkü temel dil becerileri (okuma, dinleme, konuşma ve yazma) hem birbirleriyle yakın ilişkili ve destekleyici hem de bir bütündür. Hatta bunların tamamını etkileyen sözcük dağarcığının gelişmesinde aile ayrı bir yere sahiptir. Çünkü söz varlığı erken çocukluk döneminde dil ile ilgili becerilerin en önemli belirleyicisidir. Araştırmalara göre okul öncesinde çocuklar ne kadar çok kelimeyle muhatap olursa beyinleri de o düzeyde gelişir. Çocuklar okumadan önce dinleme ve konuşma becerisini edinir. Çünkü bebekler anne karnında beşinci aydan itibaren dışarıdan gelen sesleri dinlerler. Araştırmalara göre 3-4 günlük bir bebeğin kendisine yabancı iki kadının sesini birbirinden ayıramamasına karşın annesinin sesini diğerlerinden ayırdığı hatta ana dillerini diğer yabancı dillerden ayırt edebildiği yani tanıdığı tespit edilmiştir. Bu nedenle başta anne olmak üzere ebeveynler bebekle konuşmalı, çeşitli sesleri ve kelimeleri duymasını sağlamalıdır.

OKUMA, DİNLEMEYLE BAŞLAR
Bebekler genellikle renkli, parlak, hareketli ve sesli nesnelere ilgi duyar. Bu ilgi onlar için hazırlanmış metinsiz kitaplar ile karşılanabilir. Bu dönemde annenin yeri ayrı ve özel olduğu için onlar bebeklerine ilk aylardan itibaren ninniler söyleyip masallar anlatabilirler. Böylece anneyle bebek arasında özel bir bağ kurulur. Bu son derece değerlidir ve bunun yerini hiçbir şey alamaz. Bebeklerin ellerine önce resimli sonra yazı ve resim karışık olarak tutuşturulan kitaplarla okuma eğitiminin temeli atılabilir. 6’ncı aydan itibaren düzenli olarak kendilerine kitap okunan bebekler, kitapları diğer nesnelerden ayırmaya başlayıp “işte hikâye zamanı” sinyalini veren nesneler olarak görmeye başlarlar. Yine bu dönemlerde bebekler dokunma ve diğer duyularıyla kitabı tanırlar. Bunun için onları kitaplarla sık sık buluşturarak onlarla oynaması sağlanmalı.

24 AYDAN SONRA MERAK ARTAR
Çocuklar genelde 1 yaşından itibaren ilk kelimeleri edinmeye başlar. Peter W. Jusczyck, çeşitli araştırmalarla 7 aylık bebeklerin işittikleri kelimelerin anlamını öğrenmeden önce ses biçimlerini defalarca tekrarladıklarını ortaya koydu. Bir araştırmada bebeklerin 16’ıncı ayda 92 ile 320 kelimeyi anlayıp 10 ile 180 kadarını üretebildiği, 18 ile 24 aylar arasında ise günde 10 kelime öğrenebildiği tespit edildi. Bu dönemde çocuklar renkleri tanır ve ayırt edebilirler. Konuşmak ve yürümek gibi ilkler de bu döneme aittir. Dokunarak ve dinleyerek öğrenme bu yaş grubunun temel özelliğidir. Canlı, resimli ve kabartmalı kitaplara bakıp anlatılanları dinleyebilir, bunlara dokunmayı severler. Bu yaşın sonlarına doğru çocuk yürüyerek, tırmanarak, düşerek, dokunarak yaşadığı çevreyi tanımaya çalışan küçük bir kâşif gibidir. Daha fazla konuşur, düşünmenin ve akıl yürütmenin, öğrenmenin kışkırtıcı bilişsel alanına doğru öğrendiklerini biriktirerek tedricen ilerler. Bu yaştan sonra çocukların merakları artar, çevreye daha fazla ilgili olurlar. Ninni ve masallarla ilgili canlandırma çalışmaları yapmak –örneğin kitapta geçen kedinin, kuşun taklidini yapmak gibi- çocukların ilgisini çekebilir.

Çocuklar yürümeye başladıktan sonra etrafta öğrenilecek şeyleri emen küçük süngerler gibidir. Kelimelere, çocuk tekerlemelerine, şarkılara ve kitaplara bayılırlar. Kitapları çiğneme ve yırtma davranışları sergileseler de kitaplar onlardan asla uzaklaştırılmamalı. Çünkü bu dönem onların kitaplara bağlanacağı zamandır. Yalnız bu yaş çocuklar için seçilen kitapların özellikle estetik açıdan (dil, üslup ve resim gibi) yeterli olmasına dikkat edilmeli; okuma çalışmalarının düzenli ve eğlenceli olmasına özen gösterilmelidir.

SORU SORUP DİKKAT ÇEKİLEBİLİR
2 yaşından itibaren çocuklar bir veya birden çok kelimeli cümleler kurabilir. Kitap resimlerine bakarak “Bu ne?” diye soru sormaları başlar. Arkadaşlarıyla oyun oynayabilir, kitapta geçen olay ve kahramanlarla ilgili taklitler yapabilirler. 2 buçuk yaşından itibaren hikâye ve masallarla ilgili sorular sorup anlatmaları sağlanabilir. Dil gelişimlerinin sağlanabilmesi, kelime hazinelerinin gelişmesi ve konuşabilmeleri için çocuklara bu dönemde bol bol kitap okunması gerekir. Cevap veremese de ara sıra okunan metinle ilgili sorular sorup çocuğun dikkatleri çekilebilir. Bunlar, “Minik kedi neden gülmüş? Sen onun yerinde olsan ne yapardın?” gibi sorular olabilir.

KÜTÜPHANE OLUŞTURUN
3 yaş civarında çocuklar yeni öğrendikleri kelimeleri sürekli tekrar eder. Böylece çocuk, kelime kullanımında ustalaşarak yeni kelimeler için ön bilgi kazanır. Bu dönemde çocuklar ikiden fazla kelimeyle cümleler kurabilir, “Neden?” sorusunu daha çok sorar. Yine bu yaşta çocuklar evin ve sosyal çevrenin içinde yakınındaki insanların peşinden koşar, sorular sorar ve gördüklerini taklit eder. Bunun için onunla sık sık konuşulmalı, kelimelerin anlaşılır ve doğru telaffuz edilmesine dikkat edilmelidir. Yine bu yaştan itibaren yetişkinle çocuk arasında bir sohbet aracı olan kitabın anne ve babayla birlikte okunması, okumanın gelişimi için hayatidir. Yine bu dönemden itibaren çocukların ilgi alanlarının tespit edilmesi ve evde yeterli düzeyde kitabın olduğu bir kütüphane oluşturulması elzemdir.

HER ÇOCUK TEKERLEMELERİ SEVER
4 yaşında çocuklar çok aktiftir; daha fazla oynar, arkadaşlarıyla değişik etkinlikler yapmak ister. Öğrenme isteği bu dönemde artar, çevreye ilgisi başlar ve gitgide çoğalır. Bu yaşın sonuna doğru çocuk artık dilin aslını öğrenir. Bu dönemde çocuklar kelimeleri yanlış telaffuz edebilir. Bu durumda çocuğun hataları hemen düzeltilme yoluna gidilmemeli, doğru telaffuzlar sık sık tekrarlanmalıdır.
5 yaşında çocuğun söz varlığı iyice gelişir. Bu dönemde hemen her sağlıklı çocuk “psikolojik kekeleme” geçirebilir. Ancak bir süre sonra bu kendiliğinden düzelir. Bu dönemlerde çocuklara ninniler ve masallarla kelimelerin melodik ve ritimsel yapılarını keşfetmesi ve kelimeleri ses yoluyla tanıması sağlanabilir. Tekerlemelere hemen her çocuk ilgi duyar. Daha sonra çocukların evde erkenden deyim, atasözü, özlü söz, ikileme, taklit, benzetme, dua ve beddua gibi çeşitli zengin sözlerle karşılaşması yararlıdır. Yine bu yaşta çocuklar biraz daha sosyalleşmiş olarak çevresini sebep-sonuç ilişkisi içinde tanımaya, neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlamaya çalışır. Çevresindeki insanlarla iletişimini kendisi başlatıp sürdürebilir. Çocuklar bu yaşta şaka yapmaya başlarlar. Çocukların bu dönemde ilgi alanına giren metinler, genelde eşyaları, hayvanları, yiyecekleri ve çocukları konu edinenlerdir. Bu konulara ek olarak aile, arkadaş ve okulla ilgili olanları da severler. Nitekim bir araştırmada 5 yaşındaki çocuğun konuşma konusunun yüzde 23’ünü eşyalar, yüzde 36’sını kendisi ile ilgili şeyler ve yüzde 41’ini de başka kişiler oluşturduğu görüldü.

HER GÜN BİRLİKTE OKUYUN!
Kitap okurken oyunlardan istifade edilerek çocuğun heves ve ilgisinin devam ettirilmesi gerekir. Kitabın içeriğine yönelik sorular sorma, kitaptaki bir kişi veya olayın canlandırılması ve taklit edilmesi, kâğıt kitaplar oluşturma, dijital oyunlar vb. bu amaca hizmet edebilir. Okul öncesinde ve okulla birlikte ailenin çocuklarıyla birlikte okumayı günlük yaşamın bir parçası hâline getirmesi gerekir. Bunun için evde hemen her gün bütün aile bireylerinin iştirak ettiği bir okuma saati düzenlenebilir. Ayrıca çocukların yatmadan önce kitap okumasına/dinlemesine imkân verilmeli ve yolculuklar için kitap hazırlanmalı.

HEM OKUYUN HEM EĞLENİN!
Çocuklar okumayı öğrendikten sonra da aile desteğine ihtiyaç duyar. Araştırmalar bunun çocuklar için etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu dönemde ebeveynlerin ilk yapmaları gereken şey öğretmenlerle iş birliği yapmaktır. Daha sonra ne kadar isteksiz olurlarsa olsunlar, onların mutlaka sevecekleri bir kitap olduğuna inanmakla işe başlamak gerekir. Bunun için yapılması gereken çocuğun ilgi alanını/sevdiği konuları tespit etmektir. Bu iş için ilgi anketlerinden yararlanılabilir. Yine ebeveynlerin evde kitaplık / kütüphane oluşturması son derece etkilidir. Bu imkânı olmayanlar kütüphanelerden yararlanabilirler. Son olarak hangi düzeyde olursa olsun çocuklarla birlikte eğlenceli okuma etkinlikleri asla ihmal edilmemelidir. Çünkü bir araştırmaya göre bu tür oyunlu okumaların ebeveynlerin çocukların okuduklarını dinlemesinden 2 kat, onların çocuklarına okumasından 6 kat daha etkili olduğu görüldü.

PROF. DR. ALİ FUAT ARICI KİMDİR?
Erzurum Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimini Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesinde tamamladı. MEB bünyesinde 10 yıl öğretmen olarak çalıştı. Atatürk Üniversitesi’nde Türkçe Eğitimi üzerine yüksek lisans ve doktora yaptı. Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünde görev yaptı. ABD / Ohio Kent State Üniversitesi’nde araştırmalar yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi’ne geçti. Okuma Eğitimi, Masalın Sesi, Çocuk Edebiyatında Türler (S. Ungan ile birlikte), Yazılı Anlatım El Kitabı (S. Ungan ile birlikte) ile Çocuk Edebiyatı ve Kültürü adlı kitapları yazdı. Dr. Lütfi Sezen’e Armağan, Millî Eğitim Üzerine Yazılar, İdeal Türk: Eğitimde İdeal İnsan ve Millîlik Arayışları ve Büyük Eğitimciler adlı kitapların editörlüğünü yaptı. Yurtiçi ve yurtdışı kongrelerde bildiriler sundu, ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri yayımlandı. Hâlen Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü öğretim üyesidir. Kurucusu olduğu Türkiye Eğitim Dergisi ile Yıldız Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nin editörlüğünü yapıyor.

False