Seni sabahları sıcak yorganın altından çıkaran şey ne?

2dk okuma

73. sayımızın Bakış sayfasında İkigai'ye el attık.

Haberin Devamı

İkigai, adından da anlaşıldığı gibi Japonca bir terim. “İki” hayat, yaşam anlamına geliyor. “gai” ise etki, yarar, sebep gibi anlamlar taşıyor. İkisi bir araya geldiğinde oluşan ikigai de, varoluş sebebini, yani sabahları seni yataktan kaldıran şeyi temsil ediyor. İkigaisini bulamayan bir insan amaçsız ve mutsuz hissedip kendindeki sorunu aramaya koyuluyor.

 

Sabahları kalkma nedeni de yanlış anlaşılmasın, bu “Sabah 9’da vize var” ya da “Köpeği gezdirmem lazım” gibi bir şey değil elbette. “Whatsapp’ta ne yazmışlar” ya da “Instagram’a bakayım” da değil. Hayattaki amaçların, hedeflerin, başarmak istediklerin ve olmak istediğin şey ile ilgili.

 

Aslında çok basit. Bu konsept dört elemente ayrılıyor. Bu dört bölümden biri eksik olursa, hayatta da eksiklik hissediyorsun.

 

 -Neyi seviyorsun?

Haberin Devamı

-Neyi yapmakta iyisin?

-Dünyanın ya da insanlığın buna ihtiyacı var mı?

 -Ne yaparak para kazanıyorsun?

 

Diyelim ki, sevmediğin bir iş yapıyorsun ama kazancın iyi, bu işte başarılısın ve yaptığın işin net bir faydası da var. Mesela belki iyi bir doktorsun, iyi kazanıyorsun, yaptığın şey insanları iyileştiriyor ama bu sevdiğin şey değil. Bu durumda, kendini rahat; ama boşlukta hissediyorsun.

 

Yaptığın işte çok iyisin. Ne bileyim, belki müthiş bir reklamcısın ve imza attığın projeler rekor başarılara ulaşıyor. İşini seviyorsun ama dünyanın buna ihtiyacı olmadığını, yani evrene net bir faydan olmadığını hissediyorsun. Bu da seni adını koyamadığın bir depresyona sürüklüyor ve içten içe işe yaramazlık hissi taşıyorsun.

 

Tutkunun ve iyi olduğun şeyin peşinden giden bir ressam ya da müzisyensin. Sanatın insanlara iyi geliyor, görüyorsun. Maalesef ki, doğru düzgün kazanamıyorsun. Bu sefer de her şey tamam ama yaşamak için gerekli gelire sahip değilsin.

 

Son olarak, iyi olmadığın şeyi yaptığında da belirsizlik hissi seni yiyip bitiriyor. Bir yerlerde aksaklık çıkacağına dair gizli bir korku sana eşlik ediyor.

 

Bir de bu elementlerin ikili birleşimlerinin de anlamları var tabii:

 

Tutku: Sevdiğin ve yapmakta iyi olduğun şey
Misyon: Sevdiğin ve dünyaya fayda sağladığın şey

Uzmanlık: İyi olduğun ve para kazandığın şey

Haberin Devamı

Uğraş: Para kazandığın ve fayda sağladığın şey

 

Tüm bu soruları cevapladığında, hepsinin ortak noktası ise, ikigain oluyor. “Aslında çok basit” dedim ama farkındayım, bir o kadar da karışık. Hayat Norveç’teki gibi ilerlemiyor, her gün kontrolün dışında ve hayatını etkileyen onlarca şey oluyor. Dolar arada inip genelde çıkıyor, haberlere matematiğinin yetmediği tutarda paralar konu oluyor, tanımadığın insanlar tanıdığın sokaklarda hayatını kaybediyor, izlediğin tüm dramalar yaşananların yanında “hiç” kalıyor. Bu durumda, fayda sağladığın, sevdiğin, iyi olduğun ve para kazanabildiğin şeyi bulmak lüks kalıyor. Yine de unutma ki, aslında bu lüks değil, hayatın ta kendisi ve uzun sürse de kendini “tam” hissetmek her şeye değer. Ne istediğini bulunca, gerçekleşmesi yolunda plan yapmak bile insana kendini mükemmel hissettiriyor.

Ne de olsa birçok insanın işi, bazı insanların kariyeri, çok az insanınsa ikigaisi oluyor.

Haberin Devamı

 

Yazan: Yeşer Sarıyıldız

Haberle ilgili daha fazlası: