Otomobillerin olmadığı bir şehir mi hayal ediyorsunuz? Yapılmışı var!

Otomobillerin olmadığı bir şehir mi hayal ediyorsunuz Yapılmışı var

Avrupa'nın dört bir yanında şehirler, önemli merkezlerini özel araçların girişine kapatıp yayalara ve bisikletlere özgürlük sağlamak için adımlar atıyor. Bu fikri 10 yıl önce hayata geçirmiş ve çok başarılı olmuş bir örnek de var üstelik. Hem de Avrupa'nın göbeğinde, hem de bir başkent: Ljubljana

Haberin Devamı

Trafik Mumbai'den Bogota'ya Moskova'dan Manila'ya dünyanın dört bir yanında kentlerin en büyük sorunlarından. Özellikle büyük şehirlerde trafiğin yol açtığı problemler listesine her gün bir yenisi ekleniyor.

Yolda geçirdiğimiz zaman her geçen gün uzuyor, araçlarda kullanılan fosil yakıtların ve çıkan atıkların çevreye verdiği zarar günden güne artıyor, hatta yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre sürekli trafik gürültüsü Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların bile kapısını aralıyor.

"PARİS NEFES ALIYOR"

Bütün bunlar bir araya gelince, büyük şehirlerde araç sayısını azaltma girişimleri peş peşe geliyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde, şehirlerin trafikten arındırılması için çok sayıda adım atılıyor. Örneğin 19 Eylül günü, Fransa'nın başkentinin sakinleri 'Paris respire sans voiture' (Paris araçlar olmadan nefes alıyor) girişimi kapsamında bir kez daha araçlarını garajda bırakıp yaya olarak sokaklara döküldü.

Yedi yıldır düzenlenmekte olan 'Paris respire sans voiture' gününde, Place de L'Etoile ve Avenue des Champs-Elysées sabah 11 ile akşam 18 saatleri arasında trafiğe kapatılıyor, Paris halkı da buralarda dilediği gibi yürümenin ve bisiklete binmenin keyfini çıkarıyor.

Haberin Devamı

Paris Belediyesi, 2022 yılı itibarıyla trafiğin sınırlandırıldığı bölgeler oluşturmayı, araçsız pazar günü uygulamasını kalıcı hale getirmeyi, sadece bölge sakinlerine, taksi şoförlerine ve ticari araçlara giriş izni verecek bir modeli yürürlüğe koymayı planlıyor.

Yeni düzenlemeler kapsamında nüfusun geri kalanı da bir yerden bir yere gitmek için bisiklet, e-scooter ya da toplu taşıma seçeneklerinden birini kullanabilecek veyahut en kolayını yapıp yürüyecek.

ParisParis

İSPANYA'DA BİR ŞEHİR ÖNCÜ OLDU

Ancak yukarıda da dediğimiz gibi trafiksiz şehir için adımlar atan tek yerel yönetim Paris belediyesi değil. Örneğin İspanya'da Galiçya'nın güneybatısında bulunan Pontevedra şehri, hem tarihi bölgelerini hem de şehir merkezini yayalaştırmaya 1999 yılında başladı. 2011'de Pontevedra, 'Metrominuto' (İspanyolca 'metredakika') adı verilen şematik haritayı yayımlayarak dünyada bir ilk oldu.

Metrominuto ilk bakışta standart bir transit haritası gibi görünüyor ama aslında turistlere ve yerli halka, ziyaret yerleri arasını yürüyerek kaç dakikada alabileceklerini gösteriyor. Bu sayede insanlar araçlarına binmektense şehri yürüyerek gezmeye yönlendiriliyor. Pontevedra'nın bu modeli daha sonra Poznan, Toulouse ve Zaragoza gibi başka Avrupa şehirleri tarafından da benimsendi.

Haberin Devamı
PontevedraPontevedra

9 YILDA "KITANIN EN YEŞİLİ" HALİNE GELDİ

Ancak bunlar nispeten küçük örnekler. Avrupa'nın göbeğinde bir başkent, uzun süredir trafiksiz hayatı deneyimliyor ve elde edilen sonuçlar oldukça umut verici. O şehir Slovenya'nın başkenti Ljubljana...

2007 yılında 'Vision 2025' (Vizyon 2025) isimli programla daha yeşil, daha temiz ve daha sürdürülebilir bir şehir için harekete geçen Ljubljanalı yetkililer, yakın geleceğe dair planlarının başka Avrupa şehirleri tarafından da benimsenmesi hedefiyle yola çıktı.

Haberin Devamı

'Vision 2025'in en temel önerisi, şehir merkezinin trafikten arındırılması yoluyla çevresel anlamda sorumluluk sahibi bir metropol yaratmaktı. Yayalaştırma çalışmaları, bisiklet yolu ağının genişletilmesi ve toplu taşıma imkânlarının da artırılmasıyla desteklendi. Bölgede gürültü kirliliği ve gaz emisyonlarında gözle görülür düşüşler yaşandı ve 2016 yılında Avrupa Komisyonu, Ljubljana'yı kıtanın en yeşil başkenti ilan etti.

LjubljanaLjubljana

KARŞI ÇIKANLAR DA OLDU AMA…

Elbette bu planın tüm Slovenyalıların desteğini aldığını söylemek mümkün değil. Yayalaştırmanın şehir üzerindeki etkilerine dair çok sayıda makalesi bulunan akademisyen Sasa Poljak Istenic, Vice'a yaptığı açıklamada, "Birçok protesto yaşandı" diye konuştu.

Haberin Devamı

Istenic, "Şehir merkezinde yaşayan vatandaşlar, bu değişimler nedeniyle evlerine ulaşmanın imkânsız olacağını düşünüyordu. Konu üzerine birçok tartışmalar yaşandı ama dönemin Belediye Başkanı Zoran Jankovic, geri adım atmadı. Zamanla şehir sakinleri de değişimlere ayak uydurdu ve yeni rutinler benimsemeye başladı. Otomobillerinden vazgeçip bisiklet ya da toplu taşıma kullanmaya başladılar" dedi.

EN İŞLEK CADDE OTURMA ODASI MI OLACAK?

'Vision 2025'i hayata geçiren ekip için en büyük zorluklardan biri Ljubljana'nın turistik bölgesinin kalbinden geçen bir karayolu olan Slovenska Cesta'ydı.

Haberin Devamı

Bu yol trafiğin akışını sağlayan bir ana arter olmasının yanı sıra 1993 yılında kültürel ve ulusal mirasın parçası bir anıt olarak koruma altına alınmış ve şehrin günlük hayatının önemli bir parçası haline gelmişti.

Istenic, "Belediye Başkanı şehrin en işlek caddesini oturma odası gibi bir şeye çevirmeyi teklif ediyor gibiydi" dedi.

Kavalirler ücretsiz ve elektrikliKavalir'ler ücretsiz ve elektrikli

'SÜVARİ'LER YARDIMA GELDİ

Bu sorun karşısında da elektrikli araç çözümü geliştirildi. Klasik sürdürülebilirlik projelerinin ve bisiklet ya da diğer eski tip ulaşım araçlarının yanı sıra, Ljubljana şehri "Kavalir" (Süvari) adı verilen küçük elektrikli araçlarla tanıştı.

Bunların kullanımı ücretsizdi ve maksimum hızları bile oldukça düşük olduğundan yayaları rahatsız etmeleri söz konusu değildi. Ljubljana'nın nüfusunun 300 binin altında olduğu da düşünüldüğünde, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda Kavalir aracı şehir için fazlasıyla yeterliydi.

"10 YIL OLDU VE ESKİYİ TAHAYYÜL BİLE EDEMİYORUZ"

Şehrin bir kısmının özel araçlara kapatılması başlangıçta soru işaretleriyle karşılandı. Projeyi eleştirenler, araç yokluğunun daha temiz, daha düzenli ama özünü kaybetmiş ve gittikçe daha "soylulaştırılmış" bir şehir merkezine yol açtığını söylese de Istenic, "Uygulama başlayalı 10 yıl oldu ve şu an hiçbirimiz araçların şehir merkezine geri döndüğünü tahayyül bile edemiyoruz" yorumunu yaptı.

Bununla birlikte Istenic'in Ljubljana'yı örnek almak isteyen diğer şehirlerin yetkililerine de bir uyarıda bulundu: "Planların ne olduğunu ve neden böyle bir konunun gündeme geldiğini vatandaşlarınıza çok iyi anlatmalısınız. İnsanlar değişim konusunda başlangıçta oldukça tereddütlü oluyor ama olumlu yanlarını bilmek, durumu kabul etmeyi kolaylaştırıyor."

LjubljanaLjubljana

İNSANLAR İÇİN DAHA FAZLA ALAN AÇILDI

Istenic ayrıca 2016'da aldıkları en yeşil başkent ödülünün de gösterdiği üzere, 'Vizyon 2025' sayesinde hem yerel halk hem de turistler için keyifli bir ortam oluştuğunu, herkes için sosyalleşmek ve hatta spor yapabilmek için biraz daha fazla alan açıldığını belirtti.

Istenic, "Kısacası Ljubljana'daki yaşam standartları yükseldi. Bu noktaya gelmek cesaret ve sağduyu gerektiriyordu ama nihayetinde doğru kararlar alındı" ifadelerini kullandı.

AVRUPA'NIN EN BÜYÜĞÜ OLACAK

Ljubljana'nın bu başarısını tekrarlamak isteyen bir diğer başkent de Berlin. 'Berlin Autofrei' (Otomobilsiz Berlin) isimli bir vatandaş girişimi geçtiğimiz günlerde bir yayalaştırma planı için 50 binden fazla imza toplandığını geçtiğimiz günlerde kamuoyuna duyurdu.

Teklif kapsamında 'S-Bahn ring' hattının içinde kalan 88 kilometrekarelik alanda özel araçların kullanılmasının yasaklanması hedefleniyor. Eğer bu girişim hayata geçirilebilirse söz konusu alan, dünyanın en geniş trafiksiz şehir bölgesi olacak.

Ticari araçlar ya da fiziksel engelleri nedeniyle motorlu taşıt kullanmak zorunda olanlar ile ambulans, itfaiye gibi acil durum araçları yasaktan muaf olacak. Diğer herkes ise yılda maksimum 12 kez olmak üzere kiraladıkları araçlarla bu alana girebilecek. Böylece örneğin taşınma vb. işler aksamamış olacak.

S-Bahn Kreuzbergde yerin üstünden geçiyorS-Bahn Kreuzberg'de yerin üstünden geçiyor

ELEKTRİKLİ ARAÇLAR DA ÇÖZÜM DEĞİL ÇÜNKÜ…

Kampanyanın sözcülerinden Nik Kaestner, Guardian'a yaptığı açıklamada, "Neden kesin bir yasak yerine elektrikli araçlar tercih edilmesin?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Federal hükümetin ulaştırma emisyon hedeflerini yakalayabilmemiz için ülkedeki araçların aşağı yukarı yarısının elektrikli olması gerek. Böyle bir şey olamayacağı aşikar. Şu an Almanya genelindeki araçların sadece yüzde 1,3'ü elektrikli. Yani tek çözüm trafiği azaltmak, sadece araç modeli değiştirmek yeterli değil."

Manuel Wiemann ise araçların lastiklerinin de çevre kirliliğinde pay sahibi olduğunu belirterek, "Elektrikli ya da dizel fark etmiyor. Otomobiller çok fazla alan kaplıyor ve insan hayatını gereksiz yere tehlikeye atıyor" ifadelerini kullandı.

TREN HATTINDA İNSANLAR ZATEN ARAÇ KULLANMIYOR

Berlin yerel parlamentosunun 2014 yılında hazırlattığı bir rapor bu konuda ilginç veriler ortaya koydu. Rapora göre, şehirde trafik alanının yüzde 58'i araçlara ayrılmış durumda ancak yolculukların sadece üçte biri otomobille yapılıyor. S-Bahn ring alanının içine baktığımızda bu oran yüzde 17'ye kadar düşüyor.

Bisikletler ise trafik alanının yüzde 3'ünü kaplarken tüm yolculukların yüzde 15'i S-Bahn ring içindeki yolculukların ise yüzde 18'i bisikletle yapılıyor.

Park halindeki araçlar şehrin 17 kilometrekaresini kaplıyor. Avrupa'nın en bisiklet dostu şehirlerinde bile araçların kapladığı alan bisikletlerin 20 katı civarında. Trafik kazalarındaki ölümlerin dörtte üçü de yayaların ya da bisikletlilerin başına geliyor.

Berlinde sabah trafiğiBerlin'de sabah trafiği

HEDEF 170 BİN İMZA

Kampanyanın yürütücüleri sonucun başarılı olacağından neredeyse emin. Almanya anayasasında bulunan "halk referandumu" maddesini işleten 'Berlin Autofrei' girişimcilerinin sürecin ikinci safhasında 170 bin imza toplaması gerekiyor.

İlk aşamada toplanan 50 bin 333 imzanın güven verdiği yetkililer, bu sayıya da kolayca ulaşacaklarını düşünüyor. Eğer yeterli imza toplanmasına rağmen hükümet yasayı uygulamaya koymayı reddederse, konu referanduma gidecek.

YÜZDE 91 "OTOMOBİLSİZ DAHA MUTLU OLURUM" DEDİ

Kaestner, "Federal Çevre Bakanlığı'nın yakın zamanda yaptığı bir araştırmada insanların yüzde 91'i otomobilsiz daha mutlu olacaklarını söyledi. Dahası Berlin'de yaşayan bireylerin sadece üçte biri bir kişisel araç sahibi" dedi. Yine de otomatik bir 'evet' çıkmasını beklemediklerini belirten Kaesler, "her kritik seçimde olduğu gibi burada da tabanın hareketlendirilmesinin önemli olduğunu" ifade etti.

Daha önce Berlin'i daha bisiklet dostu bir şehir haline getirmeyi amaçlayan bir referandum girişimi, oylamaya gitmeye gerek kalmadan ikinci aşamada yasalaşmıştı. 'Berlin Autofrei'ın da benzer bir sonuca ulaşması mümkün. Eylül ayındaki seçimlerde Berlin'deki oy oranını yüzde 18,9 artıran Yeşiller Partisi'nin kurulacak koalisyonda oynayacağı rol de süreci hızlandırma ihtimaline sahip.

Otomobillerin olmadığı bir şehir mi hayal ediyorsunuz Yapılmışı var

Grafik: Harun Elibol

Haberle ilgili daha fazlası: