Sen kov, Türkiye alsın öyle mi?

Sen kov, Türkiye alsın öyle mi

Cenevre Mülteci Sözleşmesi bundan 70 yıl önce 28 Temmuz 1951 tarihinde imzalandı. Bu sözleşmede, “1 Ocak 1951’den önce meydana gelen olaylar sonucunda ve ırkı, dini, tabiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen; yahut tabiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen her şahsa uygulanacaktır” denildi.

Haberin Devamı

Sen kov, Türkiye alsın öyle mi
“Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme” adı verilen Cenevre Sözleşmesi aynı tarihte Türkiye tarafından da imzalanmış ve 1961 yılında hayata geçirilmiştir.
Resmi verilere göre o dönemde Türkiye’de 1500 civarında mülteci yaşıyor.
Dünyanın çeşitli kesimlerinde yaşanan savaşlar, iç savaşlar, darbeler, dışlamalar, ayrımcılıklar, ırkçılık nedeniyle vatanlarını terk edip başka ülkelere iltica etmek ve sığınmak zorunda kalan insanların sayısı daha sonraki yıllarda sistematik olarak artış gösterdi.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) verilerine göre, 2020 yılında sığınmacı sayısı 26.4 milyona ulaştı.
Kendi ülkeleri içinde yerlerinden edilenlerin sayısı 48 milyonu, mülteci sayısı da 4.1 milyonu buldu.
UNHCR’ın verilerine göre, Almanya’da 1 milyon 455 bin, Fransa’da 510 bin, İsviçre’de 281 bin, İspanya’da 254 bin, Yunanistan’da 186 bin, Avusturya’da 162 bin mülteci yaşıyor.
Türkiye ise 3 milyon 579 bin sığınmacı ile ilk sırada yer alıyor.
Lübnan’da 916 bin, Ürdün’de 693 bin sığınmacı yaşıyor.
2020 yılında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde çoğu Suriyeli ve Afganistanlı, Iraklı olmak üzere 472 bin kişi iltica başvurusunda bulundu.
Başvuruların 122 bini Alman, 85 bini Fransız, 44 bini İtalyan makamlara yapıldı.
Bu yılın ilk yarısında 81 bin 285 kişi Almanya’da iltica başvurusunda bulundu.
Avusturya’da 2020 yılında 14 bin 720, bu yılın ilk yarısında da 8 bin 387 kişi iltica başvurusunda bulundu.
Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Cenevre Sözleşmesi’nin günümüzde de mültecilerin korunması için en önemli uluslararası belge olmaya devam ettiğini söyledi.
Maas, “Mülteci Sözleşmesi, çığır açan bir öneme sahiptir. Milyonlarca insanın İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında katlanmak zorunda kaldığı ölçülemez acılar karşısında ortaya çıktı. Açık hedef, bunların bir daha asla yaşanmasına izin vermemekti. Cenevre Mülteci Sözleşmesi bugün halen vazgeçilmezdir. Ne de olsa şu anda 82 milyondan fazla insan mülteci veya yerinden edilmiş durumda. Bu, Almanya’nın nüfusuna eşdeğerdir” dedi.
Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz ise 2015 yılında da olduğu Avusturya’nın kapılarının, daha doğrusu AB kapılarının sığınmacılara tamamen kapatılmasını istiyor.
Kurz, Avusturya ve Macaristan’ın, hayatta kalabilmek için ölümü bile göze alarak yollara düşen Suriyeli ve Afgan sığınmacılara 2015 yılında kapılarını tamamen kapattığını, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ise ‘Wir schaffen das’ (Üstesinden geliriz-Beceririz) diyerek Almanya’nın kapılarını sonuna kadar açarak Avrupa’nın onurunu kurtardığını unutmuş gözüküyor.
Hatta Avusturya’da iltica başvurusunda bulunan Afganları, yıllardır iç savaş yaşanan Afganistan’a sınır dışı etmeyi sürdüreceklerini bile söylüyor.
Yani insanları ölüme göndermek istiyor.
Sebastian Kurz, “Afganistan’ın sorununu 2015’te olduğu gibi insanları kitleler halinde Almanya ve Avusturya’ya alarak çözemeyiz. Sahadaki durumu iyileştirmeliyiz. İnsanlar kaçmak zorunda kalırsa, bence komşu ülkeler, Türkiye veya Afganistan’ın güvenli bölgeleri, insanların Almanya, Avusturya veya İsveç’e gelmesinden kesinlikle daha doğru yerdir” görüşünü savunuyor.
Yani çok açık bir biçimde, yıllardır çektiği ve yalnız bırakıldığı yetmiyormuş gibi, Avrupa’nın sığınmacı yükünü Türkiye’nin çekmesini istiyor.
İşte bunu duyunca da insanın aklından “Sevsinler seni ve senin gibileri Sebastian Kurz. Sen kov, Türkiye alsın öyle mi?” demek geçiyor.